TBMM Genel Kurul’a sunulan Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı,
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun bazı maddelerinde önemli değişiklikler içermektedir.  Tasarı yasalaşırsa, para, kıymetli evrak, antika, değerli taş ve madeni süs eşyası haricinde ev eşyaları tümüyle haciz kapsamının dışına çıkarılacaktır.

Değişikliğin gerekçesini Sayın Adalet Bakanı çeşitli platformlarda; ev eşyası haczetmenin insani ve  borcun ödenmesi hususunda çare olmadığı, ekonomik kriz ve artan yargı yükü gibi nedenlerle açıklamaktadır.
           
Adalet Bakanlığı bürokratlarınca hazırlanmış olan değişiklik, hukuki olmadığı gibi makul de değildir. Değişiklik çalışması,  maddi ve manevi varlığıyla bir insanın yaşamasının teminatı olan hukuku altüst etmektedir.
           
Ekonomik krizi ve yargı yükünü  inkar etmek mümkün değildir. Ancak ekonomik krizi ve yargı yükünü yönetmek, çözmek, çıkış yolları bulmak siyasal bir politika gerektirir ve bu iş hükümetlerin görevidir. Yargı yükü, mahkemelerin yoğunluğu gibi nedenler, kamu güvenliği ile yakından alakalı bir değişikliğe gidilmesinin bahanesi ve gerekçesi olamaz. Yargı yükü idari bir sorundur. Çözümü de idari sınırlar içersinde olmalıdır. Oysa her ihtilaf hukukun konusunu teşkil etmektedir. Bunun çözümü ise etkili bir yargı mekanizması ile mümkündür. İhtilafa konu hakları büyük, küçük; önemli, önemsiz gibi kategorilere ayırmak ve bunlara bağlanan yaptırımları etkisizleştirmek zulümdür. Arızi çözümlerle, tabiri caiz ise hukuku katlederek,  genelin menfaatini zedeleyecek bir şekilde çözüm yolları bulmak,  kamu düzenini sağlamak yerine daha da çok bozacaktır.  
           
İcra organı diğer bir ifade ile cebri icra, kamu düzenini sağlamaktadır. Genelin menfaati, kamu düzenini sağlayan temel ilkedir. Bunun merkezinde hak kavramını oturmaktadır.  Hakkı önceleyen, hakkı koruyan bütün düzenlemeler kamu düzenini korumayı sağlayan düzenlemelerdir. İcra iflas Kanunu’ndaki tüm düzenlemeler kamu düzenini korumaktadır.

Gün geçtikçe cebri icranın etkinliğini zayıflatan düzenlemeler yapılmaktadır. Emeklilerin maaşlarının haczedilmemesi, mal beyanı, taahhüdü ihlal gibi cebri icranın etkinliğini artıran ek yaptırımlar ve çek yasasındaki  menfi düzenlemeler cebri icranın etkinliğini zayıflatmıştır. Borçlu lehine düzenlemeler adeta hukukun kuralı haline getirilmiştir.
 

Oysaki cebri icranın etkin bir şekilde yürütülmesi esastır. Cebri icranın etkin ve etkili bir şekilde yürütülmesi kamu düzenini sağlamaya yöneliktir. Kamu düzeninin sağlanması ve kamu otoritesinin korunması ancak etkin ve etkili bir cebri icra ile mümkündür. Aksi takdirde alacağına icra mekanizması ile yani kamu otoritesi aracılığıyla kavuşmayanlar, illegal yolara çek senet mafyası gibi örgütlere  başvurma yolunu tercih etmek zorunda kalırlar.    Bu durum ise “sosyal barışı” herhal ve cihette bozacaktır.
 

Ayrıca borçlunun malları ve alacakları üzerinde cebri icra yoluyla alacağına kavuşamayanlar, oluşan bu güvensiz ortam nedeniyle ticari ve insani ilişki gerçekleştirmekten kaçınırlar. Bu da ekonomik hayatın bitmesine veya zayıflamasına sebep olur
. Tasarıyı savunan çevreler “Bundan böyle kimse ev eşyası kaldırarak, alacak tahsili yapamayacağı bilinci ile ticari yaşamını yeniden tanzim etmelidir” demektedirler. Bunu savunanlar aslında  vatandaşların işyerlerine kilit vurmalarını salık vermektedir. Alacağını etkili bir icra mekanizması ile kavuşamayanlar, ticari hayatlarını nasıl tanzim edecekler bunun yolunu da bu çevreler  belirtmemektedir. Bunun yolu yoktur, ancak ticari ilişkinin kesmesi ile ticari hayatın son bulması ile mümkündür. Bu da ekonomik hayatın bitmesi, ölmesi demektir.

Oysaki Anayasa’nın 167. maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır.” kuralına yer verilmiştir. Para, kredi ve sermaye politikalarının oluşmasında ve saptanmış politikaların uygulanmasında Devletin önemli görevleri bulunmaktadır. Buna göre Devlet, piyasayı ve ticaret hayatını korumak amacıyla CEBRİ İCRAYI etkin kılmakla   yükümlüdür


Veresiye mal satmak, bu ülke toplumunun karakteridir. Sosyal ve ekonomik gerçeklere uygun olan bu davranışı “veresiye satmasın kardeşim” demek ve eleştirmek doğru bir yaklaşım olamaz.   Alacağını alıp almama noktasında bir endişe içinde olan bir esnaf veya tüccar, ya piyasadan çekilecek yada alternatif yaptırım (mafya gibi) yollarına başvuracaktır. Oysaki ticareti özendirmek ve kolaylaştırmak  ekonomik kalkınma için temel ilke olmalıdır.  Kalkınmayı önceleyen ve isminde “kalkınma” olan  ülkemizin güzide ve iktidarda olan bir partisinin bu çalışmayı yapması doğrusu bir tenakuzdur. Bu çalışma esnafı huzursuz etmiştir. 
 

İnsani ve ticari ilişkinin bitmesi ile de  “kamu düzeni” bozulur ve ”kamu otoritesi” sarsılır. Kamu düzeni; alacaklı ile borçlu menfaati karşı karşıya geldiğinde, alacaklı borçlu dengesi alacaklı yararına üstünlük tanımakla ancak sağlanabilir.  Aksine borçlunun menfaatine üstünlük tanımakla kamu düzeni sağlanmaz. Kamu düzenin sağlanması, kamu otoritesinin korunması toplumun refah, huzur ve güvenliğinin sağlanması ile ancak mümkündür. Toplumun huzur ve güvenliğinin sağlanması, ANAYASAMIZIN 5. MADDESİNE GÖRE DEVLETİN TEMEL AMAÇ VE GÖREVLERİNDENDİR.


Haciz, cebri icra organı tarafından yapılan devlete ilişkin bir hakimiyet tasarrufu olup, icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için, bu yolda istemde bulunan alacaklı lehine, söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara, icra memuru tarafından hukuken el konulmasıdır.
 

İcra ve İflas Yasası'nın 85/son maddesinde; "Haczi koyan memur borçlu ve alacaklının menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükelleftir" şeklinde ifadesini bulan hüküm ile, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesinin güvence altına alınmasını amaçlamaktadır.
 

Ayrıca İİK da zaten mevcut hali ile haczedilemeyen mal ve haklar mevcuttur. Şikayet ve dava yolu ile borçlunun hakları ve menfaatleri zaten  korunmaktadır.
 

Alacaklı ile borçlu arasında, yasayla gözetilmesi gereken denge, borcun  ödenmesi hususunun borçlunun arzu ve takdirine bırakılmayıp, cebri icra güvenceleri ile alacaklı yararına takdir edilmesidir. Anayasa mahkemesi kararları ve yargısal içtihatler bu yöndedir.
 

Tasarı şayet yasalaşırsa
, alacaklı ile borçlu arasındaki yukarıda zikredilen  dengeyi bozacak, genelin menfaatini zedeleyecektir.  Kanunlaşacak bu düzenleme, borçluların ekonomik ve sosyal hayatını korumaktan öte kamu düzenini bozmaktadır. Zira borçlu ile alacaklı dengesi borçlu lehine bozulmakla kamu düzeni bozulmuştur. Korunmaya değer olan, haklı olan alacaklının menfaatidir. Kanunlaşacak tasarı ile hak kaybına uğrayan, mağdur olan ve alacağını alabileceği en önemli yollardan birinden mahrum kalan alacaklı olacaktır.   
 

Burada genelin menfaatinin korunması ve kamu düzeninin sürekliliğinin sağlanabilmesi esas olmalıdır. Mevcut düzenlemeler, kamu düzenini korumakta olup, sosyal adalet ilkesi göz önünde bulundurulmaktadır. Buna aykırı düzenlemeler, alacaklı borçlu dengesini borçlu lehine bozacaktır ve bozmuştur da.  Borçlanma özendirilecek, cebri icranın etkinliğinin zayıflaması ile birlikte, borç ödememe alışkanlık haline gelecektir. Bu durum aynı zamanda sosyal adalet ilkesini de zedelemektedir. Esas olan, hakkaniyete, adalete, sosyal barışa uygun düzenlemeler yapmaktır.  
 
           
Tasarı, Anayasa’ya aykırı olduğu gibi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne de aykırıdır. Tasarı, eğer yasalaşırsa meriyet kazanacak bu düzenleme, hak arama yollarını da tıkamış olacaktır.
 
           
AİHS nin 13. Maddesi herkesin etkili bir yargı yoluna başvurma hakkına sahip olduğunu belirtmektedir. AİHS ne hakim olan düşünce hak aranmasını etkin bir şekilde sağlanmasına yöneliktir. Nitekim mahkeme bir kararında şöyle demektedir.
           

(
AİHM, kararların uygulanmasının yargılamanın bütünleyici parçasını teşkil etmesi gibi, "medeni hak ve yükümlülüklerin" belirlenmesi için ilk derece ve temyiz mahkemelerine erişim ile beraber mahkemeye gitme hakkının da (bkz. Kreuz - Polonya, 28249/95), icra davasına erişim hakkını eşit derece koruduğu kanısındadır (bkz., gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra, Manoilescu ve Dobrescu - Romanya, 60861/00).
….
           
Öte yandan, AİHM, uygulanan sınırlamaların, bireye bırakılan erişimi, hakkın esasına zarar gelecek ölçüde sınırlamaması ya da azaltmaması sebebiyle memnun olmalıdır. Ayrıca, haklı bir amaç gütmeyen ve başvurulan yollar ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunmayan bir sınırlama, 6 k 1. Madde ile uyumlu olmayacaktır (bkz. Waite ve Kennedy - Almanya [BD], 26083/94 ve Apostol - Gürcistan, 40765/02).

           
AİHM, AİHS'nin 6 k 1. Maddesi kapsamındaki etkili hakları güvence altına alma yükümlülüğünün yerine getirilmesinin, yalnız müdahale olmaması anlamına gelmediğini, Devlet'in olumlu bir faaliyette bulunmasını gerektirebileceğini de yineler. …. Devlet'in, kararların uygulanması için hem hukuken hem de uygulamada etkin bir yöntem belirleme yönünde genel ya da özel her türlü uygun tedbiri alma yükümlülüğünden (pozitif yükümlülük) kaçındığı kanısındadır (bkz. Fuklev - Ukrayna, 71186/01” (Esas : 25321/02 Tarih : 26.06.2007)
           
           
Görüldüğü üzere mahkeme, devletin hak aramayı etkin kılabilecek pozitif yükümlülükleri olduğu görüşündedir. Oysaki tasarı, hak aramayı değil etkin hale getirmek, hak aramayı ortadan kaldıracaktır. Yapılması gereken aslında hak aramayı etkin kılacak pozitif düzenlemeler, cebri icranın etkinliğini artıracak ek yaptırımlar  yapma noktasında katkıda bulunmaktır. Her gözyaşı bir mağduriyet belirtisi değildir.


Hakka erişimi zaafa uğratan düzenlemeler, “mülkiyet hakkının ihlaline” yönelik düzenlemelerdir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, "alacağı" "mülk" olarak nitelemiştir. Devlet mallarının haczedilemeyeceğine ilişkin hükmü AİHM, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlali olarak değerlendirmiştir. (TÜTÜNCÜ VE DİĞERLERİ/Türkiye Davası)  

           
AİHS m. 13 etkili bir mahkeme yoluna başvuruyu düzenlemektedir. İcra İflas Kanun'unda değişiklik öngören tasarı şayet yasalaşırsa, cebri icranın etkinliği iyice azalacak ve takip hukuku zaafa uğrayacaktır.  
 

Alacaklı borçlu menfaat dengesini borçlu lehine aşırı derecede bozan hükümler bu manada AİHS aykırıdır. Hapis cezasının sosyal devlet ilkesi ile çeliştiğine ilişkin iddialar da doğru değildir. Sosyal devlet ilkesi, devlete yükümlülükler  yükler; vatandaşı hakkından vazgeçmek ve kullanabileceği takip hukukunu zaafa uğratmak suretiyle fedakarlık yapmaya değil. 
          
Tasarı yasalaşırsa bu düzenleme, hem hukuku ters yüz edecek, hem sosyal barışı ve kamu düzenini bozacak hem de ekonomik hayatı bitirecektir.
 

Kaldı ki ev eşyası haczi, uygulamayı bilmeyenler tarafından çok dramatize edilmektedir. Bugüne kadar kimsenin perdesini vb eşyasının haczedilmemiştir. Bunlar zaten uygulamada  olmamaktadır. Cebri icranın bir amacı vardır: Tahsilâtı gerçekleştirmek. Borçlu kişi eşyasının haczedileceği korkusu ile borcunu ödemektedir.  Deniliyor ki;  haciz,  bir tehdit aracı olarak ve gerçek amacı dışında bir tazyik olarak uygulanmaktadır.  Bu mantıklı bir argüman olarak görülse de gerçekte böyle değildir. İcra dediğimiz şey zaten budur. Adından da anlaşılacağı üzere cebri icra. Borçlunun ev eşyası haczedilip götürüp satıldığında mı o zaman haciz, gerçek amacına ulaşmış olacaktır. Her kanun bir tazyiktir. Böyle olmasa neden kanun yapıyor ve kurallar koyuyoruz.  “Her insan dürüsttür ve doğruları yapar” düşüncesi ile hareket edip onları kanunlarla bir şey yapmaya zorlamamak gerekir. Ayrıca kanunlarımız da çokça haczedilemeyen kalemler var. Haciz artık istisna olmuştur.  
 
           

(Bu köşe yazısı, sayın Av. Kamuran EMRE tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
deniz beyoğlu 9 ay önce

sanki icra toptan kalmıs gıbı konusuyosunuz. zavallı vatandasın evindeki buzdolabı televizyonuylamı canlanacak ekonomı, evi arabası parası olana yine icra konuyor. mevzu garibanın parasını almaksa alın evdekileride gözünüz doysun nediyim. kapitalist zihniyet..

Misafir Avatar
Av.Emre @yaşar al 1 yıl önce

al bir zır cahil daha.. avukat keyfi için mi yapıyor. vekil tayin ediyorlar yapıyor. sana mı soracak hukukun hangi dalıyla ugraşacağını, alacaklı olsan zırıl zırıl ağlarsın ne olur paramı tahsil edin diye

Misafir Avatar
Av.Emre @kemal bırdın 1 yıl önce

sen hem borcunu ödeme, hem alacaklıyı mağdur et, ondan sonra görevini yapan avukat vicdansız olsun.arkadaş hala idrak edemediniz şunu, avukatlar vekildir, asilin yapabileceği işi vekaleten yapar. eger ortada bir vicdansızlık var belki alacaklının vicdansızlığı olabilir, ama hemen "avukat suçlu, avukat vicdansız" bi akıllı olun ya

Misafir Avatar
mağdur 1 yıl önce

ekonomi bilginize hayran kaldım(!) insanların ev eşyalarını hacizle ekonomiyi canlandırma ancak bir avukatın politikası olaiblirdi.sizler borçluya uygun taksitler sunsanız kimse borcundan kaçmaz.ama sizler sürekli faiz bindirmeleriyle insanları ne hale getirdiğinizin farkında değil misiniz?yazınıza biraz vicdan katsaydınız belki empati kurabilirdiniz.

Misafir Avatar
kemal bırdın @Baran Karahan 1 yıl önce

avukatlar kadar vicdansız insan yoktur insanların neden borçlarını ödeyemediğini sormadan öde yoksa haciz kararı çıktı diyor. dilerim allahtan nerde avukat varsa allah basına versinde görsün

Misafir Avatar
şükrü tosun 1 yıl önce

yaptığı işten gurur duyan bir avukat senin hırsın dip yapmış bizim utancımız senin övünç kaynağın olmuş .

Misafir Avatar
ebru büyükkılıç 2 yıl önce

ekonomik suça ekonomik ceza bencede o kadar haciz yapılıyor yeddiemin depoları tıklım tıklım dolu kime ne faydası var ki

Misafir Avatar
tansel altuğ 2 yıl önce

bu insanların evini boşaltınca rahat uyuyormuydunuz sayın avukat yazıkki siz ekonomiyi takip etmemişsiniz .git de hukuk avukatlığı yap

Misafir Avatar
Av. Onur 2 yıl önce

ağzı olan konuşmuş resmen.. avrupa kanunları bu konuda insanımıza 20 yıl fazla... bizim insanımız tokatçılığı ,seviyo ajitasyonu seviyo , borcunu ödememeyi seçiyo çünkü canı öyle istiyo.. malı mülkü var ama alacaklıyı her manada canından bezdiriyo... böyle insana böyle kanun fazla... alacaklı'yı şeytan azapta gerek" bir mantıkla sürekli baskı altında tutmak daha faydalı...

kira ödemeyen
karşılıksız çek veren
kredi kartı borcunu ödemeyen vs.. hepsi bizde... ve zerre kadar utanmıyoruz kızarmıyoruz...

istisnaları tenzih ederim...

avukatın kazanacağı para değil bu durum tamamen sosyal barışla ve alacaklının haklarıyla ilgili bir durum haline geldi... icra dairelerini hayatında görmemiş ve ordaki dosya fazlalılığının neden olduğuna dair bir fikri yok gelip burda ahkam kesip yorum yapanlar var...

Misafir Avatar
Savaş Gür 2 yıl önce

1932 yasasini yutmuş düzeninide kurmuşsun ama vicdan? panik yok yeni yasalari çaliş birazda vicdan kat.

Misafir Avatar
alinadiruslu 2 yıl önce

avukatlar için çok üzüldüm para kazanamayacaklar istisnaları tenzih ederim

Misafir Avatar
yaşar al 2 yıl önce

avukat efendi git ceza avukatlıgı yap alacaklının işine karışma sana ne olu yo sanane

Misafir Avatar
Eda yakı 2 yıl önce

sırf kendi çıkarlarınız için ev hapsini onaylıyor ve destekliyorsunuz..hiç unutmam çocukken telefon borcumuzdan dolayı tv mizi almışlardı izlerken bide..şimdi 2 el bi tv yi satsan 50 tl etmez zaten bizimkide çürümüş gitmiştir birçok haczedilen eveşyaları gibi..bu yasayı halk olarak destekliyoruz ve tebrik ediyoruz adalet bakanlığın ve hükümeti..umarım devamı gelir..

Misafir Avatar
Haklının yanında @ÖZADANALI 2 yıl önce

ekonomik suça ekonomik ceza ne demek. borcunu ödemeyene yine para cezası mı versinler. zaten adam ödemiyor. komik olmayın...

Misafir Avatar
ali yıldız 2 yıl önce

avukat bey siz bi avrupa ülkelerinin sistemini inceleyin ......bundan sonra kimse teminatı olmadan borç vermez.

Misafir Avatar
Mehmet gül 2 yıl önce

babama 2004 yılından devam eden davasında ikametkah değişikliği nedeniyle elimize hiçbir tebligat geçmemiştir. babama 2 yıl 8 ay hapis cezası gelmiştir. babam şuanda ceza evindedir. 3 yargı paketine göre babam ne kadar içeride ne kadar yatar. saygıramla

Misafir Avatar
S. Ömer ŞİMŞEK 2 yıl önce

sistem 100 yamalı çingene bohçasına dönmüş vaziyette. asıl olarak yapılması gereken olayın ev-işyeri haczi safhasına getirmeden (ekonomik suça ekonomik ceza safsatasını bir kenara bırakıp) hem alacaklı açısından hem de borçlu açısından ciddi yaptırımlar belirlemek. madem ev haczi ev halkının mağduriyetine sebebiyet veriyor sen de doğrudan borçluyu tecziye et. aynı adli para cezasında olduğu gibi gün başına bir rakam belirle ve at bakalım içeriye. ya da kıymetli evrak (çek-senet) için özel yasa düzenle. kullanımını sıkı şartlara bağla. ama yooooook yasakoyucumuz devletimiz salıyor eşşeği çayıra ondan sonrası allah kerim. işi haciz safhasına getirmeden halledebilecek bir düzenleme şart.. yoksa pamuk ipliğine bağlı ekonomik istikrarımız çok daha fazla dayanmaz. ya eskisi gibi çek senet mafyaları türer yeniden, ya da vatandaş ihkakı hak sistemine geçiş yapar bireysel olarak. yine olan mahkemelere olur.

Misafir Avatar
mehmet çelik 2 yıl önce

bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermekten 3 yıl 4 ayın yatarı ne kadardır .?

Misafir Avatar
bayram çelebi 2 yıl önce

bir avukatın haczi desteklemesi kadar kötü birşey olabilirmi,hukuk diyeceksin,insan hakları diyeceksin,haczin aile bireylerine verdiği zararı bile bile haczi savunacaksın...gerçekten çok yazık.bu, eğitim sistemimizin iflas ettiğinin apaçık delilidir.bence hukuk fakültelerinde birşeyler eksik veriliyor...insan alacaklıda borçluda olsa,fakir-zenginde olsa insan insandır.

Misafir Avatar
bayram çelebi @tolga özsoy 2 yıl önce

kardeşim zaten kendi ağzınla söylüyorsun,kötü niyetli borçludan zaten bişey alamıyosunki malı kaçırıyor diyorsun.hacizin ne baskısı olurki öyle borçluya.bu arada bu yazıyı yazan eleman alacaklılarımı düşünüyormuş:):)çok komik...hangi avukat alacaklıyı ve borçluyu düşünürki varmı böyle bir örnek çevrenizde.benim avukatım işini bilir....

Misafir Avatar
ÖZADANALI @tolga özsoy 2 yıl önce

lütfen saçma sapan fikirlerinizden vazgeçin.evdeki masa perde senin parani geri getirmez.arada avukatlar kazanir.onun içindirki ağlayip sizliyorlar.mademki ev haczini onayliyorsun o zaman neden 5 yildir haciz kanali ile parana kavuşamadin?demekki ev haczi insana birşey kazandirmiyor sadece geride gözüyaşli insanlar birakiyor.ama çok şükür 3. yargi çikti.bundan böyle sende mal satarken daha dikkatli olursun.bu yasa senin içinde gerekli.sen avukatlarin ağladiğina bakma.kaynak kesilecek diye ağliyorlar.haksizda sayilmazlar.çünkü meslekleri bu.başka işten anlamazlar.ama sen bugün kaybettiğini yarin kazanabilirsin.hiç üzülme ama sakin ev haczini de savunma.yarinin ne getirip ne götüreceğini kimse kestiremez.bu 3. yargi paketi ileride belki sanada lazim olabilir.

Misafir Avatar
ismail çelebi 2 yıl önce

ağlama hoca ya

Misafir Avatar
ÖZADANALI @tolga özsoy 2 yıl önce

arkadaşim,
bir insan ayni anda borçluda olur alacaklida olur.biz sadece ekonomik suça ekonomik cezayi tartişiyoruz.evden perde kaldirmakla alacak tahsil edilmez.insanlik ayibi olan bir yasa savunulamaz.sizleri kiniyorum.hangi asirda yaşiyorsunuz.sen borç yaparken adamin karisinin çocuklarinin rizasini aldinmi?.onlarin suçu ne?bence bu yasa hemen kalkmali.bugün alacakli olabilrsin ama yarin ne olur bunu sende bilemezsim.sen avukatlerin neden çirpindiğini hala anlamadinmi?arada avukatlar olmasin sen alacağini daha çabuk ve daha rahat tahsil edersin.avukatlar ne yazikki heriki tarafida madur etmektedirler.bu yasa göreceksiniz ve alacaklilarda rahatlayacaklardir.piyasada kendiliğinden rayina oturacaktir.hatirlatirim yasa 1932 yilinda çikmiş.yil 2012 başka birşey demeyeceğim

Misafir Avatar
ÖZADANALI 2 yıl önce

sayin avukat,
1932 yilnda çikarilmiş insanlik dişi bir yasayi savunmaniz beni gerçekten üzdü.ekonomik suça ekonomik cezayi neden tasvip edemiyorsunuzda illaki borçlunun evindeki perdeye göz dikip çoluk çocuğu cezalandiriyorsunuz.onlarin suçu günahi ne?.bu düşünce bence çağdişiliktir.başka tarifi olamaz.önce siz hukuka saygili olacaksiniz.bugünkü uyglama hukukdişidir.bunu hala göremiyormusunuz yoksa kaynak kesilecek diye görmekmi istemiyorsunuz.kormayin size birşey olmaz.kulvar değiştirin olsun bitsin.

Misafir Avatar
tolga özsoy @Baran Karahan 2 yıl önce

tebrik ediyorum avukat bey yorumunuzda son derece haklisiniz alacakliya bi̇r bardak soğuk su i̇kram ederler artik.

5 senedi̇r alacağimi tahsi̇l edebi̇lmek için çekti̇ği̇mi̇ bi̇r ben bi̇r allah bi̇li̇r borçlunun mal kaçirmasi
şi̇rketi̇ başkalarinin üzeri̇ne yapmasi neler neler say say bi̇tmez eve haci̇z gelme baskisi olmayinca
kötü ni̇yetli̇ borçludan alacağini asla alamazsiniz

alacaklida parayi , sokaktan toplamadi üstüne soğuk su i̇çsi̇n bence yaziniz son derece anlamli ve kanayan yaraya parmak basmişsiniz emeği̇ni̇ze sağlik

Misafir Avatar
ali kemal 2 yıl önce

insanlar borçlu olabilir,zor durumda da olabilir,bu tarz düşünceler borçlu insan itibarsız insandır,herşeyi hak ediyordur demeye getiriyorsunuz,devlet eliyle bir ailenin ocagına girip tarumar etmeyi marifet sayıyorsunuz.500 lira'lık borcu iki senede 3500 lira yaparak tahsil etmeye çalışanların elinden alındıgı için bu yasaya karşı çıkıyorsunuz.bu ülke de sonunda olum lu şeyler de olmaya başladı,ev haczi yasasını aldıgımız ülke de bile bu tarz düşünceler 50 sene önce kayb olup gitmişdir,avrupa ülkelerinde bu yazıyı yazmanızı tavsiye ediyorum.size en güzel cevabı oradan vereceklerdir...

Misafir Avatar
muhterem ünsal 2 yıl önce

adam eşinden habersiz kumar oynuyor borçlanıyor olan evdeki hiçbirşeyden habersiz eşine çocuklarına oluyor onların ne suçu var o yüzden ev hazci biran önce kalkmalı

Misafir Avatar
adalet @Baran Karahan 2 yıl önce

yorumu yazan avukat arkadasım .......yazık halıne aç kalmaktan cok korkmussun bellı..ama sen gıbılere ınat bu yasa cıkıcak.........mılletın evındekı eşyalara göz diken senın gıbıler bir gün inşallah aynı şeyi sizde yaşarsınız

Misafir Avatar
turan dönmez 2 yıl önce

sen dünyanın kaç hali olduğunu bilmeyen sadece kendi menfaatini düşünen birisin senle tartışılmaz size inat bu yasa çıkacak..............

Misafir Avatar
Şahin 2 yıl önce

yazdıklarınızın hiçbirine katılmıyorum.adama sorarlar madem cebri icra alacaklının alacağını alması için bir yolsa neden yeddiemin depoları ağzına kadar dolu...bunun kime faydası oldu sence alacaklıyamı?

Misafir Avatar
murat 2 yıl önce

borcumu ödemeye çalışıyorum, asgari ücretle çalışıyorum, makul böl ödiyim dediğim avukat bana ayda 1000er tl öde 32 ayda bitir yoksa haciz yapcam dedi. nasıl ödiycez borcu avukat bey,bu konuya da bir girseydiniz.

Misafir Avatar
ali aydin 2 yıl önce

soru 300 bin alacagım 100 bin borcum var.alacaklarımdan 1 kurus tahsil edemeyen ben (3 tane avukatlık bürosu tkip ediyor)600 bin borcun 500 binini ödeyen gene ben.su an evde esyası olmayan gene ben sen kime ne anlatıyosun bana deki su ülkede böyle bu ülkede böyle bizdede böyle bilelim kriterleride ona göre haraket edelim.ben benim için calışan lardanda baskası için çalışanlardanda henüz faydalı bi avukat görmedim.ikisindende zarar gördüm.en ilgincide aksam 7 de konustugum avukat arkadas 114 bin ytl borcu ödeyecegimi söyledim sana kac para vericez dedigimde 20 bin tl talep etti ama simdi verirsen dedi sabah vericegimi söyledim 22 binlira isterm dedi ve ertesi sabah 9 da 22 bin lira aldı

Misafir Avatar
Baran Karahan 2 yıl önce

avukat bey sanırım siz icra davalarına bakarak meslek icra edenlerdensiniz
eleştirilerinizde son derece haklısınız ancak gözden kaçırdığınız şu husus var sizi defalarca tenzii ederim meslektaşlarınız için ziyadesiyle kötü tabirler kullanılmaktadır. sebebi de şu muhafaza altına alınan ev eşyaları nakliye ,hamaliye,yeddiemin masraflarını karşılamayacağı halde yani alacaklıya hiçbir yarar sağlamayacağı halde muhafaza yapılmaktadır.yapılan haziclerin çoğunluğu da böyle olmaktadır.mevcut sistemde evlerde yapılan haciz işlemi alacaklının alacağını tahsil etmekten çok borçluyu cezalandırmaya yöneliktir. yukarıda da belittiğim gibi muhafaza altına alınan mallar ancak masraflara yetebilmektedir. dikkatinizi çekmek istedim .