SAHTE BELGE DÜZENLEME RİSKİNİN YÜKSEK OLDUĞU SEKTÖRLERDE FAALİYET GÖSTEREN ŞİRKETLERİN VERGİ KAYITLARI BİLANÇO ANALİZİ YOLUYLA RİSKLİ GÖRÜLMESİ DURUMUNDA İNCELEMEYE ALINIP, VERGİ KAYITLARI KAPATILABİLECEK

213 sayılı Vergi Usul Kanununa, 7193 sayılı Yasa’nın 24. maddesiyle 160/a hükmü eklenmiştir. Maddenin başlığı, mükellefiyet kaydının analiz ve değerlendirme sonuçlarına bağlı olarak terkin şeklinde yeniden düzenlenmiştir.

Bu yeni düzenlemeye göre, mükellefiyet süresi, şirketin aktif ve öz sermaye büyüklüğü, mükellefiyet boyunca ödenen vergi tutarı, çalışan sayısı, vergisel yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği gibi hususlar dikkate alınarak ve mükelleflerin vergisel uyum seviyelerine yönelik olarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu tespit edilen mükellefler vergi incelemesine sevk edilir ve bunlar nezdinde yoklama yapılır.

Önceki uygulamalarda Re’sen terk uygulamasında vergi inceleme raporunun sonucu beklenirken, yeni getirilen bu yöntem ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın mükellefe ait  elindeki bilgilerden ve haklarında yapılan yoklamalardan yararlanılmaktadır. İnceleme raporunun veya sonucunun beklenmesi gerekmemektedir.

Böylece, mükellefin bilanço ve gelir tablosundan yola çıkılarak resen Terk işleminin yeni biçimi olan “analiz yoluyla terk” işlemi yine yoklama sonuçlarına dayalı olarak gerçekleşecektir. Ancak, merkezi veri kaynakları üzerinden yapılan analiz sonucuna göre seçilen mükellefler vergi dairesine bildirilecek ve yoklama bunlar hakkında yapılacaktır. Bu yöntemde yoklama işlemi analizin son aşaması ve gerçek maddi tespit safhasıdır.

Yeni ihdas olunan 160/ A Maddesinde bu durum şu şekilde düzenlenmiştir;

Yoklamayı müteakip, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde vergi dairesinin mükellefin sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğuna ilişkin görüşü ve ilgisine göre vergi dairesi başkanı veya defterdarın onayı ile mükellefiyet kaydı terkin edilir ve bu durum mükellefe tebliğ edilir.”

Mükellefiyetten silinme işlemi, gerçek kişiliği veya tüzel kişiliği ortadan kaldırmadığı için mükellefiyetini sürdürmek isteyenler kendilerine tebligatın yapıldığı tarihi izleyen bir ay içerisinde vergi idaresine baş vurarak yeniden mükellefiyetini canlandırabilir. Bunun için bazı şartların yerine getirilmesi gerekmektedir.

Maddedeki koşullar aşağıda olduğu gibidir;

1. Tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde VUK’un 153/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan asgari teminat tutarından …… TL’den   az olmamak üzere,

2. Sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu dönemlerde düzenlenen belgelerde yer alan toplam tutarın %10’u tutarında, aynı maddede belirtilen türde teminat ( Para, teminat mektubu, Devlet tahvili, hazine bonosu) verilmesi ve

3. Birikmiş tüm vergi borçlarının ödenmesi şartıyla mükellefiyet, terkin tarihi itibarıyla yeniden tesis edilir.

Mükellefiyetin terkin edildiği tarih ile yeniden tesis edildiği tarih aralığında verilmeyen beyanname ve bildirimler, yeniden tesise ilişkin yazının mükellefe tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde verilir ve tahakkuk eden vergiler aynı sürede ödenir.

Analiz yoluyla mükellefiyetin terki olayının etkileri, sadece “terk verilen” mükellefiyetle sınırlı değildir. Bu mükelleflerin niteliğine göre ortak, sahip ve hatta yöneticilerin ve bunlarla ilişkili kişilerin yeni mükellefiyet taleplerinde de benzeri teminatlar istenmektedir.

Bu madde kapsamında mükellefiyeti terkin edilenler ve 153/A maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında belirtildiği şekilde bunlarla ilişkili olan kişilerin işe başlama bildiriminde bulunmaları hâlinde, bu kişiler hakkında mükellefiyet tesis edilebilmesi için işe başlama bildiriminde bulunanların ve mükellefiyet kaydı bu madde kapsamında terkin edilenlerin tüm vergi borçlarının ödenmiş ve ikinci fıkrada belirtilen şekilde teminat verilmiş olması şarttır. Bu teminat, mükellef hakkındaki geçmişe yönelik vergi incelemesinin tamamlanmasından sonra çözülecektir.

Analiz yoluyla faaliyeti terk olunan ancak yeniden mükellefiyeti tesis edilenlerin kontrol altında bulundurulabilmesi bakımından defter-belge düzenin benzerlerinden farklı olacaktır.

Bu madde uyarınca teminat alınarak mükellefiyeti yeniden tesis edilenlerin düzenlemek zorunda oldukları fatura veya fatura yerine geçen belgelerden Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenenlerin, elektronik belge olarak düzenlenmesi zorunludur. Kâğıt olarak düzenlenmesi hâlinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır ve kayıtların tevsikinde kullanılamaz.

Madde kapsamındaki işlemlere ilişkin süreleri, elektronik ortamda belge düzenleme zorunluluğunun başlayacağı tarihi, bu madde kapsamındaki mükelleflerin tahsilat ve ödemelerinin tevsiki ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir

Yukarıda sözü edilen yoklama ve bu yoklamaya dayalı mükellefiyet terki işlemi dışında yürütülen vergi incelemesi neticesinde, mükellefin münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği tespit olunursa, alınan teminat inceleme neticesinde doğan borçlar dâhil vergi borçlarına mahsup edilerek artan tutar iade olunur.

Yapılan incelemede, mükellefin başka bir ticari, zirai veya mesleki faaliyetinin de bulunmasına rağmen sahte belge düzenlediği tespit olunursa, mükellef hakkında 153/A maddesinin dördüncü fıkrası hükümleri çerçevesinde işlem tesis edilecek ve daha önceden alınmış olan teminat, sahte belge düzenleme fiili nedeniyle yapılan tarhiyatın ve kesilen cezaların kesinleşmesine kadar mükellefe iade olunmayacaktır.

Yapılan inceleme neticesinde mükellefin sahte belge düzenlemediği tespit olunursa, alınan teminat başkaca vergi borcu bulunmaması kaydıyla iade olunur.