TV 24'te canlı yayına katılan Çiçek, yeni dönemde milletimizin beklentisinin Anayasa olduğunu, Meclisin bunun gereğini yapmaya çalıştığını belirterek, konuyla ilgili olarak başlangıcındaki heyecanın başka nedenlerle ikinci plana itilmiş gibi bir görüntü olduğunu söyledi. ''Biz bundan rahatsızız'' diyen Çiçek, tüm kesimlerin sürece katılmasını istediklerini, bu nedenle iki çağrı yaptıklarını hatırlattı.

Medyanın da konuyu canlı tutmasını isteyen Çiçek, ''Milletin içinde olmadığı bir anayasayı yapmak ileride başka sıkıntıları getirir. Bu ülkenin üniversiteleri bu sürece katkı vermeyecekse kim verecek? Bu süreci hep canlı tutmamız lazım. Siyasi partiler bu canlılıktan gerekli teşviki görmesi lazım. Kendilerine davetimiz ulaşmayanlar da bunu çağrı kabul etsin'' dedi.

Komisyonda görüşbirliğiyle karar alınmasının sıkıntı yaratıp yaratmayacağı sorusuna karşılık Çiçek, çalışma usul ve esaslarının Komisyonda belirlendiğini vurguladı. Çiçek, ''Uzlaşma Komisyonunda muhalefet üyeleri ağırlıkta, Genel Kurulda iktidar partisinin çoğunluğu var. İdeal olanı değil, reel olanı dikkate alarak bir çalışma yapıyoruz. Siyaset gerçekçi olmayı gerektirir. Partilerimiz oturup 'Bu işi görüşbirliğiyle götürelim' diye görüşbirliğine vardı'' diye konuştu.

-Tutuklu milletvekillerinin durumu-

Tutuklu milletvekillerinin durumu hakkında ne düşündüğü sorusuna Çiçek, ''İşin insani yönü ayrı... Elbette üzülürüz. İnsanların, hele hele seçilmiş bir milletvekili ise niye özgürlüğünden mahrum kalsın. Bir şeyi temenni etmek ayrıdır, temin etmek ayrıdır. Bunu kim temin edecek? Evet içeride bir kısım insanlar var, bunların tahliye olması lazım, çıkması lazım. Evvela bu Anayasadan kaynaklanan bir kısım sıkıntılar var. İkincisi, kim ne yapacaksa bu ülkede kendisine verilen yetki ve sorumluluk çerçevesinde yapacak. Türkiye'de, iyi işleyip işlemediği tartışılır ama kuvvetler ayrılığı var'' dedi.

Öbür tarafta da başka sıkıntıların da olduğunu kaydeden Çiçek, şöyle konuştu:

''Benden bir şey bekleniyorsa, yetkimi bilmek durumundayım. Anayasa ve İçtüzük bana hangi yetkiyi veriyorsa, ben onu kullanmak durumundayım. Onun dışında çağrı yapmak, istediğiniz kadar çağrı yapın. Bunun gereği nasıl yapılacaksa, onu yapması gerekenler yapacak. O yetkisi olmayanları sürece dahil ettiğiniz zaman başka türlü karmaşa çıkar. Benim yetkilerim belli, bir başka şey kullanılması isteniyorsa, herkesin benim üzerimde ittifak etmesi lazım. Böyle bir durum yok. En karmaşık sorun çıktığında, 'Meclis Başkanı bu işlere el atsın' deniliyor. Bu talepler geldiğinde oturup bakıyorum benim yetkilerim var mı? İnsani olarak yapacaklarımız ayrıdır, onları da yapmıyor değiliz. İdari olarak bir yetki kullanacaksanız ona Anayasa ve yasaların izin vermesi lazım. Aksi taktirde birileri, 'Bu işe niye müdahil olmuyorsun' diye çağrıda bulunurken, öbürleri de 'ne hakla bu işlere karışıyorsun, yetkin kadar karış' tarzında bir karşı tartışmayı gündeme getirir. O zaman da Meclisi tartışmamın merkezine getirir oturtur. Beklentim, yargılamanın mümkün olduğu kadar kısa sürede sonlanmalı. Bunu temenni ediyoruz, temin edecek olan yargı mercidir. Bunun ötesinde ne yapacağım soruşturmayı yürüten savcılara veya hakimlere, 'bunu ay sonuna kadar bitirin' diye talimat verme yetkim var mı? Burada farklı durumlar var. Bunu görmek lazım. Herkes 'benimki olsun, öteki olmasın' yaklaşımı içinde olabilir bu konularda. O zaman işi dengede tutmak da zordur. İnsani olarak hiç kimsenin içeride kalmasını istemem, hele milletvekili ise hiç istemem. İş bu noktaya nasıl geldi, onu da kamuoyu değerlendirir. ''

-''Uluslararası sözleşmeleri de dikkate alın''-

Çiçek, TBMM'nin bir kısım anlaşma ve sözleşmeleri onayladığını hatırlatarak, ''Böyle bur konuda uygulamayı yapacaklara, 'kanunları gözetin ama ülkenin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri de dikkate alın. Dikkate almadığınızda Türkiye bir çok açıdan sıkıntıya girer.' İnsan hakları, hak ve özgürlükler ve dış itibarı açısından bizi sıkıntıya sokar. Bunun dışında Meclis Başkanı olarak benim ne yapmam gerekiyor? Birileri net olarak söylesin, 'şu 5 işi yap' desin, böyle bir şey de yok. Çağrıyı yaparız. O da bu işlerin sonlanmasıdır. Soruşturmalar, kovuşturmalar bir an evvel bitse bu tartışmaların önemli kısmı da ortadan kalkar'' dedi.

Türkiye'de belli makamlara seçilecek kişilerin tarafsız olmasının istendiğini ifade eden Çiçek, ''Ancak öbür taraftan 'benim tarafımda yer alsın' diye herkes bir taraflarından çekerse, ortada tarafsızlık kalmaz. Ben geldiğim günden beri tarafsızlığa azami ölçüde dikkat etmeye çalışıyorum'' diye konuştu.

-Dersim tartışması-

Çiçek, ''Dersim'' ile ilgili tartışmaların hatırlatılması üzerine, Türkiye'nin her konuyu siyaseten tartışan nadir ülkelerden biri olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

''Her konunun bir siyasi yanı olabilir. Bir konu belli bir disiplinin alanına giriyorsa ama buna rağmen orada gereği yapılmayıp bunu siyaseten tartışıyorsak, bundan fayda çıkaramıyoruz. Geriye dönüp bakın. Hangi konuları tartıştık da neticeye ulaştırdık. Bu kampanyaya dönüşüyor. Kimse kimsenin ne dediğini anlamıyor, 20 gün sonra bu gündem ortadan kalkıyor. Ne oldu, sonuç nedir diye baktığınızda 2 ay, 2 yıl öce ne tartışıyorduk, sonuçta nereye geldik. Her konuyu siyaseten tartışacaksak, evvela o konun sağlıklı verilerinin ortaya konulması gerekir. Bu veriler yeteri kadar ortaya konulmadan tartışma yaparsak, bu karşılıklı suçlamalara dönüşüyor.

Bu, tarihte cereyan etmiş önemli bir olay. Meclisle ilgili kısmı var, yürütmenin yaptığı şeyler var. Herkes kabul ediyor ki bu olayla ilgili önemli belgeler filanca kurumun arşivinde, bu arşivler açılsın. O zaman eksik bilgiyle tartışıyoruz demektir. Bu ülkede bu kadar üniversite var, Tunceli'de üniversite var. Her üniversite bulunduğu ilin tarihteki konumu, yaşadığı olaylar, kültürü konularıyla ciddi araştırmalar yapması lazım. Aksi takdirde her ile bir üniversite kurmanın ne anlamı var.

Bilgi kirliliği olmadan bu işleri tartışalım. Bunun yeri de bilimsel çalışmadan geçer. Meclis tartışamaz mı konuşamaz mı, buna engel yok. Meclis İçtüzüğüne göre nasıl tartışılır, yolu yordamı belli. İşi tarihçilere havale edelim anlamında söylemiyorum. Onlar da görevini yapsın. Konuşacak olan da konuşsun. Ama konuşurken sağlıklı bilgiyle konuşursak birbirimizi anlamamız kolay olur.''

Geçmişte 1915 olayları ile ilgili ''Parlamentolar bu işlere müdahale etmesin, kararlar almasın, evvela tarihçiler bir araya gelsin, gerçeği ortaya koysun' denildiğini hatırlatan Çiçek, bu çağrının doğru olduğunu ve o günden beri de Türkiye'nin en önemli dayanağı olduğunu söyledi.

Çiçek, ''Yapılan konuşmalardan öğreniyoruz ki önemli belgeler Genelkurmay arşivinde. Önemli belgelerin bir kısmı oradaysa, onlar olmadan ortaya çıkacak fotoğrafta eksiklik, yanlışlık olabilir. İddia ediyorum; göreceksiniz 20 gün sonra böyle bir gündem kalmayacak, başka gündemler olacak. O zaman bana sorduğunuzda 'Dersim işi ne oldu?' diye, ne cevap vereceğim? Madem ki bir konuyu koşuyoruz, enine, boyuna konuşalım bir karara varalım, ondan sonra bu konulara girmeyelim, siyaset malzemesi yapmayalım'' dedi.

-İstiklal mahkemeleriyle ilgili çalışma-

İstiklal mahkemeleriyle ilgili çalışmanın sorulması üzerine Çiçek, Meclisin eski dönemlerine ait bazı kayıtlarının Osmanlıca olduğunu, bunların günümüz Türkçesine çevrilmesi, tasnifinin yapılıp kullanılabilir hale gelmesi ve saklanması için 8 kişilik bir komisyonunun çalışma yaptığını belirtti.

''Bana verilen bilgiye göre 695 bin belge var. İngilizce, Arapça, Farsça, Fransızca olanı var. Bunların hepsinin günümüz Türkçesine çevrilmesi konusunda ciddi bir çabayı sarfediyoruz'' diyen Çiçek, belli bir noktaya gelindiğini ve bunun 2 yıl süreceğini anlattı.

Bunların parça parça verilip verilemeyeceği sorusuna Çiçek, ''Verdiğiniz kısım daha sonraki kayıtlarla, belgelerle tekzip ediliyorsa ya da orada söylendiği gibi değilse... Orada sıkıntımız var. Biz Mecliste arşiv çalışması yapıyoruz. İster bu konu, ister başka konularla ilgili kayıtları güncelleştiriyoruz. Tarihi gerçeklerin ortaya çıkması konusunda Meclisin bir iradesi var. Konunun tüm unsurları ortaya konulmadan eksik bilgiyle tartışılsa nasıl olacak? 695 bin belge, şu kadar defter, şu kadar dosya, bu kadar kayıt. Bunların hepsini ortaya çıkarmadan diyelim ki elimizde 3 dosyalık bilgi var. Onları tartıştık ama oradaki bilgi ve belgeler, daha sonraki dosyayla tekzip edildiyse, o şahit başka dosyada söylediğinin tam tersini söylediyse... Hassasiyetimiz burada'' diye konuştu.

-Şike cezalarını düşüren yasa-

Çiçek, ''Şike Yasası ile ilgili olarak Cumhurbaşkanı'nın eleştirilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna karşılık, şunları kaydetti:

''Maalesef biz toplumda belli yasaları tepki yasası olarak çıkarıyoruz. Bir şeye kızıyoruz ya da bir olay, konu var. Sıkıştığımızda kanunla çözelim diyoruz. O yasanın nasıl çıktığını hatırlıyorum. Geçen dönem gündemimizde çok önemli konular vardı. Bu yasa çıksın diye dolaşan kesimler, 'bir an evvel bu yasayı çıkarın' diye kendileri geldi. Bu kesimin isteği üzerine bu yasayı çıkardık. Belli süre geçti denildi ki, 'yeni yasa yapalım.' O da tepki yasasıydı, bu da tepki yasası. Tepki yasaları hiçbir zaman düzgün yasalar olmaz. Mutlaka içinde haksızlıklar, eksiklikler, aksaklıklar olabilir. O manada değerlendirmek lazım. Keşke her şeyi kanunla çözme alışkanlığımız olmasa. İnsanlar her işi kuralına uygun yapsa. 'Bir yolu bulunur' mantığıyla spor, siyaset yapmasak. Bir yolu bulunur denildiğinde yolunu kanunla bulmaya çalışıyoruz. O da bir çok sıkıntı getiriyor.''



AA



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.