Bozdağ, ''Türkiye Buluşmaları'' etkinliği kapsamında Suphi Öner Öğretmenevi'nde düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin gücünü demokrasiden aldığını bu nedenle demokrasiye el birliğiyle sahip çıkılması gerektiğini söyledi.
    
Türk siyasi hayatı boyunca çok sayıda partinin iktidara geldiğini hatırlatan Bozdağ, çoğu siyasi partinin de iktidara geldiğinde verdikleri vaatleri yerine getirmediğini, AK Parti'nin ise söz verdiği her şeyi milletin verdiği iradeye dayanarak hayata geçirdiğini anlattı.
    
Geçmiş dönemlerde Cumhurbaşkanı seçilirken çeşitli iddiaların ortaya atıldığını dile getiren Bozdağ, şöyle devam etti:
    
''Dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve diğer siyasi parti temsilcilerinin açıklamalarına baktığınız zaman, imam hatipli birisi, eşi başörtülü birisi, AK Partili ise cumhurbaşkanı olamaz. Neymiş efendim, içki içmiyorsa cumhurbaşkanı olamaz. Nereden getireceğiz cumhurbaşkanını, uzaydan mı? Anayasa ne diyor, '40 yaşını dolduran, yükseköğretim görmüş her Türk vatandaşı cumhurbaşkanı adayı olabilir'. Dolayısıyla cumhurbaşkanı da olur. Bu Anayasa önceki cumhurbaşkanlarına böyle işliyordu da sonra ne değişti? Baktılar ki olmadı. 'Cumhuriyet mitingleri' adı altında il il dolaştılar. 'Demokrasi, hukuk olsun' diye değil, 'milletin dediği olmasın' diye uğraştılar. Böyle şey olur mu?''
    
Projelerini hayata geçirirken sadece milletin beklentilerini dikkate aldıklarını anlatan Bozdağ, şöyle konuştu:
    
''Bu kadro, sadece hakkın ve halkın huzurunda eğilmiştir. Onun dışında hiç kimseye karşı Allah'a çok şükür eğik olmadı. Eğilmedik, bükülmedik. Bundan sonra da milletimizin elinden tutacağız ve adımlarımızı öyle atacağız. Onun için demokrasi açığını kapatmak için çalışıyoruz. Tarihi sayfalar araladık. Türkiye'de Anayasa'nın içerisinde demokrasi ve milli irade üzerinde vesayet oluşturan hükümleri değiştirdik. Bir yandan milletin dediği olsun, bir yandan demokrasi kökleşsin, bir yandan millet her zaman iktidar olsun diye çırpınırken birileri Ankara'da 'vesayet kurumlarına dokundurmam' diye ayak diredi. Biz bir yandan demokrasi olsun, vesayetler kalksın, hukuk güçlensin, yargı siyasallaşmasın derken, birileri ayak diredi. Ama hamdolsun 12 Eylülde yapılan halk oylamasında sizler, demokrasiden yana, milli iradeden yana tavır koydunuz. Şu an için vesayetlerin tamamı ortadan kalkmış olmadı ama yükü azaltıp önemli bir kısımda da kaldırma imkanı sağlandı. Daha yapacak işimiz çok. Biz, Türkiye'nin demokrasi açığını kapatmak için çok uğraştık, mücadele ettik. Bundan sonra da vereceğimiz mücadeleler var.''

-ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ-
 
Bozdağ, 2011 seçimlerinden sonra Anayasa değişikliği için çalışmalara başlayacaklarını belirterek, şunları kaydetti:
    
''Milletimiz arzu ettiği takdirde milletin dediği gibi bir anayasa yapılsın. Milletin talepleri anayasa şekline dönüşsün, millet artık anayasasını yapsın. Darbecilerin yaptığı anayasalarla değil, milletin evlatlarının yaptığı, milletin helal oylarıyla seçilip Ankara'ya gelen milletvekillerinin yaptığı anayasayla özgür ve hür biçimde yolumuza devam edelim. En son kendi anayasamızı Atatürk döneminde yaptık. Yani 1924'te. Darbe yapanlar, Atatürk'ün koyduğu ilkelerin büyük bir kısmını da değiştirdiler. O yüzden bizim Atatürk'ün bıraktığı yerden başlamamız lazım. Atatürk milletin meclisine Anayasa'yı yaptırmıştı. Artık 21. yüzyıla girerken darbecilerin yaptığı Anayasa'dan kurtulup, 21. yüzyılın modern Türkiye'sinde hukukun ve adaletin olduğu yeni dönemde yeni bir anayasayı hayata geçirmemiz lazım.''
    
Anayasa yapılırken uzlaşma komisyonu kurulduğunu ifade eden Bozdağ, ''Bizim belirlediğimiz uzlaşma komisyonu eşit sayılardan oluşur. Yani 334 milletvekili olan AK Parti de bu komisyonda bir veya iki vekil ile temsil edilecek, DTP de bir veya iki vekil ile temsil edilecek. Bu komisyon kurulduğu zaman, temsilcilerinden herhangi birinin 'hayır' dediği değişikliği hayata geçirmenin imkanı yok. Ama buna rağmen iki dönemdir uzlaşma komisyonu kuramıyoruz. Konuşmaktan kaçıyorlar, korkuyorlar. Bu nedenle Türkiye'nin demokrasini açığını kapatmak anlamında alacağı daha çok mesafe var. Ama, bu konuda atılacak en önemli adımlardan birisi, yeni bir anayasa'' diye konuştu.
    
-BAYRAKTAR'IN TACİZ İDDİALARI-
    
Türk siyasetinde önemli güzel örnekleri de ortaya koyduklarına işaret eden Bozdağ, ''Bir demokrasi kültürünü zenginleştirdik. Bir bizim yaptıklarımızı gözünüz önüne getirin, bir de CHP'yi gözünüzün önüne getirin. 45 yıllık genel başkanları, çok iğrenç bir komplo ile tasfiye ediliyor. Bakıyorsunuz ardından 'Ben genel başkan olmayacağım' diyen üç gün sonra aday oluyor. Genel Başkan oluyor ve Önder Sav ile ekibi devre dışı. Bu nasıl vefa, bu nasıl dostluk, nasıl ahlak? Bu nasıl siyaset veya demokrasi? Anlama imkanı yok. Bunun mukayesesini lütfen yapın'' dedi
    
Oda TV muhabiri İklim Bayraktar'ın gündeme getirdiği taciz iddialarına da değinen Bozdağ, şunları kaydetti:
    
''Şimdi bir gazeteci hanımefendi, CHP'nin Genel Başkanı'na gidiyor bir takım olayları anlatıyor. Kamuoyuna yansıyan, gazetecinin anlattıklarına ve Sayın Genel Başkanlarının ifadelerine baktığımızda, bir takım tehdit ve şantaj kokan komplolara dair bir konuşma olduğu anlaşılıyor. Konu, kamuoyuna mal olunca, gazeteci hanımefendi konuşuyor. Ama Sayın Genel Başkan diyor ki 'Biz bu konuları konuşmadık'. Aradan zaman geçiyor, bu sefer diyor ki 'Biz AK Partili bir yönetici ile ilgili konuştuk' diyor. Aradan biraz daha geçince, bu sefer de 'Sayın Baykal ile ilgili konuşuldu. Ama ben Baykal rahatsız olmasın diye söylemedim' diyor. Yahu Allah aşkına siz ayaküstü kendi kendini üç defa yalanlayan bir Genel Başkan karşısında ne yaparsınız? Olabilir mi böyle bir şey? Kendisini İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapan ve vefa borcu olduğu değerli bir insana dönüp de 'Sayın Genel Başkanım sizinle ilgili böyle böyle söylentiler var' demesi insanlığın icabı değil mi? Diyor mu, demiyor. Sayın Kılıçdaroğlu, 'Kendi şartlarında git yap, getir' diyor. Bu ne demek? Çanak tutmak. 'Böyle şey olmaz' diyerek, nezaket kuralları çerçevesinde savcıya adres göstermesi gerekirken 'git yap' diyor. Ben şimdi sormak istiyorum, Sayın Kılıçdaroğlu, yaptığı zaman neyi yapacaktı, getirdiği zaman sen ne yapacaktın? O zaman bunu bir açıkla. Türk milleti öğrensin. Bir yandan Ergenekon soruşturmaları canlı yayınlandı diye meydanlarda gürlerken öte yandan kamuoyuna mal olmuş böyle bir iğrenç rezalet karşısında tutunduğun tavrı kamuoyuyla paylaşmamasını doğru bulmuyorum. Yetmiyormuş gibi, kendi yanlışı içerisine AK Parti'yi çekmeye çalışıyor. Öyle çamur atmaya gerek yok. Hani kendi diyor ya, buyur yüreğin varsa çık açıkla.''
    
Kapalı kapılar arkasında, karanlık odalar içerisinde parti içi ve parti dışı görüşme olmaması gerektiğini bildiren Bozdağ, ''Ben Türk siyaseti ve milletimiz adına üzgünüm. İktidara talip olduğunu söyleyen kişinin böyle görüşmelerin merkezinde, buraya kadar gizlemiş olmasından dolayı üzgünüm. Eğer demokrasinin kökleştiği bir ülkede olmuş olsaydı, o partinin milletvekilleri, oy verenleri, il başkanları ve belediyeleri ayağa kalkardı. Ama hiç ses yok. Bu kadar büyük çirkefliğin, çirkinliğin üzeri örtülemez. Türkiye böyle bir ahlaki zafiyetler içerisinde bulunanlara asla emanet edilemez. Ben vicdana inanıyorum. Bunların hesabı sorulacaktır. Ama evvela CHP'liler bunun hesabını sormak zorundalar. Böyle bir siyaset ve rezalet görmedim. Kendi içerisinde bu kadar oyun, plan çevirenler, milletin karşısında ne yaparlar?'' diye konuştu.



AA


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.