Neredeyse ümitler tümüyle boşa çıktı
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, yeni Anayasa çalışmalarında dört siyasi partinin 60 madde üzerinde uzlaştığını, geride en az 112 madde olduğunu belirterek, "60 maddeyi bu tempo, çalışma tarzı ve yöntemle iki yıl bir ayda yapıyorsak, geri kalanı bu seçime yetişir mi yetişmez mi? Bunların hepsinin yeni baştan gözden geçirilmesi lazım. Yapıyormuş gibi olmak ayrıdır, yapıyor olmak ayrıdır. Kaldı ki bu Komisyon'un yeni anayasayı yapacağı konusunda neredeyse ümitler tümüyle boşa çıkmış vaziyette" dedi.

Çiçek, Samanyolu Haber'in canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda ne olacağı sorusuna Çiçek, yeni Anayasa yapılması için yola çıkılmasının üzerinden iki yıl 25 gün geçtiğini hatırlattı.

İki yıl bir ayın sonunda 60 madde üzerinde bir mukatabat oluştuğunu hatırlatan Çiçek, "Bunlar üzerinde en kolay anlaşılabilecek maddelerdi. Ama bu bile önemli bir başarı. Daha en az 112 madde var. Demek ki 60 maddeyle bu tempoyla, bu çalışma tarzı ve yöntemle iki yıl bir ayda yapıyorsak, geri kalanı bu seçime yetişir mi yetişmez mi, bunların hepsinin yeni baştan gözden geçirilmesi lazım. Yapıyormuş gib olmak ayrıdır, yapıyor olmak ayrıdır. Kaldı ki bu Komisyon'un yeni anayasayı yapacağı konusunda neredeyse ümitler tümüyle boşa çıkmış vaziyette. Bunu görmemiz lazım. Bugün oturup değerlendireceğiz. Öbür taraftan da seçim geldi kapıya dayandı. Birçok parti adaylıklarla meşgul, başka türlü çalışmalarla meşgul. O nedenle seçim zamanı da bu işlerin, bu çalışmaların yapılamayacağını daha baştan kabul ettik ve de doğrudur. Kendi seçim bölgesinde mahalli hizmetlerle ilgili seçim çalışmaları dururken kimse burada anayasa çalışması yapamaz. Parti kongreleri bile geçen yıl bizim çalışmalarımızı 10-15 gün aksattı. Onun için iyi bir noktada değiliz. Bugün bir defa daha değerlendireceğiz" diye konuştu.

Çiçek, "Sizin kanaatiniz Uzlaşma Komisyonu'nun devam etmesi yönünde mi?" sorusuna, "Mesele devam etmesi etmemesi değil, ürün verip vermemesidir. İşin özünü bir tarafa bıraktık; masadan kim kalkacak ya da kalkmayacak. Bu masa için kurulmuş bir Komisyon değil ki. Anayasa yapmak için kurulmuş olan bir komisyon. Komisyon devam etsin, ama netice alacaksak devam etsin. Almayacaksak o işi uzatmaktan başka fayda temin etmez. Onun için bugün bir defa daha bütün yönleriyle konunun değerlendirilmesi lazım. Vatandaşa bu manada ümit vermemiz lazım. Bir netice çıkmıyorsa, komisyonun bizatihi varlığının da çok fazla bir şeyi kalmadı" görüşünü ifade etti.

Netice alınacağı yönünde düşüncesi olup olmadığı sorusuna Çiçek, "İşte iki yıl bir ay sonra 60 madde yaptıysak, en zor, en çetrefil ve partilerin kırmızı çizgileri diye ifade ettiğiniz alanlarla ilgili henüz biz mesafe alamadık. Bu 60 madde, en kolay anlaşılabilecek, ama buna rağmen önemli bir düzenleme...Bundan sonrakiler daha çok tartışma, daha çok münakaşa, belki de sonunda uzlaşma olmayacaktır. Çünkü herkes, 'benim kırmızı çizgim bunlardır, buraya dokundurmam' diyorsa, zaten o alanlarda bir uzlaşı sözkonusu değil. Bunların sayısı da az değil. O nedenle iş epey zorlaştı" diye konuştu.

Çiçek, "Gözler hep size çevriliyor, bir tıkanıklık olduğunda 'Meclis Başkanı buna karar versin, gözler Başkan'a çevrildi, tamam mı, devam mı' deniliyor" denilmesi üzerine, şunları kaydetti:

"Devam etse, netice alnacaksa devam etsin, etmeyecekse başka türlü yol, yöntem bulalım. Epey de çalışma yaptık Allah için. İki seneyi aşkın bir zamandır önemli bilgi, belge toplandı, çalışma yapıldı, belki ilk defa Türkiye tarihinde her siyasi parti peyder pey de olsa bir Anayasa taslağına sahip oldu. Daha önce yoktu. Dört partinin bizim anayasa taslağımız budur diye kamuoyuna sundukları bir taslak yoktu ama şimdi bu var. Kimin ne düşündüğünu insanlarımız, sizler daha ayrıntılı görme imkanı oldu. Eskiden genel bir söylem vardı. Slogan bazında bazı konular... Mesela 'fikir özgürlüğüne ne diyorsunuz?' 'Biz fikir özgürlüğünden yanayız.' Hayır diyen kimse yoktu. Ne kadar bu özgürlüğe taraftar, neyi, nasıl anlıyor? 'Din ve vicdan özgürlüğü konusunda ne diyorsunuz?' 'Bunlar temel hak ve özgürlüklerdir' Peki bunu nasıl anlıyoruz, bunun ayrıntılı cevabı yoktu. Halbuki geçen süre içinde dört siyasi parti anayasaya giren veya şimdi tartışma, gerginlik konusu olan birçok konuyla ilgili ne düşünüyorsa bunların hepsini bir yazılı metin halinde Meclis Başkanlığı'na ve birbirlerine verdiler. Bu önemli bir gelişme ama dördünün uzlaşarak ortaya bir anayasa koyması, maalesef mümkün olmadı. Halbuki biz yola çıkarken '2012 sonunda bitireceğiz' dedik. 2013'ün de sonu geldi. Arka arkaya seçimler var. Önümüzdeki bir yıl seçimlerle geçecek bir dönem. Anayasa yapmak için ne kadar zaman, imkan, fırsat olacak? Kolay zamanı, imkanı bol olan zamanı geride bıraktık. Gerçekten çok sıkıntılı bir zaman sürecine girdik. Bugün bunları bütün yönleriyle konuşmamız gerekir."

"Her birinin hukuktaki statüsü farklı"

Çiçek, tutuklu milletvekilleriyle ilgili tartışma olduğu ve Anayasa'ya geçici madde eklenmesi çalışmasından söz edildiğinin söylenmesi üzerine, tutuklu milletvekilleri sözünün tabloyu izah etmediğini belirterek, "O 2 yıl, 2,5 sene önceki ifadeydi. Bugün hükmü kesinleşmiş milletvekili var, hüküm almış ilk derece mahkemesinde serbeset olan üç milletvekili; hükümlü tutuklu bir milletvekili, beş tutuklu milletvekili var. Her birisinin statüsü hukukta farklı durumda şu an" dedi.

Konunun 2,5 yıldan beri konuşulduğunu ve "tam anayasalık konu" olduğunu belirten Çiçek, şöyle konuştu:

"Ben baştan beri bunu söylüyorum. İşin magazin kısmına herkes kafa yoruyor, demeçle sorun çözüleceğini zannediyoruz. Demeçle bu tür karmaşık bir sorun çözülmez, kuralı değiştirmeden...Çünkü bu bir kural uygulamasının sonucu ortaya çıkan problem. Anayasa'nın 14, 76, 83 ve 84. maddelerinin değişmesi gerektiğini 50-100 defa söyledim. Ben söylemekle kalmadım, bu arkadaşlar daha aday gösterilirken yazı yazanlar var Türkiye'nin hukukçularından; 'bu yolla tahliyeyi temin edemezsiniz, 14 ve 83. madde değişmeden' diye. Bu maddeler duruyor. Biz dışarıda hiç durmadan beyanet veriyoruz. İyi de beyanatla bu sorun çözülmediği gibi, işte şimdi bakın en önemli bizi 2,5 senedir meşgul eden konuda dört siyasi parti anlaşamadı. Anayasa'nın bu maddeleriyle ilgili bir anlaşma yok. Orada anlaşma olmuyor ama dışarıda biz demokasi teorisine göre açıklama yapıp duruyoruz. Sorun çözülmüyor ve giderek bu hükümleri uygulamak mecburiyeti hasıl olacak. Anayasa hükmü burada dururken soruna kişisel çözümü nasıl bulacağız?

"Anlaşma olmayınca sıkıntılı kurallar uygulanmaya devam edecek"

Çiçek, "Şu anki anayasa hükümlerine göre aday gösterilmeleri de yanlıştı mı diyorsunuz?" sorusu üzerine şunları söyledi:

"Hayır, aday gösterilmeleri yanlış değil, hukuken. Eğer kişinin aday olduğu tarihte 76. maddedeki şartları taşıyorsa aday olur. Hukuk açısından...Bu arkadaşlarımız seçimden önce tutukluydu. Tahliye talepleri oldu, tahliye edilmeyince 'acaba milletvekili adayı gösterilse tahliye olur mu gibi bir tartışma çıkmış olmalı ki o zaman birçok hukukçu dedi ki 'bu yolla siz tahliyeyi temin edemezsiniz, 14 ve 83. maddeler var, bunu değiştirmeden olmaz.' Aday gösterildi. Sabıkaları gözükmüyor çünkü hüküm kesinleşinceye kadar tutuklu olmak sabıka anlamına gelmiyor. Ama geldiğimiz nokta itibariyle demin söylediğim tablo ortaya çıktı. Hükmü kesinleşmiş olan var, dosyası Yargıtay'da olan var, dosyası Yargıtay yolunda olan var ve tutuklu olanlar var. Her birinin statüsü farklı olunca teker teker hepsine çözümü nasıl bulacaksınız? Uygulanan kuralı değiştirerek. O kural yanlış diyoruz. Dört siyasi parti de yanlış diyorsa, o zaman komisyonda bu maddelerin değişmesi lazımdı. Bu konuda bir anlaşma yok. Anlaşma olmayınca sıkıntılı kurallar uygulanmaya devam edecek. Ben hukuki konuşuyorum. Öyle tribünlere demeç vermek, 'milli irade, milletvekili tutuklanamaz.' Bunu siz, köşe yazarları, aileleri, vatandaş söyleyebilir ama Meclis'te kural koyma naktasında olan insanlar bunu söyleyemez. Demezler mi ki adama 'o zaman değiştir bu kuralı. Madem şikayet ediyorsun, yanlış diyorsun, milletvekilleri tutuklanamaz, gözaltına alınamaz, sorguya çekilemez.' Bunu öyle diyorsun, o zaman bunu yasaklayan hükmü ortadan kaldır."

Çiçek, "ortadan kaldırmak için de anlaşamıyorsunuz" denilmesine, "Anlaşamıyorsunuz, o zaman kör döğüşüdür gidiyoruz. O zaman konuyu çözmek için değil, sağa sola mesaj vermek için...Zaten siyaset de giderek sorunu çözmekten ziyade günü kurtarmak, oraya buraya şirin gözükmek çabası haline geldi. Bu doğru değil. Dilimde tüy bitti; Bu anayasa değişmediği, yeni anayasa yapılmadığı sürece her gün yeni bir problemle Türkiye karşı karşıya kalmaya devam edecek. Nitekim şu yaşadığımız sıkıntılara bakarsanız, bunların önemli kısmının Anayasa ile bağlantısı var" karşılığını verdi.

"O yasalar kaldığı sürece..."

Çiçek, "Gündemle ilgili tartışmaları siyasetin sorun çözme yerine oraya buraya mesaj verme kaygısı veya durumu olarak mı değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine şunları kaydetti:

"Ortada bir problem var; geçmişten gelmiş, bugün çıkmış ne olursa olsun. Siyaset sorun çözmektir, sorun çıkarmak değil. Siyasetçi çözümün parçası olur, sorunun parçası olmaz. Kim çözecek? Vatandaş bizden bekliyor, biz ise sorunu çözmek yerine, tek başına çözmeye çalışsak diyelim ki 'bu işler tek başına olmaz, uzlaşarak olması lazım.' Eyvallah doğru olan odur. hadi uzlaşın. Anayasada uzlaşamadık işte, uzlaştığımız 60 madde, daha en az 112 madde duruyor. E içtüzükte uzlaşın, bu kendi hukukumuz. Bu Meclis'te etkin, verimli yasama ve denetim faaliyetini yapabilmek için bu İçtüzüğün değişmesi gerekiyor. Yasama faaliyetinde sıkıntılar var, denetim neredeyse yok gibi, orada da sıkıntılar var. Bunu vatandaş, siz söylersiniz, biz siyasetçiler olarak söylersek 'oturun, değiştirin' derler. Anayasada uzlaşarak bir yere gelemedik, bu dönem hiç olmazsa 'uzlaştık, bir araya geldik, İçtüzük yaptık' diyelim.

Uzlaşma adına güzel bir örnek ortaya koyalım. Yok. Siyasi Partiler Kanunu için herkes diyor ki 'olağanüstü dönemin mahsulüdür, demokaksiye uygun değildir, bur sürü sıkıntılar var.' Bunları kim değiştirecek? Kanun aynen duruyor, bütün partiler o olağanüstü döemin yasasına göre faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor. Peki seçim mevzuatı, herkes şikayetçi, ama aynen orada dturuyor. Bu problemleri devamlı söylemiş olmakla sorun çözülmüş oluyor mu? O yasalar yürürlükte kaldığı sürece bunları tekrar etmenin faydası yok, bunları değiştirmek gerekiyor. Kim değiştirecek, Parlamento...Hadi gelin yapalım. Birlikte bir şey yapamıyoruz. Ayrı ayrı olduğu zaman başka türlü sıkıntı çıkıyor. Siyaset böyle bir fasit dairenin içinde. Bu fayda getirmez, devamlı sorun çıkarır. Mevcut sorunu bugün çözemezseniz yarın daha büyük sıkıntılar çekerek ödemek mecburiyetinde kalırsınız."

"Bu açıklama hiçbir şekilde tasvip edilemez"

Çiçek, "Türkiye'nin tartıştığı bazı konular var; öğrenci evleri ve yurt meselesi. Bu tartışma Adana Valisi'nin açıklamalarına kilitlendi. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine, bu açıklamanın hiçbir şekilde tasvip edilemeyeceğini söyledi.

Valilerin sıradan kişi olmadığını, devleti ve hükümeti temsil ettiklerini belirten Çiçek, "Bu temsile uygun davranmaları gerekir; halkın önünde olan insanların, yaptıklarıyla, söyledikleriyle. Halk ona farklı bir tavır içinde olur. Yoldan geçerken saygıda kusur etmez. Kaldı ki devletin taşradaki eli, ayağı, yüzüdür. Bir vali ne kadar vatandaşla gönül bağı kurarsa, çünkü bizim vatandaş ile devlet arasında halen makas açığı vardır. Devleti sempatik hale getirecek, 'bu devlet benim devletimdir' diyecek, kaynaşmayı temin edecek ve bu makası kapatacak bürokratların başında valiler gelir. Onların buna uygun davranması lazım, bu nitelikleri taşıması lazım. Bunlar olmadığı takdirde bunca sıkıntının içerisine bir de vali sıkıntısı yaşarız. Bana hiçbir valinin hakkı yoktur. Herkes görevini hak, hukuk çerçevesinde, adalet ölçüleri içinde yapacak. Konuşmalarına, tavırlarına, her şeyine de dikkat edecek. Etmiyorsa bunca sıkıntımız var, bir de bu sıkıntıları yaşarız" diye konuştu.

Kılık kıyafet

Çiçek, İçtüzükte uzlaşma sağlanamayan 21 madde üzerinde 2 Aralığa kadar anlaşma sağlanabilmesi halinde siyasete çok önemli katkı verilmiş olacağını söyledi.

Kadın milletvekillerinin pantolon giymesinin serbest olduğunu, uzun zamandır tartışılan ve kronik hale gelmiş başka konular olup odlmadığı sorusuna Çiçek, "İçtüzüğün kendisi var. Bugün fiili bir İçtüzük var. Herkesin kendine göre bir içtüzüğü var. Her Meclis Başkanvekilinin farklı uygulaması var, her grup başkanvekilinin başka içtüzük talebi var. İçtüzüğün kendisi problem, 1973 yılında yapılmış. Sene 2013... İhtiyaca cevap vermiyor. Onun için ciddi sıkıntılar var; bunu dört siyasi parti de kabul ettiği için geçen dönem bir komisyon kurdular. Oradan netice çıkmadı, ben de kurdum. 21 maddeye kadar da getirdik. Bu içtüzük verimli Meclis faaliyetine imkan vermiyor. Bir sürü tartışmalar, sıkıntılar var. Bunlar siyaset kurumuna da ciddi zararlar veriyor. Özellikle konuşmalar...Batıda böyle şeyler yok" diye konuştu.

Kılık kıyafet konusuna değinen Çiçek, 20 ülkenin uyulamalarına bakıldığını, orada demokrasi kültürü en üst noktada olduğu için ayrıntılı tarife gerek duyulmadığını söyledi. Çiçek, "Kılık kıyafet konusunda 'parlamenterlere yakışır kıyafet giyer' diyor. Bunu takdirini de büyük ölçüde parlamento başkanına bırakmışlar. Parlamenterliğe yakışan kıyafet nedir? Çünkü zaman içinde bu anlayış değişiyor. Bugün gelir gömleği kısa kollu giyebilir, giymeyebilir, kot pantolon giyebilir giymeyebilir. Bunu her defasında yazmak yerine, onu esnek ifadeyle yazmış ve herkes de buna saygı göstermiş. Uygun olmayan kıyafet varsa, Başkan demiş ki 'bu kıyafet çok uygun değil, giymesen iyi olur.' Öbürleri hiç itiraz etmemiş... Onun için biz maalesef her işi çok teferruatlı düzenliyoruz. Sonuçta da işin içinde boğulup kalıyoruz" dedi.

Çiçek, "Bizde de böyle olsa siz zaman zaman kot pantolon giyilmesine onay verir misiniz?" sorusu üzerine "Toplumun belli seviyesi var. Tek başınıza da karar vermiyorsunuz. Toplum neyi, nasıl görüyor? Geriye dönüp bakın, eskiden saçı uzun olanlar, soğuk savaş döneminde uzattığı zaman saçını başını, insanlar nasıl bakıyordu, şimdi nasıl bakıyor? Eskiden kot pantolon giyilmesine nasıl bakıyordu, şimdi nasıl bakıyor. Kısa kollu gömlek giyene nasıl bakıyor, şimdi nasıl bakıyor. 'Kısa kollu gömlekle namaz olur muydu, olmaz mıydı' tartışmalarını ben biliyorum ülkemizde. Ama bugün bunlar tartışma konusu olmaktan çıktı. Toplum da giderek belli bir anlayışa doğru gidiyor. Parlamentolar toplumun ortalamasıdır; toplumun anlayışına uygun olması lazım, onun gerisinde kalamaz. O anlayışa uygun bir işlem yapılabilir" diye konuştu.

Çiçek, "Olabilir diyorsunuz yani?" sorusuna, "Onu zamana bakarak yorumlamak lazım" karşılığını verdi.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.