İşbu makalemizde Türk Borçlar Kanununa göre hazırlanan sözleşmelerdeki genel işlem koşullarını inceleyeceğiz.

Borçlar hukukunun temelini bireysel sözleşmeler oluşturur. Bireysel sözleşme denilince, bir tarafın önerisine karşılık, karşı tarafın bunu kabul etmesi ya da karşı öneride bulunması ve bu sürecin sonunda da irade açıklamalarının uygunluğu sağlanıp, tarafların anlaşma sağladığı sözleşme anlaşılır. Bu anlamda sözleşme şartları taraflarca müzakere edilir, tartışılır ve pazarlık yapılır. Çağımızın sosyal ve ekonomik gelişimleri, kitlelere yönelik hizmet gereksinimini yaratmış ve bunlar için üretim zorunluluğu doğurmuştur. Buna bağlı olarak, bireysel sözleşme modeli yanında, yeni bir sözleşme modeli ortaya çıkmıştır. Bankalar, sigorta şirketleri, seyahat ve taşıma işletmeleri, dayanıklı tüketim malları üretimi ve pazarlaması yapan girişimciler, bireysel sözleşmenin kurulmasından önce soyut ve tek yanlı olarak kaleme alınmış sözleşme koşulları hazırlamakta, bunlarla gelecekte kurulacak belirsiz sayıda, ancak aynı şekil ve tipteki hukukî işlemleri düzenlemektedirler.

Önceden hazırlanan tipik sözleşme koşulları için genel işlem koşulları terimi kullanılmakta; bu tür sözleşmelere, “tip sözleşme”, “kitle sözleşme”, “katılmalı sözleşme” ya da “formüler sözleşme” denilmektedir. Kitlelere yönelik bu sözleşmelerde, sözleşmenin kurulmasına ilişkin görüşmeler ve pazarlıklar yapılması söz konusu değildir. Sözleşmenin diğer tarafı, ya kendisine dayatılan koşullarla sözleşmeyi kuracak ya da söz konusu sözleşmenin içerdiği edim veya hizmetten vazgeçmek zorunda kalacaktır. Başka bir ifadeyle, birey önüne konulan metin karşısında, sadece “evet” ya da “hayır” diyebilecek, buna karşılık, “evet, ama” seçeneğinden yoksun olacaktır. Hizmet ya da edimden hiç yararlanmamanın söz konusu olmaması ve “evet, ama” deme olanağı bulunmaması karşısında, bireyin bu tür sözleşmelerin uygulanmasında zayıf tarafın korunması zorunluluğu ortadadır.

Genel işlem koşullarının tanımı ve özellikleri

TBK’nın 20. maddesine göre genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımaz. Bu düzenleme kapsamında, genel işlem koşullarının tamamının veya bir kısmının sözleşme metninde ya da ekinde değişik karakterlerle yazılmak suretiyle, bunların emredici yasal düzenleme kapsamı dışında bırakılması önlenmek istenmiştir. Aynı şekilde, hangi konudaki hükümlerin genel işlem koşulu sayılacağı yönünde bir liste verme yerine, her türden sözleşme hükmü, bu tanım kapsamına girdiği takdirde, genel işlem koşulu olarak kabul edilecektir.

Genel işlem şartı sayılma koşulları nelerdir?

1-) Taraflardan birinin sözleşme koşullarını tek başına hazırlamış olması

Yapılan bir sözleşmenin genel işlem şartı sayılabilmesi için öncelikle o sözleşme koşullarının taraflardan sadece biri tarafından hazırlanmış olması gerekmektedir. Bu hazırlanan şartların TBK’nın 20. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; “sözleşmenin metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü, şekli”, dili genel işlem şartı sayılması bakımından bir önem taşımamaktadır.

TBK’nın 20. Maddesinin ikinci fıkrasına göre ise; “aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmelerin içerdiği hükümlerin, genel işlem koşulu sayılmasını” engellemeyecektir. Dolayısıyla kapsam olarak aynı düzenlemeleri içermesine rağmen dili, başlıkları, madde sayıları vs. değiştirilmiş sözleşmeler genel işlem şartı olarak sayılmaya devam edecektir.

2-) İleride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla hazırlanmış olması

Bir sözleşmenin genel işlem koşulu sayılabilmesi için bir diğer koşul, yapılan bu sözleşmenin belirli bir kişi veya kişiler düşünülmeden herkes için uygulanmak üzere ileride yapılacak sözleşmelere yönelik bir tip sözleşme olmasının amaçlanmasıdır.

3-) Hazırlanan sözleşmenin diğer tarafa sunulması

Taraflardan sadece biri tarafından hazırlanan bu sözleşmenin genel işlem şartı sayılabilmesi için karşı tarafa pazarlıksız ve tartışma imkânı tanınmadan sunulması gerekmektedir. Öyle ki TBK’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında da düzenlendiği üzere her bir maddeye ayrı ayrı veya sözleşmenin her hangi bir yerine veya ayrı bir sözleşmeye konan ve “bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar” da, tek başına, onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmayacaktır. Ancak karşı tarafın inceleyerek bu koşullar üzerinde değişiklik yaptığı hallerde veya bu koşulların her birini inceleyip, tartışarak kabul ettiğinin kanıtlanması halinde genel işlem şartlarının varlığından söz edilemeyecektir. Bu kapsamda bir kurum ile karşı taraf arasında yapılan sözleşmenin önceki maktu sözleşmelerden ciddi farklılıklar içeren ve karşı tarafın istekleri de dikkate alınarak tip sözleşme kapsamından çıkarılmış bir sözleşme olması halinde veya karşı tarafla imzalanan bu sözleşmenin önceki sözleşmelerden bir farkı olmamakla birlikte karşı tarafın her bir maddeyi teker teker inceleyip onayladığının ispat edilmesi halinde genel işlem şartlarından bahsedilemeyecektir.

Son olarak belirtmek gerekir ki; TBK’nın 20. maddesinin son fıkrası uyarınca “Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de, niteliklerine bakılmaksızın uygulanır.” Şayet genel işlem şartını hazırlayan kişi veya kuruluşlar, hizmetlerini kanun veya yetkili makamların verdiği bir izinle yürütüyorlarsa, bunların hazırlamış oldukları sözleşmelere de genel işlem şartlarına ilişkin hükümler uygulanacaktır.

Genel İşlem Şartlarına Karşı Korumalar Nelerdir?

1-) Yazılmamış sayılma

TBK’nın 21. Maddesi uyarınca; “karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.” Dolayısıyla karşı tarafın menfaatine aykırı olarak genel işlem şartları düzenlenmiş ise, bu koşulların varlığını koruyabilmesi için karşı tarafın bu koşullar hakkında açıkça, tereddütte yer vermeyecek, kapsamlı şekilde bilgilendirilmiş olması ve karşı tarafın da bunları kabul etmiş olması gerekmektedir. Ayrıca sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılmaktadır.

Bir sözleşmeye ilişkin genel işlem şartlarının yazılmamış sayılması halinde ise, sözleşmenin genel işlem şartları dışındaki hükümleri TBK 22. maddesi gereğince geçerliliğini koruyacaktır ve genel işlem şartlarını düzenleyen taraf, yazılmamış sayılan koşullar olmasaydı bu sözleşmeyi diğer hükümlerle yapmayacak olduğunu ileri süremeyecektir.

2-) Aleyhe yorum yasağı

TBK’nın 23. Maddesine göre; “genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine” yorumlanacaktır.

3-) Tek taraflı olarak aleyhe değiştirme yasağı

TBK’nın 24. maddesine göre; “genel işlem koşullarının bulunduğu bir sözleşmede veya ayrı bir sözleşmede yer alan ve düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine genel işlem koşulları içeren sözleşmenin bir hükmünü değiştirme ya da yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtlar yazılmamış sayılır.” Bu madde kapsamında düzenleyenin karşı taraf aleyhine tek yanlı düzenleme yapma yetkisinin asıl sözleşmede veya ayrı bir sözleşmede tanınmasının önem arz etmediğinin altı çizilmiştir. Her ne kadar düzenleyene kendi lehine karşı taraf aleyhine düzenleme ve değişiklik yapabilme yetkisi tanınması kabul edilmemiş olsa da bunun tam tersi durumunda yani düzenleyene karşı taraf lehine değişiklik yapabilmesine olanak tanıyan kayıtlar geçerliliğini koruyacaktır.

4-) Dürüstlük kurallarına aykırı olarak aleyhe hüküm koyma yasağı

TBK 25. maddesi uyarınca; “genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz.” Dolayısıyla bir sözleşmede karşı taraf aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümlerin varlığı halinde bunların dürüstlük kurallarına aykırı konulup konulmadığına bakılacaktır. Dürüstlük kuralına aykırı olarak konduğu anlaşılan koşullar yazılmamış sayılacaktır. Hükmün dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı ise somut olayın niteliğine göre tespit edilecektir.

Av. Begüm GÜREL (L.L.M)

Stj. Av. Abdülkadir ÖZPAY

(Bu köşe yazısı, sayın Av. Begüm GÜREL tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Uğur 4 ay önce

Yazılarda ikinci bir isim varsa yazar o yazıya sadece imza atmış demektir bana göre. Kolay gelsin avukat hanım:))

Avatar
İŞBU yorumumuzun konusu! 4 ay önce

Başlangıç hariç güzel konu