Kişinin işlemediği bir suçu üstelenmesi mümkündür. Bunu bazı durumlarda başkasını korumak, bazı durumlarda ise yeme içme ve konaklama ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla gerçekleştirebilir. Kanun koyucu bu hususu göz önüne alarak işlemediği bir suçu üstelenen kişiyi cezalandırma yoluna gitmiştir.

Suç üstlenme suçu Türk Ceza Kanunu m. 270’te “Yetkili makamlara, gerçeğe aykırı olarak, suçu işlediğini veya suça katıldığını bildiren kimseye iki yıla kadar hapis cezası verilir. Bu suçun üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenmesi halinde; verilecek cezanın dörtte üçü indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir.” şeklinde düzenlenmiştir.

Bu suçun korumak istediği hukuki yarar yalnızca gerçek suç ve suçlularla mücadele etmek durumunda olan adli makamların hataya düşmelerini engellemektir.[1] Böylelikle bir suç ve fail ile mücadelenin doğru şekilde gerçekleştirilmesi sağlanmış olacaktır.

Suçun faili gerçekte hiç işlenmemiş ya da başkası tarafından işlenmiş olan bir suçu kendi işlemiş gibi yetkili makamlara bildiren kişidir.[2]

Suçun oluşabilmesi için failin yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirmesinin gerekmektedir.[3] Nitekim Yargıtay bu hususta “Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, sanık İlker Sarı'nın 185 promil alkollü olarak kullandığı aracıyla müşteki Nevzat K.'ün aracına çarpıp maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet vererek TCK'nın 179. maddesine aykırı davranması sonrasında, olay yerine gelen polis memurlarına aracı kendisinin kullandığını iddia eden sanık Gökhan D.'un eyleminin bir bütün halinde suç üstlenme suçunu oluşturduğu anlaşıldığından sanık Gökhan D.'un suç üstlenme suçundan sanık İlker S.'nın ise trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyetleri yerine, delil değerlendirmesinde yanılgıya düşülerek sanıkların beraatlerine karar verilmesi kanuna aykırıdır.”[4] diyerek suçun oluşacağını açıkça belirtmiştir. Yine benzer bir kararında “Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, diğer sanık A.O.’ın alkollü olarak araç kullanırken kaza yaptığı ve sanık M.Ö.’ün gerçeğe aykırı olarak, yetkili makamlara aracı kendisinin kullandığını söyleyerek TCK'nın 270/1. maddesinde öngörülen suç üstlenme suçunu işlediği sabit olduğu halde, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykırıdır.”[5] şeklinde hüküm kurmuştur.

Suç hiç işlenmemiş olabileceği gibi gerçekte işlenmiş de olabilir. Önemli olan fail ile işlenen suçun arasında bir irtibat bulunmamasıdır. Bununla beraber şayet fail hakkında bir soruşturma başlatılmış ise artık suç üstlenme suçundan bahsedilemez çünkü failin suç işledikten sonra gerçeği söyleme zorunluluğu bulunmamakla birlikte bu eylemin disiplin yaptırımı ya da kabahat türünden olması durumunda da bu suç oluşmaz.[6]

Kanunun bahsettiği yetkili makamlar ise Ceza Muhakemesi Kanunu m. 158’de belirtilmiş olup buna göre suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir. İhbar yada şikayetin nasıl yapıldığının bir önemi bulunmamaktadır. Buna göre yetkili makamlara yapılan ihbar ya da şikayetin yazılı ya da sözlü olmasının suçun oluşması açısından bir önemi yoktur.

Bir kamu görevinin yürütülmesi ile bağlantılı olarak işlenen suçlarda ise kurumun ihbar ya da şikayeti Cumhuriyet başsavcılığına göndereceği göz önüne alındığında disiplin soruşturması yapan makamlar da bu kapsamda değerlendirilmelidir.[7] Eylemin adli bir soruşturma gerektirmesi bu hususta yeterlidir. Yetkili makam tarafından suçun o kişi tarafından işlenmediği hususu kolaylıkla öğreniliyor ise bu durumda da suç oluşmaz[8]

Suç ancak kasten işlenebilir. Taksirli hali suç olarak düzenlenmediğinden suçun taksirle işlenmesi söz konusu değildir. Bu suçun üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenmesi halinde; verilecek cezanın dörtte üçü indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir.

Yukarıda açıkladığım üzere suçun oluşması için failin yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirmesinin gerekmektedir. Faydalı olması dileğiyle herkese saygı ve sevgilerimle.

Av. Murat YILMAZ

------------------------------------------

[1] ARTUK / GÖKCEN / YENİDÜNYA, Türk Ceza Kanunu Şerhi, 2. Baskı, Md. 234-345, 5. Cilt, s. 7777.

[2] TANERİ / Gökhan, Uygulama ve Doktrinden Kürsü’ye Onaylanmış Örnek Hükümlerle 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda Sık Karşılaşılan Suçlar, 1. Baskı, 2014, s. 1228.

[3] Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2014/31446E., 2015/426K., 07.01.2015 T.

[4] Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2013/5016E., 2013/8358K., 03.06.2013 T.

[5] Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2012/11288E.,2013/2688K., 21.02.2013 T.

[6] TANERİ / Gökhan, a.g.e, s. 1228.

[7] ARTUK / GÖKCEN / YENİDÜNYA, a.g.e, s. 7778.

[8] TANERİ / Gökhan, a.g.e, s. 1228.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.