Uyuşturucu satana terör suçlusu muamelesi yapılacak

Başbakan Ahmet Davutoğlu, İçişleri Bakanlığı'nda aldığı brifingin ardından, günlük yaşamı yakından ilgilendirecek yeni düzenlemeleri anlattı. Kısa süre içinde hayata geçirilmesi planlanan değişiklikler hakkında bilgi veren Davutoğlu'nun konuşmasında şu konular öne çıktı:

"Önemli olan içişleri bakanlığımızda temel ilke insan odaklı ve özgürlüklere odaklı yaklaşımı benimsemektir. İçişleri bakanlığımız emniyet genel müdürlüğünden ibaret değildir. Nüfus işlerinden trafik işlemlerine, fark etmediğimiz ama devletimizin huzur ortamını sağlayan uygulamalara karar günlük hayatımızı etkiliyor.

BRİFİNG GÜVENLİK ODAKLI DEĞİL
Bugün aldığım brifing güven odaklı brifing değildir. Çok geniş bir spektrumda arkadaşlarımızı dinledim. Türkiye hem bu dinamik değişim sürecini yönetebilecek, sadece tek taraflı yönetimi değil halkla iletişim halinde süren yönetişim imkanlarını sunan bir yapıya dönüşmek zorunda. 

VALİ-KAYMAKAMA TAKVİYE

Valilerimiz halkımızla devletimiz arasındaki en önemli otorite anlamında, özel konum dolayısıyla valilerimizin kaymakamlarımızın haklarının bir açıdan da imkanlarının ne olabileceği nasıl güçlendirilebileceği hususunu ele aldık. Nitelikli insan unsuru devlet hizmetinin en önemli boyutudur.

Kaymakamlarımızın ve valilerimizin, uluslararası uygulamaları görmek üzere, takviye edilmesi ihtiyaçları neyse bunun karşılanması yönünde çalışma geliştirilmesi kararı aldık.

Valilerimizin dış tecrübe kazanarak sınır bölgelerimizde faaliyet göstermeleri, büyükelçilerimizin iç tecrübe kazanmaları gerekiyor. Bu açıdan genel bir reform anlayışı içinde mülki idarenin insan kaynağı itibariyle eğitimin güçlendirilmesi takviye edilmesi anlamında neler yapılabileceğini ele aldık. Vatandaşlarımıza hizmet anlamında da çok pratik ama vatandaşımızın hayatını kolaylaştıran işlemlerle ilgili bilgi aldım. 

DİLEKÇEYLE SOYADI DEĞİŞTİRİLEBİLECEK

Nüfus idaresiyle ilgili. Mesela soyadı değiştirme. Bir çok vatandaşımız için mahkemelere gidilmesi gereken uzun sürecin parçası iken, dilekçeli soyadı değişimi uygun olabilecek. Çok uzun mahkeme süreçleri olmayacak. Doğum ölüm adres değişiklikleri elektronik ortamlarda yapılabilecek.

YENİ KİMLİKLER ARALIKTA VERİLECEK 

Yine yeni kimlikler aralık ayından itibaren verilmeye başlanacak. 

YAŞLI VE ENGELLİYE YERİNDE İFADE
İfadenin yerinde alınması. Yani vatandaşlarımızın eğer yaşlıysa engelliyse hatta hiçbir kısıtlayıcı şartlar yoksa dahi ifadeyi evinde iş yerinde verebilecek. Vatandaşlarımızın ifade vermek gibi, ifadelerin normal bir sosyal sorumluluk içinde alınabileceği ortamlar sağlanacak. 

KAYIP ARAMADA BÜROKRASİ AZALACAK
İçişleri bakanlığımız vatandaşın hayatını kolaylaştırmakla yükümlü. Tam anlamıyla bir devrim yapacağız. En az vakit enerji kaybettiren nitelikler barındıracaklar. Benim bazen Anadolu'da, Trakya'da gittiğimde bir vatandaşım gelir, ben yakınımı kaybettim, çocuk kayıplarını hatırlarız. Ne kadar büyük acılar çekiyoruz. Sms mesajıyla içişleri bakanlığımız bir bölgede çocuk kaybolmuşsa, bütün eşkâli özellikleriyle o bölgedeki bütün telefon sahibi kişilere gönderilecek, duvarlara bu çocuğu gördüyseniz bizi bulun yerine bütün telefonlarda o resim gözükecek. Bu tür durumlarda müdahale etme imkanı olacak.

UYUŞTURUCU SATANA TERÖR SUÇLUSU MUAMELESİ YAPILACAK
Ülkemizdeki genel asayiş durumunu da ele aldık. Doğrudan ilgili olduğu hususlar dışında, kaçakçılık, uyuşturucuyla mücadele eylem planını açıkladığım zaman vurguladım, uyuşturucu satanları imar edenleri terör suçu işlemişçesine tehdit olarak görüyorum. Bir nesli yok etmeye dönük eylemdir. Kaçakçılık ve diğer konularda da bilgilendirmeleri aldık. 

GÜVENLİK-ÖZGÜRLÜK DENGESİ


Bizim en başından itibaren vurguladığımız bir kavram var özgürlük-güvenlik uyumu. Uluslararası alanda gelişen imkanlara bakıldığında güvenliği özgürlüğü tehdit eden araçların çeşitliliği ve kapasitesi arttı. Buna karşı devletimizin de en etkin mücadele kapasitesine ulaşmasına lazım. Nihayette, güvenlik insanoğlunun varoluşsal bir alanıdır, özgürlükse onurudur. Güvenliği temin edeceğim derken özgürlükleri kısıtladığınızda insanın en önemli vasfını sınırlayarak insanlık onurunu tehlikeye atarsanız.

Son dönemde üzerinde çalıştığımız iç güvenlik reformu özgürlüklerimizi kullanmayı teminat altına alıyor. Özgürlükten taviz vermeyeceğiz. Ama demokratik hakların kullanılması kamu düzeni içinde olur. Bir gösterinin barışçıl biçimde yapılması için güvenlik olması gerekir. Irak’ta, Suriye’de barışçıl gösteri yapma imkanı var mı? Yok, çünkü güvenlik yok. 

ÖZGÜRLÜKLER İSTİSMAR EDİLİYOR

Son gelişmelerde de gördük ki, özgürlüklerin istismar edilmesi başka insanların yaşam hakkını bile ortadan kaldırıyor. 33 vatandaşımızı, iki polisimizi niye kaybettik biz? Tamamıyla şiddet odaklı, gösteri hakkıyla alakası olmayan şiddet odaklı Vandalizm sebebiyle kaybettik. Bir vatandaşımızın hayat hakkı, şiddet eylemlerindeki kullanıldığı iddia edilen haklardan daha önemlidir. Yine mülkiyet özgürlüğü. Şimdi İstanbul’da, Ankara’da belli kanaatleri serdetmek kolay, yıllardır biriktirerek ev iş yeri sahibini yok eden bir özgürlük olarak görülebilir mi? Teminat alına alacak bir gösteri özgürlüğü olması lazım. Kimsenin herhangi bir mülkiyeti gösterecek şekilde gösteri özgürlüğünü kullanması olmaz. Niyetimiz salt güvenlik tedbirleri almak değil. 

SUÇ İŞLEYİNİN YANINA KALMAZ

Gösteri hakkı da, fikir ve ifade özgürlüğü de en iyi şekilde korunabilsin. Ama suç işleyenin de işlediği suç yanına kar kalmaz, kalmamalıdır. Aksi takdirde insanları suça teşvik etmiş oluruz. Bu dengeyi koruyacak, AB standartlarında temel kriterleri karşılayan, bunları aşındırmayan bir güvenlik reformu çerçevesini oluşturmak üzere çalışmalara devam ediyoruz. Bunun iki unsuru var. bir insan unsuru, alanda mücadele eden bu özgürlükleri korumak, güvenliği tehdit eden unsurları da ortadan kaldırmak için mücadele eden emniyet ve jandarmanın, insan unsurunun iyi donatımının eğitiminin iyi yapılması, hangi alanda hangi güvenlik biriminin nasıl kullanılacağının net şekilde tanımlanması, her türlü senaryoya hazır şekilde gerekli donanımlara tecrübelere sahip olması konusunda çok ciddi tedbirler alacağız.

Artık güvenlik temin ederken de, bazen salt insan unsurunun yapacağı bir etkin bir müdahaleyi daha iyi bir donanımla yapmak mümkün olabilir. Alt yapıyı yenileyeceğiz. Gösteriler kesinlikle haktır, engellenmeyecektir. Sınırlayan hiçbir tedbir getirmeyeceğiz. Herkesin ifade gösteri hakkını kullanma imkanını muhafaza edeceğiz. Toplumsal olaylar söz konusu olduğunda, müdahale edilecek. Toplumsal olayların kitlesel şekilde olduğunda onun da, öyle tedbirler alınacak ki göstericilerin de

Gösterilerde en müşfik şekilde emniyet görevlilerimizi göreceksiniz. Ama birisi başka bir vatandaşımızın hayat hakkını yok etmeye yönelirse, Molotof atmak vardır, maske takıp kendi kimliğini gizleyerek, sivil çatışma ortamı sağlamak vardır, bunlara da tolerans gösterilmeyecek. Onlara tolerans gösterirsek barışçıl gösteri yapmak isteyenler meydan bulamazlar.

HER TÜRLÜ TEDBİR ALINACAK
Alınabilecek kısa orta uzun vadeli her türlü tedbir alınacak. Ama kimse ülkemizin huzurunu halkımızın barışını ve güvenliğini özgürlüğünü tehdit etme cüreti gösterilmeyecek.

Başbakan Ahmet Davutoğlu yaptığı açıklamaların ardından gazetecilerin sorularına da şu yanıtları verdi:

Peşmerge güçlerini Türkiye üzerinden Kobani’ye geçirmek istiyor. Dün Fransa cumhurbaşkanının da çağrısı vardı. O kapı hâlâ kapalı mıdır? Selahattin Demirtaş 'İzin verin tükürüğümüzde boğalım' İfadelerini kullandı. Ne düşünüyorsunuz?
Kafa karışıklığını gidermek lazım. Fransa’yla çok yakın temas halindeyiz. Dışişleri bakanımız görüşmeler yaptı. Sayın cumhurbaşkanımızın Hollande ile görüşmesi olmuştu. Fransa’yla bir çok konuda benzer yaklaşımlarımız var. Paris’ten görüş beyan etmek kolay da acaba ne kadar bilgi sahibi. Türkiye sınırlarını açsın da Türkiye’nin sınırları kapalı mı? İki milyona yakın insan geçti. Türkiye sınırlarını insani gerekçeyle hiç kapatmadık. Kobani’den de 200 bin kişi geldi. Türkiye üzerinden birileri gitsin ise aynı ülkeler değil miydi yabancı savaşçılar Suriye’ye gitmesin diyenler? Kimler geçecek Suriye’ye. Bunu tanımlamadan, sanki bütün bu kriz Türkiye’nin sınırları açmadığı için oluyormuş intiba vermek kabul edilebilir bir açıklama değildir.  İllegal gitmek isteyenleri durdurmaya çalışıyoruz. Ne IŞİD’de ne Özgür Suriye Ordusu yanlısı ne de PYD yanlısı grupların ve Türkiye vatandaşlarının geçmesine izin vermek, bizim hukuk kurallarımıza da uyması lazım.

Diyelim PYD’ye, Kobani’ye bizim akrabalarımız diyerek gitmek istiyor. Aynı şekilde arap kökenli vatandaşlarımız bizim akrabamız diye gitmek isterse, Türkmen kökenliler gitmek isterse.. Biz bu vatandaşlarımızın güvenliğini korumak zorundayız. 

SAVAŞMAK İSTEYENLER GELDİKLERİ GİBİ GİDEBİLİR DE

Bir grup 300’e yakın PYD mensubu silahlarını teslim ederek Türkiye’ye geldi. Suriyelilerin Suriyeye gitme konusunda sınırlar açık, gitmek istemediler. Biz gider savaşırız dendiğinde çok az bir kesim dışında, Kobani’den gelen PYD’liler, orayı kendi şehrini savunacaklar diyenlere talimatımızla valilerimiz sordu, çok azı gitmek istedi. iz savaşmak istemiyoruz dediler ne yapalım, zorla mı gönderelim? Suriye’den gelenler, savaşmak için gitmek isterse, geldikleri gibi giderler. Gelirken bize sormadılar giderken de sormayız. Onlar Suriye vatandaşı. 

GİDİN DEDİK GİTMEDİLER
Günlerdir söylüyorlar, Suriye’den gelenleri gönderin gidin korusunlar dediler. Gidin dedik, gitmediler, küçük bir grup hariç. Türkiye Suriye’deki çatışmalardan hiçbir şekilde mesul değildir. Kobani’deki çatışmalardan mesul değildir. Ama Türkiye’nin problemin kaynağı gibi göstermek isteyenler, ister içerde ister dışarda olsun farklı bir gündemin parçası olmuş olanlar. Fransa gibi ülkelerin 

VATANDAŞLARIMIZI SAVAŞMAYA GÖNDERMEYİZ
Mesela sınırı açtık, Fransa’dan gelip Kobani’den savaşmak için gelenlere sınırı açık mı tutalım? Yabancı savaşçıları nasıl denetleyeceğiz? Türkiye cumhuriyeti vatandaşları göndermeyiz açık söyleyeyim. E Suriye’den gelenlere de bu teklifi, istedikleri zaman geri dönerler. Herkes sloganların ötesine geçsin somut şeyler söylesin.

İç güvenlik reformu üzerinde çalışılıyor dediniz. Polise sınırsız yetki verileceği endişesi var. Toplumsal olaylarda orantısız güç kullanıldığına ilişkin, bir yasa var, kuvvetli şüphe yerine makul şüphe savcılara yetki tanınıyor. Bu neye göre, kime göre belirlenecek?

Günlerdir bu konuyu çalışıyoruz. Çok köklü diyebileceğim ve gerçekten bizim atacağımız adımları anlamlı bir çerçeveye oturtacak bir tecrübe birikimimiz de var. Polisiye tedbirler artacak kelimesini reddediyorum. Avrupa'daki ülkelerden farklı hiçbir uygulama getirmeyeceğiz. Ama eğer bizim uygulamalarımız ki, ben bir kısmını dinlediğimde, Avrupa’daki örnekleri karşılaştırdığımda, bizim daha önce yaptığımız reformlarda, güvenlik riski az olan ülkelerden bile ileri gittiğimiz ortay acıkıyor. Avrupa’da polisin savcıya sevk etmeden önce 24 saat gözaltına alma hakkı var, bizde yok. Önünüzde, Molotof atsa ve belediye otobüsü yansa, hasta da yansa, polis o kişiyi savcıya götürecek, savcı da serbest bırakabilir. O zaman da toplumsal olayları kontrol altına almak mümkün olmaz. Polisimizin kamu düzeni korumak adına hiçbir yetkiye sahip olmaması kamu düzenini ortadan kaldırır. Avrupa ve ABD’deki uygulamalarda hiçbir gösteride maske kullanılamaz. Kimliğini tespit etmek mümkün değil, barışçıl bir gösteri yapan kişi kimliğini niye saklasın? 

'MAKUL ŞÜPHE'DE AMAÇ SUÇU ÖNLEMEK

Türkiye otoriterleşiyor gibi bir kampanyaya karşı kamuoyumuzu uyarıyorum. Türkiye kesinlikle hukuk devleti kurallarının dışında hiçbir şey gelmeyecek.

Makul şüphe konusu. Yargı bir suç işledikten sonra başlıyor. Suçun önleme görevi kimin? Güvenlik birimlerimizin. Alınacak bir önlem eğer suçu işlendikten sonraki prosedüre tabii kılınırsa suçu engelleyemiyorsunuz.

O ARABA ARANACAKSA ARANACAK

Bir şiddet yanlısının, uyuşturucu tacirinin hareket etme özgürlüğü, benim vatandaşımın hayat hakkından, benim genç neslimin ruhsal sağlığından daha ileri değildir. O araçlar durdurulacak aranacak. Bir suç varsa uyuşturucuysa uyuşturucu. Savcılığa sevk edilecek. Bize otoriterleşme gibi bir iddiada bulunanlar, sakın elini oynatma dediğinde elini oynatmıyor. Orada da nerede insan hakları diye sormuyor. Orada ne uygulama varsa bizde de o olacak. Daha fazlası olmayacak.

Dün 77 belediye başkanını dinledim. Bir tanesi dedi ki, üç kez suikasta uğradım. Birisi sırf Ak parti ’den istifa etmem için abimi vurdular dedi. Şimdi bu mudur demokrasi? Bana yakın bütün akrabalarımın iş yerlerini yaktılar dedi. Burada bir tedbir almazsak ne olur? O zaman o şehirlerde bu Vandalların hükmü geçmeye başlar.

MASKE TAKAN ALINIP GÖTÜRÜLECEK
Maske kullanarak gösteri yapılamaz. Molotof atamaz. Molotof bomba sayılıyor derse evet bomba sayılacak. Maske takan alınıp götürülecek. Maske takan kişi ben kimliğimi gizliyorum, suç işlemeye hazırım diyor. Dün daha televizyonda maske takarak ateş edenleri gördünüz mü?

O kişinin maske takma özgürlüğü, o anda binlerce insanın evinin önüne çıkma balkona çıkma özgürlüğünü ortadan kaldırılıyor. Ama sadece bunlar olmayacak. Bir çok özgürlük teminatı olacak.

Şunu da zikredeyim. Eğer haklı bir kaybı olabilir, emniyet görevlisi veya jandarma, kendisine verilen görevi kötü kullanırsa, onun da müeyyidesi olacak. Yetki denetlenecek, hak başka özgürlükleri sınırlamadan kullanılacak. Polise sınırsız yetki söz konusu değil. Bu yetki istismarında, burada da güvenlik birimlerimiz aynı şekilde hukuk karşısında hesap verilebilir durumda olacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.