banner649

Anayasa Mahkemesi’nin ilk kez 21.07.2020 tarihli Hüseyin Aşkan kararında ortaya koyduğu ve daha şimdiden birçok mağduriyete sebep olan süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik kararlarında; “UYAP evrak işlem kütüğü” üzerinde re’sen inceleme yapmaya başladığı, UYAP’a yüklenen kararların avukatlar tarafından açıldığını tespit ettiği, 30 günlük başvuru süresini de evrakın UYAP’tan açıldığı tarihten itibaren başlattığı görülmektedir.

Üstelik Anayasa Mahkemesi; bu konuda ilk kez 21.07.2020 tarihinde karar vermesine rağmen, bu tarihten önce yapılan başvurular için de aynı şartı tatbik etmektedir. Hatta son dönemde verdiği bu tür kararlarda, başvurucuların hangi tarihte UYAP evrakına eriştiğine dair bir bilgiye bile yer verilmediği görülmektedir.

Belirtmeliyiz ki; özellikle 21.07.2020 tarihinden önce yapılan bireysel başvurular yönünden “evrakı UYAP’tan açma” kriterinin hiçbir şekilde öngörülebilirliği yoktur. Ayrıca bireysel başvuru tarihinin 21.07.2020 öncesi veya sonrası olması fark etmeksizin; zaten son derece kısa olan 30 günlük bireysel başvuru hakkının, bu şekilde başvurucuların aleyhine işletilmesi kabul edilemez. Anayasa Mahkemesi’nin işi, iş yoğunluğunu gerekçe göstererek bireysel başvurular hakkında olur olmaz sebeplerle kabul edilemezlik kararları vermek değildir.

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne bireysel başvuru süresinin 4 ay olduğu durumda, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru süresinin sadece 30 gün olması ayrı bir sorun olmakla birlikte; bir de bu sürenin öngörülemez şekilde ve başvurucuya adeta tuzak kurularak katı yorumlanması mümkün değildir.

Anayasa Mahkemesi bu kararından acil şekilde dönmeli, aksi halde Türkiye Büyük Millet Meclisi bireysel başvurularda sürelere ilişkin açık ve öngörülebilir bir düzenlemeyi ivedilikle yapmalıdır. Etkili başvuru hakkını kısıtlayan bu ve benzeri uygulamalarda takdir yetkisi, Anayasa Mahkemesi’nin dönemsel irade değişikliklerinin insafına bırakılmamalıdır. Anayasa Mahkemesi başvurucular aleyhine yaptığı bu yorumu, “konu Meclisindir” diyerek haklı gösteremez.

Anayasa Mahkemesi; avukatların UYAP sistemi üzerindeki hareketlerini log kayıtları üzerinden incelediğini açıkça ifade ederek, UYAP’ta yapılan işlemlerin tabiri caizse gözetlendiğini gözler önüne sermiştir. Avukatların kendisine ait UYAP profillerinde hangi dosyasına, hangi IP adresinden, hangi tarihte baktığı, evrak açıp açmadığı gibi hareket dökümüne bizzat kendisi tarafından ulaşabileceği bir sistemin bile bulunmadığı durumda, Anayasa Mahkemesi’nin bu bilgilere erişebilmesi ve bunu başvurucular aleyhine kullanması kabul edilemez. Düşünün ki; bir hukuk bürosunda 10 avukat çalışıyorsa ve bu 10 avukattan birisi veya stajyer avukat, bir başka avukatın dosyasında yanlışlıkla veya merakla bir karar evrakını UYAP’tan görüntülemişse, aynı büroda bireysel başvuruyu yapacak avukatın bu durumu kontrol etme ve bilme imkanı sistemsel olarak mümkün olmadığından, süresinde başvuruyu yaptığını düşünse de, Anayasa Mahkemesi süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik kararı verecektir.

Bireysel başvuru hakkı; bu hakkın kullanılmasını engellemek için değil, kişi hak ve hürriyetlerinin korunmasının temini amacıyla getirilmiştir. Şimdi ise Anayasa Mahkemesi; 30 günlük süre şartı ile ilgili daha önce belirlediği birçok kriterin yanına, bir de “UYAP’ta evrakı incelediğini gördüm” kriteri getirmiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin adeta tuzak niteliğinde olan bu “UYAP” kararlarının, hiçbir şekilde öngörülebilirlikle ve etkili başvuru hakkı ile bağdaşır yanı yoktur. 21.07.2020 tarihli ilk kararından önce başvurucuların UYAP evrak işleme kütüğünü incelemeyen Anayasa Mahkemesi, bu tarihten sonra verdiği süre aşımı kararları ile vicdanları da yaralamaktadır. Nitekim İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi; 31.08.2021 tarihli Üçdağ-Türkiye (B. No: 23314/19) kararında, Anayasa Mahkemesi’nin 30 günlük süreyi başvuruya konu olay yönünden katı yorumlayarak, başvurucunun bireysel başvurusunun esasının değerlendirilme hakkına orantısız bir şekilde müdahale ettiğine karar vermiştir.

Bir taraftan önünde 60.000 dosya olduğu için iş yükünden yakınan ve bu yoğunluğu azaltmak için 30 günlük başvuru süresini başvurucu aleyhine yorumlayan Anayasa Mahkemesi’nin, diğer taraftan başvuru süresinin 60 gün olmasına dair yasal düzenleme yapılmasını istemesi de ayrı bir çelişkidir.

Anayasa Mahkemesi, iş yoğunluğunu azaltmak için bu tür öngörülemez ve etkili başvuru hakkını ihlal eden kararlara imza atmamalıdır. Aksi halde; Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru usulü kaldırılmalı, eskiden olduğu gibi doğrudan İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne başvuru yolu tekrar açılmalıdır.

Son söz;

Anayasa Mahkemesi; hukuku ve vicdanları sızlatan bu hatalı ve ağır uygulamasından en kısa sürede dönmelidir.

Unutulmamalıdır ki; Anayasa Mahkemesi kişi hak ve hürriyetlerinin bekçisi olarak mağduriyetlere sebebiyet veren değil, insan hak ve hürriyetlerinde yaşanan mağduriyetleri önleyen bir Yüksek Mahkemenindir. Bu hatalı uygulama, Anayasa Mahkemesi’ne erişim hakkını ve Anayasa m.36’nın güvencesinde bulunan hak arama hürriyetini engellemekte ve özünü ihlal etmektedir. Konuyu kişisel veriler bakımından ele alsak da, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 28. maddesinin 1. fıkrasının d. bendinde yargısal faaliyetler yönünden istisna öngörüldüğünü ifade etmek isteriz. Ancak bu konuda aksi görüşte olan hukukçular da vardır, yani AYM’nin kişisel verilere bu şekilde müdahale edemeyeceğine dair görüş bulunmaktadır.
 

(Bu köşe yazısı, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sehvensever 7 ay önce

Skandal bir uygulama. Vatandaş UYAP'tan bakılıp bakılmadığını da incelesinler o zaman.
Dipnot: Unvan yerine ünvan yazanlar bir zahmet avukatlara çamur atmasın.

Avatar
Mehmet 7 ay önce

Gerekçeli Karar, taraflara ya elektronik (UETS) ya da posta yoluyla tebliğ edildikten sonra yasal süre başlamış olur, diye biliyoruz. UYAP üzerinden bir kararın görülüp, açılması ile tebliğin yapıldığının varsayılması, bir hak kaybını oluşturur. Ki, bana göre (Ben hukukçu değilim. Av. Katipliğinden emekliyim.) bir hukuk katliamıdır. Diğer bir deyişle, yürürlükteki yasal mevzuatın hangi maddesinde UYAP sistemi üzerinden mahkeme kararının açılması ile tebliğ edildiği ve öğrenildiği yazılıdır? Anayasa mahkemesinin bu kararı, avukatlarla müvekkillerini karşı karşıya getirecektir. Dolayısıyla bir yasal düzenleme yapılması şarttır.

Avatar
Derman 6 ay önce

6- AYMye uyap verilerine ulaşma yetkisi verilmesinin nedeni gereksiz yazışmaların önüne geçmek, ihlale konu işlem ve kararlara kolayca ulaşmaktır. Avukatların kişisel verilerini incelemek uyaptaki faaliyetlerini izlemek değildir.
7- Başvurumu reddetmek için işi gücü bırakıp uyaptaki faaliyetlerimi izleyecek enerjiyi kendinde bulan AYM raportörünün dosya arasında ve uyap ortamında bulunan Baro görevlendirme yazısını gözden kaçırdığını söylemek mümkün değildir. Söylenecek çok şey var ama burada bitiriyorum. Bu hukuk dışı uygulamayı AHİM'e taşıdığımı bilgilerinize sunarım.

Avatar
UYAP 7 ay önce

UYAP'ın kuruluş ve kullanım amaçlarından biri, kırtasiye masraflarını azaltmak ve fiziki tebligatlarla oluşan süre kaybının önüne geçmektir. UYAP kayıtlarının teftişinden dönülmesi talebi, aleyhine karar çıkan "avukat"ların ağlamasından başka bir şey değildir. Hukuk fakültesini bitiren, baroya yazılmaya hak kazanan, avukat ünvanını kazanan birisinin "sehven" UYAP'taki bir evrakı açtığı, hele hele "sehven kararı açtığı" ifadesi saçmalıktır. Bunu söyleyen kişi avukatlıktan atılmalıdır.

Avatar
Yasin karakuş 7 ay önce

Anayasaya Mahkemesi uygulamaya aldığı bu karar ile sanki işi yokuşa sürmek istemektedir. Yapılan yanlış uygulamalardan dolayı yargı üzerinden hakkımızı aramak istedik. İlk gün çok büyük umutlarla bir yolculuğa başlamıştık. Fakat bu sorunu kimse çözmeyerek, sanki kor gibi elim yanmasın deyip, herkes birbiri üzerine atar oldu. Ersan hocam ASTTASAK 2016 adına ve kendi adıma teşekkür ederim Allah razı olsun sizden ekibinizden. Kader deyip geçmeyeceğiz ilk günkü ruhla mücadele ederek kaderin değişmesi için elimizden gelenin fazlasını yapacağız.
Bu dünyanın sonrası da var. İlahi adaleti beklicez. Ellerinizden öpederim sağolun var olun hocam.

Avatar
Muhammed Özbudak 7 ay önce

12. Dönem kursiyerleri olarak ilk gün ki heyecanımız ile üniformalarımızı yeniden giymek istiyoruz. Bu süreçte hukukun üstünlüğüne inanan tüm devrelerime ve haklı davamızı savunan kıymetli hukuk insanı Prof. Dr. Ersan Şen hocam ve ekibine selam olsun.

Avatar
Derman 6 ay önce

Ersan HOCAnın kaleme aldığı konuda bahsi geçen kararın başvurusunu ben yaptım. Her fırsatta avukatlara çamur atmaktan geri durmayanlara cevap olması ve kamuoyunun bilgilenmesi için birkaç hususu aydınlatmak istiyorum.
1-Başvurucu Hüseyin Aşkar değil Hüseyin Aşkan'dır.
2-AYM'ye yapılan başvuru Yargıtay denetiminden geçmiş , Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan bir yargılamada adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ile ilgilidir.

3-2014 yılında Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinin talebi üzerine Hakkari Barosu tarafından Hüseyin AŞKANa müdafi olarak görevlendirildim. Malumunuz olduğu üzere hükmün kesinleşmesi ile birlikte baro tarafından görevlendirilen müdafinin görevi sona erer. Doğal olarak benim de görevim Yargıtayın onama ilamı ile sona erdi.Dolayısıyla kararı uyaptan yahut tebliğ ile öğrenmemin hiç bir önemi yok. Zira AYMye başvuru yapmaya yetkim yok.
4+

Avatar
Derman 6 ay önce

4-Yargıtayın onama ilamını öğrendikten sonra Hüseyin AŞKAN'ın AYMye başvuru yapma hakkının saklı olduğunu ailesine bildirdim. Ailesi başvuruyu benim yapmamı talep etti. Ancak ben yetkim olmadığını Hüseyin AŞKANın vekalet vermesi gerektiğini ailesine bildirdim. Bu sırada Hüseyin yargı çevresi dışındaki bir cezaevinde tutuklu. Ailesi vekaletname düzenlemek için gerekli noter masraflarını karşılayamadı ya da karşılamak istemedi. Bunun üzerine ailesinden, daha evvel vekaletname verdiği avukatından benim için yetki belgesi almasını istedim. Ailesi yetki belgesini getirdi ve ben de yasal süresi içerisinde başvuru yaptım.
5- Nihayetin AYM başvurumu süre aşımından reddetti. Aynı dosyada yargılanmış ve aynı nedenlerle yapılmış başka bir başvuruda ise AYM ihlal kararı verdi ve başvurucunun yeniden yargılanmasına karar verildi. (Başvuru Numarası: 2017/18969-Başvurucu:Hüsnü AŞKAN).
6+