Yazıma siz değerli okuyuculara, sevgili meslektaşlarıma öncelikle şunu belirterek başlamak istiyorum: Ülkemizde suç olgusuna ilişkin görüşlerin beyan edilmesi, kriminolojiye karşı ilginin artması sevinç ve umut verici…

Neden diye soracak olursanız kısaca cevaplamaya çalışayım. Suç bilimi ya da suç sosyolojisi olarak adlandırılan “kriminoloji bilimi” kısaca suç diye adlandırdığımız “sapan davranışı”, bu sapan davranışın dünyada vücut bulmasına sebep olan “faili” ve “sapan davranışların kontrolünü” kendisine konu edinerek açıklamalarda bulunur. Yani suç, suçlu ve suçun kontrolü kavramları bu bilimin temel uğraşısı olmaktadır.[1] Bunun için de disiplinlerarası bir çalışma gerekir. Örneğin ceza adaleti sisteminde kısa süreli hapis cezalarına -izlenen suç politikası gereği-  alternatif seçeneklerin oluşturulması sonucu ortaya çıkan durum ile sistemin önceki durumunun verimlilik açısından karşılaştırılması istendiğinde; adli istatistikler, psikiyatrik tespit ve teşhisler, sosyolojik ve psikolojik açıklamalar kullanacağımız veriler olacaktır. Bu şekilde önceki ve sonraki durumun artıları ve eksileri daha net ortaya koyulabilecektir.

Sapan davranış olarak nitelenen suç fiilinin fail tarafından neden gerçekleştirildiği üzerine çeşitli açıklamalar getirilmiştir. Bu açıklamaların bir kısmı kabul görmüş ve kendilerine suç teorileri içerinde yer bulmuşlardır.[2] Suçu açıklayan bu teoriler bireysel, kültürel ve toplumsal merkezlidir. Kişinin suç işlemeden önce kar-zarar hesabı yaparak hangi davranışın kendisine ekonomik açıdan fayda getireceğini hesap ederek suç işlediğini açıklayan “rasyonel tercih teorisi” ni birey merkezli; insanın suçu başta aile olmak üzere çevresindekilerden öğrendiğini dile getiren “öğrenme teorileri” ni kültürel merkezli; suçsuz bir toplum olamayacağını ve suç işlemenin bu sebeple doğal olduğunu savunan “anomi teorisi” ni toplumsal merkezli suçu açıklayan teorilere örnek verebiliriz. Ancak şunu belirtmekte fayda vardır: Suçu açıklayan teoriler ile genelleme yapılamaz! Çünkü her teorinin kendi içerisinde tutarsızlıkları ve eksiklikleri mevcuttur.[3] Bu eksiklikler başlıca şunlardan kaynaklanmaktadır:[4]

· Görgül ve deneysel bilgilerin güvenilirlik sorunu,
· Gerçeklikten uzak bazı değerlendirmelere yer verilmesi,
· Uygulamada önem arz etmeyen hususlara değinilmesi

Burada konuyla ilgili olarak Ersan Şen hocamızın 20.7.2015 tarihli “Kırık Pencere” başlıklı yazısına değinmekte fayda vardır. Hocamız “[…] suçu üreten asıl nedenleri bulup ortadan kaldırmanın yanında önleyici ve adli kolluk olarak başvurulması gereken iki çare vardır; ilki, "kırık pencere metodu" ve ikincisi de, süratli ve afsız adalettir […] Ceza kuralları istisnasız uygulanmalıdır, hiç veya gereği gibi tatbik edilmeyen kurallardan, bu şekilde suç sayısından ve niteliklerinden dolayı kamu otoritesinin sorumluluğunun doğacağı tartışmasızdır” ifadeleriyle kırık pencere metodunun suçla mücadelede en etkili çare olduğunu dile getirmektedir.[5]

Suçla mücadelenin tek bir teori ışığında yol alması düşünülemez. Kırık cam teorisinin uygulama bulduğu “New York polisi sıfır toleranz konsepti”, her ne kadar suç işlemenin azalmasını sağlasa da, tartışmaları beraberinde getirmiştir. Polisin sert tutumu, ayrımcı tavrı, çocuk ve gençler üzerinde oluşturulan algı eleştirilmiştir. Ayrıca kırık cam teorisinin sıfır toleranz altında zikredilmesi teorinin istismarına sebep olmuştur.[6]

Suçu önleme düşüncesi artık çağdaş ceza hukukunun izlediği en önemli amaçlarından biridir. Ceza ile varılmak istenen nihai hedef, failin ıslah olup iyileşmesi ve topluma tekrardan dahil olmasıdır (Resosyalizasyon).[7] 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunumuzun (CGTİHK) genel gerekçesinde de cezanın infazı ile izlenen temel amacın hükümlüleri iyileştirmek olduğu vurgulanmıştır.[8] Böylelikle suç işlemesinin önüne geçileceğine inanılmaktadır.

Suç bilimi ya da bilinen adıyla kriminoloji hukuk fakültelerinde yeterli ilgiyi görmemekte; öğretimi özverili hocalarımızın gayretleri ile sürdürülmektedir.[9] Oysaki kriminoloji eğitim ve öğretiminin en çok yoğunlaştığı ve bağlantı kurduğu noktaların başında ceza hukuku gelir.[10]

Kısaca açıklamaya çalıştığım konuyu özetlemem gerekirse:

- Günümüzde herkesçe kabul gören bir suç teorisi yoktur!

- Sadece bir teori göz önüne alınarak suçla mücadeleye çare aranamaz!

- Kriminoloji, ceza hukuku normlarından ziyade gerçeklik (realite) ile ilgilenir, kanun koyucunun sapan davranışlar olarak nitelediği ve toplumun da bu davranışları benimsemediği “suç fiilleri” üzerinde derinlemesine araştırma ve inceleme yapar.

Son olarak: Topluma uygun ve topluma hizmet eden bir Türk Ceza Hukuku için, eser ve çalışmalarda daha çok kriminolojik tespit ve değerlendirmeler görmemiz dileğiyle…

Semih Yumak, LL.M.Crim.

(Bu köşe yazısı, sayın Semih YUMAK tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)
 
Kaynakça
     Albrecht, Peter-Alexis, Kriminologie: Eine Grundlegung zum Strafrecht, 4. Auflage, Beck Verlag, München 2010.
     Deichsel, Wolfgang, „Kriminologie und kriminologische Ausbildung“ in: Kaiser-Kerner-Schellhoss (Hrsg.), Kleines Kriminologisches Wörterbuch, 3. Auflage, Müller Verlag, Heidelberg 1993, s. 317-324.
     Demirbaş, Timur, Kriminoloji, 4. Bası, Seçkin Yayınları, Ankara 2012.
     Doğru, Osman, Suç Teorileri, 4. Bası, Seçkin Yayınları, Ankara, 2012.
     Dönmezer, Sulhi, Kriminoloji, 8. Bası, Beta Yayınları, İstanbul 1994.
     Kaiser, Günther, Kriminologie: Eine Einführung in die Grundlagen, 10. Auflage, Müller Verlag, Heidelberg 1997.
     Kunz, Karl-Ludwig, “Ceza Hukuku Modelleri ve Toplum Yapısı – Ceza Hukuku Politikaları ve Modern Toplum” in: Küresel Bakış Çeviri Hukuk Dergisi, Yıl: 3, Sayı: 9, Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumu İş Yurdu Müdürlüğü Matbaası, Ankara 2014, s. 39-61.
     Kunz, Karl-Ludwig, Kriminologie: Eine Grundlegung, 6. Auflage, Ullstein Verlag, Bern 2011.
     Şen, Ersan, “Kırık Cam Metodu” (20.7.2015), in: www.hukukihaber.net
---------------------------------
[1] Günther Kaiser, Kriminologie: Eine Einführung in die Grundlagen, 10. Auflage, Heidelberg 1997, s. 1.
[2] Suç teorileri ile ilgili bkz. Sulhi Dönmezer, Kriminoloji, 8. Bası, İstanbul 1994; Osman Doğru, Suç Teorileri, 4. Bası, Ankara, 2012; Timur Demirbaş, Kriminoloji, 4. Bası, Ankara 2012.
[3] Her ne kadar 90’lı yıllarda Gottfredson ve Hirschi’nin genel suç teorisi adı altında tespitleri olsa da bu teori öğretide yeteri kabul görmemiştir.
[4] Kaiser, Kriminologie, s. 34.
[5] Bkz. http://www.hukukihaber.net/kirik-pencere-metodu-makale,4112.html.
[6] Karl-Ludwig Kunz, Kriminologie: Eine Grundlegung, 6. Auflage, Bern 2011, s. 348 vd.
[7] Krş. Peter-Alexis Albrecht, Kriminologie: Eine Grundlegung zum Strafrecht, 4. Auflage, München 2010, s. 66 vd.; Karl-Ludwig Kunz, “Ceza Hukuku Modelleri ve Toplum Yapısı – Ceza Hukuku Politikaları ve Modern
Toplum” in: Küresel Bakış Çeviri Hukuk Dergisi, Yıl: 3, Sayı: 9, Ankara 2013, s. 44 vd.
[8] Bkz. CGTİHK Genel Gerekçe.
[9] Hukuk Fakültelerinde kriminoloji öğretiminin faydaları üzerine hazırladığım çalışmamı Türkiye Adalet Akademisi Dergisi’nin 22. sayısında (Temmuz 2015) bulabilirsiniz.
[10] Wolfgang Deichsel, „Kriminologie und kriminologische Ausbildung“ in: Kaiser-Kerner-Schellhoss (Hrsg.), Kleines Kriminologisches Wörterbuch, 3. Auflage, Heidelberg 1993, s. 322.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.