Serbest kalmaları kabullenemiyorum
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, NTV'de Funda Görey'in sorularını yanıtladı. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Atalay, Berkin Elvan'ın ölümüyle ilgili duyduğu üzüntüyü ifade etti.

Atalay, Malatya Zirve cinayetleri sanıklarının serbest bırakılmasını kabullenemediğini ifade etti.

İşte o röportaj;

-Berkin Elvan uzun bir mücadelenin sonunda hayatını kaybetti. Geniş katılımlı bir cenaze töreniyle dün toprağa verildi. Ailesine bir mesajınız olacak mı?

Dün biz üzüntümüzü ifade ettik. Ailesi için zor bir durum başsağlığı diliyoruz. Büyük bir çaba sarf etti, uzun bir tedavi için çaba sarf edildi. İnşallah bu tür şeyler olmasın. Ülkemizin huzuru açısından da önemli görüyoruz.

-Dünkü cenaze törenine geniş katılımı ve akşam büyük şehirlerdeki olaylar... Yerel seçimlere giderken Türkiye herhalde tarihinin en gergin atmosferiyle seçime gidiyor. Toplumsal kutuplaşma tespitleri de vaynı yönde. Bunlara katılıyor musunuz? Siyasiler bu kutuplaşmayı ortadan kaldırmak için ne yapmalı sizce?

Türkiye önemli bir seçim ortamı yaşıyor. Bu seçim bir yerel seçim ama yerel seçimden daha öte bir seçim. Türkiye'nin geleceğini de çok belirleyecek bir seçim. Kendisinden sonra genel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimi var. Uzun zamandır da AK Parti’ye karşı oluşan bir koalisyon var. Muhalefet partilerinin zaten tavrı belli normal onlar muhalefet partisi. Ama tabi buna bir de koalisyon unsuru eklendi, onlar da alanda çalışıyor. Artık parti fark etmiyor, 'bir yerde AK Parti adayının karşısında hangi parti güçlüyse ona verin' gibi değerlendirmeler var. Bir anlamda referandum gibi de kabul edebilirsiniz bu seçimleri.

Dün gördüğümüzde orada çok farklı unsurlar bir araya geldi. Terör örgütlerinin bayraklarından tutun partilere kadar pek çok kesim vardı. Masum bir çocuğun ölümüyle ilgili orada duygusunu belirtmek isteyenler de var tabi. Ama neticede seçim ortamında bir genç insanın ölümünü bir anlamda istismar ederek güvenliğin sorun olduğu bir alana dönüştürmemek lazım. Biz kalabalıklara bir şey demiyoruz, herkes duygusunu ifade etsin. Ben hiçbir seçimde bu kadar miting kalabalığı görmedim. Medya ve iletişimin bu kadar yaygın olduğu bir dönemde insanların bizzat mitinge gitmesi azalması gereken bir şey ama artıyor. Dün bizim seçim koordinasyon merkezimizi taşladılar camlarını kırdılar, itfaiye aracına saldırılar oldu, partimize karşı sloganlar filan o tür şeyleri de bizim onaylamamız mümkün değil.

-Zannediyorum ailesinin hatta kamuoyunun da en büyük temennisi gaz fişeğini atan polisin bulunabilmesi.

Adalet bakanımız, İçişleri bakanımız dün açıkladılar, halen soruşturmalar devam ediyor. Keşke bulunabilse. Hangi hükümet bir genç canın kaybını ister? Biz hiçbir polisimizin, vatandaşımızın can kaybını ister miyiz? Dün bir polisimiz hayatını kaybetti. Hükümetin ve içişleri bakanlığinın en büyük arzusu asayiş olayları az olsun, ölümler olmasın, biz bunu isteriz. Büyük bir hassasiyetle üzerinde duruluyor bu soruşturmanın. Bunlara vesile olan bir kamu görevlisi kasten de olsa kazayla da olsa bizim onları bulmamız lazım.

-Zannediyorum Sayın Başbakan'dan da bir başsağlığı mesajı beklendi.

O, akşam televizyonda bu konulara değindi ama tam ne söyledi bilmiyorum. Başbakanımızın kendisine sormak lazım.

Ergenekon davasındaki tahliyeler konusunda gerekçeli karar yazılmadı biliyorsunuz. Kimi uzun tutukluluktan kimi gerekçeli kararın yazılmamasından hak ihlali olduğu gerekçesi ile mahkemeler kararını verdi. 47 kişi tahliye edildi. 'Ergenekon çöktü mü' 'Hükümet bu konudaki mücadelesini bir kenara mı bıraktı' algısı var.

Bugün bakıyorum bu işlerle çok fazla haşır neşir olmuş paralel yapının gazetelerinde de 'İşte bu tahliyelerin sebebi hükümettir' gibi şeyler görüyorum. Dün Adalet Bakanımız aslında çok kapsamlı bir açıklama yaptı. Yani bütün boyutlarını tahlil etti hemen hemen. Bu tahliyeler bir beraat değil davanın bitmesi değil. Bunlar serbest yargılamadır. Davanın da kararı verildi alt mahkemede, temyize gidecek ama gidemiyor 7-8 aydır o kararı veren mahkeme gerekçe yazmıyor. Bence burada ihmal var, kasıt var, beceriksizlik var ne derseniz diyin. Böyle bir şey olamaz. Zaten torba oldu bu dava, içine her şeyi doldurdular. Suçlu ile suçsuz karıştı. Evet bu davalar sürüyor, cezasını görecek ama Malatya’da o cinayetleri işleyenlerin isterse kelepçeli olarak serbest bırakılmasını kabullenemiyorum. Bu dava başlayalı 7 yılı geçti, bunlar suçüstü yakalandılar, itiraf ettiler, bunların cezası çoktan verilebilirdi. Bunların Ergenekon’la birleştirilmesi 5 yılı doldurmadı. Bunlar önemli teknik ayrıntılar. Bunlarm da bırakıldı ama. Danıştay cinayeti 8 yıl oldu. O da burayla birleştirildi ve hala cezası verilmedi. Bu davada bir rezalet var. Bu devam eden Ergenekon davasıyla ilgili endişeler arttı.

Ergenekon davası devam ediyor, bizim darbelere karşı tutumumuz devam ediyor. Darbenin gölgesine bile karşıyız biz. Ergenekon davası temizlenmiş filan değil. Bunun içinde hala darbe teşebbüsü var, cinayetler var, bombalar var. Tutuklamalar bitmesini, tahliyeleri bazıları hükümetin işte teklif ettiği meclisten de çıkan tutukluluk sürelerinin 5 yıla indirilmesiyle yorumluyor. Öyle değil. Burada hem AİHM kararı vardır hem de Anayasa mahkemesinin kararı vardır. Eğer alt mahkeme de karar verildiyse tutukluluk süresi orada biter zaten. Hüküm verilmiştir hükümlü ile tutuklu arasında bir yerdedir temyiz kesinleşince de hükümlü konumuna gelir. Burada kararlar verildi bunların tahliyesi çok tartışılan bir konudur. Bu tahliyelerde biz uzun tutukluluk sürelerini adaletsizlik olarak görüyoruz. Tutukluluk bir tedbirdir ceza değildir. Biz 5 yıl bir davayı sonuçlandırmıyorsanız sizin zaafınızdır. Biz yeni bir düzenleme ile 5 yıla indirdik. Ama buradaki tahliyelerin büyük kısmı anayasa mahkemesinin İlker Başbuğ’la ilgili verdiği karar 5 yılla ilgili değildir. Bireysel başvuru yaptı ve 'Bu şartlarda ne kaçacak ne de delil değiştirecek bir genelkurmay başkanının bu kadar uzun tutuklu kalması yanlıştır' dedi. Tahliyelerin bir kısmı bu karara dayanıyor. Onlar haklı. 5 yıldan dolayı verilenler tartışılabilir.

NTV

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.