banner590

04.03.2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilip 07.03.2021 tarih ve 31416 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7292 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Finansman Şirketleri için birçok düzenleme getirilmiştir. Bu kanunun 1. Maddesiyle 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri” ibaresi “Kurumlar” şeklinde, (ı) bendinde yer alan “ve finansman” ibaresi “, finansman şirketleri ve tasarruf finansman” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir:

“j) Organizasyon ücreti: Müşterilerin tasarruf finansman sözleşmesi kapsamında tasarruf finansman faaliyeti ve tasarruf fon havuzunun yönetimi karşılığında ödeyecekleri tutarı,

k) Tahsisat: Tasarruf finansman sözleşmesi uyarınca, tahsisata hak kazanılmasına ilişkin koşulların yerine gelmesi şartı ile müşterinin tasarruf birikimlerinin ve sözleşme kapsamında taahhüt edilen finansman tutarının müşterinin, mirasçısının veya vekilinin konut, çatılı iş yeri veya taşıt edinmesi amacıyla satıcı konumundaki üçüncü kişilere hesaben ödenmesini,

l) Tasarruf finansman faaliyeti: Bir sözleşme kapsamında önceden belirlenmiş koşulların gerçekleşmesi şartıyla konut, çatılı iş yeri veya taşıtın edinimi için faizsiz finansman esaslarına göre belirli bir süre tasarruf edilmesi, müşterilere finansman kullandırılması ve toplanan tasarrufların yönetimini,

m) Tasarruf fon havuzu: Belirli bir dönemde tasarruf finansman şirketi nezdindeki birikmiş tasarruflar ve finansman geri ödemelerinden oluşan tutarlar toplamından, tahsisat olarak verilmiş tutarlar ile tasarruf geri ödemelerinin düşülmesinden sonra kalan tutarı,”

Kanuna eklenen bu bentlerde en dikkat çeken bölüm Finansman Şirketlerinin şimdiye kadar tüketiciler ile yaptıkları sözleşmelerde tüketicilerden sözleşmenin başında ‘’organizasyon ücreti’’ adı altında aldıkları ödemelerin artık kanuni bir zemine oturtulması olmuştur. Bu sözleşmeleri imzalayan tüketiciler, en bilinen kredi ve finansman şirketi olan bankalardaki faiz uygulamasına karşı olduklarından diğer finansman şirketlerinden faizsiz finansman kullanmayı hedeflemektedir. Bu amaçla kurulan ve faaliyet gösteren finansman şirketleri de tüketicilere faizli kredi veya finansman sağlamak yerine tüketicilerden katılım bedeli ya da organizasyon ücreti adı altında sözleşmenin tamamında (örneğin 120,160 veya 240 ay) kullanılmak üzere bir ödeme talep etmekte ve bu ücretin sözleşmenin tüketici tarafından tek taraflı olarak sona erdirilmesi halinde kesinlikle iade edilmeyeceğini sözleşmelerine yazmaktadır.

Tüketiciler, sözleşme başında birçok genel işlem şartı ve hatta bazen de haksız şart içeren sözleşmeyi tam okumadan, finansman şirketince bilgilendirilmeden imzaladıkları için sözleşmeyi ilerleyen dönemde tek taraflı olarak sona erdirdiklerinde bu organizasyon ücretinin finansman şirketince kendilerine ödenmemesi sonucuyla karşılaşmaktadır. Bu ücretin kendilerine iade edilmesi için tüketici mahkemelerinde açılan davalarda ise yerel mahkemelerce tüketicilerin organizasyon ücretinin sözleşmenin tek taraflı olarak tüketicilerce sona erdirilmesi durumunda iade edilmeyeceği hükmü gerekçe gösterilerek bu ücretin iadesi talebi kanımızca yanlış olarak reddedilmektedir.[1][2][3] Bazı yerel mahkemelerce bu ücretin tüketicilere iade edilmeyeceğine dair kararlar verilse de kanımızca doğru olarak verilen bazı yerel mahkeme kararları[4] da bulunmaktadır, bu kararlar da istinaf denetiminden geçerek finansman şirketlerinin istinaf başvuruları esastan reddedilmekte ve Bölge Adliye Mahkemeleri’nce[5] de onanıp kesinleşmektedir.[6] Yerel mahkemelerce organizasyon ücreti talepli açılan davaların reddine gerekçe olarak imzalanan sözleşmede organizasyon ücretinin kesinlikle iade edilmeyeceği gösterilmektedir. Buna karşılık organizasyon ücretinin iadesine ilişkin verilen kararlarda ise gerekçe olarak sözleşmenin çok uzun bir dönemi kapsaması, finansman şirketinin bu organizasyon ücretini tüketici lehine belirli masrafları yapması karşılığı aldığı, sözleşmenin sona ermesiyle bu ücretin artık tüketici için harcanmayacağı ve sözleşmede kalınan dönem ile geriye kalan süre arasında bir oranlama yapılması gerektiği gösterilmektedir. Hakkaniyete uygun olan yaklaşım da budur ve Yargıtay’a henüz Bölge Adliye Mahkemeleri’nce verilmiş bu konuya ilişkin çelişkili kararların olduğuna dair başvuruda bulunulmamıştır. Yani istinaf denetimi yapıldığı takdirde organizasyon ücretinin oranlama yapılarak tüketiciye iadesine dair karar verilmesi gerekliliği ortadadır. Ancak 7292 Sayılı Kanun ile 6361 Sayılı Kanun’un 39/A maddesine aşağıdaki bent eklenmiştir:

(4) Müşteri, tasarruf finansman sözleşmesinin tasarruf dönemi bitimine kadar sözleşmede fesih hakkına sahiptir. Şirket, müşterinin sözleşmede fesih hakkını kullanması hâlinde organizasyon ücreti bedeli dışında kalan toplam birikim tutarını, Kurulca belirlenecek süre içerisinde müşteriye iade etmekle yükümlüdür. Müşterinin talebi ile tahsisat ileriki bir tarihe ertelenebilir, erteleme hâlinde müşterinin sözleşmedeki hak ve yükümlülükleri saklı kalır. Tasarruf finansman sözleşmeleri, müşterinin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumu haricinde, şirket tarafından tek taraflı olarak feshedilemez.

Yukarıdaki madde salt lafzi olarak değerlendirildiği takdirde sözleşmenin imzalanmasından 20 gün veya 119 ay sonra tüketici tarafından sözleşme feshedildiği takdirde bu tüketiciler arasında hiçbir ayrım yapılmadan organizasyon ücretlerinin iade edilmeyeceği gibi garip ve hakkaniyete aykırı bir durum ortaya çıkacaktır. Kanımızca bu durumda mahkemelerce yapılması gereken Türk Medeni Kanunu’nun 1 ve 4. Maddelerinin uygulanmasıdır. TMK md. 1 ‘’Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır. Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir. Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.’’ ve md. 4 ‘’Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.’’ Bu maddelerin dikkate alınması yönündeki talep yeni getirilen kanun maddesinin kanımızca açıkça hakkaniyete aykırı olması ve aynı konu hakkında birden çok kanun hükmünün olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü sözleşmenin hemen başında veya ortalarında sözleşmeyi fesheden tüketiciye organizasyon ücretinin hiç iade edilmemesi finansman şirketi bakımından açıkça sebepsiz bir zenginleşme meydana getirmektedir. Kanun, sebepsiz zenginleşme olduğu takdirde bu zenginleşmenin belirli şartlarla iade edilmesi gerekliliğini de ortaya koymuştur. Yani 7292 Sayılı Kanun’un yürürlüğüyle ortada kanımızca aynı konu hakkında birden çok kanun hükmü vardır ve Hakimin TMK md. 1 bağlamında hukuk yaratması gerekmektedir.

Hakim, hukuk yaratırken bilimsel görüşlerden, örf-adet hukukundan ve yargı kararlarından yararlanacaktır. Ülkemizde yerel mahkemelerce verilen kararların bazı şartlara bağlı olarak istinaf ve temyiz denetiminden geçtiği görülmektedir. Bu şartlardan en önemlisi istinaf ve temyizde kesinlik sınırıdır. 2021 yılı için istinafta kesinlik sınırı HMK md. 341’e göre 5.880 TL iken temyizde kesinlik sınırı HMK md. 362’ye göre 78.630 TL’dir. Bu miktarların altında kalan uyuşmazlıklarda yerel mahkeme kararı kesin olarak verilmekte ve olağan kanun yolu denetiminden geçmemektedir. Bu durum ise kanımızca hukuki güvenilirlik ve belirlilik ilkesine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Çünkü Edirne’den Kars’a Türkiye’nin herhangi bir şehrindeki Tüketici Mahkemesinde verilen ve miktar bakımından kesin olan karar taraflar bakımından bağlayıcı olmakta ve bu konuda verilen çelişkili kararlar ülke çapında hukuki güvenilirliği zedelemektedir. Bu sorunun çözümü için kanımızca Yargıtay’ca yapılması gereken ya 22. Hukuk Dairesi kapatıldıktan sonra 9. Hukuk Dairesi’nin yaptığı gibi bazı ilke kararları alınması ya da doğrudan bir İçtihadı Birleştirme Kararının verilmesidir. Çünkü herhangi bir kanun yolu denetiminden geçmeden ve tüketici aleyhine verilecek kesin karar birçok hukuki ve ekonomik sorun doğuracaktır.

Sonuç olarak 7292 Sayılı Kanun ile uygulamada birçok davaya sebep olan organizasyon ücretinin finansman şirketi tarafından tüketiciye iade edilip edilmeyeceği hususu tüketici aleyhine bir madde olarak kanuna girmiş ve bu ücretin finansman şirketince tüketiciye iade edilmeyeceği ortaya çıkmıştır. Bu durum kanımızca finansman şirketini sebepsiz olarak zenginleştirmektedir. En az 10 yıl sürecek bir sözleşme için baştan alınan bu ücretin sözleşme süresi bitmeden sözleşme feshedildiğinde kalan süre ile oranlama yapılmadan tüketiciye iade edilmemesi kanımızca hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Bu konuda 7292 Sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce tüketici lehine verilmiş birçok Bölge Adliye Mahkemesi Kararı olmasına karşın Kanunun yürürlüğe girişinden sonra verilecek kararların ne yönde olacağı meçhuldür. Bu durum hukuki güvenilirliği sarsmaktadır. Bu kararlara güvenilerek Kanunun yürürlüğe girmesinden önce açılan davaların ne olacağı, bu Kanundan sonra mahkemelerce verilecek yeni kararlarda gerekçe olarak nelerin gösterileceği de belirsizdir. Bu belirsizliği aşmak için kanımızca tüm ülke çapında bu davaların açılabileceği ihtimali de göz önüne alınarak Yargıtayca ya ilke kararları alınmalı ya da İçtihadı Birleştirme Kararı verilmelidir.

----------------------

[1] Ankara 1. Tüketici Mahkemesi’nin 10.08.2020 tarih ve 2020/199E-2020/298K Sayılı Kararı

[2] Gaziantep 2. Tüketici Mahkemesi’nin 23.09.2020 tarih ve 2020/192E-2020/489K Sayılı Kararı

[3] Bakırköy 4. Tüketici Mahkemesi’nin 26.02.2020 tarih ve 2018/526E-2020/156K Sayılı Kararı

[4] Sapanca Asliye Hukuk (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi’nin 07.01.2020 tarih ve 2017/376E-2020/6K Sayılı Kararı

[5] İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi’nin 18.4.2019 tarih ve 2017/2387E-2019/808K Sayılı Kararı

[6] Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nin 22.10.2020 tarih ve 2020/1679-2020/1331 Sayılı Kararı


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ahmed 3 ay önce

Herkes İçin Adalet, Adalet İçin Avukat
5 Nisan Avukatlar Gününüz Kutlu olsun...