Yüksek Seçim Kurulu (YSK), kesin seçim sonuçlarını ve Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin 12. Cumhurbaşkanı olduğunu yarın resmen açıklayacak. Yarından itibaren Anayasa’ya ve AK Parti iç tüzüğüne göre Erdoğan’ın hem Başbakanlığı’nın hem de AK Parti Genel Başkanlığı’nın düşeceğini belirten CHP’nin hukukçu milletvekili Atilla Kart, “15 Ağustos’tan itibaren vereceği tüm kararlar geçersiz olacak” dedi. Kart, rejim krizinin önlenmesi için Anayasal kurumları göreve çağırdı.

Erdoğan’ın 27 Ağustos’taki AK Parti kongresini yönetmesinin Anayasal olarak imkânsız olduğunu da belirten Konya milletvekili Kart, özetle şunları söyledi: “15-27 Ağustos tarihleri arasında doğması kaçınılmaz olan ‘Rejim Krizi ve Anayasal Darbenin’ önlenmesi için; Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve Yüksek Seçim Kurulu’nu ivedi olarak göreve davet ediyoruz. Türkiye; AKP yönetimlerinde, anayasa ve demokrasi krizlerinden sonra, Cumhurbaşkanlığı seçiminin geçici sonuçlarıyla birlikte, artık ‘rejim krizi’ sürecini yaşamaya başlamıştır. Geçici sonuçlara göre 12. Cumhurbaşkanı olan R. T. Erdoğan; daha birinci gün, rejim krizinin müsebbibi ve odağı hâline gelmiştir. Anayasal kurumların işlevini kaybetmesine yol açan, bu Kurumları askıya alan R.T.Erdoğan yönetimleri ; Cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte , artık daha da ileri (!) uygulamaların içine girerek, ‘Rejim Krizi”‘sürecini ülkemizde başlatmışlardır.

“İLİŞİĞİ KESİLİR”

Anayasanın 101/son, 102/2,3. maddelerine göre; 1. tur seçim sonucunda geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve TBMM üyeliği sona erer. Buna göre; YSK’nın geçici sonuçları açıkladığı 11 Ağustos 2014 tarihi ya da en geç kesin sonuçları açıklayacağı tarih olan 15 Ağustos 2014 tarih itibariyle ; R.T.Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilmiş olup, Anayasa gereğince ve re’sen partisiyle ilişiği kesilmiş ve TBMM Üyeliği-Milletvekilliği sona ermiştir. Bu konuda hiç kimsenin ayrıca ve bizzat beyanda bulunmasına gerek yoktur. Cumhurbaşkanlığı seçiminin kesin sonuçlarının, YSK tarafından açıklanmasıyla Cumhurbaşkanı sıfatını kazanan Erdoğan, mevcut Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görevinin sona ereceği tarih olan 28 Ağustos 2014 tarihinde yeminini eda ettikten sonra, Cumhurbaşkanlığı görevinden kaynaklanan Anayasal yetkilerini kullanabilecektir. Cumhurbaşkanı sıfatının kazanılmasıyla, bu Makamın anayasal yetkilerinin kullanılması ve göreve başlanması süreçleri birbirinden farklı olan ayrı aşamalardır.

ANAYASA ÇIKARLARA UYARLANDI

AKP’nin internet sitesinde yayımlanan ilana göre; 27 Ağustos 2014 tarihinde yapılacak AKP 1. Olağanüstü Kongresinde, mevcut Genel Başkan Kongreyi yönetecektir. Cumhurbaşkanı konumunda olan birisinin, bir siyasi partinin olağanüstü kongresini yönetmesi; keyfilik, sorumsuzluk ve ciddiyetsizliğin zirve yaptığı bir hâldir. Artık Cumhurbaşkanı konumuna gelen bir kimsenin, bir siyasi partinin Kongresinin öncesi ve yönetimine doğrudan müdahil olmasının; Anayasa’daki hukuk sistemimizle, Parlamenter Sistemle, Kuvvetler Ayrılığıyla ve sair hükümlerle bağdaşması hiçbir şekilde söz konusu olamaz. Anayasa’nın, Hukukun, Demokrasinin; R.T.Erdoğan’ın kişisel Ve siyasi çıkarlarına uyarlandığı bir dönem yaşanmaktadır. AKP Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) , Genel Başkanlık Makamı boşaldığı için, AKP Tüzüğünün 78 ve Siyasi Partiler Yasasının 15/son maddesi uyarınca ; 1. Olağanüstü Kongre sürecini yönetmek üzere , MKYK Üyelerinden birini Genel Başkan Vekili olarak seçmeli ve görevlendirmelidir. 27 Ağustos tarihinde yapılacağı açıklanan 1. Olağanüstü Kongreyi, bu prosedür içinde seçilmiş olan Genel Başkan Vekili yönetecektir. YSK, 15 Ağustos’ta Cumhurbaşkanlığı seçiminin kesin sonuçlarını ilan edilmek üzere Resmi Gazete’ye gönderilmeli ve sonuçlarla mazbatayı TBMM Başkanlığı’na iletmelidir.

TBMM Başkanlığına gönderilen bu yazının anlamı şudur; R.T.Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı sıfatı, anayasal olarak resmiyet kazanmıştır. Bu sebeple, Siyasi Parti Üyeliği ve TBMM Üyeliği sona ermiştir. Bunun sonucu olarak da; TBMM Başkanlığı, kendi kayıtları üzerinde R.T.Erdoğan’ın Milletvekilliği sıfatını sona erdirecektir. Doğal olarak Başbakanlık sıfatı da sona ermiş olacaktır. Erdoğan’ın, iştirak ettiği ve yönettiği AKP Yetkili organlarının tesis ettiği tüm işlemler ‘Yok Hükmünde-Keenlemyekûn’ olacaktır. 27 Ağustos tarihinde yapılacak Kongrenin tüm sonuçlarıyla yok hükmünde olması sonucu doğacaktır.”

Erdoğan durdu mu yoksa

Hükümetin resmî icraatlarının yayımlandığı Resmî Gazete, ilginç bir tabloyu ortaya koydu. Buna göre, seçimden sonraki 11,12 ve 13 Ağustos günlerinde Başbakan Erdoğan’ın da imzasını içeren tek bir Bakanlar Kurulu Kararı, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) veya ikili-üçlü tek bir atama kararı, vekalet tezkeresi ya da uluslar arası anlaşmanın onayına ilişkin karar yayımlanmadı. Dolayısıyla 28 Ağustos’ta koltuğu devredecek olan Gül’ün imzasıyla da seçimlerden sonra tek bir resmî işlem olmadı. Bunun Erdoğan’ın (hükümetin) buna zaman bulamamasından mı, yoksa bu tartışmalardan sakınmak için mi yaptığı sorusu akla geldi. Oysa, Başbakan ve hükümeti 10 ağustos öncesi adeta füze hızıyla kararlar almış ve bunların hepsi de yasa gereği Resmi Gazete’de yayımlanmıştı. Buna göre, 4-10 Ağustos tarihlerinde Başbakan’ın da imzasını taşıyan 49 ayrı Bakanlar Kurulu Kararı (çoğu acele kamulaştırma), 9 ayrı uluslar arası anlaşmanın onaylanmasına dair karar, çeşitli bakanlıklarla ilgili 21 adet üçlü atama kararnamesinin resmi gazetede yayımlandığı hesaplandı. 49 Bakanlar Kurulu Kararınından 4’ü de seçim günü yayımlanmıştı. 

Taraf

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.