\'Teklif, Anayasa Mahkemesi’ni yandaş mahkeme haline getirme girişimi\'

Baykal, Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi’ne göndereceği üyelerin seçimiyle Meclis’in Anayasa Mahkemesi’ne göndereceği üyelerin seçim yönteminin farklı olduğuna dikkat çekerek, “Meclis seçerken kullandığı seçim yöntemini acaba niçin, hangi demokrasi duyarlılığının, hangi milli iradeye saygının, hangi insan hakları değerin dolayısıyla farklı yapmayı tercih ediyorsun? Yargıtay’ın seçeceği üyeler çoğunluğun seçtiği üyeler olmak durumunda değil, azınlığın adaylarını da Cumhurbaşkanı seçebilir. Orada onun tertibatı yapılmış. Bunların hepsi ince ince ayarlamalar değil mi? Bunların altında iyiniyet var, demokrasi anlayışı var diye inanmak, temiz bir zihniyetin, idealist bir anlayışın, vatanseverliğin gereğidir deyip öyle mi bakacağız? İşin gerçeğini görmeyecek miyiz? Bunun altında hangi hinoğlu hinliğin yattığını bilmeyecek miyiz” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AKP’nin Anayasa değişikliği teklifinin, “Anayasa Mahkemesi’ni kendisine yandaş mahkeme haline getirme girişimi” olduğunu savunarak, “Eğer biz dersek ki ‘Kardeşim bu 19 üyenin 19’u da AKP zihniyetinde insanlardan oluşabilir’ yanlış bir şey mi söylemiş oluruz? ‘Bunun hiçbir güvencesi yok’ dersek yanlış bir şey mi söylemiş oluruz? Meclis’ten gelecek 3 kişiyi AKP çoğunluğu seçecek. AKP çoğunluğunun ‘Canım ayıp olur, hep AKP anlayışının arkadaşları olmasın, bak hukuku çok iyi bilen saygıdeğer falan kişiler var, aynı düşünce de değiliz ama o da Anayasa Mahkemesi’nde bulunsun’ diyerek onu da seçeceğini mi zannediyorsunuz” diye konuştu.
Baykal, partisinin Meclis Grup toplantısında konuştu. Konuşmasına dün Hakkari’de şehit düşen 3 askere rahmet, millete de başsağlığı dileyerek başlayan Baykal, şiddetle, ölümle bir yere varmanın mümkün olmadığını belirterek bir daha böyle olayların yaşanmaması için milletçe dayanışma içinde bir ortak tavır takınılması gerektiğini ifade etti.
Hasat mevsiminin başlamak üzere olduğunu anımsatan Baykal, çiftçilerin en sıkıntılı olduğu günlerin yaşandığını, çiftçilerin borçlarının en üst düzeye çıktığını kaydetti. Konya, Karaman, Aksaray, Niğde bölgesinde çiftçilerin elektrik borçları nedeniyle elektriğinin kesildiğini, bu nedenle sulama yapamadığını anlatan Baykal, Hükümet’i derhal çiftçilerin borcundan dolayı kapatılan elektriğini açmaya ve borçlarla ilgili yeni düzenleme yapmaya çağırdı. Baykal, yüksek temerrüt faizlerinin, çiftçilerin borçlarının ödenmesini imkansız hale getirdiğine dikkat çekerek bazı çiftçilerin borçlarından örnekler verdi. Sivas Şarkışla Yeniyapan köyündeki bir çiftçinin 1999’da 18 milyar zirai kredi kullandığını, bu krediye karşılık bugün 198 milyar borç talep edildiğini belirten Baykal, bu borçların hafif bir kolaylıkla ödenmesine imkan veren yasanın yarın yürürlükten kalkacağını kaydederek “Bu 18 milyarı ödeyememiş insandan 200 milyar istemenin hangi haklı, makul, vicdani, iktisadi, mali, siyasi gerekçesi olabilir?” diye sordu. Çiftçinin parasını “barda pavyonda yemediğini” söyleyen Baykal, “Bunlara sahip olmak toplumun, devletin öncelikli görevidir” dedi. Bir besicinin 20 inek için kredi aldığını, 60 inek bedeli ödeme yapmasına rağmen hala 95 milyar borcu olduğunu bildirdiğini anlatan Baykal, “Bu, işte Türkiye’nin gerçek gündemidir. Türkiye’nin ana meselesi işte budur. Türkiye’nin her yerinde özellikle tarımdan geçimini sağlayan insanlarımız, çiftçilerimiz, besicilerimiz bir büyük bunalım içindedir. Çiftçilerimizin bu sıkıntı içinde olduğu ortamda esnafın boynu büküktür, kazancı yerinde değildir, ağzının tadı yoktur, neşesi yoktur. Bunlar Türkiye’nin özüdür, temelidir. Büyük çoğunluğudur. Milyonlarca insan bu durumdadır. Şimdi Türkiye bu konuları bir yana bırakmış, günlerdir, haftalardır ve önümüzdeki aylar boyunca Anayasa değişikliği konuşacak” diye konuştu.

-“MESELE 3 TEMEL MADDE, GERİSİ GARNİTÜR”-

Anayasa değişikliğinin önemli bir konu olduğunu, ancak değişikliğin, AKP’nin konuştuğu biçimde ele alınması durumunda çok tehlikeli olacağını söyleyen Baykal, Anayasa değişikliğinin özünün, Anayasa Mahkemesi’nin yapısı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun(HSYK) yapısı ile parti kapatma düzenlemesi olduğunu, gerisinin işin “garnitürü” olduğunu dile getirerek bu maddelerle ilgili bir tereddütlerinin olmadığını, ne zaman istenirse ortak bir dayanışma içinde düzenlemenin Meclis’ten geçebileceğini vurguladı.

-“SİYASETİN EMRİNE GİRMİŞ YARGI, ADALET VEREMEZ”-

Anayasa değişikliğinin adalet boyutuna dikkat çeken Baykal, AKP’nin hukuku, yargıyı yeni bir zihniyetle ele almak istediğini, bu değişikliklerin Türkiye’nin kuruluşundan bu yana geliştirip ortaya koyduğu bağımsız yargı, hukukun üstünlüğü anlayışını tahrip etmeye yönelik, hukuku siyasetin emrine almaya yönelik yeni bir zihniyetin ortaya konulması anlamına geldiğini söyledi. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana yargıyı saygın, bağımsız, kendi kurallarıyla işleyen, hiç kimsenin emir ve kumandası altına girmeyen, siyasete teslim olmamış, kendi iç dinamikleriyle işleyen hale getirmenin temel amaç olduğunu belirten Baykal, “Şimdi bu tarihi süreci biz tersine çevirmek istiyoruz. Yargının bağımsız olması yerine yargının siyasi otoriteden talimat almasının, siyasi otoritenin emrine girmesinin, siyasi otoriteye teslim olmasının daha uygun olacağı gibi bir zihniyetle, bunun daha demokratik olacağı gibi bir zihniyetle, milli iradenin gereğinin bu olduğu zannıyla, bunun demokratiklik tanımı içinde yer aldığı vehmiyle birileri olayı buraya çekmeye çalışmaktadır. Bu yanlıştır. Çağdaş dünyanın, çağdaş demokrasilerin gerçeği bu değildir. Çağdaş demokrasilerde yargı fevkalade saygındır. Dünyanın her yerinde öyledir. Her yerde yargı siyasetin dışında kalarak işini yerine getirebilir. Yoksa siyasetin emrine girmiş yargı adalet veremez” diye konuştu.

-“EMEVİLER DE YARGIYI SİYASİ AMAÇLARI İÇİN KULLANDI”-

Tarih boyunca siyasetin adalete yön vermeye çalıştığına dair örnekler bulunduğunu anlatan Baykal, şöyle konuştu:
“Biz, mütareke adaletini yaşadık Türkiye’de. O bir dönemdi, bir parantezdi. Ama daha eskiye gidersek buna benzer olayları geçmişte de, kendi tarihimizde de, bölgemizin, coğrafyamızın tarihinde de görürüz. Bakınız İslam tarihinde yargıya yönelik ilk müdahale Emeviler zamanında yapılmıştır. Emeviler de adaleti, yargıyı kendi siyasi amaçları için kullanmak istemişlerdir. Özel mahkemeler kurulmuştur Emeviler zamanında ve bu mahkemelerde muhalifler sindirilmiştir. Ehl-i Beyt’e yönelik suçlamaların öncesinde ve sonrasında bu olaylar vardır. Emevilerin kendi siyasi amaçları için üstelik İslam’ın en kutsal değerlerine din adına tecavüz ederken adaleti kullandıklarına tanık olduk. Adalet yoluyla, mahkeme yoluyla İslam adına İslamiyet’in en kutsal değerlerini, özünü, Hazreti Peygamber’in ailesini hedef alan uygulamaları siyasetin emrine girmiş adalet mekanizmasıyla yapmışlardır. Emevi adaleti budur. Bu uygulamaya direnen büyük isimler çıkmıştır. Bunların başında da İmam-ı Azam Ebu Hanife gelir. İmam-ı Azam, bu Emevi zulmüne alet olmayı reddetmiştir, kendisine teklif edilen kadılık görevini elinin tersiyle itmiştir. Senin kadın olmaktansa buna alet olmadan yaşamayı tercih ederim demiştir. Bu davranışı dolayısıyla büyük işkence görmüştür, büyük zulme maruz kalmıştır ve hapishanede ölmüştür. İslam’da dini siyasete alet etmenin mimarı Muaviye’dir.”

-“BUNUN ALTINDA YATAN HİNOĞLU HİNLİĞİ GÖRMEYECEK MİYİZ?”-

AKP’nin Anayasa değişikliği teklifiyle, adaletin zirvesinde bulunan temel kurumları denetimi altına almak istediğini dile getiren Baykal, “Bazıları olayı bu kadar açık söylememeyi nezaketlerinin, zarafetlerinin gereği olarak düşünüyorlar. ‘Aman yargı kuşatılacak demeyelim, saygısızlık olur’ diyorlar. Kuşatma ne, yargı ele geçiriliyor ele” dedi.
Anayasa değişikliği paketinde Anayasa Mahkemesi’ne TBMM’nin 3, Cumhurbaşkanı’nın da 16 üye atamasının öngörüldüğünü kaydeden Baykal, şöyle dedi:
“Üç tane AKP’nin Anayasa Mahkemesi’ne göndereceği Meclis’ten üye. 16 tane de Cumhurbaşkanı. Bu rakamlarda değişiklik olabilir, bakacağız. Şimdi bu rakamlardaki değişiklik meselesi bir yana ilgi çekici olan şu: Diyelim Cumhurbaşkanı Yargıtay’dan 3 kişiyi gönderecek. Peki, Yargıtay o 3 kişiyi nasıl seçecek? Meclis 3 kişiyi nasıl seçiyorsa öyle mi seçecek? Hayır, Meclis’in seçme tarzı farklı, Yargıtay’ın seçme tarzı farklı. Niye acaba, niye? Meclis bir yere üye gönderecek, Yargıtay bir yere üye gönderecek. Meclis seçerken kullandığı seçim yöntemini acaba niçin, hangi demokrasi duyarlılığının, hangi milli iradeye saygının, hangi insan hakları değerin dolayısıyla farklı yapmayı tercih ediyorsun? Yargıtay’ın seçeceği üyeler çoğunluğun seçtiği üyeler olmak durumunda değil, azınlığın adaylarını da Cumhurbaşkanı seçebilir. Orada onun tertibatı yapılmış. Bunların hepsi ince ince ayarlamalar değil mi? Bunların altında iyiniyet var, demokrasi anlayışı var diye inanmak, temiz bir zihniyetin, idealist bir anlayışın, vatanseverliğin gereğidir deyip öyle mi bakacağız? İşin gerçeğini görmeyecek miyiz? Bunun altında hangi hinoğlu hinliğin yattığını bilmeyecek miyiz?”

-“SON ATAMAYI ‘CUMHURBAŞKANI SEÇSİN’ DİYENLERİN DİKKATİNE SUNUYORUM”-

Baykal, Anayasa değişikliği teklifine göre mevcut yedek üyelerin asıl üye haline geleceğini anımsatarak Anayasa Mahkemesi’nde raportör olarak çalışmakta olan bir kişinin 26 Şubat’ta Denizcilik Müsteşar Yardımcılığı’na atandığını, bu kişinin burada 31 gün görev yaptıktan sonra Cumhurbaşkanı Gül tarafından Anayasa Mahkemesi Yedek Üyeliğine atandığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Raportörlükten yedek üyeliğe geçmesi mümkün değildi. Cumhurbaşkanı’nın, yani ilk teklife göre 19 üyeyi seçecek olan Sayın Cumhurbaşkanımızın dünkü faaliyeti Denizcilik Müsteşar Yardımcısı bu kişiyi 31 gün Müsteşarlık düzeyine taşıdıktan sonra Anayasa Mahkemesi Yedek üyeliğine atamış olduğuna iyiniyetli, demokrat, ‘Canım Cumhurbaşkanı seçecek, ne olur, seçiversin’ diyen insanların dikkatine sunuyorum. Bu anayasa değişikliği eğer gerçekleşirse bu kişi otomatik olarak Anayasa Mahkemesi üyesidir. Ya da önümüzdeki günlerde Anayasa Mahkemesi’nin faaliyetlerine asil üyeler boşaldıkları ve yerlerine asiller atanmadığı için ya da başka bir nedenle katılamazlar ise Anayasa Mahkemesi’nin o toplantısına katılacak olan yedek üyeleri arasında bu şahsiyet de şimdiden itibaren yerini almıştır. Anayasa Mahkemesi’nin önüne gelecek bütün konularda bir yedek üye olarak devreye girmeye hazır vaziyette orada yerini almıştır. Bütün bunlardan karşımızdaki sorunun bir demokrasi sorunu, insan hakları sorunu, Avrupa standartlarını Türk yargısına taşıma sorunu olduğunu düşünen insanların incelemesine, irdelemesine saygıyla sunulur. Bu zihniyet, bu anlayış, bu çaba çok açık bir biçimde daha şimdiden herkes tarafından görülebilir hale gelmiş olmalıdır.”

-“AKP’NİN ANAYASA MAHKEMESİ’Nİ YANDAŞ MAHKEME HALİNE GETİRME GİRİŞİMİ”-

Bu yapı içinde Anayasa Mahkemesi üyelerinin sadece 4’ünün hukukçu olduğu durumların yaşanabileceğini vurgulayan Baykal, “Eğer biz dersek ki ‘Kardeşim bu 19 üyenin 19’u da AKP zihniyetinde insanlardan oluşabilir’ yanlış bir şey mi söylemiş oluruz? ‘Bunun hiçbir güvencesi yok’ dersek yanlış bir şey mi söylemiş oluruz? Meclis’ten gelecek 3 kişiyi AKP çoğunluğu seçecek. AKP çoğunluğunun ‘Canım ayıp olur, hep AKP anlayışının arkadaşları olmasın, bak hukuku çok iyi bilen saygıdeğer falan kişiler var, aynı düşünce de değiliz ama o da Anayasa Mahkemesi’nde bulunsun’ diyerek onu da seçeceğini mi zannediyorsunuz?” diye sordu.

Cumhurbaşkanı Gül’ün de yaptığı rektör atamalarında en çok oyu alan rektörleri atamadığını anımsatan Baykal, “Bu, AKP’nin Anayasa Mahkemesi’ni kendisine yandaş mahkeme haline getirme girişimidir. Çok açık, çok net, yalın gerçek budur” dedi.

Bu gerçeği görmezden gelmenin mümkün olmadığını kaydeden Baykal, “Birileri, bunu söylemek işine gelmediği için görmezlikten geliyor. Birilerinin gözlerini TRT’nin sağladığı geniş mali olanaklar perdeliyor, onlar göremiyor. Yandaş medya zaten işi görmemek. Yandaş yazarlar zaten onların derdi gerçekleri saklamak. Ne olacak, sağduyu, akıl, mantık, vicdan susacak mı, teslim olacak mı?” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AKP’nin hazırladığı Anayasa değişikliğine ilişkin, “Risk alıyoruz, gövdemizi bu işin altına koyuyoruz” sözlerine tepki göstererek, “Peki bu teşebbüs Anayasa Mahkemesi tarafından ona bir dışarıdan müdahale olmadığı, hukuk işlediği zaman tespit edilirse, hükme bağlanırsa sizin Anayasa’yı ihlale teşebbüsten mahkum olmanız sonucu ortaya çıkar ise bunun anlamı nedir? Bu, ‘Bir yasa Anayasa’ya aykırıymış, yürürlüğe koymayacağız’la bitecek bir konu gibi değildir, başka bir olaydır. Bunun çok vahim sonuçları olur. Öyle anlaşılıyor ki, bu girişimi yapanlar o vahim sonuçları da öngörmüşlerdir. O vahim gelişmeleri de içlerine sindirmişlerdir, hatta belki onu talep etmektedirler. İşte bu çok önemli bir noktadır. Bütün milletimizin bu oyunu görmesini istiyorum” diye konuştu.

-AKP’yi konuya soğukkanlı bir şekilde yaklaşmaya ve bu yanlışa dur demeye çağıran Baykal, “Eğer AKP yönetimi bu yanlışa dur demezse AKP milletvekilleri, onların içinde sağduyulu, vatansever, ülkeyi bu çalkantılara, bu acılara sürüklemeyecek duyarlılıktaki insanlar bu teşebbüse alet olmamalıdır, bu işin dışında kalmayı başarabilmelidir. Bunu yaparlarsa hem Türkiye’ye hem partilerine hem de kendilerine en büyük hizmeti yapmış olurlar” dedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AKP’nin hazırladığı Anayasa değişikliğine ilişkin, “Risk alıyoruz, gövdemizi bu işin altına koyuyoruz” sözlerine tepki göstererek, “Peki bu teşebbüs Anayasa Mahkemesi tarafından ona bir dışarıdan müdahale olmadığı, hukuk işlediği zaman tespit edilirse, hükme bağlanırsa sizin Anayasa’yı ihlale teşebbüsten mahkum olmanız sonucu ortaya çıkar ise bunun anlamı nedir? Bu, ‘Bir yasa Anayasa’ya aykırıymış, yürürlüğe koymayacağız’la bitecek bir konu gibi değildir, başka bir olaydır. Bunun çok vahim sonuçları olur. Öyle anlaşılıyor ki bu girişimi yapanlar o vahim sonuçları da öngörmüşlerdir. O vahim gelişmeleri de içlerine sindirmişlerdir, hatta belki onu talep etmektedirler. İşte bu çok önemli bir noktadır. Bütün milletimizin bu oyunu görmesini istiyorum” diye konuştu.
Baykal, partisinin Meclis Grup toplantısında yaptığı konuşmada AKP’nin teklif ettiği Anayasa değişikliğinde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu(HSYK) üyeliğine seçilmek için hakimlerin Anadolu’da kampanyalar, pazarlıklar yapmaya başlayacaklarını dile getirerek “Adalet böyle pazarlıklara bağlı olarak şekillenirse bunun doğru olacağını düşünmek mümkün mü? Buraya doğru işi götürüyoruz” dedi.
Siyasi partilere kapatma davası açılabilmesi için Meclis’te kaç grup varsa her partiden 5’er kişiyle ve Meclis Başkanı’yla oluşacak kurulun izin vermesinin de öngörüldüğünü kaydeden Baykal, “Bu, hukukun denetim yapma şansını, siyasetin Anayasa’yı ihlal etme uygulamasını sınırlama yetkisini tamamen ortadan kaldıran, işlemez hale getiren ya da siyasi pazarlıklara teslim eden bir manzara. 3 grup varsa 16 kişi bu kararı alacak. 16’nın içinden 11 kişi biraraya gelerek kapatacak. 5 kişi hayır dediği zaman 1 tek kişiye bağlı olacak. Böyle bir şey olabilir mi? Kaldırın o zaman, siyasi parti kapatmaya gerek yok deyin. Dünyanın en demokratik ülkesi olalım. Bizim öyle bir derdimiz yok, parti dediğin kapatılmaz, parti dediğin suç da işleyebilir. Anayasa’ya da ihanet edebilir, ulusal bütünlüğe de ters düşebilir, teröre de başvurabilir, şiddete başvurabilir, biz o zaman dahi siyasi partiye saygılıyız deyin. Bunun akılla, mantıkla, hukukla ilgisi var mı? Türkiye’yi getirdikleri yer bu” diye konuştu.

-“KENDİN İÇİN GEÇİCİ OLMAYAN 15. MADDE KOYUYORSUN”-

12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını engelleyen geçici 15. maddenin kaldırılmasının “uygun” olduğunu belirten Baykal, “Ama şimdi sen geçmişte yapmış olduklarından dolayı hesap sorulsun diyorsun ama bu getirdiğin Anayasa değişikliğinde bir madde koymuşsun ki o madde ile iktidardaki siyasi partinin icraatlarından dolayı, Anayasa’yı ihlalinden dolayı ona sadece geçmişteki uygulamalarıyla ilgili olarak değil, şu andaki uygulamalarıyla ilgili olarak da hesap sorulamayacağını aynen oraya yerleştiriyorsun. Kendin için de bir 12 Eylül Anayasası’nın geçici 15. maddesi gibi geçici olmayan bir 15. maddeyi gelecekte de işleyecek bir 15. maddeyi iktidar siyasi partisi için oraya koyuyorsun” diye konuştu.

-“TOPLUMUN HİÇBİR KESİMİ DEĞİŞİKLİKTE YOK”-

Gelinen noktada bütün iktidar yandaşlarının, medyanın, Hükümetin, Başbakan’ın, bakanların çabasına, gayretine rağmen şu ana kadar bu Anayasa değişikliği projesine AKP’li işadamlarının kuruluşu hariç toplumun hiçbir önemli, ağırlıklı kuruluşunun destek vermediğini söyleyen Baykal, çoğu kuruluşun “Bunun mutabakatla olmasını isteriz” dediğini kaydederek, şöyle dedi:
“Bu, ‘Biz bunun mutabakatla yapılmadığını biliyoruz, mutabakatla yapılsın diyoruz, yani bu, mutabakatla olmadı’ demenin en kibar, nazik yolu olarak insanlar bunu söylemiştir. Çiftçiler, esnaf, işadamları, toplumun bütün kesimleri bunu söylemiştir. Söylemeleri de çok haklıdır. Bu Anayasa değişikliğinin içinde köylü, köylünün gerçek gündemi, gerçek sorunu hiçbir şekilde yoktur. Bunca sıkıntısı, bunca derdi olan esnafa yönelik bu Anayasa değişikliğinde hiçbir unsur yoktur. Bu Anayasa değişikliğinin içinde emekli, işçi, memur, işsiz genç yoktur, toplumun hiçbir kesimi bu Anayasa değişikliği içinde yoktur. Kim vardır? AKP yönetimi vardır. AKP yönetimi bu Anayasa değişikliğini millet için yapmamıştır, çiftçi, köylü, esnaf, emekli, genç için yapmamıştır. AKP, bu Anayasa değişikliğini kendisi için yapmıştır. Onun için de bu anayasa değişikliği Cumhuriyet Anayasası’nı oluşturacak bir değişiklik olmaktan uzaktır. Bu Anayasa değişikliği, bir AKP anayasası oluşturmaya yönelik değişikliktir.”

-“BAŞBAKAN BÜYÜKELÇİ’Yİ DE YANINA ALIP ABD’YE GİDERSE ŞAŞIRMAYIN”-

Baykal, AKP’nin Anayasa değişikliğini kimseye sormadan hazırladığı için bu süreçte yalnız kaldığını ifade ederek Anayasa değişikliğinin “AKP’nin son açılımı” olduğunu söyledi. ‘Kürt açılımı’ etrafında “yer yerinden oynadığını”, sabah akşam açılım konusunun tartışıldığını kaydeden Baykal, “Ne oldu Allah aşkına? Elde ne var, avuçta ne var, açılım diye ne var? O ilk gelişlerine baksaydınız, ‘Vay be, silindir gibi ezecekler, bir açılım politikası dayatacaklar.’ Ne oldu, ağızlarına almaya dahi cesaret edemiyorlar. Unutturmaya çalışıyorlar, yanlış oldu diyorlar. Aman bize bulaşmasın havasına girmeye başladılar. İşi getirdiler, şimdi parayla davet ettikleri Romanlarla eğlence, şenlik, müzik ve panayır havasına dayattılar” dedi. “Ermeni açılımında nerdeyiz?” diye soran Baykal, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin “Ermeni soykırımı” tasarısını kabul etmesi üzerine Başbakan Erdoğan’ın tepki gösterdiğini, ABD’de 13 Nisan’da yapılacak olan toplantıya gitmeme kararı aldığını anımsatan Baykal, “Bakın, dikkat edin. ‘Gitmeyeceğim, yerime kimi göndereceğimi henüz kararlaştırmadım’ dediği Amerika ziyaretine önümüzdeki günlerde Sayın Başbakan’ın yanına Büyükelçi’yi de alıp gitmesi durumu ortaya çıkarsa sakın şaşırmayın. Deniz Baykal demişti dersiniz” dedi.

-“ANAYASA FİYASKOSU GELİYOR”-

Ermeni açılımı yapılmasına karşın Yukarı Karabağ işgalinin sona ermediğini, soykırım iddiasından vazgeçmediğini, Türkiye’nin sınırlarını tanımadığını anlatan Baykal, “Bu da bir fiyasko. Üçüncü fiyasko geliyor, üçüncü fiyasko Anayasa fiyaskosudur. İnşallah bu olacakve Türkiye için de olağanüstü önemli olacak” dedi. Anayasa değişikliğinin, AKP’nin kendisini “kurtarmak” için gündeme getirildiğini savunan Baykal, “Niye AKP bu kadar telaş içinde? AKP’nin iktidar dönemi bitiyor. AKP artık muhalefete yönelmeye başladı. Sık sık söylüyorum. Abbas yolcudur, yolcu. Bu, artık onların da hesabını yapmaya başladığı bir tablo oldu” diye konuştu.

-“YARININ YÜCE DİVANI HAZIRLANIYOR”-

TEKEL’in devrinin, Telekom’un birkaç yıllık karına satılışının, satışın ardından Kurumlar Vergisi indiriminin hesabının sorulacağını ifade eden Baykal, “Bunların hesabı nerede sorulacak? 16 üyesi Cumhurbaşkanı tarafından atanacak, 3 üyesini de AKP’nin seçeceği Anayasa Mahkemesi’nde bunlar konuşulacak. Açık değil mi? ‘Yarının Yüce Divanı hazırlanıyor’ desem yanlış bir şey mi söylemiş olurum? Siyaset böyle, iktidarla her şey bitmiyor. İktidar var, muhalefet var. Muhalefete düştüğün zaman hukuk gene var. Var da o hukukun sözünü benim adamlarım söylesin, şimdiki mücadele budur. Hukuku, beni yargılayacak olan mahkemeyi ben şimdi oluşturayım telaşıdır bu. Bunun, görmemezlikten gelinecek, inkar edilecek hiçbir tarafı yoktur” diye konuştu.

-“DEĞİŞİKLİK, ANAYASA MAHKEMESİ’NDE ANAYASA’YA AYKIRI BULUNUR”-

“Bu işin içinde particilik yoktur diye düşünmek Allah aşkına Türkiye gerçeğini bilen insanlar olarak aklınıza yatıyor mu?” diye soran Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu değişiklik Anayasa’ya aykırıdır. Anayasamızın temel, değiştirilemez maddelerine aykırıdır. Çünkü bizim Anayasamız, Anayasamızın, devlet düzenimizin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olmasını öngörmüştür. Bir hukuk devletinde yargı bağımsızdır. Yargı bağımsızlığını bizim Anayasal düzenimizin olmazsa olmazıdır, özüdür. Siz yargı bağımsızlığını kendi siyasi partizanlarınıza, yandaşlarınıza Anayasa Mahkemesi’ni, HSYK’yı emanet ederek ortadan kaldırırsanız, Anayasa’nın bu temel ilkesini ihlal etmiş olursunuz.”
Bu görüşlerin, partisel görüşleri olmadığını, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın mutabakata vurgu yaptığını, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın değişikliğin Anayasa Mahkemesi’nden döneceği yönünde bir değerlendirmede bulunduğunu anımsatan Baykal, “Bu olayın Anayasa Mahkemesi’ne gelmesi halinde Anayasa’ya aykırı bir girişim olarak değerlendirilmesi dikkate alınması gereken bir ihtimaldir. Tabii siz bu ihtimali bertaraf etmek için Anayasa Mahkemesi’nin yapısına daha şimdiden çeşitli yöntemlerle müdahale ederseniz, Müsteşar Yardımcılığından Anayasa Mahkemesi’ne üyelik transferi yaparsanız, ya da boşalan üyeliklerle ilgili atamaları zamanında yapmaktan kaçınırsanız Anayasa Mahkemesi’nin yapısını ben kendi hesabına göre şekillendiririm diye düşünüyorsanız ona benim aklım ermez, onu bilemem. Biz işin hukukuna bakarak konuşuyoruz” diye konuştu.

-BAYKAL’DAN ‘AKP YENİ BİR KAPATMA DAVASI İSTİYOR’ İMASI-

Baykal, Anayasa değişikliğinin, Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’ya aykırı olarak değerlendirilmesi olasılığının olduğunu, bu olasılığın sıradan bir yasanın Anayasa’ya aykırı bulunmasıyla arasında fark olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
“Anayasa’ya aykırı bir Anayasa’yı değiştirme girişimi bilerek yapılıyorsa, Anayasa’yı özünü değiştirme iddiasıyla bilerek göze alınarak yapılıyorsa... ‘Risk alıyoruz’ diyorlar. Ne demek o risk? Neyin riskini alıyorsun? ‘Gövdemizi bu işin altına koyuyoruz.’ Bunlar ne demek? Bunların her birisi o girişimin çok sakıncalı gelişmelere yol açabileceğini biliyoruz, hesaba katıyoruz, öngörüyoruz, talep ediyoruz anlamına gelmektedir. Diyor ki ‘Biz Anayasa’yı değiştirilemez diye düşündüğünüz yönleriyle de değiştirmeye teşebbüs ediyoruz.’ Peki bu teşebbüs Anayasa Mahkemesi tarafından ona bir dışarıdan müdahale olmadığı, hukuk işlediği zaman tespit edilirse, hükme bağlanırsa sizin Anayasa’yı ihlale teşebbüsten mahkum olmanız sonucu ortaya çıkar ise bunun anlamı nedir? Bu, ‘Bir yasa Anayasa’ya aykırıymış, yürürlüğe koymayacağız’la bitecek bir konu gibi değildir, başka bir olaydır. Bunun çok vahim sonuçları olur. Öyle anlaşılıyor ki bu girişimi yapanlar o vahim sonuçları da öngörmüşlerdir. O vahim gelişmeleri de içlerine sindirmişlerdir, hatta belki onu talep etmektedirler. İşte bu çok önemli bir noktadır. Bütün milletimizin bu oyunu görmesini istiyorum. ‘Risk alıyoruz, kimsenin göze alamadığı riski alıyoruz’ söylemi bu yaptıkları girişimin anlamının farkında olduklarını ortaya koymaktadır. E peki onlar risk alıyorsa biz de teslim olalım bari. Teslim olalım, Türkiye’yi de emanet ediverelim. Hukuku da emanet edelim, adaleti de emanet edelim, Anayasa Mahkemesi sana kurban olsun diyelim, HSYK sana feda olsun diyelim, Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk Cumhuriyeti sana feda olsun diyelim, öyle mi? Olay buraya geliyor.”

-‘SAĞDUYULU’ AKP’LİLERE ÇAĞRI-

AKP’yi konuya soğukkanlı bir şekilde yaklaşmaya ve bu yanlışa dur demeye çağıran Baykal, “Eğer AKP yönetimi bu yanlışa dur demezse AKP milletvekilleri, onların içinde sağduyulu, vatansever, ülkeyi bu çalkantılara, bu acılara sürüklemeyecek duyarlılıktaki insanlar bu teşebbüse alet olmamalıdır, bu işin dışında kalmayı başarabilmelidir. Bunu yaparlarsa hem Türkiye’ye hem partilerine hem de kendilerine en büyük hizmeti yapmış olurlar. Umarım bu bir ihtimal olarak ortadadır. Bunu değerlendirecek olan insanlar gerçekten tarihi bir görev yapmış olacaklardır. Eğer bu girişim orada tutulmazsa o zaman Anayasa Mahkemesi umarım yapısını bozma teşebbüsleri amacına ulaşamaz, hukuk bilinci, hukuk sorumluluğu işlemeye devam eder. Anayasa Mahkemesi bu konuda ülkenin, hukuk devletinin kendisini savunma hakkını doğru biçimde kullanır. Eğer bu engeller aşılır ise o zaman umut ediyorum milletimiz önüne gelecek olan bu düzenlemeyi hak ettiği şekilde değerlendirir” diye konuştu.

-“MİLLET MAHKEMEYİ ELE GEÇİRMEYE ÇALIŞAN AKP’YE HAYIR DİYECEKTİR”-

Değişikliğin tek tek maddeler halinde değil, paket halinde referanduma sunılmasının öngörülmesini eleştiren Baykal, “Bunda hukuk var mı, bunda akıl var mı, bunda mantık var mı, adalet var mı, vicdan var mı, demokrasi var mı bunda?” diye sordu. Başbakan Erdoğan’ın “Bunu vekiller zaten düşündü, biraraya getirdi” sözlerini de eleştiren Baykal, “Milletvekilleri düşünmüş, milletin kendisi de düşünüversin, ne korkuyorsun milletten? Bu soruları sen millete sormaktan niye korkuyorsun, niye kaçıyorsun? Bu kaçışın demokrasinin gereği mi? Millete, halka, milli iradeye saygının gereği mi?” diye konuştu. Baykal, Venedik Komisyonu’nun da birbirinden ilgisiz maddelerin ayrı ayrı referanduma sunulmasını önerdiğini anımsatan Baykal, şöyle devam etti:
“Millet, bu kadar oyun, bu kadar tertip, bu kadar düzen oluşturarak benim gerçek meselelerimi bir tarafa bırakarak mahkemeden kaçmak için, Yüce Divan’da hesap verme korkusundan kurtulmak için, hesabını vermedikleri yolsuzluk dosyalarını örtbas etmek için mahkemeyi ele geçirmeye teşebbüs eden AKP’ye hayır diyecektir. İnşallah önümüzdeki referanduma kalmadan bu iş halledilir, referanduma kalırsa da milletimiz bu girişim hakkında gerekeni yapar. AKP freni patlamış bir kamyon gibi milletin üstüne doğru yuvarlanıyor.”(ANKA)


  ANAYASA ÇALIŞMALARI İLE İLGİLİ FARKLI GÖRÜŞLER İÇİN TIKLAYINIZ.   



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.