6762 sayılı TTK (eTTK) ve 818 sayılı BK döneminde ticari işletmenin devriyle ilgili olarak BK m.179’da veya eTTK’da şekle ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktaydı. Dolayısıyla ticari işletmenin devri sözleşmesinin herhangi bir şekle tabi olmadığı (BK m.11) kabul edilmekteydi. Ancak ticari işletme içerisinde, devri kanunen şekle bağlanmış olan unsurlar mevcut ise, bu unsurların devri için öngörülen kendilerine özgü şekli kurallara uyulmuş olması gerekmekteydi. Mesela, taşınmazlar için resmi senet tanzimi (MK m.706), fikir ve sanat eserleri üzerindeki mali hakların devri sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması (Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu-FSEK m.52), motorlu taşıt araçlarının devrine ilişkin sözleşmenin noterde yapılması (Karayolları Trafik Kanunu-KTK m.20/1-d) gerekir. Ayrıca söz konusu olan unsurların kendilerine özgü tasarruf işlemlerinin, BK m.179’da külli halefiyet hali öngörülmediğinden, ayrı ayrı yapılması gerekmekteydi. Mesela, taşınmazlar için tapu siciline tescil (MK m.705/1), alacaklar açısından yazılı temlik sözleşmesi (BK m.163/1), taşınırlar için zilyetliğin devralana nakli (MK m.763/1) gibi.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile beraber ticari işletmenin devri sözleşmesinin şekline ilişkin köklü değişiklikler ticaret hayatına girmiştir. Ticari işletmenin devri ile ilgili düzenlemeler getiren TTK m.11/3 hükmünde öngörüldüğü üzere, ticari işletme içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek kalmaksızın bir bütün halinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Ticari işletmenin devrini konu olan bu tür bir sözleşme ve ticari işletmeyi bir bütün halinde ele alan diğer sözleşmeler yazılı şekilde yapılır ve ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Bunun sonucu olarak, ticari işletmenin devri söz konusu olduğunda, devir kapsamındaki unsurlar açısından özel şekil şartı öngörülmüşse, artık kendilerine özgü bu şekli şartlarının yerine getirilmesine gerek kalmayacaktır. Yani ticari işletme onu meydana getiren malvarlığı unsurları için, ayrı ayrı borçlandırıcı ve tasarruf işlemlerinin yapılmasına gerek kalmaksızın bir bütün halinde devredilebilecektir. Dolayısıyla ticari işletmenin devrine ilişkin yazılı devir sözleşmesi, gerek taşınmazlar bakımından gerekse de özel sicillere kayıt şartı olan unsurlar ve fikri mülkiyet hakları bakımından tescilsiz iktisabı mümkün kılmaktadır. Bu şekilde bir hüküm ile, ticari işletmenin devrinin, eski kanun dönemine göre daha kolay ve basit bir hal aldığı söylenebilir.

TTK m.11/3 ile öngörülen yazılı şekil, TBK m. 12/2 gereği geçerlilik şartıdır. Dolayısıyla devir sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmaması devrin geçersizliği sonucunu doğuracaktır. Yazılı şeklin geçerlilik şartı olduğu konusunda herhangi bir tartışma olmadığı halde, bu devir sözleşmesinin ticaret siciline tescilinin kurucu nitelikte mi yoksa açıklayıcı nitelikte mi olduğu yönünde doktrinde tartışma söz konusuydu. Ancak Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 133/3 ile bu konuya ilişkin eksiklik giderilmeye çalışılmış ve ticari işletmenin devrinin gerçekleşebilmesi için, devir sözleşmesinin tamamının tescil edilmiş olması gerektiği ifade edilmiştir. Böylece tescile kurucu bir işlev yüklenmiştir. İsviçre’de bu konuya ilişkin düzenleme, “Birleşme, Tür Değiştirme ve Malvarlığının Devri Kanunu (FusG)” ile getirilmiştir. Burada da malvarlığının devrinin ticaret siciline tescil ile gerçekleşeceği açıkça belirtilmiştir (FusG m.73/2).


Arş. Gör. M. Sadık Çapa

Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Ticaret Hukuku


(Bu köşe yazısı, sayın Mehmet Sadık ÇAPA tarafından 
www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)



[1]     Acemoğlu, Kevork, Borçlar Kanununun 179. maddesine göre Malvarlığı veya Ticari İşletmenin Devri, İstanbul 1971, s. 50; Arkan, Sabih, Ticari İşletme Hukuku, 14. Tıpkı Basım, Ankara 2010, s. 42; Velidedeoğlu, Hıfzı Veldet/ Özdemir, Refet, Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Ankara, 1987, s. 368; Domaniç, Hayri/ Ulusoy, Emre, Ticaret Hukukunun Genel Esasları, 5. Bası, İstanbul, 2007, s. 178; Karahan, Sami, Ticari İşletme Hukuku, 18. Tıpkı Basım, Konya 2009, s. 36.

[2]     Arkan (2010), s. 42.

[3]     Arkan (2010), s. 42-43.

[4]     Ayhan, Rıza/ Özdamar, Mehmet/ Çağlar, Hayrettin, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Hükümlerine Göre Ticari İşletme Hukuku Genel Esaslar, 5. Bası, Ankara, 2012, s. 115-116.

[5]     Tekinalp, Ünal, Türk Ticaret Hukukunu Ticari İşletme Bağlamında Yeniden Düşünmek, BATİDER, C: XXIV, S: 3, Haziran 2008, s. 12.

[6]     Tekinalp, agm, s. 12; Bilgili, Fatih/ Demirkapı, Ertan, Ticari İşletme Hukuku, 3. Baskı 2012, Bursa, s. 38.

[7]     Nitekim bkz. Bahtiyar, Mehmet, Ticari İşletme Hukuku, 11. Baskı, İstanbul, 2012, s. 36.

[8]     Tekinalp, agm, s. 13; Ayhan/ Özdamar/ Çağlar, s. 116.







Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.