Türkiye, su zengini mi?


Mersin Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Kumbur, Dünya Su Günü nedeniyle, Birleşmiş Milletler tarafından su kaynaklarının korunması, mevcut kaynakların plansız kullanımı, dünya üzerinde su kaynaklarının dağılımı ile suya olan talepteki dengesizlikler ve dünya genelinde suyun doğal bir kaynak olarak dikkatleri üzerine çekmesi için her yıl 22 Martta, ''Dünya Su Günü'' adı altında çeşitli etkinliklerin yapıldığını hatırlattı.
Suyun canlı hayatı için önemli bir unsur olduğunu ifade eden Kumbur, suyun temelde sanılanın aksine sınırlı bir kaynak olduğunu, o nedenle kaynakların iyi değerlendirilmesini isteyerek, şöyle devam etti:

''Türkiye'de su kaynakları zengin görünmesine rağmen yer ve zaman içinde ihtiyaçlarla uyuşmamaktadır. Su kaynakları potansiyelimiz doğu bölgelerimizde ağırlıkta iken, ihtiyaçlar batı bölgelerimizde yoğunlaşmıştır. Suyun yüzde 76'sı sulama, yüzde 14'ü belediyeler, yüzde 10'u kadarı da endüstriyel amaçlar için kullanılmaktadır. Yerel olarak su kıtlıkları ve bazı bölgelerde tahsis problemleri görülmekte ise de suyun içme ve tarımsal alanda daha ekonomik kullanımı açısından önemli bir potansiyeli vardır.''

Türkiye'de yer üstü ve yer altı su potansiyelinin az bir bölümünün insanlığa hizmet ettiğini vurgulayan Kumbur, şöyle konuştu:

''Günümüz teknolojisi ile değerlendirilebilecek 110 milyar metre küplük miktarın ancak 29 milyar metre küpü tüketime yönlendirmektedir. Geride kalan 81 milyar metre küpü halen kullanılmamaktadır. Ayrıca 11 milyar metre küplük yer altı su potansiyelimizin 5.5 milyar metre küpü kullanılabilmekte, geriye kalan kısım ise kullanılamamaktadır. Kullanılabilir 110 milyar metre küp suyu 73 milyona böldüğümüzde, Türkiye'de kişi başına bin 506 metre küp su düşüyor. Bu da Türkiye'nin su açısından zengin bir ülke olmadığını gösterir. Sadece su potansiyelimiz Ortadoğu ülkelerine göre biraz fazladır.''

Ortadoğu'daki durum

Kumbur, Ortadoğu'nun dünyada etnik, dinsel, toplumsal, kültürel ve politik açıdan çeşitlilik ve zenginlik gösteren önemli bir bölge olduğunu vurgulayarak, ''Yıllarca dinsel farklılıklar, ve petrol gibi unsurlardan kaynaklanan ve savaşa kadar varan sorunlarla gündeme gelen Ortadoğu, günümüzde su yoksulluğuyla da dünya gündemini meşgul etmeye başlamıştır'' dedi.
Günümüzde Ortadoğu ülkelerinin büyük bir kısmının hem petrol, hem de su yoksulu ülkeler haline geldiğini anlatan Kumbur, şunları kaydetti:

''Ayrıca, su kaynaklarının çoğu ülke sınırları dışından kaynaklanıp ülke sınırları içine girmektedir. Ortadoğu'da son yıllarda ortaya çıkan en önemli anlaşmazlık konusu sudur. Bölgenin su yoksulu olması, suyun bölge ülkeleri için çok değerli ve üzerinde büyük çekişmelerin olduğu bir doğal kaynak olarak ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Bu durum Türkiye'yi de yakından ilgilendirmektedir. Özellikle son 20-30 yıldır Güneydoğu Sınırlarımızdaki yaşamakta olduğumuz sorunlar ve AB uyum süreci içerinde, sınır aşan ve ülkemizin su potansiyelinin yüzde 30'nu oluşturan Dicle ve Fırat nehirlerimizin yönetimi ve bu nehirlerin suyuna dayalı yapılacak her türlü yatırımların Türkiye'den alınarak uluslararası bir komisyona veya sudan yararlanan komşu ülkelerle beraber yönetilmesi dayatması yapılmaktadır.''


Susuzluğun çocuklara olumsuz etkisi

Su kaynaklarının plansız ve programsız kullanımı nedeniyle gelecekte büyük bir su sıkıntısının insanlığı beklediğini belirten Kumbur, 20. yüzyılda dünya nüfusunun 3 katına çıktığını, su tüketiminin ise 6 kat arttığını bildirdi.

Günümüzde birçok bebeğin su sıkıntısı çeken ülkelerde dünyaya gözünü açtığını ifade eden Kumbur, şunları kaydetti:

''ABD, Çin, Rusya'da bazı merkezler önümüzdeki 5 yıl içerisinde ciddi su sorunu yaşayacaklardır. Birleşmiş Milletlerin raporuna göre 15 saniyede bir çocuk su yetersizliğinin neden olduğu hastalıklardan ölmektedir. Ayrıca susuzluk nedeniyle kuraklık, yiyecek sıkıntısı ve yiyeceklerin aşırı pahalanması sorunları, önümüzdeki yıllarda artarak yaşanacaktır. Çin, Hindistan ve Mısır'da ciddi tahıl ihtiyacı krizleri yaşanmaya başlanmıştır.
Su sıkıntısı, yavaş yavaş açlık sıkıntısına dönüşmeye başlamıştır. Tatlı su kaynaklarımızın yüzde 50'si kullanılmış durumda. Bu oranın 2025 yılında yüzde 75'e çıkacağı tahmin edilmektedir.''

 

''Suyumuza sahip çıkalım"

İnsanoğlunun ekonomik olarak kullanımına hazır olan tatlı su varlığının, toplam su varlığının yaklaşık binde 5'inden bile az olduğuna dikkati çeken Kumbur, ''Yani dünyanın bütün su varlığının 4 litrelik bir bidona konulduğunda ekonomik kullanılabilecek tatlı su varlığı yalnızca çorba kaşığı kadardır'' dedi.

Suyun kullanımı noktasında biraz daha dikkatli olunmasını isteyen Kumbur, sözlerini şöyle noktaladı:

''1 otomobil üretimi için 378 bin 500 litre, 1 ton çelik üretimi için 246 bin litre suya ihtiyaç varken, 1 otomobil yıkamak için 15-20 litre, 1 insanın bir günlük gıda ihtiyacını karşılayabilmek için yaklaşık 6.5 metre küp suya gerek vardır. 1 Koyun günde 6 litre, 1 büyükbaş hayvan 35 litre, 1 at günde 56 litre su tüketmektedir.
Evimize giden suyun 4'te biri tuvaletin sifonu için kullanılıyor. Bir kez sifon çekmek 10 litre su harcıyor. Saniyede 1 damla akıtan musluk saatte yaklaşık 0.7 litre, açık bırakılan musluktan saatte 15-20 litre, diş fırçalarken 2 litre, musluğu açık bırakarak diş fırçalarken 15 litre, tuvalet sızıntısından saatte 4 litre su boşa akıtılmaktadır. Su tüketimi kalkınmanın bir gereği olduğu göz önüne alındığında, su tasarrufu günlük hayatımızda çok önem arz etmektedir. İsraf etmemenin kazanmak olduğu unutulmamalıdır. Su o kadar önemli bir kaynaktır ki, kullanırken kirletilir, israf edilirse sonunda hasret kalınabilir. Bu yüzden suyumuza sahip çıkalım.''

 



AA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.