Öcalan'a ev hapsi olmaz
CNN Türk ve Kanal D ortak canlı yayınına katılan Başbakan Erdoğan, teröristlerin silahlarını bırakarak çekilmeleri gerektiğini tekrarladı ve aksi takdirde silahlı teröriste müdahale etmeyen güvenlik güçlerinin suç işleyeceğini kaydetti. Erdoğan, “Gidecek olan silahını nereye bırakırsa bıraksın, gömerse gömsün, mağarada mı bırakır o bizi ilgilendirmiyor.” diye konuştu. Çözüm süreci çerçevesinde ‘ne karşılığı’ şeklinde sorular olduğunu hatırlatan Başbakan, “Karşılık değil, bir amaç uğruna yapıyoruz. Nedir bu? Güvendir, istikrardır, milletimizin huzurudur, refahıdır. Bu hedeflere yönelik biz bu riski alıyoruz. ‘Al başkanlığı, ver şunu...’ Haşa.” diye konuştu. Ülkeyi terk etmesi beklenen terörist sayısının 1.500-2 bin civarında olduğunu belirten Başbakan, silah bırakmaya yanaşmayan örgütle silahlı mücadeleyi sürdüreceklerinin altını çizdi. Erdoğan, kurulması düşünülen ‘akil insanlar’ heyetinin de 7 bölgeden seçilen 7 kişi olacağını belirtti. Öcalan’a 12 kanallı bir televizyon verildiğini, orada kendi takımının maçlarını izlediğini, her gün jimnastik yapma imkânı tanındığını ve hapis arkadaşlarıyla günaşırı birer saat görüşebildiği bilgisini veren Başbakan, “Benim verdiğim, verebileceğim budur. Daha fazlası yok.” dedi. Erdoğan, yeni anayasa çalışmasında C planlarının BDP ile referanduma gitmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Yasal düzenleme yok, silahı bırakıp öyle çıkılmalı
 
Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu vurgulayarak, teröristlerin sınırdan silahsız olarak çekilmesi gerektiğini belirtti. “Silah bırakmadan bu iş olmaz.” diyen Erdoğan, “Silahı Türkiye’de bırak, silahsız çekil. Zaten öyle olmak zorunda. Gidecek olan silahını nereye bırakırsa bıraksın, gömerse gömsün, mağarada mı bırakır, o bizi ilgilendirmiyor. Bırakıp gider, aksi takdirde provokasyona çok açıktır.” diye konuştu. Hukuki olarak da güvenlik güçlerine müdahale etme zorunluluğu doğacağını kaydetti. Erdoğan, elinde silahlarla geçen terörist gruba müdahale etmeyen güvenlik güçlerinin ‘yardım ve yataklık’ suçu işlemiş olacağına dikkat çekti. Bu çerçevede Meclis’te yasal bir düzenleme yapmanın da mümkün olmadığını dile getirdi.

‘AL BAŞKANLIĞI, VER ÖZERKLİĞİ’... HAŞA
 
Başbakan Erdoğan, çözüm sürecini başaracaklarına olan inancını tekrarladı. Zaman zaman ‘genel af’ ve ‘ne karşılığı’ denildiğini hatırlatan Erdoğan, “Karşılık değil, bir amaç uğruna yapıyoruz. Nedir bu? Güvendir, istikrardır, milletimizin huzurudur, refahıdır. Bu hedeflere yönelik biz bu riski alıyoruz. Yoksa, ‘şunu alalım, şunu verelim’... Asla böyle bir şey yok. Geçmişte kaç kere söyledim; ev hapsi mev hapsi asla söz konusu değildir. ‘Al başkanlığı, ver şunu’... Haşa. Bunu söyleyen, bir defa bizi iyi anlamamış. Böyle bir derdimiz olsa, tüzüğe 3 dönem şartı koymazdık.” Erdoğan, içeride ve dışarıda süreci provoke etmek isteyenlerin bulunduğunu savunarak, bazı risklere işaret etti: “Benim endişem burada. Buna karşı bütün tedbirlerimizi alacağız. Sınırları geçeceklerse silahı bırakmak suretiyle bu mümkün. Silahı bıraktıktan sonra da güvenlik güçlerimizin eli silahsız insanlara silah sıkması diye bir şey olmaz.”  “Askere bir talimat verilmedi değil mi, ‘Silahlı adam geçerken dokunmayın’ diye?” şeklindeki bir soruyu da şöyle cevapladı: “Hukuk devleti içindeyiz, kalkıp da burasını yol geçen hanına çevirmek olmaz. Bunlar geliş gidiş yollarını gayet iyi bilirler. Niye silah? Silahın susması değil. Susması demek, her an ateşlenebilir demek. Ne anayasa hükümleri buna müsaade eder ne yasa hükümleri. Bunun için de bir yasal düzenleme teklifiyle gelmek, yasa bilmemektir, yasa tanımamazlıktır.”
 
ÖCALAN’A VERECEKLERİMİZ BUNDAN FAZLASI DEĞİL
 
Erdoğan, “Öcalan ne karşılığında silah bırakmaya ‘evet’ diyor? Daha önce İslamiyet’le ilgili düşüncelerini biliyoruz, şimdi İslami referanslarla konuşuyor. Hidayete mi erdi?” sorularına da muhatap oldu. Başbakan, “Kimsenin hidayetinin kapalı olduğunu kimse söyleyemez.” dedikten sonra şöyle devam etti: “Biliyorsunuz, 11, 11,5 metrekarelik bir odası var. Kendilerine 12 kanallı bir televizyonu verdik. Onu bir yerde hayata dahil ettik. Oradan hem kendi takımını da izliyor hem Türkiye’de ne olup bitiyor, yakından görüyor. Benim verdiğim, verebileceğim budur. Daha fazlası yok. Benim bir yetkim yok zaten.”
 
Başbakan Erdoğan, eyalet sistemi ile ilgili değerlendirmelerde de bulundu. Büyükşehir yasasının eyalet sisteminin önünü açacağı eleştirilerine karşılık, “Bu yasa, ülkemin geleceği açısından modernleşme sürecinin, Gazi Mustafa Kemal’in ifadesiyle muasır medeniyet seviyesine ulaşma adımlarının imar planlamasıdır. Eyalet sisteminde de üniter yapıyı koruyabilirsiniz.” dedi. Gündemdeki bir diğer konu, ‘akil insanlar’ grubunun oluşturulmasıydı. Bir iki gün içerisinde bu konuda bir yere varılacağını aktaran Erdoğan, sürpriz isimler de olabileceğini dile getirdi. Devamında, çerçeveyi şöyle anlattı: “Ülkenin 7 bölgesinde 7’şer kişiden oluşan bir akil insanlar kadromuz olacak. Ama bunlar belirleyici olmayacak. Bütün gayreti, toplumsal algıyı oluşturmak, geliştirmek. Bu 7 kişilik her grubun bir başkanı, bir başkan vekili, bir de sekreteri olacak. Başkanlarla birebir muhatap olacağım. Hedef, bir ayda neticeye ulaşmak. Bir ay içerisinde yürütecekler ve bitirecekler. Yasal bir statüsü olmayacak. Bu grupların getireceği raporlardan bir nihai rapor hazırlayıp topluma deklare edeceğiz.” 
 
Torunlarımın ‘dedeciğim’  demesi bambaşka
 
Başbakan Erdoğan, torunlarıyla ilgili soru üzerine şöyle konuştu: “Üç tane  torunum var. İstanbul’a gidişimi büyük ölçüde onlar sağlıyor. Onları görmek için gidiyoruz. İki büyük torunum ilkokula başladı bu sene. İkisi de oğlan. Ufak torun kız, 3 yaşında. Üçü de insana güç katıyor. Eşim de, ufak kızım da sadece onları görmek için İstanbul’a bir an önce gidelim diyorlar. Bazıları ‘Evlat torundan daha fazla sevilir’ diyor ama tam tersi. Torun, evlattan daha fazla seviliyor. Hele onların ‘dedeciğim’ demesi bambaşka.”
 
Oslo sürecinde farklı ülkelerin böcekleri var
 
“Oslo sürecinde MİT müsteşarına fezleke hazırlanmıştı. Şimdi de benzer bir süreç olabilir mi?” sorusuna karşılık Başbakan, “Oslo sürecinde mağdur aranıyorsa MİT müsteşarımdır, ondan sonra şahsımdır.” hatırlatması yaptı. Ardından, “Yeniden bir Oslo sürecine müsaade etmem. Demek ki gurbette bazı şeyler yapıldığında farklı böcekler devreye girebiliyor ve başka yerlere servis edilebiliyor.” ifadelerini kullandı. “Başka ülkelerin gizli servisleri mi?” sorusu üzerine, “Hepsi olabilir. Biz de bunları artık emin ellerde yürütmemiz lazım. Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz.” sözlerini sarf etti.
 
Yeni anayasa için C planı: BDP ile referanduma gitmek
 
Başbakan’a sorulan sorular arasında yeni anayasa süreci de bulunuyordu. 31 Mart itibarıyla Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in verdiği sürenin dolacağını hatırlatan Erdoğan, “Bizim zaten hazırlığımız var, taslak çalışmamız var. Artık bizim yapmamız gereken de başımızın çaresine bakacağız. B planımızı, C planımızı uygulamaya koyacağız. Yeni anayasa ile ilgili artık tek çare kalıyor; eğer anamuhalefet ‘evet’ derse onlarla oturur yürürüz. MHP zaten peşinen reddediyor. İkisi de olmuyorsa o zaman C planı devreye girer. C planında olsa olsa referanduma gitme yolunu açabiliriz.” ifadelerini kullandı.


Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.