Siyasete kasetli dizayn


Kaynak, MHP’deki kaset skandalını değerlendirdi. 

Mahir Kaynak, şunları söyledi: 

“MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin hükümete yönelik 'Söz kafi değil, sonuç alınması lazım' yönündeki sözlerini operasyonun bir parçası telakki ediyorum. MHP’nin dağılması halinde çıkacak oyların AK Parti’ye gitmesi engelleniyor. Diyorlar ki, ‘Onlar sizi yıktı, sakın onlara oy vermeyin.’ Alternatif ne kalıyor; ya diğer küçük partiler ya da CHP kalıyor. AK Parti’yi hedef göstererek yönlendiriyor. 

Böyle bir operasyon kim yapmış sorunu cevaplamak için kimin faydalandığını öğrenmemiz lazım. Bu operasyon, bir muhalefet partisinin ortadan kaldırılması mı yoksa Türkiye’deki siyaseti yeniden şekillendirilmesi mi? Bence daha geniş olan, ikinci olan. 

Bugün Türkiye’nin bölgedeki rolüyle MHP’nin ideolojisi birbiriyle uzlaşmıyor. Çünkü Türkiye’nin rolünün bölgesel olduğu, bölgedeki bütün ırklara, inançlara saygılı olması gerektiği söyleniyor. Bu da bir gerçek. MHP’nin ideolojisi Türkiye’nin sınırları içinde geçerlidir. O halde Türkiye’nin yeni rolünü üstlenmesi için bu ideolojisini terk etmesi gerekiyor. 

MHP, Kürt’ün varlığını kabul etmiyor. Ermenilere olan tavrında bir yumuşama beklenmez. Yunanistan’a tavrında yumuşama beklemez. Başka ülkerlere de şey bakmaz. Türkiye bölgesel güç olacak ki bu söylediklerimizin tam tersini yapacak. Ermenistan’la anlaşacak, Yunanistan’a yakın duracak, Türkiye içinde Kürt olduğunu kabul edecek. 

Peki Türkiye, bu rol içinde neden Kürt’ü kabul ediyor? Bunu düşünmek lazım. Özerklik için değil. Türkiye’nin dışında Kuzey Irak’ta da Kürtler var. Türkiye içindeki Kürtlere dediniz ki ‘Siz Kürt değil, Türksünüz’. Kuzey Irak’takilere ne diyeceğiz? Onlara Kürt demek zorunda olduğumuz ve onlarla yakın ilişkiler kurmak istiyorsak -ki öyle görünüyor- oradaki Kürt varlığın ve Türkiye’deki Kürt varlığını da kabul edeceğiz. 

Şimdi bu bölünmeye yol açar mı? Herkes zannediyor ki ‘Biz devlet kurmak istiyoruz’ deyince, devlet kurulur. Bana kendi halkı tarafından kurulmuş küçücük bir ülke gösterin. Ortadoğu’da İngilizler Osmanlı’yı yenip, 20 küsur devlet kurdu. Bunu kendileri mi kurdular? 2000’den önce Kuzey Irak’ta Saddam Hüseyin vardı, Irak’ı kontrol ediyordu. ‘Bizdeki Kürtler devlet kursa ne olur?’ diyorlardı. Dünyanın en fakir ülkesi hangisiyse onu geriye atıp, kendileri en sona geçerler. Çünkü lkel bir tarım ekonomisine sahipler, dönen bir çark yok. Böyle bir devlet nasıl olur? Asker dediğin omzuna silah almış adamsa biz neden uçaklar yapıyoruz, neden tanklarımız var? Eğitimi nerede görecekler? Devlet kurmak gibi bir şeyleri yoktu, olamazdı. Ama herkes dedi ki ‘bunlar bölücü’. 

Dışarıda büyük güçlerin varlığından söz ediyor, sonra diyoruz ki bunlar hiçbir şey yapamaz. Bakın ‘ABD, Irak’a geldi rezil olduğu gitti’, ‘Dünyanın en büyük gücü Irak’la başa çıkamadı’ diyoruz. Bir başarı hedefle ölçülür. Hedefi neyse ona ulaşırsa başarılı olur.

Dünyayı bir bütün olarak algılamak lazım. Soğuk savaş dönemi bitti. ‘Dünyada denge kurulacak mı?’ sorusunu sormak lazım. Dünyada artık çatışma, küresel sermaye ile ulus devletler arasında olacak. 13 Ocak 1991'de Nokta dergisine verdiğim beyanatın bir bölümü şöyle: Önümüzdeki dönemde Türkiye bölgesel bir güç olacak. Bu noktaya ekonomik ve sosyal araçlar araçlarla erişecek, asker kullanılmayacak. Bu proje ABD ve Rusya tarafından desteklenecek. AB'nin dağılacağını düşünüyorum. 

‘Türkiye, AB'ye girecek mi?’ diye sorulduğunda ‘Olmayacak yere girilmez’ derdim. Fransa ile ABD, Libya politikasında birlikte hareket etti. Rusya harekatı veto etmedi. Bütün bunlar bir projenin parçası. Dünyayı bölüşüyorlar. Herkesin görevi, tanzimin daha iyi olmasına yardımcı olmak. Türkiye'deki bazı kişiler bu tanzimde görev aldıklarının hiç farkında değiller. Sadece önlerine gelen fırsatı kullanıyorlar ve ‘biz yaptık’ diyorlar. 

'BAYKAL'LA İLGİSİ VAR'

MHP'de kasetlerle bertaraf edilen insanların siyasi açıdan tasfiye edilmelerine gerek yoktu. Biri hariç. Değiştirilmek istenen şey, MHP'nin ideolojisidir. Bunun Deniz Baykal'la ilgisi var. Baykal, CHP'nin lideriydi ve o dönemde CHP resmi ideolojinin simgesiydi. ‘Değiştirelim’ dediler. Kılıçdaroğlu, Kürt'e Kürt diyor, çeşitli inanç gruplarını kabul ediyor. Devlete değil, halka dönük politika izliyor. Bu, CHP'nin görünümüyle tam ters. Bu planlı bir şekilde yapıldı. Resmi ideoloji tasfiye edildi. Dediler ki, 'Türkiye'de asıl büyük güç resmi ideolojiyi savunan CHP’ydi'. Türkiye'yi kendi sınırlarına mahkum eden MHP kaldı. ‘MHP'nin de ideolojisini değiştirmeliyiz’ diyorlar. ABD'de MHP'nin anladığı şekilde milletten bahsedilemez ama dünyanın en büyük gücü. Bu ideolojiyi tasfiye etmek istiyorlar. 

‘DARBE ATATÜRK’E KARŞI MIYDI?

Size nasıl değiştirdiklerini bir örnekle anlatayım. 1960 yılında bir darbe oldu. Darbe Celal Bayar'ın temsil ettiği Demokrat Parti'ye yapıldı. Celal Bayar, Atatürk'ün son başbakanıydı. O başbakan olduğunda İsmet Paşa'nın öldürüldüğü bile söylendi. Acaba Atatürk kendi ilkelerine ihanet eden bir adamı anlayamayacak kadar bilgisiz miydi? Yoksa bu darbe Atatürk'e karşı mı yapıldı? İstediğiniz şıkkı işaretleyin.”



NTVMSNBC

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.