‘’Jury’’ kelimesi, Fransızca ‘yeminli’ anlamına gelen juré sözcüğünden gelmektedir. Uygulamanın MÖ 5’nci yüzyıla kadar giden bir tarihi var. Günümüzde daha çok, yargıçların hukuk yarattığı Anglo Saxon hukuku (Common Law) ülkelerinde uygulanıyor.

İki çeşit jüri vardır. Birincisi ‘petit jury(küçük jüri)’ veya ‘trial jury(duruşma jürisi)’ diye adlandırılır. Diğeri ise ‘büyük jüri’dir (grand jury).
 
1- ABD’de 6 aydan fazla cezası olan bir suçla yargılanan herkesin jürili duruşma isteme hakkı vardır. 6 aydan az cezası olan suçlarda eyaletlerin jürili duruşmayı elimine etme yetkileri bulunuyor. Yine birçok çocuk mahkemesi de, çocuk davalarını ‘hukuk davası’ olarak gördüğü için jürisiz çalışır.

Duruşma jürisi, bütün delilleri inceler, tarafları dinler daha sonra kendi arasında toplantıya çekilerek dosya hakkındaki kararını verir. Yargıç ise sadece bütün bu süreci yani duruşmayı yönetir.

Kaç oyla zanlının suçlu bulunup bulunmadığı, davanın içeriğine ve eyaletten eyalete değişebilir. Bazı suçlarda çoğunluk oyu yeterken bazı suçlarda süper çoğunluk oyu bazen de oy birliği gerekebilir. Herhangi bir çoğunluk sağlayamayarak karar veremeyen jüriye, ‘hung jury (askıda jüri)’ denir. Küçük jüri, 6 ile 12 üyeden oluşur. Ciddi suçlarda üye sayısı genellikle 12 olur. Ancak ABD’deki kriminal davaların büyük bölümü, dava sürerken ‘plea bargain (itiraf pazarlığı)’ denilen yöntemle sonuçlanır. Savcı ve zanlı, zanlının suçunu itiraf etmesi karşısında daha düşük bir cezada anlaşır.

2- Amerika Birleşik Devletleri, ‘common law(serbest hukuk)’ ülkeleri içinde, ‘grand juri’ uygulamasına sahip tek ülkedir. ABD’deki bütün federal suç davalarında ve bazı eyaletlerde, bir ağır ceza davası açılıp açılmaması için yeterli delil ve sebep olup olmadığına karar veren ön soruşturma jürisidir. ABD Anayasası, ölüm cezası ve diğer ağır ceza davaları, ‘grand juri’ kararı olmadan açılamayacağını hükme bağlıyor ama eyaletleri kendi içinde serbest bırakıyor.

Genelde üye sayısı 12 ve daha fazlası olduğu için ‘büyük jüri’ deniyor. Bu jürinin oluşumundan ve işleyişinden sanığın haberi ve bilgisi olması gerekmiyor. Büyük jüri süreci, soruşturmanın gizliliği prensibine dahildir ve tamamen gizlidir.
 
Jürisi olmayan ve sadece yargıç kararı ile hükme bağlanan davalara ‘bench trial (kürsü duruşması)’ deniyor. Bir davanın ‘bench trial’ olabilmesi için, sanığın yazılı talebi, devletin onayı ve mahkemenin bu isteği kabul etmesi şart. Hukuk davalarının çoğu ile cezası 6 aydan az birçok dava kendiliğinden kürsü duruşması olarak gerçekleşir.

 ‘’Jüri sistemi’’ Anglo Saxon Hukuku (Common Law) uygulayan sistem içerisinde jürinin tipik bir İngiliz kurumu olduğu söylene gelmiştir. Oysa gü­nümüz İngiltere'sinde jürinin yargılamaya el atması, Amerika Birleşik Devletlerine oranla oldukça sınırlıdır (David, op. cit., n. 395.) Yüce Divanda ve kamuoyunu ilgilendiren ceza davalarında jüri büyük işlev yapmaktadır. Ancak ne olursa olsun, İngiliz yargılama sistemine bu kurum öylesine sinmiştir ki, Profesör Hamson'ın dediği gibi, bir yargılamada jüri ister olsun ister olmasın, İngilizler sanki bir jüri varmış gibi yargılama yapmaktadırlar.( Blanc-Jouvan, op. cit., s, 60)

Jüri, kuşkusuz Amerika anakarasına İngilizlerce getirilmiştir. Ancak, 1789 tarihli Amerika Birleşik Devletleri Anayasasına ve buna ek 1791 tarihli Haklar Bildirisine göre yansız bir jüri önünde açıktan yargılama, yurttaşlar için bir hak olarak benimsenmiştir.( Kurtoğlu, a.y., s. 449; David, op. cit., n. 395.)
 

Jüri sisteminin asıl amacının  Ceza Yargılamasının yapılmasında görevlendirilen her bir vatandaş tarafından vicdani görev ve sorumluluklar çerçevesince adaletin sağlanması amacını güttüğünü görmekteyiz. Gü­nümüz İngiltere'sinde jürinin yargılamaya el atması Amerika Birleşik Devletlerine oranla oldukça sınırlı olması sebebiyle ABD jüri sisteminin özellikleri kapsamında maalesef ki fazlaca kaynak bulamamış olduğumdan dolayı yukarıdaki bilgileri paylaşıyorum.

Türk Hukukuna yöneldiğimizde jüri sistemi kimi görüşlere göre önemli bir ihtiyaç, olması gereken bir sistem iken kimi görüşlere göre jüri sistemi olmaması gereken, tasavvur bile edilmemesi gereken görüşler açısında yer almıştır. Oldukça önemli duran bu iki düşünce kendi içinde tezatlık barındırması ile de hukukumuz açısından karakterize edilmesi güç durmaktadır.

Ceza Muhakememizde savunma makamı verilen kararların temyizi ile kararı bir üst yargı organlarına intikal ettirilmektedir. Jüri sistemin de nihai kararları ‘’sadece ortaya bugüne kadar bilinenlerden ve jüriye sunulanlardan farklı bir delil çıkarsa, yeni bir jüri ile dava açılıp açılmaması yeniden görüşülebilir’’ şeklinde kararları değiştirmeye gidebilmektedir. Sistemimiz açısından kararların açık olarak daha kapsamlı bir yolda yeniden değerlendirilmeleri Ceza Yargılaması açısından farklı görüşleri de içine alan geniş bir zeminde yön verirken jüri sisteminin nihai kararlarının temyiz edilememesi bir yönde karar kapsamı içinde bırakılmıştır.

Jürinin kimin yanında bulunduğu ya da kimin yerine geçtiğinden bahisle sistemimiz açısından değinmiyorum. Jürinin olması gereken noktada her iki yönden de ayrılarak objektif ve hakkaniyetle karar vermesi asli görevinin göz önüne alınması gerekmektedir.

Jüri üyeleri olan hukuk sistemlerinde jüriler dosya hakkında kararını verirken, Hakimin sadece duruşmayı yönettiğine ve karar vermediği bilgisine değindim. Jüri üyelerinin hukukumuza uyarladığımızda karar verme mekanizmasının elinde bulundurulması konu adına uzmanlaşma sağlanamadığından bir takım sıkıntılar yaratabilecektir. Jürinin hukukumuz da yer edinerek yaşama dair tecrübesi olan kişilerce olayın değerlendirilmesinin hukuku yaşatarak adaleti sağlamada katkısı olabilecektir.

Hukukun yaşayan bir kavram olması ve sürekli kendisini biriktirerek kendisini yenilemesi dolayısıyla somut olaylar ışığında meydana gelen durumların daha yaşanabilir değerlendirilmesinde jürinin katkısı yine ortaya çıkmış olacaktır. Jürinin çeşitli meslek gruplarına haiz çalışanlardan oluşup çoğunun hukuki eğitimden yoksun olarak verecekleri kararların vicdani bütünlük içinde yansıttıkları şahsi kanaatleri doğru karar algısı yaratabilecek midir ? bu konularda da olumsuz sorgulamalar ortaya çıkabilecektir.

‘’Adalet dağıtan ve doğru karar vererek hukuki barışı temin eden hakimlerin yargı içindeki önemi açıktır. İyi yetişmiş, kültürlü, etki altında kalmadan, objektif ve bağımsız karar verebilen, dürüst ve toplumunu iyi tanıyan hakimlerle adil ve doğru bir yargılama yapılabilir. Kendi menfaatlerini kararında ve görevini yapmada düşünmeyen bir kişi olması gerekir. Bu koşullar sağlanabildiği takdirde amaca ulaşılabilecektir. Gerektiğinde hukuk yaratan hakim, toplumunu iyi tanıdığı ve sosyal ihtiyaçlarını bildiği ölçüde doğru ve adil hukuk yaratabilir.’’(Medeni Usul Hukuku ders kitabı Pekcanıtez, Atalay, Özekes 
s, 125)  Sözü edilen bu önemli ölçütler yargılamanın bu biçimde kusursuz işlemesi açısından oldukça önem arz eden durumlar olarak karışımıza çıkacaktır.

‘’Jüri ‘’ sistemi çok geniş kapsamlı cevaplarla kendini gösterememektedir. Bu sistemi uygulayan ülkeler açısından ele aldığımızda tam olarak anlamı oturmuş düzeni içinde rahatça verebilecek iken Türkçeye çevrildiğinde ‘’Jüri Adaletin uygulanmasında ve bir işte hüküm vermede toplanan kurul’’ olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu konuda artık jürinin anlamından ziyade:

Jüri üyelerinin var olan sistemdeki gibi vatandaşlar tarafından mı oluşması yahut bilirkişi gibi uzmanlaşan teknik olarak hukukçulardan mı oluşması gerektiği ?

Nitelikleri itibariyle kişileri objektif ve hakkaniyet adıyla olaya yaklaşabilecek kişilerden mi oldukları ?

İçerik itibariyle somut olayın ne ele alınıp  nasıl bir adalet anlayışı içinde olunacağı ?

Bu adaletin nasıl uygulanacağı ve yorumlanacağı ?

Hükmün seçilen jürice verilmesinde kamuoyunun vicdanının rahat olup olmadığı ?

………………
 
Bu sorular ucu açık olarak arttırılabilmektedir. Cevabı da karar seyrini yansıtacaktır. Her karar kendi içinde zorluklar barındırabilir jüri sistemi için adaletin tam olarak dağıtılması adına bir bütün olarak düşünülmelidir.

Türk toplum yapısı bu sistem içinde var olsaydı bunu jüri sistemiyle topluma nasıl sunabileceğini çeşitli sorularla da kendini daha da belirginleştirecektir. Somut olaylar çerçevesinde ve öngörülmeyen yapıda çıkabilecek durumlarda bu çizgiyi istisnai olarak değiştirilebileceği de göz önüne alınmalıdır.

Bunun yanında toplum yapımızın değerleri Ceza Yargılamasında objektif bakış açısından istemli yahut istemsiz adaletin dışına çıkacak mıdır?

Türk Hukuku sisteminde ‘’Jüri’’ yapısını incelediğimizde çok fazla soruyla ve düşünceyle baş başa kalıyoruz.

Bu şekilde çeşitli hukuk sistemlerinin uygulama alanlarının değerlendirmesinde artı veya eksi yönlerinin ele alınarak karşılaştırılması Ceza Yargılamasına ve uygulanabilmeye açık olan sistemlere yapısal olmasa da yön verebilme adına düşünsel katkı sağlayabilecektir. Hukukta kamuoyunun daha sağlıklı bir yargıya kavuşması ve gerekli iyileştirmelerle daha iyi bir yönde ilerleyişi sağlanabilecektir. 14.10.15
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.