Muhalefet liderlerinden Hükümet'e sert tepki

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Buradan TBMM Başkanına açık çağrıda bulunuyorum: Sorunun çözüm adresi hükümet değildir. Hükümet bu sorunu çözmekte acizdir. Bu sorunu çözemez bu hükümet. TBMM'nin bu soruna el koyup derhal bir komisyon oluşturması ve çözüm önerileri üretmesi gerekiyor'' dedi.

Kılıçdaroğlu, düzenlediği basın toplantısında, CHP olarak her zaman, her dönem teröre karşı çıktıklarını, terörün bir insanlık suçu olduğunu, terörle bir sonucun elde edilemeyeceğini defalarca ifade ettiklerini söyledi.

Terörün hiçbir zaman meşruiyetinin olmadığını da yine gerek kendisinin, gerek parti sözcülerinin, gerekse geçmişteki CHP yetkililerinin defalarca dile getirdiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

''Aslında çok üzgünüz. Böyle bir günde basın toplantısı yapmayı hiç, ama hiç aklımızın ucundan bile geçirmezdik. Ama az önce Sayın Başbakan televizyonlara çıkıp bir konuşma yaptı. Bir başbakanın, 9 yıldır bu ülkede başbakanlık yapan bir kişinin sorumluluğu devletin ve siyasetin başka kurumlarında aramaması gerektiğini artık öğrenmesi lazım. Sorumluluğun kime ait olduğunu artık bilmesi lazım. Kendisi muhalefet partisinin lideri değil, muhalefet partisinin başkanı değil, bu ülkeyi yönetiyor. Sorumluluk kendi omuzlarında. Bu bilince varmamasını, bir muhalefet partisi lideriymiş gibi konuşmasını anlamakta çok zorluk çekiyoruz.

Sayın Başbakan terörden şikayetçi. Sanki kendisi çözüm üreten makamda değil de başka bir makamda oturuyor. Ve terörden şikayetçi, ama Sayın Başbakan durup durduk yerde muhalefetten de şikayet etmeye başladı. Bizden de şikayetçi. Neymiş? Efendim CHP, muhalefet partileri terör konusunda hiçbir çözüm önermiyorlarmış. En son Sayın Loğoğlu parlamentoda yaptığı konuşmada 6 madde halinde terörle mücadele konusunda görüşlerimizi söyledi. Defalarca ben görüşleri ifade ettim, defalarca konuştuk. Çözüm üreten makamın siyaset kurumu olması gerektiğini söyledik. Siyaset kurumu çözüm üretecek ki teröre karşı daha ciddi, daha tutarlı bir mücadele yapalım.''

-''Biz söyledik, biz dinledik''-

Siyaset kurumunun çözüm üretirken toplumsal desteği de sağlaması gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, ''Ama herkes duydu, bir kişi duymuyor. O da Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Merak ediyorum, muhalefetin sözüne niçin kulaklarını tıkıyor? Biz söyledik, biz dinledik. CHP söyledi, CHP dinledi'' dedi.

Çözüm önerilerini iktidar partisinin dinlemeyebileceğini, ''sizin getirdiğiniz çözümler yetersizdir'' diyebileceğini, bunu da saygıyla karşılayacaklarını dile getiren Kemal Kılıçdaroğlu, ''Ama biz iktidara açık bir çek daha verdik. 'Ulusal bütünlük içinde getireceğiniz her çözüme CHP olarak destek vereceğiz' dedik. Çünkü ben bu sözü Ankara'da oturan binbaşı şehidin babasına söz olarak verdim. Balıkesir'de elini öptüğüm şehit annesine söz olarak verdim'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Ama hiçbir öneri gelmiyor, sadece eleştiri geliyor. Buradan TBMM Başkanına açık çağrıda bulunuyorum: Sorunun çözüm adresi hükümet değildir. Hükümet bu sorunu çözmekte acizdir. Bu sorunu çözemez bu hükümet. TBMM'nin bu soruna el koyup derhal bir komisyon oluşturması ve çözüm önerileri üretmesi gerekiyor. Parlamentonun geleneğinde bu var. Biz anayasa konusunda komisyon kuruyoruz da terör konusunda niye kurmuyoruz? Terör konusunda da biraraya gelmeliyiz. Sağduyuyu, ortak aklı egemen kılmalıyız. Çözümlerimizi üretmeliyiz. Hepimiz düşünüyoruz, hepimiz ülkemizi seviyoruz, insanımızı seviyoruz, teröre karşı ortak cephe oluşturmuşuz, ortak bir paydamız var teröre karşı, niye biraraya gelmiyoruz?''

TBMM Başkanının milletvekillerini, grupları bir şekilde harekete geçirmesi gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Meclis, bu soruna kesinlikle el koymalıdır. Bunu şunun için söylüyorum: 9 yıldır iktidardalar. Yeni iktidara gelseler diyeceğiz ki 'durun daha yeni geldiler, eleştirmeyelim'. Terör konusunda hükümeti eleştirmede en duyarlı olan partiyiz. Bu konuda bütün duyarlılıklarımızı sergiledik. Hükümetin bu konuda önüne hiçbir engel koymadık.''

İstediklerinin sadece hükümetin çözüm üreterek parlamentoya getirmesi olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Dünyanın sağlıklı çalışan demokrasilerinde, hukukun üstünlüğünün olduğu demokrasilerde, insana saygının olduğu demokrasilerde bu konumda olan bir hükümet istifa seçeneğini düşünür. Son 2 günde 34 güvenlik görevlimizi şehit verdik. Bunların sorumlusunu aramayacak mıyız? 'Kim bunların sorumlusu' diye sormayacak mıyız? Bu soruyu sormazsak soruna sağlıklı çözümler üretemeyiz. Önce sorunu masaya koyacağız, sorumlusunu masaya koyacağız. İktidarsın sen, iktidar geliyor, halka şikayet ediyor. Senin varlık nedenin ne orada? Sorunları çözmek değil mi? Sorunları çözmeyip sadece şikayet eden bir siyasal anlayış olur mu? Böyle bir anlayışı şiddetle reddediyoruz. O açıdan diyorum, normal, sağlıklı çalışan demokrasilerde bu kadar şehidin verildiği, terörün bu kadar azgınlaştığı, ülkenin kan gölüne döndüğü bir ortamda sağduyulu bir hükümet istifa seçeneğini de düşünür.''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Hayatımda ilk kez 35 şehidin verildiği bir sürecin sonunda bir başbakanın televizyonlara çıkıp çaresizliğini dile getirdiğini gördüm. Bu açıdan TBMM Başkanı'nı göreve davet ediyoruz. TBMM bu soruna el koymalıdır'' dedi.

Kılıçdaroğlu, Hakkari'deki terör saldırısını değerlendirdikleri olağanüstü Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, terör nedeniyle bugüne kadar hayatlarını kaybeden tüm şehitleri Türkiye Cumhuriyeti'nin onuru olarak nitelendirerek, onlara Allah'tan rahmet diledi.

Bu tür söylemlerin şehit yakınlarını, şehitlerin anne ve babalarını tatmin etmeyeceğini de ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Sorun başsağlığı dilemek değil. Sorun, var olan köklü bir sorunu çözmektir. Eğer çözüm getiriyorsanız, çözüyorsanız siyaset kurumu olarak görevinizi yerine getiriyorsunuz'' diye konuştu.

''Hayatımda ilk kez 35 şehidin verildiği bir sürecin sonunda bir başbakanın televizyonlara çıkıp çaresizliğini dile getirdiğini gördüm'' diyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Çözümsüz bir noktada sayın Başbakan. Bu açıdan TBMM Başkanı'nı göreve davet ediyoruz. TBMM bu soruna el koymalıdır. Sorumlular bellidir. Türkiye'yi bu noktaya getirenler bellidir. Sorumlu iktidardır. Sorumlu iktidarın başındaki Recep Tayyip Erdoğan'dır. Birbirimizi kandırmayalım. Doğruları konuşacağız, doğruları söyleyeceğiz. Biz iktidarda olsaydık biz sorumlu olurduk. Onlar iktidardalar, onlar sorumlular. Ucuz tartışmaların içine girmiyoruz. Daha sağlıklı, daha tutarlı, öz güveni olan bir iktidar istiyoruz. Bu iktidar artık çözüm üreten bir iktidar olmaktan çıkmıştır, sorun üreten bir iktidar konumuna gelmiştir. Bunu da açık yüreklilikle ifade ediyorum.''

Herkese sağduyulu olma çağrısında bulunan Kılıçdaroğlu, ''Biz ayrıştıran değil birleştiren konumda olmalıyız. Doğuda, batıda, güneyde, kuzeyde yaşayan bütün yurttaşlarımla kenetlenelim, bir arada olalım, umudumuzu asla ve asla yitirmeyelim'' diye konuştu.

-''Çözümlerimize kulak tıkamasınlar''-

Türkiye'nin en karanlık günlerinde bile çözüm üreten bir ülke olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''Yeter ki çözüm üretenler iktidar olsunlar. Ama çözüm üretmeyip ülkeyi karanlığa götürenler, eğer o makamlarda daha uzun süre kalırlarsa bunun bedelini bu ülkenin yoksul insanları ödeyecektir. Hepimiz ödüyoruz. Şehitlerimiz, ateş düştüğü yeri yakıyor ama hepimiz üzülüyoruz, hepimizin içi kan ağlıyor. Kolay mı böyle bir günde konuşmak? Kolay değil. Ama bir Başbakan'ı televizyonda görünce, şikayet eder konumda kendisini konumlandırınca doğrusunu isterseniz isyan etmemek mümkün değil. Çözüm üreteceksiniz, varlık nedeniniz budur sizin. Çözüm değil sorun üreten bir hükümet olur mu? Eleştirmeyeceğiz, nasıl eleştirmeyeceğiz? Bu kadar şehidin olduğu bir yerde biz iktidara alkış mı tutalım, sessiz mi kalalım? O açıdan işimiz zor, ama çözümsüz değil. Çözümlerimiz var. Bizim çözümlerimize kulak tıkamasınlar. Eğer bizim çözümlerimizi beğenmiyorlarsa kendi çözümlerini getirsinler.''

Gittiği yerlerde vatandaşların kendisine ''Niçin terörü önleme konusunda AKP'nin çözümlerine destek vermiyorsunuz'' diye sorduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Bir yurttaşıma şunu söyledim; 'Siz çözüm önerisini biliyor musunuz', 'Bilmiyorum', Biz de bilmiyoruz. Siz biliyorsanız anlatın belki biz de öğreniriz.' Kimse bilmiyor. O açıdan bütün yurttaşlarımın şunu bilmesini isterim; Çözüme varız, çözümü kim getirirse desteklemeye de varız. Her çözümün mutlaka sorunu yüzde 100 çözecek diye bir sonucu olmayabilir. Ama önemli olan çözüm konusunda bir iradeyi ortaya koymaktır. Var olan iktidar bu iradeyi ortaya koymaktan uzak bir iktidardır.''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Bu kadar şehidin verildiği bir yerde Sayın Başbakanın parlamentoya gidip, parlamentoya bilgi vermesi lazım. Gerekirse kapalı oturum yapar, kapalı oturumda bilgi verir'' dedi.

Kılıçdaroğlu, Hakkari'deki terör saldırısını değerlendirdikleri olağanüstü Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın TBMM'de bilgi vereceği hatırlatılarak, yeterli bulup bulmadıklarını sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, ''Bu kadar şehidin verildiği bir yerde Sayın Başbakanın parlamentoya gidip, parlamentoya bilgi vermesi lazım. Parlamentoya saygısı olan bir başbakan, bunu yapar. Sorumlu kimdir? Başbakandır. Başbakan, bilgi vermekten korkuyor, parlamentoya gitmekten korkuyor. Parlamentoya gidecek ve bilgi verecek. Gerekirse kapalı oturum yapar, kapalı oturumda bilgi verir'' dedi.

-''Sorunun çözüm merkezi olarak TBMM'yi görüyoruz''-

Kılıçdaroğlu, ''olağanüstü hal'' gibi önerilerin seslendirilmeye başlandığı belirtilerek görüşünün sorulmasına karşılık da sorunun çözüm merkezi olarak TBMM'yi gördüklerini vurguladı.

TBMM'de, bütün partilerden belli sayıda görevlendirilecek milletvekillerinin bir araya gelerek, sorunun çözümünde ''çok ciddi çabalar harcayacağına inandıklarını'' kaydeden Kılıçdaroğlu, ''Eğer bunu yapabilirsek, ortak aklı egemen kılarsak, ki kılarız bu konuda ben hiçbir endişe duymuyorum. 550 milletvekili de yurtsever insanlardır, otururlar masaya bu sorunu çözmek için çaba harcarlar ve güzel çözümler üretirler'' diye konuştu.

Sorunun varlık nedeninin ''siyaset kurumunun üzerine düşen görevi yapmaması'' olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, dünyanın her yerinde sağlıklı çözümlerin siyaset kurumunca üretildiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, ''Siyaset kurumu çekilmiş bir köşeye herhangi bir çözüm üretmiyor, sadece şikayet ediyor. Siyaset kurumu derken burada iktidarı kastediyorum. Bizim çözümlerimiz var, o çözümleri defalarca dile getirdik ama iktidar herhangi bir çözüm, şu ana kadar üretmiş ve getirmiş değil'' dedi.

-''BDP'nin daha fazla net söylemler geliştirmesi gerekiyor''-

Barış ve Demokrasi Partisi'nin (BDP) tavrını nasıl değerlendirdiğine yönelik soru üzerine Kılıçdaroğlu, ''BDP'nin, terörü lanetleme konusunda daha fazla net söylemler geliştirmesi gerekiyor. Bir Türkiye partisi olması için, bölgenin dar alanından çıkıp, bütün Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına seslenmesi lazım, terörü ortak kınamalıyız'' dedi.

Sınır ötesi operasyona yönelik soruyu da Kılıçdaroğlu, ''Zaten biz bu konuda yetkiyi verdik hükümete. Hükümet yetkiyi kendi bilgisi ve bulgusuna göre kullanacaktır'' diye yanıtladı.

Bölgeye gitmesinin söz konusu olup olmayacağına ilişkin de bu konuda bazı girişimleri olduğunu, çalışmaların devam ettiğini söyledi.

CHP'nin bölgeye gönderilmek üzere bir heyet oluşturup oluşturmayacağı sorusuna karşılık da Kılıçdaroğlu, ''Her halükarda milletvekili arkadaşlarımızdan bir grup, bölgeye gidecek. Aileleri ziyaret edecek, şehit olanların aileleri, bölgede hayatını kaybeden küçük çocukların aileleri de var, onların tamamı ziyaret edilecek ve başsağlığı dileklerimizi onlara ileteceğiz'' dedi.

-''Allah akıl fikir versin ne diyeyim''-

Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce'nin TBMM'de özel oturum gerçekleştirilmesi yönündeki girişimiyle ilgili soruyu da şöyle yanıtladı:

''TBMM Başkanı Cemil Çiçek'i, göreve davet etmemin temelinde zaten bu yatıyor. Sadece özel bir oturum değil, sorunun çözümü konusunda da Parlamentonun daha aktif olarak devreye girmesi gerekiyor. Özel oturum isteğimiz; hükümet bu güne kadar neden bu kadar başarısız oldu, onun sorgulanmasıdır. Hükümetin sorgulandığı yer parlamentodur. Parlamentoya gelip hesap vermesi lazım bir iktidarın. Bu kadar ülke kan gölüne dönmüş, Parlamento işlevsiz mi kalacak. Hayır, parlamento görevini yapacak, önümüzdeki günlerde bu konuda bazı girişimlerimiz olacak.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bugünkü açıklamasında muhalefeti duyarlı olmaya çağırdığı ve internet andıcı konusuna da değinerek, iddiada bulunanları terör örgütüyle el ele olmakla suçladığının hatırlatılması ve görüşünün sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

''Allah akıl fikir versin ne diyeyim. Ülke kan gölüne dönmüş beyefendinin derdi internet andıcında. Ya böyle bir Başbakan olabilir mi? Şehitlerimiz var, onun kafası internet andıcında. Yani o, o toplantıda söylenecek laf mı? Anlamakta zorluk çekiyoruz, hükümeti anlamakta zorluk çekiyoruz, Sayın Başbakanı anlamak da zorluk çekiyoruz.

O nedenle duyarlılığımızı her zaman her yerde ifade edeceğiz. Altını yine özenle çizerek söylüyorum; şehitlerimizin sorumlusu, AKP hükümeti ve onun başındaki Recep Tayyip Erdoğan'dır. Bunu çok net ortaya koymamız lazım.''

Kılıçdaroğlu'nun düzenlediği basın toplantısında MYK üyeleri de salonda yer aldı.


MHP Lideri: 'olağanüstü hal ilan edilsin'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'nin ancak savaş şartlarında vereceği kaybın özgürlük, demokrasi ve barış sözleriyle hayata geçtiğini ileri sürdü.Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, sürekli ivme ve güç kazanan bölücü terör örgütünün, acımasız ve vahşi eylemlerine göz göre göre devam ettiğini belirtti.

Hakkari'nin Çukurca ilçesinde meydana vahamet derecesindeki son terör saldırısının kanlı bilançonun hangi seviyelere ulaştığının açık kanıtı olduğunu ifade eden Bahçeli şunları kaydetti:

''Bu meyanda, PKK'lı katillerin Çukurca'da düzenlediği saldırı sonucunda 24 Mehmetçiğimiz şehit olmuş, 18'i de yaralanmıştır. Gözlerini kan bürümüş canilerin bu alçakça eylemini lanetliyor ve büyük bir öfkeyle telin ediyorum. Bilinmelidir ki, terör maşaları rezil amaçlarına asla ulaşamayacaklar ve döktükleri kanda eninde sonunda boğulacaklardır. Çukurca'daki hain saldırıda kaybettiğimiz vatan evlatlarına Cenab-ı Allah'tan rahmet, ailelerine, silah arkadaşlarına, milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum. Yaralı kardeşlerimizin de bir an önce eski sağlıklarına kavuşmalarını Yüce Allah'tan niyaz ediyorum.

Ülkemiz 'İyi şeyler olacak' sözleriyle girdiği terör kıskacında can ve derman kaybetmekte, milletimiz arkası arkasına menfur suikastların kurbanı olmaktadır.

Bugünkü zaman diliminde; belini doğrultarak namlusunu üzerimize çeviren bölücü fitnenin azmasında PKK açılımındaki inat ve ısrar, terör örgütüne verilen umut ve tavizler, İmralı canisiyle müzakere ve mütareke arayışı ve Irak'ın kuzeyindeki peşmerge kalıntılarıyla kucaklaşma belirleyici olmuştur.''

-''Ekilen bölücülük tohumları...''-

Açıklamasında, ''Baştan beri girdiği yanlış ve karanlık yolda yüzsüzce sürünmeye devam eden Adalet Ve Kalkınma Partisinin, 'ezber bozuyorum', 'tabuları yıkıyorum', 'düşmanlığı kaldırıyorum', 'dostluk çemberi oluşturuyorum' adı altında sürdürdüğü yanlış politikalar bugün karşımıza hezimet, hüsran ve terör olarak çıkmıştır'' iddiasında bulunan Bahçeli, terör hadiselerinin özellikle Başbakan ve hükümetinin ''hareketsizliğinden ve gelişmeleri fütursuzca seyretmesinden feyiz aldığını'' ileri sürdü.

Hükümetin, iktidara geldiği 2002 yılında terörü ve bölücülüğü tamamıyla ortadan kaldırmak için önünde uygun fırsatlar bulduğunu ve bu imkanları ''düşüncesizce heba ve israf ettiğini'' savunan Bahçeli, şöyle devam etti:

''Karşımızdaki kanlı sonuç Adalet ve Kalkınma Partisi için seneler içerisinde bölücülerle girdiği yakınlaşmanın neticesinden başka bir şey değildir. Ekilen bölücülük tohumları mayın, bomba, mermi ve gözyaşı olarak biçilmektedir. Türk milletinin ancak savaş şartlarında vereceği kayıp 'özgürlük', 'demokrasi' ve 'barış' sözleriyle hayata geçmiştir.

Bu felakete çanak tutan, destek veren, teşvik eden, meşrulaştırmaya çalışan, sindirmeye çabalayan ve kılavuzluk yapan gafillerin ise akan kandan doğrudan doğruya sorumlu oldukları açık ve meydandadır. Medyada köşe tutmuş bazı kalem sahiplerinin, sözde aydınların, terör hamisi işbirlikçi zihniyetlerin, siyasetteki bölücü odakların PKK ile koalisyon halinde milletimize zehir içirmeye gayret ettikleri herkesin malumudur.

Bu kapsamda Cumhuriyet Başsavcılıklarının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ahlak, vicdan ve şereften yoksun güruhun yazıları, beyanları, raporları ve faaliyetleri hakkında gerekli tahkikatları başlatması zorunluluk haline gelmiştir. Milletimizin değerlerine ihanet eden, melaneti süslü sözlerle topluma yedirmeye çalışan, etnik nifakı özgürlük mücadelesi diyerek kapatmaya niyetlenen kim varsa, hak ettiği cevabı ve karşılığı alması mecburiyettir.''

-Olağanüstü hal-

Partisinin belirli aralıklarla kamuoyuna aktardığı görüş, düşünce ve tespitlerinin ne kadar haklı olduğunun bugün bir kez daha anlaşıldığına işaret eden Bahçeli, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

''Kandil'e bayrak dikilmesindeki gecikme ve meseleyi yavaştan alan kayıtsızlık ölüm ve saldırı olarak geri dönmektedir. Cinayet örgütünün sözde karargahına, sınır ötesindeki kamplarına millet hançerinin saplanmasındaki savsaklamanın büyük bir bedeli ve ağır maliyeti olduğu net ve ortadadır. ABD'nin ağzına bakan, istihbarat paylaşımından medet uman ve merkezi Irak yönetiminden insaf bekleyen hükümet, bu zamana kadar attığı bütün adımlarda iflas etmiş ve sözde girişimlerinin ne kadar boş olduğu belirginlik kazanmıştır.

Bu nedenle 18 Ekim 2011 tarihindeki yazılı basın açıklamamızla önerdiğimiz tedbirler başta olmak üzere, terör ve bölücülüğün zirve yaptığı bölgeleri kuşatan yerlerde 'Olağanüstü Hal' ilan edilmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Meclisten alınan 'Sınır Ötesi Hareket İzni' çerçevesinde Irak'ın Kuzeyi ve teröristlerin ikmal merkezleri imha edilmeli, sınırı ve şümulü belirlenecek bir güvenlik kuşağı oluşturulmalıdır. Ve Kandil'de ne yapılacaksa, Kuzey Irak'taki terör inlerine nasıl bir plan icra edilecekse, buna içeride direniş göstermeye yeltenecek bedbahtlara karşı da ülkemizin içinde aynı şey yapılmalıdır. Irak'ın kuzeyinde terörü besleyen, muhafaza eden, silahlandıran ve azmettiren peşmerge de mutlaka cezalandırılmalı ve hak ettiği dersi almalıdır.

Habur'daki terörist karşılama ve teslim törenlerinin ikinci karanlık yıl dönümünde, Türkiye Cumhuriyeti'nin güç ve imkanları mutlaka harekete geçirilerek, milletimizin hakkı savunulmalıdır. Şehitlerimizin diyeti ve kanlarının intikamı ancak bu şekilde alınabilecektir. Milletimizin yüreğini dağlayan saldırıların öcünün alınması için Başbakan ve hükümetinin bekleyecek anı, ihmal edecek zamanı kalmamıştır. AKP hükümeti, bölücü terörün hakkında gelmek amacıyla aradığı ve istediği millet desteğini mutlaka bulacaktır. Bu şartlara rağmen, PKK maşalarının yok edilmesi ve bölücülüğün kökünden kazınması gerçekleştirilemezse AKP'nin teröristlerle aynı emel ve hedefte buluştuğu gerçeğini kimse inkar edemeyecektir.''

AA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.