'Partide Gül sancısı': Kim ne dedi, nerede duruyor?
Başbakan Tayyip Erdoğan ’ın, 10 Ağustos günü yapılan seçimlerde yüzde 51.8 oy alarak birinci turda cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından gözler AKP’nin yeni genel başkanı ve başbakanın kim olacağı sorusunun yanıtına çevrildi. Zaten, seçim sonuçlarının belli olmasının üzerinden yarım gün geçtikten sonra da siyaset kulislerine bu konuyla ilgili demeç ve yorumlar düşmeye başladı.

Parti içinde Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına seçilmesine kesin gözüyle bakılması nedeniyle bu tartışma, aslında sandıkların kurulmasından çok önce başlamış, özellikle bazı köşe yazarlarının ‘Erdoğan sonrası Ak Parti’ ve ‘Erdoğan sonrası hükümet’ projeksiyonu yaparken mevcut Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ismi üzerinden giriştikleri polemik dikkat çekmişti.

Bugün, 1999’da Fazilet Partisi’nin kapatılması sürecinde baş gösteren ve Adalet ve Kalkınma Partisi ’nin kuruluşuna vesile olacak, dolayısıyla da Türkiye ’nin son 12 yılına damga vuracak ‘Yenilikçi-Gelenekçi’ tartışmasına benzeyen bir süreç mi start almış oluyor? Bu sorudan önce, hazirandan beri ivme kazanan ‘Gül tartışmaları’nda kimin nerede durduğunu baktık.

ERDOĞAN PARTİYİ HAZİRANDA UYARMIŞTI
 
Erdoğan, henüz bu tartışmalar gün yüzüne çıkmamışken, 22 Haziran’daki Ak Parti İstanbul il teşkilatı toplantısında konuyla ilgili sert uyarılarda bulunmuştu.

 Partililere hitap eden Erdoğan, "Kaygılanacağınız en son şey AK Parti'nin geleceğidir. Partinin başına Ahmet, Mehmet gelmiş, bunun tartışmasını yapmak davaya hakaret ve büyük saygısızlıktır. Biz bu tartışmalara tenezzül etmeyecek ve prim vermeyecek bir kadroyuz. Görevini hakkıyla yerine getirecek yüzlerce arkadaşımız var. Her türlü ikbal tartışması gereksizdir ve aynı zamanda yaralayıcıdır" sözleriyle net mesajlar vermişti.

İLK SALVOLAR ‘KÖŞE’LERDEN
 
Ancak Erdoğan’ın bu uyarıları parti içinde genel bir kabul görse de medyadaki bazı kalemler aracılığıyla bugünkü tartışmanın ‘idmanı’ niteliğindeki salvolar temmuz ayında başlatıldı. Tarafların birbirine, ‘Gül lehine lobi yapıyor’, ‘danışmandan aldığı bilgilerle yazıyor’ gibi eleştiriler yönelttiği tartışmanın ana ekseni, bugünkünün aynısıydı: “Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda Gül’ün partideki rolü ne olmalı?” O günlerde Gül ve Erdoğan’a ‘yakınlıklarıyla’ bilinen bazı yazarların, henüz seçim sonuçları yokken yürüttükleri bir tartışmaydı bu, ama bugün yaşananların da habercisi gibiydi.

GÜL GELİYOR: ELBETTE DÖNECEĞİM
 
Ve Erdoğan 10 Ağustos’taki birinci turda Cumhurbaşkanlığına seçilince partinin gündemine derhal bu konu geldi. Daha önce pazar gecesi seçim sonuçları belli olduktan sonra yapılması planlanan AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı pazartesi sabahına ertelenmişti. Pazartesi sabahı MKYK toplantısı sürerken Cumhurbaşkanı Gül, Köşk muhabirleriyle ‘veda’ için bir araya geldi ve bir gazetecinin sorusu üzerine o kritik yanıtı verdi: “Görevim bittikten sonra elbette partime döneceğim. Doğal olan da budur”!

ÇELİK, “GÜL'SÜZ” OLAĞANÜSTÜ KONGREYİ AÇIKLIYOR
 
Ancak Gül'ün MKYK'ya mesaj olarak algılanan bu sözleriyle neredeyse eş zamanlı olarak parti sözcüsü Hüseyin Çelik kameraların karşısına geçti. "MKYK toplantısı uzayacağı için bir ara açıklama" yapacağını söylemişti! Çelik, genel başkan seçiminin yapılacağı olağanüstü kongrenin 27 Ağustos’ta yapılmasının kararlaştırıldığını açıkladı. Bu, görevi Erdoğan’a 28 Ağustos’ta devredecek olan Gül’ün kongrede genel başkanlığa aday olamayacağı anlamına geliyordu.
 
Çelik gazetecilerin bu duruma işaret eden sorularına ise şu yanıtı verecekti: "Bir unvanı olmadan da parti üyesi olunur, bir unvan verilecekse bugüne kadar yaptığı görevler göz önüne aldığımızda, Kayseri’de il başkanı olmasını kimse beklemiyor."

VEKİLLER TARTIŞIYOR: ‘HAD BİLDİRME’ YARIŞI
 
Seçimden bir gün sonra gelen bu peş peşe açıklamalar, bir 'Gül sancısı'nın işaret fişeği miydi? Aynı akşam, TV kanalları ve sosyal medya üzerinden tartışmalar devam etti. Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen AKP Gaziantep milletvekili Şamil Tayyar, katıldığı bir programda, Gül'ün partiye dönme açıklamasını 'sorumsuzluk' olarak niteleyip şu sert sözleri söyledi: "Aklı esir alan bir hırsla açıklamalar yapıyor olmak, gerçekten çok üzüntü verici!"

 Sivri çıkışlarıyla tanınan Tayyar'a yanıt ise gecikmedi. AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Refah döneminden beri parti yönetimlerinde bulunan 'eski tüfek' Salih Kapusuz, Twitter'dan adeta 'bombaladı'... İsim vermeden siyasi nezakete davet ettiği Tayyar'ı haddini bilmemekle suçluyor ve sosyal medyadaki meali 'yüksek ses' olan büyük harflerle şöyle yazıyordu:
 
"AK PARTİ’DE ŞUAN MİLLETVEKİLLİĞİ YAPMAK BÖYLE HADSİZ VE NEZAKETSİZ AÇIKLAMALAR YAPMA CÜRETİNİ KİMSEYE VERMEZ."

Şamil Tayyar da buna kendi twitter hesabından şu yanıtı verdi: "Gezi ve 17 Aralık darbe girişiminde Başbakanı yalnız bırakanlar ve kirli ittifakın değirmenine su taşıyanlar had bildiremez, hadleri bildirilir."

SOSYAL MEDYADA YAYLIM ATEŞLERİ VE ARINÇ'IN İTİRAZI: YENİYETMELER!
 
Bu tartışmalar sosyal medyanın zaten her an parlamaya hazır havasını tetikledi ve her iki taraf adına da sert sözler söylendi. Kendisini "Erdoğancı" olarak tanımlayan bazı gazeteciler, sosyal medya 'fenomenleri' vs.. 'kavgada söylenmez' türden sözlerle Gül'e ve onu savunanlara yüklendiler. Böylece seçimden sonraki gece, ‘tarakaların uzaktan duyulduğu’ ama ‘çatışma’nın hissedildiği bir gece oldu.

Ertesi sabah (12 Ağustos) ise partinin en etkili isimlerinden, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın sert uyarıları geldi. Arınç, Gül’e yönelik sözlere şiddetle itiraz ediyor ve “Mesele Abdullah Gül ise, değeri karşılığında bu partide yer bulacaktır. Bunu da kimsenin engellemesi mümkün değildir” diyordu. Bununla da kalmadı, partinin eski ve ‘ağır’ tüm unsurlarına mesaj niteliğindeki şu sözleri söyledi: “Yeni yetmelerin mevhum bazı değerler üzerinden aslında öyle olması gerekir aslında şöyle olması gerekir diye hesaplar yapması bizim aramızdaki yıllardır süren kardeşliği zedeleyebilir. Herkesin bu tür insanlara karşı onlara ayıplayıcı şöyle yapın deyici bir tavır alması lazım.”

RESEPSİYON MESAJLARI ILIMLI AMA...
 
12 Ağustos akşamı ise Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde Gül’ün ‘veda resepsiyonu’ vardı. Gül, yaptığı veda konuşmasında 'sayın seçilmiş cumhurbaşkanı' diye hitap ettiği Erdoğan'ı tebrik etti. Resepsiyon boyunca zamanının büyük bölümünü Erdoğan ve eşine ayırdı.

Erdoğan ise gazetecilere yaptığı açıklamada Gül'ün AK Parti'ye dönmesinde bir engel olmadığını söylüyordu: "Abdullah Bey'in, partisine, partimize artık, bundan sonra, dönmesinden daha doğal, daha tabi hiçbir şey olamaz. Böyle bir adımı atması da doğaldır."

"Gelecek noktasında partide taşlar yerine oturacak" diyor ve ekliyordu Erdoğan, "Siyaset boşluk kabul etmez…"

Resepsiyonda yaşanan bu karşılıklı jestler, Gül etrafında dönen tartışmaların bir süreliğine de olsa durması anlamına mı gelecek? Bunu göreceğiz. Ancak AKP liderliği ve Gül ya da öteki isimlerle ilgili tartışmaların, en geç, 2015 haziranındaki seçimin sonuçları kapsamında yeniden gündeme gelmesi mümkün olabilir. Zira RP’den FP’ye miras kalan ve sonunda AKP’yi doğuran ‘Yenilikçi-Gelenekçi’ tartışması yıllarca bir ‘iç kanama’ olarak devam etmişti.



Haber: HAKKI ÖZDAL - Radikal
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.