banner640

Genel Olarak

Bir anonim şirkette pay sahiplerinin hakları "mali haklar" ve "yönetsel haklar" olmak üzere iki başlık altında toplanmaktadır. Mali haklar diğer bir ifade ile akçeli haklar; kâr payı hakkı, rüçhan hakkı, hazırlık evresi faizi hakkı ve tasfiye payı alma hakkından oluşmaktadır. Rüçhan hakkı mali haklar arasında sayılmakla birlikte, söz konusu hakkın oy hakkı gibi yönetsel haklara da etkisi bulunan bir hak olduğunu söylemek gerekir. Rüçhan hakkı Yargıtay tarafından hem mali hak hem yönetsel hak olarak değerlendirilmektedir.[1]

Rüçhan hakkı, yeni pay alma hakkı olarak da ifade edilmekte olup, bu hak TTK m. 461’de düzenlenmiştir. Rüçhan hakkı, kanundan doğan bir haktır ve her pay sahibine tanınmıştır. Kanun maddesinde de ifade edildiği üzere, rüçhan hakkı pay sahibine (esas sermaye sistemini benimsemiş anonim şirketler esas alınmış olup kayıtlı sermaye sistemini benimsemiş anonim şirketlerdeki duruma aşağıda yer verilmiştir.) sermaye artırımında çıkarılan payları o anki mevcut sermaye payına oranla öncelikle alma imkânı sağlar.

Rüçhan Hakkının Özellikleri

- Kanundan doğan bir haktır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 29.05.2015 tarihli, 2015/1142 E. ve 2015/7284 K. sayılı kararında; "rüçhan hakkının kök paya bağlı, kök payın genişlemesi niteliğinde bir hak olması karşısında, kök paya kim sahipse rüçhan hakkı da onun tarafından kullanılır. Dairemizin 21.01.2003 tarih ve 7578/515 sayılı kararında da benimsendiği üzere, rüçhan hakkından doğan hisselerin kök payın malikine iadesi için de kök payın malikinin rüçhan hakkından doğan hisseler için diğer tarafın ödediği sermaye tutarını ödemesi gerekmektedir" belirlemelerini yapmıştır.

- Her pay sahibine tanınmıştır.

- Kanun maddesinin gerekçesinde yer alan ifadeye göre yeni pay alma hakkının belirlenmesinde itibarî değer esas alınır.

- Madde fıkrası uyarınca bu hak bağlamında oransallık ilkesi geçerlidir. Yargıtay, bu hususa ilişkin olarak "Ne var ki, ortakların yeni pay alma hakları da sınırsız değildir. TTK’ nın 394. maddesi hükmüne göre, her ortak yeni hisse senetlerinden, şirket sermayesindeki payı ile orantılı olarak bu hakkını kullanabilir" ifadesine yer vermiştir.[2]

- Rüçhan hakkının kullanılması hak düşürücü süreye tabi kılınmıştır. Yargıtay, "...son ilanın yapıldığı tarih esas alınarak 15 günlük süre içinde şirket pay sahipleri tarafından yeni pay alma (rüçhan) hakkını kullanmaları gerekmektedir" ifadesiyle rüçhan hakkının kullanılmasının hak düşürücü süreye tabi olduğunu belirtmiştir.[3]

- Bu hakkın esas amacı sermaye artırımında pay oranlarını korumaktır. Bu kapsamda eğer pay sahiplerine bu hak tanınmasaydı her sermaye artırımında mevcut pay sahiplerinin payları azalarak erimeye mahkûm olurdu. Bu hakkın tanınmasıyla birlikte pay sahibi sermaye artırımına gidildikten sonra dezavantajlı duruma düşmeyecektir.

- Pay sahibine bu hak tanınırken de herhangi bir zorunluluk oluşturulmamıştır. Kullanım tercihi tamamen pay sahibine bırakılmıştır. Eğer kullanması için kendisine bırakılan süre zarfında kullanmaz veya kullanmamayı tercih ederse yeni pay hakkının kullanılmayan kısmı diğer mevcut pay sahiplerine kendi payları oranında geçecektir.

- Rüçhan hakkının her pay sahibine tanınan bir hak olduğunu ve sermaye artırımında gündeme geldiğine değinmiştik. Böylece şirket sermaye artırımı yoluna gitmez ise rüçhan hakkının doğması ve somut olması da mümkün olmayacaktır. Nitekim bu hususta Yargıtay; "Rüçhan hakkının kullanılması ise beyan ve iştirak taahhütnamesi imzalanması yolu ile ve tek taraflı irade beyanı ile gerçekleşir. TTK’ nın 394. maddesine uygun olmak koşulu ile kullanılan bu hak şirketin kabulüne bağlı değildir. Diğer bir ifadeyle, genel kurulun sermaye artırımı kararı ile rüçhan hakkı soyutluktan çıkan ve ortaklığa karşı ileri sürülebilen somut bir hak haline dönüşür" belirlemelerini yapmıştır.[4]

*Peki pay sahibinin rüçhan hakkını kullanma imkanına engel olunur veya kısıtlanırsa pay sahibi ne yapabilir?

Yargıtay’a göre; "Şayet bu şekilde somutlaşan bir rüçhan hakkının kullanılması şirket yönetim kurulunca yasal nedenler dışında şu veya bu sebeple önlenmeye ve bu şekilde ihlal edilmeye kalkışılırsa hiç kuşkusuz yeni pay alma hakkı sahibi olan ortağın da bu ihlale karşı rüçhan hakkının korunmasını dava yolu ile isteme hakkı vardır. Zira, yukarıda da değinildiği gibi rüçhan hakkının kullanılması esas sermaye artırımı prosedürü içinde bir bölüm olup, bunu ihlal eden şirket işlem ve kararları TTK’ nın 392/2. maddesi hükmü gereğince batıl birer işlem ve karar niteliğine dönüşürler. Bunun sonucu olarak da her ortak rüçhan hakkının ihlali halinde bu hakkını genel hükümlere göre dava yolu ile kullanabilir ve bu yolla ihlaline mâni olabilir."[5]

Böylece pay sahibi rüçhan hakkını kullanma olanakları engellendiğinde dava açarak hakkını kullanma olanağının tanınmasını isteyebilecektir. Yine Yargıtay’ın 17.03.2015 tarihli, 2014/6070 E. ve 2015/3692 K. sayılı kararında; "Genel kurulun sermaye artırım kararı ile paydaşlar arasında var olan hak ve çıkar dengesinin bozulması, rüçhan hakkının, yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak kısıtlanması sonucu doğurması halinde rüçhan hakkının kullanma olanağının tanınmadığını veya bu hakkın başkasına kullandırıldığını iddia eden pay sahipleri ilgili genel kurul kararının iptalini, TTK’ nın 381 nci maddesindeki prosedüre göre dava edebilir" belirlemelerine yer verilmiştir.

*Bu kapsamda şayet şirket, kendi payını iktisap ederse ne olacaktır?

Bu sorunun yanıtını TTK m. 389’da bulmaktayız. Madde hükmü uyarınca "Bedelsiz payların iktisabı hariç, şirketin devraldığı kendi payları hiçbir pay sahipliği hakkı vermez." Söz konusu hüküm uyarınca, şirket kendi payını iktisap ettiğinde rüçhan hakkı şirket adına doğmayacaktır.

Anonim şirketlerde rüçhan hakkının sermaye artırımında gündeme gelmesi hususunda; anonim şirketlerde sermaye artırımı iç kaynaklardan, dış kaynaklardan veya şarta bağlı sermaye artırımı yolu ile yapılır.

İç kaynaklardan yapılan sermaye artırımı kanun maddesine göre şu şekilde mümkün olabilir "Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrılmış ve belirli bir amaca özgülenmemiş yedek akçeler ile kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımları ve mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar sermayeye dönüştürülerek sermaye iç kaynaklardan artırılabilir."

Şarta bağlı sermaye artırımı, TTK m. 463’te şu şekilde düzenlenmiştir: "Genel kurul, yeni çıkarılan tahviller veya benzeri borçlanma araçları nedeniyle, şirketten veya topluluk şirketlerinden alacaklı olanlara veya çalışanlara, esas sözleşmede değiştirme veya alım haklarını kullanmak yoluyla yeni payları edinmek hakkı sağlamak suretiyle, sermayenin şarta bağlı artırılmasına karar verebilir."

Bu bağlamda rüçhan hakkı sadece dış kaynaklardan yapılan sermaye artırımında gündeme gelebilecektir. Fakat dış kaynaklardan yapılan sermaye artırımında yeni pay oluşturma yoluna gidilmediyse hak doğmayacaktır. Dış kaynaklardan yapılan sermaye artırımı pay sahibi ve/veya üçüncü kişilerin taahhütleri yoluyla mümkün olmaktadır. İç kaynaklardan yapılan sermaye artırımı özellikle payların itibari değeri artırılarak yapılan bir sermaye artırımı ise yeni pay oluşmayacağı için rüçhan hakkı da doğmayacaktır.

Rüçhan hakkı bağlamında ayrıca şu hususa değinmek gerekir: TTK m. 478 uyarınca "İmtiyaz; kâr payı, tasfiye payı, rüçhan ve oy hakkı gibi haklarda, paya tanınan üstün bir hak veya kanunda öngörülmemiş yeni bir pay sahipliği hakkıdır." Bu hükümle beraber rüçhan hakkına yönelik imtiyazlı pay çıkarılması mümkün hale gelmektedir.

Rüçhan Hakkının Sınırlandırılması ve Kaldırılması

Rüçhan hakkı her pay sahibine tanınan bir hak olmakla birlikte sınırlandırılması kanun tarafından mümkün kılınmıştır. Genel kurul haklı sebepler varsa sermayenin %60'ının olumlu oyu ile hak üzerinde sınırlandırma yapabilir. Hatta rüçhan hakkını aynı yolla kaldırabilmesi de mümkündür.

TTK' nın genel gerekçesinde "Pay Sahibinin Korunması" başlığı altında "Asgarî sermaye ile asgarî itibarî değerin sadece alacaklıları değil pay sahibini de korumadığı görüşü, pay sahibi yönünden de koruyucu olan bir sistem arayışını başlatmıştır. Arayış, şeffaflık, kamuyu aydınlatma, pay sahipliği ve azınlık hakları gibi klasik araçların dışına yönelmiştir. Öğreti yeni alanlara el atmıştır. Önerileri şöyle sıralayabiliriz: (a) Pay sahibinin rüçhan hakkı daha etkili bir şekilde korunmalı, yani esas sözleşme veya genel kurul kararı ile anılan hak daha güç sınırlandırılabilmeli ve kaldırılabilmelidir..." ifadesine yer verilmiştir.

Rüçhan Hakkının Sınırlandırılması ve Kaldırılmasının Şartları

a. Haklı Sebep

Kanun maddesine dayanarak sınırlandırma veya kaldırma için gerekli olan ilk şart haklı sebep bulunmasıdır. TTK m. 461 ikinci cümle uyarınca "Özellikle, halka arz, işletmelerin, işletme kısımlarının, iştiraklerin devralınması ve işçilerin şirkete katılmaları haklı sebep kabul olunur." Madde gerekçesinde de haklı sebep bağlamında "Haklı sebepler sınırlı sayı (numerus clausus) değildir. Tasarıda yer alan örnekler, haklı sebeplerin bu örnekler çerçevesinde belirlenmesini gerekli kılmaz. Şirketin finansal menfaatleri, ödeme dar boğazından kurtulma, teknoloji alınması gibi sebeplerde haklı niteliktedir" ifadesine yer verilmiştir.

b. Yönetim Kurulunun Gerekçeli Raporu

Sınırlandırma veya kaldırma için gerekli olan bir diğer şart yönetim kurulunun rüçhan hakkının sınırlandırılmasının veya kaldırılmasının gerekçelerini bir raporla açıklamasıdır. Kanun maddesine göre "Yönetim kurulu, rüçhan hakkının sınırlandırılmasının veya kaldırılmasının gerekçelerini; yeni payların primli ve primsiz çıkarılmasının sebeplerini; primin nasıl hesaplandığını bir rapor ile açıklar. Bu rapor da tescil ve ilan edilir"

Yönetim kurulunun sermaye artırımında imzalayacağı beyan hususunda TTK m. 457’de yer alan hükme göre "Yönetim kurulu tarafından sermaye artırımının türüne göre bir beyan imzalanır. Beyan, bilgiyi açık, eksiksiz, doğru ve dürüst bir şekilde verme ilkesine göre hazırlanır. Beyanda; a) ... rüçhan hakları sınırlandırılmış veya kaldırılmışsa bunun sebepleri, miktarı ve oranı; kullanılmayan rüçhan haklarının kimlere, niçin, ne fiyatla verildiği hakkında belgeli ve gerekçeli açıklamalar yer alır".

Aynı kanun maddesinin aynı fıkrasında da rüçhan hakkının sınırlandırılması veya kaldırılmasına yönelik şu şekilde bir önlem getirilmiştir: "Rüçhan hakkının sınırlandırılması ve kaldırılmasıyla, hiç kimse haklı görülmeyecek şekilde, yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz." Böylece bir kısım pay sahibini hak kaybına uğratacak şekilde rüçhan hakkı sınırlandırılamayacak pay sahipleri arasında eşitlik korunmuş olacaktır. " Söz konusu kuralla bazı pay sahiplerinin aleyhine yapılan grup içi yapısal değişikliklerin ve pay oranlarının sulandırılmasının önlenmesi amaçlanmıştır. Bu hüküm ayrıca, eşit işlem, hakların sakınılarak kullanılması, çoğunluk gücünün haklılıkla sınırlandırılmış bulunduğu ilkelerine açıkça vurgu yapmaktadır." Bu hususta Yargıtay 11. Hukuk Dairesi; "Ortaklığın çıkarları veya ihtiyacının zorunlu olmamasına karşın sermaye artırım kararı ile bir kısım paydaşların rüçhan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veya dolaysız sınırlanır veya tamamen kaldırılırsa esas sermaye artırımı kararlarının objektif iyiniyet kurallarına uygunluğundan söz edilemez."[6] tespiti önem taşımaktadır.

Ek olarak eğer rüçhan hakkı kaldırıldıysa TTK m. 465 hükmü uyarınca "Esas sözleşme; ...d) Mevcut pay sahiplerinin rüçhan haklarının kaldırılmış bulunduğunu ve bunun miktarını... içerir" hükmüne yer verilmiştir.

Kayıtlı Sermaye Sisteminde Rüçhan Hakkı

Bu aşamaya kadar esas sermaye sistemini benimsemiş anonim şirketlerdeki rüçhan hakkını değerlendirdik. TTK 461/2 devamında kayıtlı sermaye sistemini benimsemiş anonim şirketlerde rüçhan hakkına yönelik şu hükme yer verilmiştir: "Nisaba ilişkin şart dışında bu hüküm kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulu kararına da uygulanır." Böylece yukarıda değindiğimiz koruyucu ilkelere kayıtlı sermayeyi kabul etmiş kapalı şirketlerde yönetim kurulu da uymak zorundadır.

Rüçhan Hakkının Kullanılması

TTK m. 461/3 uyarınca; "Yönetim kurulu yeni pay alma hakkının kullanılabilmesinin esaslarını bir karar ile belirler ve bu kararda pay sahiplerine en az on beş gün süre verir. Karar tescil ve 35 inci maddedeki (…) (1) gazetede ilan olunur. Ayrıca şirketin internet sitesine konulur." Madde gerekçesine baktığımızda bu fıkra ile yönetim kuruluna emir verildiği ifade edilmekte olup yönetim kurulu on beş günlük kullanma süresi vererek görevini kanuna uygun olarak yerine getirmiş olmayacağı kurulun hakkın "kullanılabilmesi" ne elverişli olan süreyi vermesi gerektiği söylenmiştir.

Rüçhan Hakkının Devri

Aynı kanun maddesinin dördüncü fıkrasına göre rüçhan hakkının devredilebilmesi de mümkün kılınmıştır. Gerekçede bu fıkra ile bazı tereddütleri ortadan kaldırmanın ve bazı hukuka aykırı uygulamalara engel olmanın amaçlandığı dile getirilmiştir. Devir kapsamında da aynı kanun maddesinin 5. fıkrası ile önlem alınarak devir yasakları gerekçe gösterilerek devretme hakkı engellenemeyecektir; "Şirket, rüçhan hakkı tanıdığı pay sahiplerinin, bu haklarını kullanmalarını, nama yazılı payların devredilmelerinin esas sözleşmeyle sınırlandırılmış olduğunu ileri sürerek engelleyemez." İfade ediliş tarzından da anlaşılacağı üzere bu fıkra sadece pay sahiplerinin rüçhan haklarını korur; pay sahibi olmayıp devraldığı rüçhan haklarını kullanan kişiler bu ilkeden yararlanamaz. Gerekçede bundan yararlanabilmeleri için şöyle bir yol gösterilmiştir; "Pay Sahibi olmayan herhangi bir kişinin devren haiz olduğu rüçhan haklarını kullanmasına Tasarı 491, 492 ve 493’üncü maddelere konulmaları olanağı tanınmış bulunan bağlama hükümlerine dayanılarak engel olunabilir."

Sonuç Olarak

Her pay sahibine, sermaye artırımından sonra dezavantajlı duruma düşmemeleri bakımından rüçhan hakkı tanınmıştır. Rüçhan hakkı pay sahiplerine mevcut paylarının sermayeye oranına göre yeni pay alma hakkı sağlamaktadır. Rüçhan hakkı sermaye artırım kararının alınmasıyla doğar ve sadece dış kaynaklardan yapılan sermaye artırımında ortaya çıkar. Rüçhan hakkında oransallık ilkesi geçerlidir. Rüçhan hakkının devredilmesi mümkündür. Rüçhan hakkının sınırlandırılması hatta kaldırılması da mümkündür. Fakat rüçhan hakkının sınırlandırılması ve kaldırılması yoluyla kimse haklı görülmeyecek şekilde yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz.

Av. Sibel ÖZTÜRK – Stj. Av. Şüheda AYGÜN

------------------

[1] Yargıtay 11. HD. 03.06.1994 E.1994/2551, K. 1994/4617 sayılı kararı.

[2] Yargıtay 14.12.1982 tarihli, 1982/4988 E. ve 1982/5387 K. sayılı kararı.

[3] Yargıtay 14.12.1982 tarihli, 1982/4988 E. ve 1982/5387 K. sayılı kararı.

[4] Yargıtay 11. HD. 03.06.1994 tarihli, 1994/2551 E. ve 1994/4617 K. sayılı kararı.

[5] Yargıtay 11. HD. 03.06.1994 tarihli, 1994/2551 E. ve 1994/4617 K. sayılı kararı.

[6] Yargıtay 11. H.D. 17.03.2015 tarihli, 2014/6070 E., 2015/3692 K. sayılı kararı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.