Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Manisa'daki bir yerel televizyonda katıldığı canlı yayın programında, referandumun dünyanın sonu ya da ''var olma-yok olma işi'' olmadığını belirtti.

Referandumda ''evet'' denilmesini istediğini kaydeden Arınç, bunun kendi kanaati olduğunu, anayasayı yıllardan beri takip ettiğini ve değişikliklerin Türk halkına faydası bulunduğunu ifade etti. Daha ileri bir demokrasiye ihtiyaç olduğunu belirten Arınç, ''Birey odaklı bir anayasa yapıyoruz. Siz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşısınız, ben de öyleyim. Benim haklarım olmalı ve bu hakları sonuna kadar kullanmalıyım. Devlet bana güvenmeli, devlet bana 'Benim vatandaşım' demeli. Bana buyurgan değil, bana hizmet eden bir devlet ve hükümet olmalı. Bunun yollarını getiriyoruz'' dedi.

Kamu denetçiliği kurumunun çok önemli olduğunu ve hakkını arama noktası bulunduğunu anlatan Arınç, yurttaşın artık kamu denetçisiyle iş birliği yapabileceğini dile getirdi. Arınç, şunları söyledi:
''Siz AİHM'e gidebilirsiniz yanlış gördüğünüz zaman, hukukta bütün işler tükendi diyebilirsiniz, ama vatandaş için böyle bir imkan yok. Şimdi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesini Türkiye'de vatandaşın ayağına getiriyoruz. Bu Anayasa Mahkemesidir. Anayasa Mahkemesi sizin de benim de bireysel başvuruma bakmak zorundadır. Anayasa Mahkemesine herkes bütün yargı yolları tükendikten sonra da başvuruda bulunabilir. Onun için üye sayısını 17 yapıyoruz ve onun içine 3 tane yeni üyenin de Meclis tarafından seçilmesini getiriyoruz.
Anayasa değişikliği de bugüne kadar çok yapıldı. Elimizdeki anayasa darbenin izlerini, ruhunu taşıyor. Ama bugüne kadar elbise dar geldiği için her defasında anayasanın değişmesi gerekti. Bizim yaptığımız da 17'incisi. 16 defa değişirken de hiç kimse de 'Topraklarımız satılıyor', 'Rejim elden gidiyor' gibi abuk subuk, saçma sapan sözlerle, iftiralarla karşılaşmadı.''


 

"Korku senaryoları"

Anayasa değişikliğine karşı olanların korku senaryosuyla vatandaşı etkilemeye çalıştığına işaret eden Arınç, MHP-ANAP-DSP'nin Anayasa'nın 34 maddesini değiştirdiğini, Türkiye'nin hala değişiklik ihtiyacı hissettiğini, bugün hükümet olarak Anayasa'yı daha sivil, demokrat, daha çağdaş hale getirmek istediklerini söyledi.

Dünyada pek çok hastalık olduğunu, bir tek hastalığa çare bulunamadığını, o hastalığın da korku olduğunu dile getiren Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Söylediğiniz sözün bir anlamı olması gerekir, 'Memleket elden gidiyor', 'Rejim tehlikesi var', Ne olmuş da tehlike var? AK Parti olduğu için. Biz uzaydan gelmedik. Bu köprüler, bu göletler, bu barajlar, Türkiye'de her tarafa uçakla ulaşmayı biz getirdik.
Nerede rejim tehdidi? Şimdi Anayasa Mahkemesi aslan gibi orada, Yargıtay kaplan gibi orada, Danıştay panter gibi orada. Hepsi maşallah her bir kararıyla idarenin eylem ve işlemlerini denetliyorlar. Bundan sonra da denetleyecekler. Adli yılın açılışında Yargıtay Başkanı'nın konuşmasını duydunuz. Cumhurbaşkanı'nın gözünün içine baka baka, Adalet Bakanı'nın gözünün içine baka baka, hükümeti eleştirdi. Bu kadar cesur ve kararlı bir yargımız var bizim. Neden rejim elden gidecek? Türk halkı bu güzel rejimin değişmesine izin verir mi? AK Parti'nin kafasından böyle bir şey geçer mi? O korku onların zihnindeki korku, sanal bir korku. Zannediyorlar ki bunu söylerse, millet de korkacak. Kiminin hukukçu kimliği var, kiminin bilmem ne kimliği var.''

Çarşaf dendiğinde bir dönem herkesin havaya fırladığını da ifade eden Arınç, CHP'yi eleştirerek, ''Ama 29 Mart seçimlerinden önce siz çarşafa rozet taktınız. Sonra o çarşafı Mersin'de kadın kollarınız ayak altında çiğnedi, çöp sepetine attınız. Bunlar sizin iç çelişkileriniz'' diye konuştu.

 

"Bayramlıklarını giyip evet oyu versinler"

Anayasa değişikliğinin 1 günde yapılmadığını, birçok kademeden geçtiğini dile getiren Arınç, Anayasa Mahkemesinin de değişiklikleri Anayasa'ya aykırı bulmadığını, CHP'nin de bu durumu hazmedemediğini dile getirdi.

Arınç, ''Ben Meclis başkanıydım Sayın Mustafa Bumin elinde dosyayla geldi, '11 kişiyle biz bu işi çözemiyoruz, üye sayımızı artırın' dedi. Tülay Tuğcu, Haşim Kılıç kendisi söyledi. Anayasa Mahkemesi bunu talep etmişken, yaptığımız iş anayasa aykırı der mi?'' diye konuştu.

Bülent Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Üye sayısı yükseldi diye Alaşehir İlçe Teşkilatı'ndan Ahmet'i, Mehmet'i HSYK'ya üye mi edeceğim? Gel bakalım çiftçi Ramazan, Anayasa Mahkemesine üye ol mu diyeceğim? Hayır. Türkiye'de 15 bin kürsü hakimi var. Hakim, savcı, adli yargı, idari yargı, onlara da 'Sizin içinizden de 10 tane üye istiyoruz' dedik. 'Barolar Birliği, sen de durma, sen de üye ver' dedik. Hepsi hukukçu, hepsi yıllarca avukatlık yapmış. Şimdi bunlar Anayasa'ya aykırı olabilir mi?''

Anayasa değişikliği referandumunda ''Hayır'' oyu vermeyi düşünenlerin düşüncesine saygısının olduğunu belirten Arınç, ''Ama hangi maddenin endişe yarattığını düşünsünler. Bayram günlerinde bir kez daha düşünsünler, memurlar, işçiler düşünsün, şehitlerin dul ve yetimleri düşünsün. Kamu Denetçiliği'ni düşünsünler, darbeciliği koruyan hükümleri yok ediyoruz. Bunları düşünsünler'' dedi. Arınç, şöyle devam etti:
''Ama onların hala Anayasa'ya aykırılık gibi akıllarında düşünce varsa, olabilir. Bu konuda çok hassasiyet gösteren arkadaşlarımız da olacaktır. Atatürkçü Düşünce Derneğindeki, Yardım Sevenler Derneğindeki, mimar-mühendisler odalarındaki çok Atatürkçü, çok laik, liberal, memleketini, vatanını bizden çok seven Anayasa'ya sıkı sıkı sarılan arkadaşlarımız varsa, hiç endişe etmesinler. Anayasa Mahkemesi denetiminden geçti, hem de esasa girdiler, ama 'Anayasaya aykırı değildir' dediler. Bu sefer bari Anayasa Mahkemesinin kararına saygı duysunlar, sevine sevine bayramlıklarını giyip, sandığa gitsinler ve analarının ak sütü gibi helal 'Evet' oyu versinler.''

Türkiye'de darbe döneminin kapandığını da dile getiren Bakan Arınç, darbe döneminin kapanmasını isteyenlerin de ''evet'' oyu kullanması gerektiğini dile getirdi.

 

Cumhurbaşkanlığı seçimi

Cumhurbaşkanlığı konusuna da değinen Bülent Arınç, ''82 Anayasası yapılırken birisi tahmin etse de Sayın Abdullah Gül gibi birisi gelecek dese, eminim maddeleri farklı yazarlardı. Ama darbeyi yapanlar cumhurbaşkanı silsilesini de çok iyi düşünmüşlerdir. Eski genelkurmay başkanlarının geleneksel olarak cumhurbaşkanı yapıldığı Türkiye'de, sivilleşmenin olacağını hiç düşünmemişlerdi'' dedi.

Turgut Özal'ın bu konuda yeni bir dönem açtığını da söyleyen Arınç, ''Şimdi çok güzel bir şey kazandık, cumhurbaşkanı da halk tarafından seçilecek'' dedi.

Seçimler ve referandum öncesi Manisa ve çevresinde ziyaretler gerçekleştirdiğini dile getiren Arınç, ''Alaşehir'de siyaset meydanı gibi bir yer var. Her seçimde orayı tercih ederim, orada konuşmak da cesaret işidir. Mesela 2007 seçimlerinden önce orada konuşurken DYP'li olduğunu söyleyen biri bana laf atmıştı. O zamanlar biraz daha sinirliyim, daha sonra Turgutlu'da da buna benzer bir şey oldu. Ben de cevabını verdim. Şimdi onu hatırlattım orada. Dedim ki şimdi DYP diye bir parti yok, tabelası bile kalmadı. 3 sene sonra ben yine bu meydandayım, o arkadaşımız görünürlerde yok, partisi de yok, siyaset böyle bir şey, sen bağırır çağırırsın ama millet ne diyecek ona bakmak lazım.
Geçenlerde o tartıştığım çiftçi geldi yanıma, Süleyman'dı galiba adı. 'Kusura bakma' dedi, 'Aynı kafadanız' dedi. 'Beni kurdular orada, ben de bir şey söylemek zorundaydım' dedi. Şimdi onlar gibi bir şey söylese cevabını veririm. Şimdi kimse bana çiftçi şu durumda, bu durumda demedi''
dedi.

Arınç, son yıllarda çiftçinin verilen teşviklerle daha iyi durumda olduğunu, üzümün daha iyi para ettiğini de ifade etti.



AA


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.