Yasa 10 gün içinde hazır
Bakan Kılıç, YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya ile sporcuların, spor faaliyetlerini sürdürdükleri illerde yüksek öğrenimlerini sürdürebileceklerine imkan tanıyan, "Gençlik, Spor Faaliyetlerinde İşbirliği Protokolü" imzaladı. Bakanlık binasında yapılan protokol imza töreninde konuşan Bakan Kılıç, Türk sporunda bilinçli ve sistemik adımlar atmaya devam edildiğini belirterek, bu adımlar arasında Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezleri (TOHM), Türkiye genelinde sporcu yetenek tarama testleri, dopingle mücadele ve kurulacak Olimpiyat Enstitüsü'nün bulundugunu ifade etti.

YÖK ile atılacak imzalarla Türkiye'de milli ve olimpik sporcuların eğitim süreçlerinde yepyeni bir aşamaya geçileçeğini ifade eden Kılıç, “Antrenman ve eğitimin bağdaştırılamamasına yönelik eleştiriler, bu adımla ortadan kalkacak. Sporcular, Türkiye'nin tüm üniversitelerinde eğitim haklarına kavuşacak. Bir sporcu, Türkiye'nin herhangi bir kulübüne transfer olduğunda, bulunduğu ildeki üniversitede var olan kaydı, transfer olduğu kulübün bulunduğu kentteki üniversitenin aynı bölümüne aktarılacak. Bu, çok önemli bir hamle. Türk sporuna yeni bir yüz, yeni bir vizyon kazandıracak. Milli eğitim okullarında da benzer adımlarla takviye edilecek. Türkiye'de spor mu, eğitim mi paradoksu tümden ortadan kalkacak” diye konuştu.

Kılıç, bir milli sporcunun, 12 ilde oluşturulan TOHM'lardan birine seçildiğinde, tayin edileceği ildeki üniversitenin aynı bölümünde eğitimine devam edebileceğini de ifade ederek, TOHM'ların YÖK destekli eğitim takviyesine kavuşacağını söyledi. Bu protokolle Hacettepe Üniversitesi ile ortaklaşa kurulacak Olimpiyat Enstitüsü'nün, YÖK tarafından destekleneceğini belirten Kılıç, ikinci yılına giren Üniversiteler Spor Ligi'nin de (ÜNİLİG) yasal bir zemine kavuştuğunu kaydetti.

Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Fikri takibi çok önemsiyoruz. Çalışma arkadaşlarıma, 'Hiçbir zaman göstermelik, günü birlik gündem yaratacak adımlar atmayın' diyorum. Bu protokol, boş bir protokol olsaydı 2 yıl önce de imzalayabilirdik. Arka planının dolu olması ve YÖK'ün bu projeyi sahiplenmesi önemlidir. On iki kentte TOHM'larının kurulması, bu protokol öncesinde gerçekleşmemiş olmasaydı bu protokol kağıt üstünde yalan protokol olarak kalırdı. Arkası dolu olmayan ve yarınının ne olacağı belli olmayan protokole imza koymak, benim fıtratıma aykırı.”

Bu arada Bakan Kılıç, dopingle mücadelede siyasi zeminde gürültülü, sportif zeminde ise sessiz bir şekilde devam ettiğini ve tarihi bir mücadeleye imza atıldığını söyledi. Kılıç, “Doping bu ülkede sıfırlanacak, yazın bunu bir kenara ve daha sonra bunu bana sorun. Şu ana kadar ülkede sistematik olarak bir göz yumma vardı. İnsan vücuduna zehir veriliyor. Böyle bir cehalette olimpik bir performans düzeyine erişebilir mi, mümkün değil. Bunun bir ayağı da YÖK. Protokolde, gerek görüldüğünde eğitici personelin, YÖK tarafından temin edilmesi hükümleri var. Bunun yapılması, bilimsel çalışmaya katkı sağlayacak” ifadelerini kullandı.

YÖK Başkanı Çetinsaya da bakanlıkla sürekli işbirliği halinde olduklarını ve bunu bir protokolle çerçeve içine alıp, daha da hızlı hareket etmelerini sağlayacağını söyleyerek, “Bütün başarılar odaklanma, koordinasyon gerektiriyor. Ülkemizin yarınları için takım çalışmaları yapılacaksa, mutlaka bu deyimleri bir araya getirip onları tek bir odak etrafında buluşturmak gerekiyor. Sporcuların eğitimlerini aksatmadan bu sporlarına devam etmelerini sağlamaları bu protokolle gerçekleşmiş olacak” diye konuştu. Kılıç, protokolün ardından dün İzmir Alaybey Askeri Tersanesi'nde yaşanan römorkör kazasında şehit olan 10 personele Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diledi.

"Kulüpler yasası rafa kalkmadı"

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Kulüpler Yasası'nın rafa kalkmadığını, yasanın en geç 10 gün içinde son şeklini almış olacağını bildirdi. Bakan Kılıç, YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya ile katıldığı "Gençlik, Spor Faaliyetlerinde İşbirliği Protokolü"nün imza töreninin ardından, gazetecilerin spor gündemine ilişkin soruları yanıtladı. Kulüpler Yasası'nın Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın kurtarıcı yasası, kurtarıcı mevzuatı olmadığını belirten Kılıç, "Hasta, yazılan ilacı kullanmadı diye doktorun diploması çöpe gitmez. Yanlış yerden bakıldığı için kulüpler bu yasayı rafa kaldırmaya, orta sahada top çevirmeye devam ediyorlar. Basının desteğini hep yanlarında görüyorlar. Kulüpler Yasası rafa kalkmadı ve yasa en geç 10 gün içinde son şeklini almış olacak" dedi.

Yasanın, Türkiye'deki spor kulüplerinin kurtarıcısı olacağını ifade eden Kılıç, "Eğer hasta tedavi olmak ve reçeteyi kullanmak istiyorsa, bu yasaya ihtiyacı var. Hasta, doktorun tavsiyelerini ciddiye almıyorsa ve iyileşmek istemiyorsa kendi takdiridir, bu kadar net. Bizim kimseyle bilek güreşine girmek gibi bir niyetimiz yok. Biz yaptığımız işin doğruluğuna, önerdiklerimizin sporun kurtuluş reçetesi olduğuna inanıyoruz. Ben kulüpler bu işin içine girsin ve tedaviye cevap versin istedim. Kulüpler gelsin nerede ağrı sızı olduğunu söylesin. Eğer hasta sorunun nerede olduğunu ifade ederse, doktor teşhisi daha rahat koyar ve reçetenin gerçekçiliği daha dogru olur" diye konuştu. Günde 12 saat çalışmanın bile bakanlığın hayal ettiklerini yapmaya yetmediğini vurgulayan Bakan Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kulüpler çıksın açıklama yapsın. 'Bizim mali durumumuz, finansal durumumuz ve bütçe dengelerimiz çok iyi. Dernekler Kanunu ile yönetilmeye razıyız ve böyle devam etmesini istiyoruz' desinler. Bizim zaten işimiz başımızdan aşkın, işsiz kaldık da kendimize iş arıyor değiliz. İstiyoruz ki kulüpler kendi mevzuatına sahip çıksın. Çünkü çıkmazlarsa iki sene sonra gelip 'bu kanunu değiştirin' derler. Bugün gidin Süper Lig'den takımların bütçelerine ve giderlerine bakın. Diyarbakır, Kocaeli ve Malatya... Bunlar futbolu hisseden şehirlerdi. Bu kulüpler, Dernekler Yasası ile idare edildiği için gittiler. Gelen yöneticilerin kafalarına göre yazdıkları temliklerden dolayı gittiler. Şampiyon olan takımlarımız, bu yapıda idare edebiliyorsa bütçelerinin çok büyük olmasındandır. Kulüpler, nihayetinde özel hukuka tabi yapılardır. 'Ne kadar borçlandığımız devleti ilgilendirmez diyorlarsa' ona da saygı duyarım. Devletten prim yapılandırılması, vergi affı, devlet bankalarından kredi istenmedikçe ki şu an böyle talepler yok, ne kadar borçlandıkları devleti ilgilendirmez, doğru. Zaten UEFA'nın ortaya koyduğu finansal fair-play kuralları da var. Biz istiyoruz ki Türk kulüpleri ceza almasın, dışlanmasın. Avrupa'daki gelirlerinden mahrum kalmasın. Türk futbolu yeni travmalarla karşı karşıya gelmesin."

"6222 sayılı Yasa'nın değiştirilmesine taraftar değilim"

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un değişip değişmeyeceği yönündeki bir soruya ise böyle bir değişikliğe taraftar olmadığı yanıtını verdi. Yasanın daha önce iki kere değiştiğine dikkati çeken Bakan Kılıç, "Değişen hükümler de temel hükümlerdi. Bir kanunun temel hükümleri üzerinde çok fazla oynama yapılırsa, o kanun anlamsızlaşabilir. e-bilet ve kameralı güvenlik sistemine geçişle ilgili düzenlemeler, Türkiye'deki profesyonel futbol kulüplerinin isteği doğrultusunda yapılan düzenlemeler. Bu kanun çıktıktan sonraki üçüncü federasyon başkanıyla çalışıyoruz. Hala yapamadık, yetiştiremedik demeye kimsenin hakkı yok. e-bilet ve kameralı güvenlik sistemiyle alakalı kanun tarafından kendisine görev yüklenmiş olanlar işini yapmazsa, 2014 yılının nisan ayından itibarıyla bedeline ödemeye şimdiden hazırlanmalıdırlar. Bu işi yap-boz tahtasına çevirmemek lazım. Eğer Türkiye'de hiçbir olay yaşanmamış olsaydı, futbol alanlarında şiddet olayları olmasaydı, en son Beşiktaş-Galatasaray maçında zirve yapan travmalar yaşanmamış olsaydı, belki denilebilirdi ki 'Türkiye'de bu kadar sert ve sistematik tedbirlere ihtiyaç yok'. Maalesef Türkiye'de bu olumsuzluklar yaşanıyor" ifadelerini kullandı.

Büyük kulüpler arasında deplasman maçlarına seyirci götürmeme protokolü olduğunu hatırlatan Kılıç, "Demek ki Türkiye'de 6222 sayılı Yasa'nın uygulanmasına ihtiyaç var. Bizim gönlümüzden geçen, deplasman yasaklarının son bulması. Bunu sportif ruha uygun bulmuyorum. Hem 'spor dostluktur, barıştır, kardeşliktir' diyeceksiniz, hem de 'bayram günü kardeşlerim bayramlaşmaya gelmesin' diyeceksin. Böyle kardeşlik, böyle dostluk olmaz" ifadelerini kullandı.

Kamuoyunun ilgisine ihtiyaç var

Suat Kılıç, Spor Toto Süper Lig'de son hafta müsabakalarına bakıldığı zaman büyük takımların kısık bütçeli takımlara karşı yenilebildiğinin gözlendiğini ve bunun normal olduğunu belirterek, futbolda yenmenin de yenilmenin de olduğunu vurguladı. Futbolun üç ihtimalli bir spor olduğunu ifade eden Kılıç, şunları söyledi:

"Büyük takımlar, bu takımlara kaybedebiliyorlarsa büyük takımların derbi maçta kaybedebilmeleri de normal. Juventus, Galatasaray'ı geride bırakabilirdi, Galatasaray, Juventus'u geride bıraktı. Bu normal değil mi? Bu sonucu kabullenebiliyoruz da niye ligimizdeki her türlü ihtimali kabul edemiyoruz? Kavgadan beslenenler var, bunlara prim verilmesin. Spor kamuoyu da bu kanuna sahip çıkmalı. e-bilet ile ilgili slogan atanlar, pankart açanlar olabilir. Bunun nedeni, e-bilet uygulamasına geçildikten sonra Türkiye'de bedavacılık bitecek. Böylece tribünler üzerinde bedava bilete dayalı hadiseler de son bulacak. UEFA talimatnamelerinin gereği de bu değil midir? Zaten Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve kulüpler, bedava bilet uygulamasını sonlandırmak zorundadır."

Beşiktaş-Galatasaraly derbisinde yaşanan olaylar

Suat Kılıç, Beşiktaş ile Galatasaray arasında yapılan derbi maçta çıkan olaylarla ilgili de "Asıl sorunun Türkiye'de uygulamalara ne kadar direnebiliriz sorunudur. Türk futbolunda karşılaşılan tüm sorunlar da bu direncin sonucudur. Kulüpler de bunun bedelini hak mahrumiyeti, saha kapatma cezalarıyla ödüyor" değerlendirmesinde bulundu. Beşiktaş-Galatasaray derbisi öncesinde Beşiktaş'ın form grafiğine bakılması gerektiğini vurgulayan Kılıç, "Bu takımlar kolay mı kuruluyor? Camialara, takımlara, transfer için ödenen milli servet olan paraya yazık değil mi? Birileri sahaya atlayacak, birileri tribüne siyaset taşıyacak, takımın form grafiğini bir anda tepetaklak edecek. Buna kimin hakkı olabilir" şeklinde konuştu.

Fenerbahçe'nin mahkemeye ek dilekçe vermesi

Fenerbahçe Kulübü'nün şike süreciyle ilgili mahkemeye ek dilekçe vermesinin sorulması üzerine de Bakan Kılıç, "Hukuk süreci bitmeden bu konuda yorum yapmam. 7 Temmuz 2011 tarihindeki kanaatim buydu, bugün de aynı. Siyasilerin yapacakları yorumlar, çok bilinmeyenli bir denklemi iyice içinden çıkılmaz bir yapıya dönüştürebilir. Yargıtay aşamasına kadar gelen şike davasıyla ilgili siyasiler yorum yapmamalı, bunu hukuk sürecine bırakmalı. Tarafların itirazı varsa eğer, bu itirazları yargıya taşınmalı ve bununla ilgili son noktayı yine yargı koymalı" yanıtını verdi. Kılıç, Beşiktaş taraftarının Kasımpaşa maçında yaşanan olaylarla ilgili yaptığı protesto yürüşüylerinin sorulması üzerine şunları söyledi:

"Tepkiyi takip ettim. Daha önce de Trabzonspor taraftarı İstanbul'da benzer nitelikte eylem gerçekleştirmişti. TFF, özerk bir yapı. Kendi hukuku, kendi talimatnamesi ve kendi disiplini var. Bu özerk yapı çerçevesinde kendi hukukunu kendisi koruyacaktır. Bizim ayrıca bir cümle sarf etmemize gerek yok. TFF, kararlarını savunmak ve eleştirileri cevaplamak konusunda açıklamaları kamuoyuyla kendisi paylaşır. Gerekli açıklamaların zamanında yapılmaması nedeniyle tepkilerin büyüdüğüne şahitlik ettik. Bu nedenle yapılması gereken açıklamalar varsa, TFF'nin açıklama yapmasını doğru bulurum."



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.