Lokman Ayva'dan AYM'ye 'oy' başvurusu
Kendisi de görme engeli olan Lokman Ayva, konuyla ilgili dilekçesini AYM’ye gönderilmek üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdi. İstanbul Adalet Sarayı önünde açıklama yapan Ayva, yaklaşık 25 senedir oy kullandığını söyledi. Türkiye’de görme engellilerin tek başına oy kullanamadığını kaydeden Ayva, “Şimdiye kadar kendi başıma oy kullanamadım. Binlerce, yüzbinlerce görme engelli arkadaşım da kendi başına oy kullanamıyor.” dedi.

 Bunun demokratik anlamda ciddi bir eksikliğe yol açtığını ifade eden Ayva, “Diyelim ki ben x partiye oy vermek istiyorum. Ama bana yardım eden kişinin o partiye oy verdiğinden asla emin olamıyorum. Bu çok önemli bir dezavantaj. İkincisi bir kişi benim birisiyle oy kullanmaya girdiğimi bildiği için ‘gel ben sana yardım edeyim’ diyor. Eğer ben o kişiye muhtaçsam onunla beraber girmek zorunda kalıyorum. Bu çok önemli bir dezavantajdır.” diye konuştu.

 Memnun olduğu yönetimleri devam ettirebilmek veya memnun olmadığı yönetimleri değiştirebilmek için demokratik hakkını kullanmak istediğini kaydeden Ayva, “Şu anda anayasada olmasına rağmen seçim kanununda çok ciddi bir dezavantaj var. Anayasada gizli, serbest ve bireysel demesine rağmen, kanun diyorki ‘görme engelliler için gizli olmaz, yanında birisiyle mutlaka girmek zorunda.’ Böyle bir demokrasi, insan hakları olabilir mi? Gizli, serbest ve bireysel bir şekilde hakkımı kullanabilmem lazım.” ifadelerini kullandı.

Bu konuda dünyada değişik yöntemler bulunduğunu belirten Ayva, şöyle devam etti: “Türkiye hangisini isterse onu kullanabilir veya yenisini geliştirebilir. Ama bu kanun olduğu sürece ne YSK ne de başka müessese yeni bir yöntem koyamıyor. Kanun illaki yanında birisiyle girmek zorunda diyor, yani başka bir çözüme izin vermiyor. Bu da insan hakları itibariyle hakkımı kullanmama engel oluyor. Yönetimin de değişik yöntemler geliştirmesine engel oluyor. YSK ilk defa gözüme bu kadar masum göründü. Yani YSK’yı da bağlayan bir kanun var. Anayasanın da ilgili maddesine bu hüküm aykırı. Ben de anayasaya başvurarak ben gizli, bireysel ve serbest bir şekilde irademi yönetime yansıtmak istiyorum, demokrasiyi sonuna kadar kullanmak istiyorum. İnsan hakları olarak memnun olduğum yönetimi devam ettirmek, olmadığımı da değiştirmek istiyorum.” Buna benzer bir kararın CHP’nin itirazında verildiğini kaydeden Ayva, o kararı da başvuru dilekçesine gerekçe olarak eklediğini söyledi.

 Ayva, dilekçesinde 298 sayılı seçimlerin temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkında kanunun 93. maddesinin Anayasa'ya uyarlanmaması durumunda iradelerinin doğru yansımaması tehlikesinin bulunduğunu belirtti. Ayva, ‘birleşik oy pusulasının atılması ve işaretleme’ başlıklı 93. maddedeki ‘körler, felçliler veya bu gibi bedeni sakatlıkları açıkça belli olanlar, bu seçim çevresi olan akrabalarından birinin, akrabası yoksa diğer herhangi bir seçmenin yardımı ile oy kullanabilir’ hükmünün iptal edilip YSK’nın çağdaş bir yöntem uygulaması için gereğinin yapılmasını talep etti.

AYM İPTAL EDERSE 2015 SEÇİMLERİ BARAJSIZ YAPILACAK

 TOBB Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Hasan Tunç, Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru sonucu gündeme aldığı yüzde 10 seçim barajı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Anayasa Mahkemesi (AYM), 'hak ihlali var' gerekçesiyle Milletvekili Seçimi Kanununun 33. Maddesinin ilk fıkrasındaki ‘ülke barajı yüzde 10’dur’ ifadesini iptal ederse 2015 seçimlerinin barajsız yapılmak zorunda olduğunu belirtti. Tunç, "Mahkeme, ilgili kanunu iptal etmez ilgili daire 'hak ihlali var' veya 'yok' dese bile seçim barajlı yapılır. İlgili daire 'hak ihlali var' derse çok farklı siyasi tartışmalar doğar, 'hak ihlali yok' derse zaten sorun yoktur mevcut düzen olduğu gibi devam eder. Anayasa Mahkemesi kararları gerekçesi yazılıp Resmi Gazete'de yayımlandığı an tüm kişi ve kurumları bağlar. Bu nedenle o andan itibaren geçerli olmak ve o andan sonra yapılacak seçimlerde uygulanmak zorundadır." dedi.

 Bireysel başvuru hakkının Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki yer aldığını ve bir hak iddiası için kullanıldığını belirten Tunç, "Anayasa Mahkemesi'nin önüne gelen bir haktır. Bölümlerde bu önce öngörü şartı, başvurunun kabul edilebilirlik şartları açısından incelenir. Anlaşılan o ki bu kabul edilebilirlik şartları aşılmış. İlgili daire bölüm adına hareket eden 5 hakimle ilgili bu 3 siyasi parti BBP, SP ve DSP yaptığı başvuruyu bir hak ihlali, kamu gücünün, kanunun uygulanmasından kaynaklı kanundan değil, bir hak ihlali olduğu kanaatine varmış veya hak ihlali iddiasının incelenebileceği kanaatine varmış, konuyu esas açısından inceleme aşamasına getirmiş." diye konuştu.

 Esas açısından inceleme aşamasına gelindiğini belirten Tunç, "Yüzde 10 seçim barajını belirleyen temel kural Milletvekili Seçimi Kanununu 33. Maddesinin ilk fıkrasıdır. Ülke barajı yüzde 10’dur tarzındaki milletvekili kanunundaki hükümdür. Bu hükmün Anayasa'ya aykırılığı şüphesine ilgili daire veya daireler kurulu konuyu görüşmüş. Anayasa'ya aykırılık şüphesini gidermek üzere mahkeme sıfatıyla hareket eden o daire veya daireler kurulu konuyu Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'na iletmiş. Yani bizim itiraz yolu, somut norm denetimi dediğimiz anayasa yargısındaki uygulama çerçevesinde; 'ben bu hak ihlaline ilişkin yapacağım yargılamada uygulamakla yükümlü olduğum kanun Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatindeyim. Bu aykırılık öncelikle giderilsin, ben bunu bir ön mesele, bekletici mesele yapıyorum ey genel kurul yani ey Anayasa Mahkemesi senin asli görevin olan Anayasa'ya uygunluk denetimi kapsamında benim bu şüphemi gider' demiş, konuyu genel kurula iletmiş." şeklinde konuştu.

ANAYASA MAHKEMESİ'NİN 5 AYLIK SÜRESİ VAR

 Anayasa Başkanı Haşim Kılıç’ın açıklamalarından genel kurulun henüz Anayasa'ya aykırılık iddiası ile ilgili dairenin ciddi bulup ilettiği bu konudaki başvurusunu henüz incelemediğinin anlaşıldığını anlatan Tunç, "Şu an genel kurulun gerçekleştirmeye çalıştığı inceleme zannediyorum bu konuya yönelik olan. Yani Anayasa'ya aykırılık iddiası incelenmeli mi incelenmemeli mi? İncelenmeli derse burada aykırılığın ciddi bulunduğuna dair kendisine yöneltilen başvurunun Anayasa'ya uygun olduğu kanaatine varırsa mahkeme makamı olarak Anayasa Mahkemesi o zaman aykırılığı inceleyecek. Bunu genel kurul yapmak zorunda. Ki genel kurul anayasamıza göre en az 12 en fazla 17 üyeden oluşur. Başkan başkanlığında toplanır. Bu kurul öncelikle Anayasa'ya aykırılık sorunu şüphesini giderecek ondan sonra Milletvekili Seçimi Kanunu'ndaki yüzde 10 barajı Anayasa'ya aykırıdır veya değildir dendikten sonra ilgili daire veya daireler kurulu bu sefer o üç siyasi partinin tüzel kişiliği olarak yaptığı başvuru gereğince hak ihlali olup olmadığı konusunu esastan inceleyecek. Bizim anayasamıza göre bu tür konularda önüne gelen işlerde Anayasa Mahkemesi'nin 5 ay bu konuyu çözüp çözmediğini ilgili mahkeme bekler, o 5 ay sonra yürürlükteki kanuna göre mevcut önündeki uyuşmazlığı çözmekle yükümlüdür. Bu 5 aylık süre içerisinde Anayasa Mahkemesi kararını verirse yani Anayasa Mahkemesi genel kurulu derse ki Milletvekili Seçimi Kanununun 33. Maddesindeki yüzde 10 barajı Anayasa'ya aykırıdır derse ilgili daire ona göre hak ihlali konusunu görüşür. Değildir derse ona göre görüşür. Aykırıdır demesi halinde hak ihlali vardır kanaati de ortaya çıkarsa bir kere zaten aykırıdır dediği an mevcut Milletvekili Seçimi Kanunu'ndaki yüzde 10 baraj düzenlemesi nihayete erer. Yani artık hukuk sistemimizden tamamen kaldırılmış anlamına gelecektir." değerlendirmesinde bulundu.

1995’DE ALINAN KARAR SEÇİME 2 AY KALA UYGULANDI

 Anayasa Mahkemesi kararlarının gerekçesi yazılıp Resmi Gazete'de yayımlandığı an tüm kişi ve kurumları bağlayacağını, bu nedenle o andan itibaren geçerli olmak ve o andan sonra yapılacak seçimlerde uygulanmak zorunda olduğunu vurgulayan Tunç, sözlerine şöyle devam etti: "1995 dönemindeki başvuruda Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar, o karardan sonraki ilk seçimden kısa bir süre sonra, zannediyorum bir iki aylık süre sonra yapılan seçimde uygulanmıştı. Çünkü Anayasamızın 153. Maddesi bu konuda amir hüküm ortaya kor, Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete'de gerekçeli yayımlandığı an tüm kişi ve kurumlar açısından bağlayıcıdır ve uygulanmak zorundadır. Uygulamak zorundasınız. Anayasa Mahkemesi 'yok kardeşim bu yüzde 10 barajı Anayasa'ya aykırı değil yani Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 33. Maddesinin ilgili fıkrasını ben iptal etmiyorum', ilgili daire veya daireler kurulu o zaman burada bir hak ihlali var mı yok mu o incelemeyi yapacak. Hak ihlali var derse şimdi hak ihlali var ve yüzde 10 barajı orada duruyor kanun olarak, milletvekili seçimleri o kanun orada durduğu sürece o kanuna göre yapılmak zorunda kalacak."

"KORKUNÇ BİR SİYASİ KAOS DOĞABİLİR, BARAJI GEÇEMEYEN PARTİLER MALİ TALEPLERDE BULUNABİLİR"

 Kanunun uygulanmasından hak ihlali doğduğuna dair o daire veya daireler kurulu kararı gereğince kesin hüküm ortaya konduğunda seçilmeyen, baraj altında kalan bütün siyasi partilerin başvuru yapabileceğini anlatan Tunç, olacaklar hakkında şunları söyledi: "Bu sefer o seçimlerin hukuki olmadığı veya hak ihlaline yol açan bir uygulama yönüyle bir sürü başvuru yapacak. Korkunç bir siyasi kaos doğmuş olacak. Geçtiğimiz yıllarda Fransa'da böyle bir değişiklik olduğunda, barajlarda bir inme olduğunda bu konu ile alakalı benzer bir uyuşmazlık söz konusu olmuş ve ilgililerin bu yöndeki talebini yargı organı haklı bulmuş ve 'bunların zararlarını devlet tazmin etmek zorundadır' demişti. Yani Fransa örneğinden hareketle bu konuyu değerlendirdiğimizde bizim hukuk açımızdan da o zaman o seçime giren bütün adaylar, bütün yüzde 10’u aşamamış siyasi partiler en azından yapmış oldukları birtakım masrafları veya 'milletvekili olacaktım elde edeceğim şu kadar maaş olacaktı' vs. gibi birtakım mali taleplerde bulunma imkanı veya hakkı elde etmiş olacaklar. O da hem seçimlerin hukukiliği yönünde korkunç bir siyasi kaosa ve tartışmaya yok açacak hem de bu anlamda önemli miktarlarda tazminata hükmedilmesini gerektirecektir. Bu durum ortaya çıkacak. Bu yönüyle olaya bakıldığında her şeyden önce Anayasa Mahkemesi'nin aykırılık ile ilgili kararını bekleyip sonrası safahatta verilecek hak ihlaline ilişkin değerlendirmesini birlikte ele alıp konuyu ona göre net bir biçimde yorumlamak doğru olur."

 Tunç, eğer Anayasa Mahkemesi, Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 33. Maddesinin ilgili fıkrasını iptal ederse 'hak ihlali var' veya 'yok' derse 2015 seçimlerinin barajsız yapılmak zorunda olduğunu vurguladı. Tunç, iptal etmez, ilgili daire 'hak ihlali var' veya 'yok' derse barajlı yapılacağını; 'hak ihlali var' derse çok farklı siyasi tartışmaların doğacağını, 'yok' derse zaten sorun olmayacağını, mevcut düzenin olduğu gibi devam edeceğini sözlerine ekledi.

 (CİHAN)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.