Legal - illegal tartışması! MECLİS Mİ SAVCILIK MI?
 Bir suç işlendiğinde şüphelilerin bir kısmının genel yargılama usulüne, bir kısmının ise özel yargılama usulüne tabi olması durumunda nasıl bir yöntem takip edileceği önemlidir. Bu bağlamda öncelikle yargılama merciinin neresi olacağı konusu iredelenecek, daha sonra meclis soruşturmasının hukuki mahiyetinin ne olduğu konusu açıklığa kavuşturulacaktır.

Konu kamuoyunda 17 Aralık soruşturması olarak bilinen örnek üzerinden ele alınacaktır. İstanbul C.Başsavclığının 2012/120653 sayılı soruşturma dosyasında genel soruşturma usulüne tabi bir kısım şüphelilerle birlikte yukarıda belirtilen özel soruşturma usulüne tabi bir kısım şahılar (eski bakanlar Zafer Çağlayan,Muammer Güler,Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar) yer almış ve bunlar hakkında , iddia edilen eylemlerin gerçekleştiği tarih itibarıyla bakan olarak görev yaptıklarından bahisle iddia edilen eylemlerin soruşturularak maddi gerçeğin araştılması amacıyla 05/05/2014 tarihli ve 1059 sayılı TBMM kararı ile Meclis Soruşturma Komisyonu(9/8 Esas sayılılı) oluşturulmuş ve bu karar 09/05/2014 sayılı RG de yayımlanmıştır.

Bilindiği üzere soruşturma komisyonları  Başbakan ve bakanlar hakkında, görevleriyle ilgili işlerden dolayı işlendiği iddia edilen ve cezai sorumluluğu gerektiren eylemlerinin soruşturularak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için kurulur ve Anayasanın 100 üncü TBMM İçtüzüğünün 109 ila 112 inci maddeleri ile diğer hükümleri ve Ceza Muhakemesi Kanunun hükümleri çerevesinde görev yapar.

Sözü edilen meclis soruşturması yukarıda belirtilen İstanbul Cumhuriyet Savcılığının yürüttüğü 2012/120653soruşturma  dosyasındaki bir kısım şüphelilerin sıfatı nedeniyle TBMM gönderildiğinden;her iki soruşturma dosyası arasında  fiili ve hukuki bağlantı olduğu açıktır. Bu durumda yerleşmiş yargısal içtihatları e doktirindeki  hakim görüş dikkate alındığında bu şahıslar hakkında dava açılması durumunda dosyaların birleştirilerek görülmesi gerekir.CMK nın 8 vd maddeleri gereğince  farklı mahkemelerin görevine giren bağlatılı suçlar hakkında  yargılama yetkisi yüksek görevli olan Anayasa Mahkesine ait olacaktır.

Böyle bir durumda yargılama hukuku ilkeleri gözetildiğinde bu soruşturmalarda öncelikle TBMM'nin nihai kararının beklenmesi  ve sonucuna göre de mahalli savcılığın karar vermesi gerekirdi.

Meclis soruşturmasının hukuki mahiyetine gelince, doktirinde bu konudaki görüşlerin hemen hepsi komisyon işlemlerini ceza muhakemesi kurumlarını referans alınarak açıklamaya çalışmışlardır. (meclis soruşturmasının hukuki niteliğini açıklayan çeşitli görüşler konusunda detaylı bilgi için bkz.İ. Halil Tavas,Meclis Soruşturmasında  Hukuki Nitelik Sorunu,Yasama Sayı 3 Aralık 2006) Bu bağlamda meclis soruşturması 5271 sayılı CMK'nın soruşturma evresi kapasamında kalan işlemler olarak tanımlanabilir.

Diğer yandan TBMM İçtüzüğünün 107 vd.  maddeleri incelendiğinde  soruşturma Komisyonunun kurulması, çalışma usulü ve yetkileri konusunda Ceza Muhakemesi Kanunu müeseselerine açıkca atıf yapılmaktadır. Bu durumda soruşturma önergesinin verilmesiyle başlayan süreçte,  İçtüzüğün 109. maddesine göre "soruşturma komisyonunun" kurulmasına karar verilmesi üzerine  CMK'da tanımlanan suç şüphesinin öğrenilmesinden, iddianamenin kabulune kadar geçen "soruşturma evresi" resmen ve fiilen başlayacaktır.

Bu bağlamda söz konusu olay nedeniyle CMK'nın 160 vd maddeleri uyarınca mahalli Cumhuriyet savcılığnca işin gerçeğini araştırmak amacıyla soruşturma açılması işlemi ile aynı olay nedeniyle sadece şüphelilerin sıfatı nedeniyle gönderilen fezleke üzerine TBMM tarafından iddiaların ciddi bulunarak işin gerçeğini araştırılması amacıyla kurulan "9/8 Esas sayılı Meclis Soruşturma Komisyonu"nın kurulmasından sonra yürütülen işlemlerin hukuki niteliği aynıdir. 

Çünkü Cumhuriyet savcısının görevi CMK da düzenlen soruşturma işlemleri yürütmek olup CMK'nin 160 nci maddesinde "işin maddi gerçeğini araştırmak"şeklinde ifade edilmektedir. Meclis Soruşurma Komisyonun görevi de  benzer mahiyette olup, söz konusu raporda bu husus iddia edilen eylemlerlerin soruşturularak "maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla meclis soruşturlması açılması talep edildiği ifade edilmekte (Bkz 9/8 Esas Numaralı Rapor, sayfa9) ve  yine sözü edilen komisyonnun Raporda Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri çerçevesinde görev yaptığı husuları ayrıca vurgulanmaktadır.(Bkz 9/8 Esas Numaralı Rapor, sayfa 20) 

Bu nedenle komisyon tarafından yürütülen tüm işlemlerinin hukuki açıdan Cumhuriyet savcılıklarının soruşturma işlemleri ile aynı mahiyetinde olduğu açıkça söyleyebiliriz.

Bu durumda mahalli Cumhuriyet savcılığının yürüttüğü soruşturma işlemleri ile TBMM "Soruşturma Komisyonunun"faaliyetlerinin  amaç, kapsam, yöntem ve yasal dayanakları bakımından  aynı mahiyette olması karşısında  sözü edilen soruşturmayı yürüten adli kolluk görevlileri ile yargı mensuplarına  bu eylemleri nedeniyle herhangi suç isnad edimesi  açıkca hukuki dayanaktan yoksundur. Çünkü Meclis Soruşturma Komisyonunun kurulması kararı ile Cumhuriyet savcısının soruşturma işlemleri onaylanmakta ve kendisi de hukuki olarak aynı suç şüphesi altında  bir soruşturma yapmaktadır. Bu soruşturma TBMM Genel Kurul tarafından herhangi bir karar verilinceye kadar da açık kalacaktır. Şayet soruşturmayı yapan savcı ve kolluk görevleri hakkında herhangi bir suç isnadı yapılacaksa bu isnad, aynı suç şüphesi kaygısını taşıyan ve aynı ceza soruşturması işlemlerini yürüten ve başlatan TBMM üyelerini de kapsamalıdır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.