Jandarma ve Sahil Güvenlik, İçişleri Bakanlığı'na bağlanacak

İşte Davutoğlu'nun açıklamasından satırbaşları:

Biz Amasya’da şehirlerimiz üzerinde konuşurken birileri Diyarbakır’ı, Mardin’i, Van’ı, Siirt’i kana bulamakla meşguldüler. İşte aramızdaki fark bu. Bizler şehir kuran kültürel mirası kurmak için çalışıyoruz. Birileri de ortak yaşam alanını yok etmekle meşguller. Bizler ırk, dil, meslek ayrımı gözetmeden bütün şehirlerimizin her kökenden gelenekten gelen vatandaşlarımızın karşılıklı saygı içinde yaşadıkları çoğulcu şehirler kurmaya çalışıyoruz. Birileri ise şurası Kürt şehri şurası, Türk şehri gibi ayrımlarla şehirlerimizi bölmeye çalışıyorlar.

Basra Şii, Musul Sünni demeye başladılar, devlet de ülke de bölünme sürecine girdi. Türkiye’de bütün şehirler mesleki tanımla tanımlanamazlar. Her bir şehir bizden aziz hatıralar barındırır. Ecdattan yadigardır. Ne gerekiyorsa her türlü tedbiri alırız.

Amasya’dan çok güzel hatıralarla ayrıldık. Dünde Bakanlar Kurulu toplantımız öncesinde YÖK’ü ziyaret ettim, Kapsamlı brifing aldım ve özellikle yeni devreye sokulan akademik arşiv projesiyle ilgili bilgilendirmede bulundu arkadaşlarımız. Üniversitelerimizin milli ve evrensel birikimiyle ilgili kanaatlerimi paylaştım. Önümüzdeki dönemde ülkemiz yükselen güç haline gelecekse bunun anahtar kavramı eğitimdir, eğitimdir. Bizler küreselleşmenin getirdiği araçları en iyi şekilde kullanarak üniversitelerimizi gerçek ilim merkezine çevirmekte kararlıyız.

ŞİDDET VE VANDALİZM

Kobani bahane edilerek yapılan şiddet ve vandalizmden sonra çözüm süreciyle ilgili kararlılığımızı ifade etmek istiyorum. Akil İnsanlar Heyeti, geçen yıl bu sürece vicdanlarıyla birikimleriyle katkıda bulunan kişilerden oluşuyor. Gerçek bir fikir harmanı oluşturuyor. Ben kendileriyle buluşmaktan memnuniyet duydum. Her birini hiçbir zaman sınırlaması koymadan dikkatlice dinledim. Eleştiri yapanlar oldu, onların eleştirilerini not ettim. Çözüm önerileri teklif edenler oldu, hepsini dinledim. Sonunda da kendi kanaatlerimi açık şekilde ifade ettim. Bir kez daha kendilerine teşekkür ediyorum.

MİLLİ, YERLİ VE ÖZGÜN

Gerek basın toplantısında, basına açık kısımda, gerek toplantı esnasında vurguladığım hususu paylaşmak istiyorum. Çözüm süreci bu milletin kendi dinamikleri içinde oluşmuş milli, yerli ve özgün bir projedir ve sonuna kadar korunacaktır. Millidir çünkü bu topraklarda Malazgirt’ten bu yana oluşan harmanı barındırır. Yerlidir çünkü inisiyatif hükümetimizden gelmiştir. Ve hep yerli aktörler süreçte değerlendirilmiştir. Farklı siyasi görüşlere sahip olsalar da hepsi yerli aktörler olarak katıldılar. Bizim için özgündür, çünkü daha önce başka ülkelerde denenmiş modellerden farklı unsurları barındırmaktadır.

Bu süreç başarılı olduğunda Türkiye’nin ayağındaki prangalardan kurtulmak mümkün olacağı gibi, bütün vatandaşlarımız da tam bir özgürlük alanına kavuşacaklar.

GÖRDÜĞÜMÜZ TEHLİKEDEN KORKMAYIZ BİZ

Bu çerçevede çözüm sürecini biz konjonktürle kaygılarla başlatmadığımız gibi, konjonktürel krizlerle de bitirmeyiz. Çözüm süreci başlarken bu sürecin zorlu olacağını içerden ve dışardan bu milletin Türklerin Kürtlerin omuz omuza vermesinden rahatsız olanlar bunları provoke etmeye çalışacağını biliyorduk. Gördüğümüz ve bildiğimiz tehlikeden korkmayız biz. Provokasyonlara da boyun eğmeyeceğiz. Formülü şuradadır bu hedefin, ortak akıl önemli ama en önemlisi ortak vicdanı geliştirmek. Ortak eylem ortak söylem olmaz. Bütün partilere, STK’lara kanaat önderlerine sesleniyorum. Sesinizi yükseltin. Vandalizme karşı sesinizi yükseltin. Dostluğun ve milli birliğin yanında sesinizi yükseltin.

TEMELDE İKİ SİYASİ EĞİLİM VAR

Bugün baktığınızda bir çok siyasi parti var. Ama temelde iki siyasi eğilim var gördüğümüz. Son olaylar açık şekilde ortaya koydu. Bir tek tipçi, baasçı, dayatmacı siyasi akım. İkincisi de demokratik çoğulculuğu benimsemiş her bir vatandaşına saygıyla bakan, empatiyle yaklaşan akım. Birincisinin temsilcileri belli, maskeleri düştü.

CHP VE HDP PROVOKASYONA ÇANAK TUTTULAR

Farklılıklara tahammül edemeyen tek partici zihniyetini bugüne taşıyan bir CHP bir HDP var. Birlikte Türkiye’deki şehirlerin yanmasına sebep olacak provokasyona çanak tuttular. Biz hiçbir tekçi yaklaşıma izin vermeyeceğiz. Şehirlerimiz sokaklarımız köylerimiz aşiretlerimiz obalarımız ailelerimiz evlilik üzerinden en yakın akrabalıklarımız her bir farklılığı barındıracak şekilde muhafaza edecekler. Bu mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız.

ATIF DA HÜSEYİN DE VANDALİZMİN KURBANI OLDULAR

Onlar için kendilerinden olmayanın hayat hakkı yoktur. Bu olaylarda 40’a yaklaştı kayıplarımız. Ama sembol iki üç katledilen vatandaşımızdan bahsetmek istiyorum. Şehit olan Atıf Şahin’in evini ziyaret ettim. Tam bir metanetle karşıladılar bütün bu olayları. Hiçbir polis emniyet görevlisinin dilinde nefret dili duymadım ben. Gidin de şunları cezalandırın diye bir tabir duymadım. Aksine mütevekkil ve gayet vakur bir duruşla vatan sağ olsun, milletimizin arasına fitne girmesine izin vermeyin dediler. İşte bizim kültürümüz bu. Şehit edilen Atıf da Hüseyin de bu vandalizmin kurbanı oldular, 16 yaşındaki Yasin Börü de. O genç kardeşimiz, Kurban etini fakirlere dağıtmak istenirken üçüncü kattan atılarak başı taşla ezilerek şehit oldu. Türktüler, Kürttüler, Amasyalılardı, onlar bu zalimlerin karşısında her biri bir Hazreti Hüseyin’dir. Amasyalı Hüseyin bir kerbela şehidi gibi dayanışma içindeyken şehit edildi, Yasin fakirlere yardım etmek isterken şehit edildi. Allah onlara rahmet eylesin. Ama bu toprakları kerbela’ya çevirmek isteyenlere bir daha izin vermeyeceğiz. Katillere bu topraklarda yer olmayacak. Bunu böyle bilmeleri lazım.

Bizim için onların tavrının aksine her can azizdir, her insan korunması gereken kutsal bir emanettir. İnsanın hayatı özgürlüğü onuru nesli aklı malı canı emniyet altındadır. Bizim kadim kültürümüzde bu temel haklar evrensel hukukta da tekrar edilmiştir.

ÖZGÜRLÜK-GÜVENLİK DENGESİ

İşte biz bu açıdan baktığımızda özgürlük güvenlik dengesi dedik. özgürlük güvenlik uyumu. İki taraflı denge değil, uyum mantığıyla yaklaşıyoruz. Kobani olaylarından sonra ülkemizin her bir yanından gelen seslere cevap verecek paketi hazır hale getirdik. Dikkat ediniz öyle bir ayrım yaşandı ki, sokağa çıkın çağrısı yapanlar dahi bu vandalizmi savunamaz hale geldiler. Madem ki bu manzaraları, o manzaraları çıkarmak için provokatif tweet atanlar dahi savunamıyorlar, getireceğimiz tedbirler için objektif yaklaşsınlar. Ön yargıyla yaklaşmasınlar. Siyasi istismar malzemesi yapmasınlar. Reformlar bir tarafdan özel hayatın mahremiyetini korumaya, insan hak ve özgürlüklerinin tahkim edilmesine yönelik reformlardır. Diğer taraftan elektronik ticaret güvenliğinden iş güvenliğine kadar, uyuşturucuyla mücadeleden terörle mücadeleye kadar bu güven ortamını zedeleyeceklere karşı alınacak tedbirler var.

birincisi, içişleri bakanlığımızla yaptığımız değerlendirmelerle, vatandaşlarımızın günlük hayatlarını kolaylaştırıcı bir adım adımlar atmaya karar verdik. Bunlar, doğum evlenme boşanma ve ölüm gibi hallerde, nüfus müdürlüklerine gitme zarureti ortadan kaldırılacak. En yakınımızı kaybederiz, cenaze hazırlıklarıyla uğraşırken, kağıt almaya çalışırız. Bizim devletimiz vatandaşına güvenmelidir. Bu çerçevede nüfus müdürlüklerine gitmeden bildirimle sağlanacak.

İkincisi, isim ve soy isimlerle ilgili mahkeme kararı artık olmayacak. İsim zati bir şeydir. Kişinin kendisinin seçmesinin en doğal hakkı olduğu bir husustur. Kimse izin alma zorunluluğunda olmayacak. Bu zati hak vatandaşlarımıza verilecek, vatandaşlarımız mahkemeye gitmeden tek bir dilekçeyle ben şu soyadını değil bu soyadını kullanmak istiyorum diyecek. Hiçbir mahkeme süreci olmayacak. Ben kendi kızımı kaydederken nüfus memuru hatırlıyorum, annemin adı, bunu kaydedemem demişti sene 88. Arapça bu isim demiştim. Baktım adı mahmut, bu isim nece dedim. Ama ikna etmek 15-20 dakikayı buldu. Artık kimse çocuğuna vereceği isim konusunda, soyadı değişikliği isteniyorsa, kullanıldığında yüzü kızaran soy adları var, tek bir dilekçeyle değiştirme hakkı vereceğiz.

yine nüfus kayıt örneği ikametgah e-devlet üzerinden verilecek.

Pasaport ve sürücü belgeleri bunlar nihayette seyahat belgesidir. Bunlar emniyet genel müdürlüğünün işi değildir. Pasaport alacak olan bundan sonra nüfus işleri genel müdürlüğne gidecek. Böylece sanki pasaportla yurtdışına çıkan her vatandaş potansiyel suçluymuş gibi gidip emniyet kapılarında beklemeyecek. Bu da çok temel bir değişikliktir. Bir zihniyet değişimini yansıtır.

İçişleri bakanlığının yeniden yapılandırılması… aldığım brifingten sonra bakanlıklarımızın yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç var. önümüzdeki yeni türkiye inşa edilirken kurumlarımızın kendilerini muhasebeden geçirmeleri gerekiyor. Bütün kurumlarımıza bu talimatı verdim. Bizzat da gidip herkesi dinleyeceğim. Reform yapılması gerekiyorsa o reformları yapacağız. Bunu diyanet’te de YÖK’te de yaptım. Bundan sonra bizim her şeyi şeffaf şekilde tartışacak ülkemizin geleceğini ve demokrasimizin tahkim edilmesini teminat altına almamız lazım.

Emniyet genel müdürlüğünün etkinliğini ve esnekliğini güçlendirecek tedbirler alacağız. Emniyet genel müdürlüğü’nün kendi kurumsal yapısı içinde piramit bozulması olduğunu gözledik. Bunu düzelteceğiz. İhtiyaçlar karşılanacak. Ama biraz sonra üzerinde durduğum gibi her bir güvenlik mensubumuz da demokratik hukuk devleti kuralları içinde hareket etmeye yönlendirilecekler, güvenlik kültürü haline gelecek. Salt fiziki güçle ilgili bir husus değil.

Bu çerçevede çok önemli bir adım atıyoruz, devrim. Jandarma ve sahil güvenlik komutanlıklarımızın atamalarının doğrudan içişlerine bağlanmasıdır. Şimdiye kadar, içişlerina bağlı olmakla birlikte TSK içinde düzenlemeler yapılıyordu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.