Cinsel dokunulmazlık davaları neden arttı?
Hukukihaber.net’e yaptığı açıklamada, ülkemizde ki yargı mekanizmasının evrensel ilkelere uyum sağlamakta zorluk çektiğine ve ceza yargısının verdiği kararların çağdaş hukuk normlarına aykırı bir şekilde yerine getirildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından sürekli bir şekilde tescil edildiğine dikkat çeken Ankara Barosu Üyesi Av. Prof. Dr. Ali Mehmet Kocaoğlu, Avrupa Konseyi üyesi 47 ülke arasında Rusya’dan sonra en fazla AİHM mahkumiyeti alan ikinci ülke olmamızın bu iddianın doğruluğunu fazlasıyla ortaya koyduğunu dile getirdi.

“ÜLKEMİZDE HUKUK GÜVENLİĞİ ORTADAN KALDIRILIYOR” 

Yargıtay’ın özellikle “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar”da kavramsal kargaşaya dayanan bir yaklaşım içerisinde olduğunu ve Yargıtay’ın cinsel dokunulmazlığa karşı suçların ispatında sadece mağdurun beyanını yeterli gördüğünü dile getiren Av. Prof. Dr. Ali Mehmet Kocaoğlu, “Başka hiçbir delil olmadan ve evrensel “Şüpheden Sanık Yararlanır” ilkesi görmezden gelinerek sadece mağdurun beyanına dayanarak suçun sübutuna karar verilmektedir” diyerek Yargıtay’ı eleştirdi. Cinsel dokunulmazlık ile ilgili sözlerine devam eden Av. Prof. Dr. Ali Mehmet Kocaoğlu, “Yargıtay’ın burada kullandığı yanlış mantıksal yöntem mağdur kadının kendi iffetini tehlikeye atmayacağına dair temelsiz ve gayr-i bilimsel anlayışın sürdürülmesidir. Son zamanlarda verdiği birçok kararda Yargıtay, bu uygulamayı biraz daha daraltarak “aralarında iftira atmayı gerektiren bir husumet olmayan” mağdurun beyanını suçun sübutuna yeterli görmektedir. Bu anlayış, ülkemizde hukuki güvenliği ortadan kaldırmaktadır. Sadece mağdurun beyanına dayanarak zaten çok ağır olan cezalar cinsel suçlarda sanıkların üzerine adeta balyoz gibi düşmektedir.” dedi. 

“MAĞDUR YALAN SÖYLEMEZ ANLAYIŞI DEĞİŞMELİ”

İçinde insan unsurunun bulunmasından dolayı ceza yargılamasında en az güvenilmesi gereken bir delil türü olarak şikayetçi ile tanık beyanlarının kabul gördüğünü savunan Av. Prof. Dr. Ali Mehmet Kocaoğlu, “İntikam almaktan, para sızdırmaya, boşanma davasında karşı tarafı kusurlu çıkarmak ya da müşterek çocuğun velayeti gibi akla gelebilecek binlerce ihtimalden oluşabilecek iddialar ile insanlar, birbirlerine akla hayale gelmeyecek iftira atabilmektedir.” dedi. “Mağdur kendi iffetini tehlikeye atmaz ve bundan dolayı da yalan söylemez” şeklindeki genel bir içtihadi anlayışın, ceza yargılamasının maddi gerçeği bulma amacına ters düşeceğini dile getiren Profesör, “Mağdur, tanık ya da sanık yalan söyleyebilir. Hatta bilirkişi bile çeşitli etkilerin altında yanlış rapor hazırlayabilir.” diyerek cinsel istismar sonucu kadının yalan söylemeyeceğine dair oluşan genel kanıdan vazgeçilmesi gerektiğini savundu.  

“HUKUKA GÜVEN İLKESİ DİNAMİTLENMEKTE”

Hukukihaber.net’e yaptığı açıklamada savcıların, alt derece mahkemelerinin ve Yargıtay’ın uyması gereken ilkenin Roma Hukuku’ndan beri uygulanmakta olan“Şüpheden Sanık Yararlanır” ilkesi olduğunu savunan Av. Prof. Dr. Ali Mehmet Kocaoğlu, “Tarihsel tecrübe, bir suçsuzun/masumun mahkûm edilmesi kamu düzeninde bin suçlunun serbest gezmesinden daha büyük tahribat yaratacağını ispat etmiştir. Keza, tarihin ilk çağlarından beri insanoğlu birbirine iftira atabilmekte, yalan tanıklıkta bulunabilmektedir. Ancak, devlet aygıtın yani yargının işlevi doğru ile yanlışı, haklı ile haksızı ayırarak adaleti sağlamaktır. Suçsuz kimse ceza almamalı, suçlu kimse ile ancak hak ettiği kadar ceza almalıdır. Yargıtay’ın cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uyguladığı bu yanlış muhakeme metodolojisi, bir bakıma toplumun temeli olan “hukuki güven ilkesi”ni adeta dinamitlemekte, insanları bazen en yakınlarının bile iftirasına açık hale getirebilmektedir. Bu yüzden savcılar açılmaması gereken davaları delilsiz bir şekilde açmakta, mahkemeler açılamaması gereken bu haksız davaların sanıklarına mağdurun beyanının ispatı yapılmaksızın, anılan evrensel hukuka aykırı Yargıtay kararlarına atıfta bulunarak sadece soyut norm tekrarı ile haksız bir şekilde ceza vermektedir. Yargıtay’da bu cezaları çoğu zaman adeta gözü kapalı bir şekilde klişe kararlar ile onamaktadır.” dedi.

 

“YARGITAY UYGULADIĞI YÖNTEMDEN VAZGEÇMELİ”

Yüksek Mahkeme’nin, inandırıcı, ikna edici biçimde gerekçe yazmak bir yana, çoğu zaman hiç gerekçe yazmadan insanları mağdur durumda bırakacak kararlara imza attığını dile getiren Av. Prof. Dr. Ali Mehmet Kocaoğlu, “Burada ülkemiz açısından üzücü olan asıl şey insanlarımızın dürüstlük ilkesinden uzaklaşmasından çok, yargının adaleti ve güveni sağlayamamasıdır. Zira, bir bakıma müfteri şahısları psikolojik olarak böylesi iftiralar atmaya esasında yukarıda bahsedilen yanlış ve gayr-i adil kararlar iteklemektedir. Son zamanlarda iyice artmış buna benzer davalarda da velayeti almak ve çocukları babasına göstermemek için eş (kadın) yargıyı kandırmaya ve suç uydurarak adaleti yanlış yöne yönlendirmeye çalışmaktadır. Son söz olarak bu konuda söylenebilecek en önemli husus, Türk Yargıtay’ının acilen cinsel suçlara karşı uyguladığı yanlış içtihadından kesinlikle vazgeçmesinin gerekliliğidir.” diyerek sözlerine son verdi. 

Okyanus aşan velayet davası



Av. Prof. Dr. Ali Mehmet KOCAOĞLU (Ankara Barosu Üyesi) 
Görüşlerine başvurulan bu akademisyenimiz hakkında daha fazla bilgi almak için tıklayınız.

(Hukukihaber.net)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Melek 2 yıl önce

cinsel cezalar çok adaletsiz kadınlar çok iftira atıyorlar mahkemede buna inanıyor çevremde bu yüzden çok mağdur olan insan var bu yüzden kadınlara kinlenen insanlar kadınlara şiddet uyguluyor kadınlara inanmamak gerek yazık insanların hayatlarını karartıyorlar

Misafir Avatar
duru 12 ay önce @Melek

gerçekten sizin yazdıklarınızı okuyunca kanım dondu.bunlar nasıl düşünceler kadınlar isteyerek yapıyormuş da kimse tecavüze uğramıyormuş da kadınlar iyice azıtmış da bunlar nasıl çirkin ithamlar gerçekten size inanamıyorum.hadi ataerkil bi toplumda yaşıyoruz erkeklerin kendini kadından üstün görmesi kadına bir malmış gibi davranması ne kadar kafam almasa midem kaldırmasa da onların aşağılık duygularından kaynaklandığını düşünerek anlarım dikkat ediniz erkek dedim tabiki karakterli adamları tenzih ederim ama siz bir kadın olarak kendinizi ikinci plana itilmiş ikinci sınıf insan muamelesi gördüğünüzü hissetmiyor musunuz?hangi kadın cinsel saldırıyı hak eder kim ister sizin mantığınız gerçekten alıyor mu bunu?sandığınızın aksine yargımız kadından yana değildir zaten yeterince hafifletici ceza alıyor o çok savunduğunuz tecavüzcüler hak etmedikleri halde.örnek verecektim ama karakter yetmedi size önerim biraz araştırma yapmanız havuz medyası haberlerine bakıp da direk onlara inanmamanız.

Beğenmedim! (22)
Avatar
Gönül 2 yıl önce

kadın olduğum halde kadınların iyce azıttığını söyleyeceğim kızlar erkekleri kandırıyor mesajlar,telefonlar sonrada duyulunca tecavüz etti diye şikayet. hakimlerde cezayı dalıyor sizinde oğlunuz var vicdanlı olun bence en mağdur olanlar cinsel suçla suçlananlar bunlara af çıkmalı

Avatar
adana avukatı 4 yıl önce

kesinlikle bu kadar ağır ceza, sadece magdurun beyanı ile verilmemelidir. yargıtay bu hatadan dönmeli ve bu konuda daha hukuki içtihatlar geliştirmelidir

Avatar
Semiha 2 yıl önce

arkadaşım ne numaralarla çocuğu kandırdı birliktelikleri duyulunca zorla tecavüz etti diye şikayet etti erkeği hapse attılar üzüldüğüm çocuk gerçekten masumdu okulu hayatı bitti .Kız hayatına kaldığı yerden devam ediyor Böyle Ahlaksız kızlar yüzünden kaç hayaller söndü hakimler bunlara nasıl inanır

Avatar
Ayşe 3 yıl önce

bir bayan olarak kimsenin tecavüze uğradığına inanmıyorum kadınlar isteyerek yapıyorlar çoğuda maddi çıkar peşinde türk kadını iffetliymiş yalan söylenmezmiş o eskidenmiş şimdikiler şeytan çevremde bir akşam yemeğine erkeklerle beraber olan kadınlar var yazık bu erkeklere bu utanmazlar yüzünden binlerce aile dağıldı bu konuda adalete kesinlikle inanmıyorum hele adli tıp raporları bir rezalet o kurumun hiçbir saygınlığı kalmadı

Misafir Avatar
erol 11 ay önce @Ayşe

aynı şekilde başıma geldi kız iftiraa attı 6 . ayda mahkemem var çok şükür şahitlerim var yoksa çok kötü bi kız yüzünden 8 yıl ceza almak zorunda kalırdım ama kimsenin yaptığı kimsenin yanına kalmazz Allah büyük

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
misafir 1 yıl önce @Ayşe

kimsenin tecavüze uğraığına inanmıyorum diyerek o insanlara çok çirkin bi hakaret ediyorsun Allah korusun ama aynısını sen de yaşayabilrsin o hayata küsmüş gelecekleri sönmüş genç kızlar,tecavüze uğrayan minicik çocuklar da mı isteyerek tecavüze uğradı midem kalktı yazdığın şeyi okuyunca ne kadar iğrenç bi düşünce bu

Beğenmedim! (9)
Avatar
Hasan Kemal 2 yıl önce

Taciz iftirasından benim de mahkemem var. Çirkefler yüzünden hem saldırıya maruz kaldım hem de taciz etti diye şikayet edildim. Sistemin kadınlardan yana olduğunu bildiğim için de olay sırasında sadece kendimi savunmakla yetindim. Tek umudum o anı gören şahitlerim yoksa bu sistemde sorgusuz sualsiz cezaevini boylarım.

Avatar
Ulaş 3 yıl önce

gepegenç insan onuruna yediremediği için intihar etti neredesiniz ey sivil toplum örgütleri bu bir kadın olsaydı elinizde pankart sokaklardaydınız bir daha sokağa çıkmadan iyi düşünün kadınlar o kadarda masum değiller

Avatar
Hasan Kemal @Elfin yaman 2 yıl önce

elfin yaman, ne demek iftira mağdurları akıllansın. düpedüz iftira atılıyor ve şahitlere rağmen iftiraya uğrayanın milim milim açığı aranıp kılı kırk yarıyorlar. hakkımda bir yığın iftira atılmıştı, taciz iftirası dışında diğerleri kovuşturmaya yer olmadığına dair karara bağlandı ama mahkemeye gittiğimde bundan kimsenin haberi yoktu. dosyayı yanıma aldım da öyle ispatlayabildim. taciz iftirası da diğer iftiralarla bağlantılı ve saçma sapan, mantık dışı bir iddia. yine de şu anda şüpheli durumdayım, şahitlerim olmasına rağmen... ve ne olacağı belli değil.

tüm gelişmeler benden yana, hala kıyıdan köşeden açık aranıyor. mahkeme sırasında daha çok şeye şahit oldum ama anlatmak istemiyorum. konunun özeti, taciz iddiası ne olursa olsun, şüpheli suçu yüzde yüz işlemiş gibi değerlendiriliyor. bu kadar düzensiz, kime ne karar verildiğinden haberi olmayan bir hukuk sisteminde sen tutmuşsun mağdurlar akıllansın diyorsun.