Dikkat! Sosyal medya polisi geliyor!
Haber: CAN GÜRSES

Sosyal medya garip bir evren... Bizi kendine hapsedip iletişim ve ilişki kurma biçimlerimizi tamamen değiştiriyor. Mazallah internet bir kaç gün kesik kalsa her açıdan mahvoluruz. Babamın yazları İtalya’daki bir enstitüye çalışmaya gidip, iki ay boyunca sadece iki defa telefonla konuştuğumuz, bir kez de mektuplaştığımız zamanları hatırlıyorum...
Ancak görünen o ki sosyal medyanın yükselen trendi yavaş yavaş yerini bir düşüşe bırakmak üzere. Facebook yöneticilerinin bu yılın üçüncü çeyreğine dair yaptıkları açıklamalarda, özellikle Amerika’da gençler arasında Facebook kullanımında ciddi bir düşüş gözlenmiş.
Nedenlerinin ne olabileceğini araştırırken karşıma çıkanlar oldukça ilginç. Yapılan son araştırmalara göre Facebook kullanımı insanları mutsuz yapıyor!.. “Günaydın Can” diyeceksiniz evet ama artık bilimsel olarak da bazı delillerin olması önemli bence. İki hafta boyunca sürekli olarak Facebook kullanan yüzlerce kişi üzerinde yapılan araştırmalarda, bu kullanıcıların günün başındaki ve ilerleyen saatlerinde attıkları bildirim ve kişisel mesajlardaki karamsarlık oranının ciddi derecede farklılık gösterdiği ortaya çıkmış.
Kısacası düzenli Facebook kullanımı bu kişileri süreç boyunca bir miktar depresif hale getirmiş.
İnsanların sosyal medyaya artık daha ihtiyatlı yaklaşmasının bir başka sebebi de tabi ki güvenlik ve mahremiyet.
Hiç şaşırmayın, günün birinde sosyal medya ortamlarının herhangi bir tanesinde yazdığınız ve çoktan unuttuğunuz bir mesaj yüzünden polis kapınızı çalabilir!
Mesajınız belki herhangi bir kişiye yazılmamış veya yazılmışsa bile o kişi hakkınızda şikâyette dahi bulunmamış, ancak yazdıklarınızın potansiyel tehlike arz ettiği tespit edilmiş; ufak bir sorgulama yapılmasına karar verilmiş olabilir.


İşte o gün aslında geldi bile !..

İnsanların birbirine çok kolay erişebildiği, özgürce istediğini yazabilip fikrini beyan edebildiği ortamlarda bazen işin ucu kritik noktalara gelebiliyor.
Çok çeşitli senaryolar mümkün, şu an bu yazıyı okuduğunuz anda Norveç’te birisi intihar eğilimli bir tweet; Amerika’da birisi Obama hakkında Facebook’ta ırkçı bir bildirim; Türkiye ’de Ahmet Hakan, Melih “Başgan’a” sarkastik bir mesaj; Suriye ’de birisi İslamcı bir YouTube videosunun altına aşırı radikal bir mesaj atmış olabilir.

Üstelik internet ortamının verdiği anonimite sayesinde bazen anlık olarak mesajları görsek, iletileri alsak bile bunları yazanların profillerini tespit etmemiz imkânsız olabilir. Twitter’daki yumurtalardan tutun Facebook’ta açılmış olan milyonlarca sahte hesaba, kadın fotoğrafı koyan erkek profillerinden, sadece insanlara sataşmak için açılmış olan hesaplara kadar düşünün artık…
Ancak artık bunların hepsinin sonunun gelmesi çok yakın gibi görünüyor;
University of Pennsylvania’da (Upenn) çalışan araştırmacıların World Well-Being Projectkapsamında yürüttüğü çalışmaların bir parçası olarak 75 bin Facebook kullanıcısı, profillerini tamamen açıp bir uygulama üzerinde psikometrik bir test almaya gönüllü olmuşlar…
H. Andrew Schwartz’ın yürüttüğü projenin amacı da basit: Kişilerin Facebook bildirimlerinde kullandıkları kelimelerin uzun bir zamana yayılı analizleri sonucunda duygusal ve zihinsel durumlarını tespit edebilmek.
Yaklaşım ise daha önce kullanılan metodlardan biraz farklı; şimdiye dek kullanılan sistemler bu tarz tespitleri yapabilmek için ‘kapalı sözlük’ yapılarından faydalanıyorlarken Upenn’li araştırmacıları ‘açık sözlük’ yapısını tercih etmişler.
Kapalı sözlük derken belirli duyguları temsil ettiğine inanılan kelimelerin önceden tespit edilmesi suretiyle herhangi bir metinde bu kelimelerin geçiş sıklığının ölçülmesini kastediyoruz. Ancak tabii bu sistemin bir çok hataya açık olduğunu görmek zor değil;

“Beni hasta etme...” gibi bir ifadede geçen ‘hasta etme’ kelimesi “sağlığımı bozma” anlamında kullanılmıyor tabi ki… Veya; “Naber müdür?!” ifadesindeki “müdür” ün, okul müdürü olmadığını hepimiz anlamışızdır. “Merhaba hocam..” diye selam veren birinin öğretmeniyle konuşuyor olması ihtimalinin yanında ODTÜ’lü olma olasılığını da düşünmemiz gayet normaldir. “Güzel proje ama henüz Marmaray’dan elektrik alamadım” şeklinde bir bildirim yazan kişinin ise elektrik kelimesi ile tamamen Türkiyeli birinin anlayacağı şekilde espri yaptığı hepimize aşikar.

Örnekler uzayabilir… Sonuç olarak ‘kapalı sözlük’ yapısını kullanmanın büyük hatalara sebep olabileceğini görebiliyoruz. Bunun yerine kullanılan ‘açık sözlük’ yapısı, kelimelerin geçtiği ifade içindeki anlamları üzerine yoğunlaşıyor. Tabii ki hangi kelimenin hangi anlamda kullanıldığını bir yazılıma belirletmek için oldukça fazla sayıda veri üzerinde analiz yapmak gerekmektedir. İşte yazının başında belirttiğim 75 bin gönüllü Facebook kullanıcısı tarafından paylaşılan bildirimlerden şimdiye dek 700 bin kelime tespit edilmiş; sonrasında çeşitli karakteristik özelliklerle; kişilerin yaşları ve cinsiyetleriyle ilgili kelime bulutları yaratılmıştır.

Alttaki resimde dışa dönük ve içine kapanık insanların kullandığı kelime bulutlarını görüyoruz: 

 

 

 

 

 

 

 

Bir başka örnek olarak altta sağda farklı yaş gruplarına göre kullanılan kelime bulutlarını inceleyebiliriz: 


Yapılan çalışma sayesinde araştırmacılar; bir kullanıcının attığı bildirimlerden, 

* Cinsiyetini yüzde 92 oranında
* Yaşını yüzde 50’den fazla bir oranda doğru tespit edebiliyor.

Projede kullanılan veri miktarı arttıkça sistem kendini geliştireceğinden her geçen zaman daha akıllı tespitler yapacağı ve başarı yüzdesini artıracağı kaçınılmaz bir gerçek olarak görülebilir. Yani diyebiliriz ki, kısa bir süre sonra internette dolaşan bir ‘sosyal medya polisi’ kavramından uzak değiliz.

Twitter’daki tacizci yumurtaların, Facebook’taki sahte profillerin kadın mı erkek mi, yaşlı mı genç mi; akıl sağlığı yerinde mi değil mi gibi detaylara kadar her şeyi tespit edebilen bir Sosyal Medya Polisi çok yakın…
Kesin bilgi!..

Radikal

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.