banner567

GİRİŞ

Bir hukuki işlemin başka biri adına gerçekleştirmek, temsilin en genel tanımıdır. Gerçek kişiler gerçek kişilerle temsil edildiği gibi, tüzel kişiler de tüzel kişiler ya da gerçek kişi tarafından temsil edilir. Anonim şirketlerde gerçekleştirilen temsile bakıldığında, yönetim kurulu tarafından temsil ediliği görülmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nda yer verilen düzenleme uyarınca yönetim kurulunun anonim şirketi ne şekilde ve hangi sınırlar kapsamında temsil edileceği belirlenmiştir. Bu belirtilen hususlar doğrultusunda, söz konusu temsil edilen şirketin hangi alanda ticari faaliyet gösterdiği, nelerden sorumlu tutulduğu ve konu kapsamında temsil yetkisinin neler olduğuna ilişkin düzenlemelerde bulunulmuştur.

Kanunda yer bulan diğer düzenlemeler ise temsil yetkisinin ne şekilde ve nasıl kullanılacağına ilişkin olup, temsil yetkisinin hangi şartlar altında devredileceği, devrin sınırları ve kapsamı da belirlenmiştir. Yönetim kurulu tarafından gerçekleştirilen bu temsil işleminin ne şartlarda kullanılabileceği ve temsil yetkisinden doğan sorumluluğun ne şekilde gerçekleştirileceği de kanunda yer verilen düzenlemelerdendir. Çalışmamızın ilk bölümünde, anonim şirketlerin yönetim kurulunca temsili ne şekilde gerçekleştirildiği, anonim şirketlerde yönetim kurulu yapısının ne şekilde yapıldığına ve yönetim kurulunun temsil yetkisi ve kapsamı üzerinde durulmuştur. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise temsil yetkisinden doğan sorumluluğun neler olduğu ve bu sorumluluğun ne şekilde ortaya çıktığı ve sorumluluğa ilişkin şartların neler olduğundan bahsedilmiştir.

INTRODUCTION

Performing a legal transaction on behalf of someone else is the most general definition of representation. Legal persons are represented by natural persons or real persons as natural persons are represented by natural persons. When the representation in joint incorporated companies is examined, it is seen that it is represented by the board of directors. In accordance with the regulation in the Turkish Commercial Code, it has been determined how the board of directors will be represented in the form and limits of the joint stock company. In line with these issues, arrangements have been made in the field in which the company is represented and what is held to be responsible for what is represented.

Other regulations included in the law are related to how and how the representation authority will be used, the conditions under which the power of representation will be transferred and the limits and scope of the period. It is one of the regulations included in the law that the representation process used by the Board of Directors can be used in such conditions and how the responsibility arising from the representation authority shall be realized. In the first part of our study, the way in which the joint incorporated companies are represented by the board of directors, the structure of the board of directors in the incorporated companies and the representation and scope of the board of directors are discussed. In the second part of our study, what is the responsibility arising from the representation authority and the manner in which this responsibility arises and the conditions related to the responsibility are mentioned.

BİRİNCİ BÖLÜM

ANONİM ŞİRKETLERİN YÖNETİM KURULUNCA TEMSİLİ

I. ANONİM ŞİRKETLERİN YÖNETİM KURULUNCA TEMSİLİ

1. Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu

Kanunda ticari şirketlerden sayılan anonim şirketi, sermayesi paylara bölünmüş şirketlerden sayılır[1]. Bu paylar nama ya da hamiline yazılı olur ve bu paylar gerçek kişilere ait olabildiği gibi tüzel kişilere de ait olabilir. Anonim şirketin kurulması için kanunda belirtilen kurucu şartı[2], pay sahibi kişilerin kaç kişi olacağına yönelik düzenlemeye de yer verilmiştir. Anonim şirketlere ilişkin Türk Ticaret Kanun’da yer verilen tanıma bakıldığında[3] sermayenin paylara bölünmüş olduğundan ve pay sahiplerinin sorumluluğunun ne şekilde olması gerektiğine ilişkin düzenlemede bulunulmuştur[4].

Anonim şirketlerde yönetim kurulu, Türk Medeni Kanunu’nda belirtildiği gibi organ niteliğine haiz olup şirketin yönetimine ilişkin kararlar almaya yetkili olduğu gibi şirketin temsil edilmesinden de sorumludur. Yönetim kurulunun sahip olduğu bu yetki uyarınca, şirket adına işlemler gerçekleştirmeye yetkilidir ve şirket adına hak ve borç altına girme ehliyeti mevcuttur[5]. Yönetim kurulunun sahip olduğu bu yetkiyle birlikte şirkete ilişkin gerçekleştirilen diğer işlemleri de kontrol ve düzenleme yetkisi bulunmaktadır.

Yönetim kurulunun ne şekilde oluştuğuna bakıldığında, yer verilen eski düzenlemede yönetim kurulu en az üç kişinin genel kurul tarafından seçilmesi sonucunda meydana gelmekteydi. Getirilen yeni düzenleme[6] uyarınca yönetim kurulu üyesinin sayısına yönelik bir değişikliğe gidilerek bir veya daha fazla kişi olma şartı aranmıştır. Yönetim kuruluna ilişkin getirilen bir diğer düzenleme ise yönetim kurulunda yer alan üyelerin gerçek kişi olabildiği gibi tüzel kişilerden de oluşabileceğine ilişkindir[7].

Kanunda yer verilen bu yeni düzenlemeyle birlikte yönetim kurulu üyelerinin şirkete ilişkin pay sahibi olması da gerekmeksizin gerçek ve tüzel kişiler, şirketin yönetim kurulunda yer alabilir[8]. Kanaatimizce, getirilen bu düzenlemeyle birlikte anonim şirketlerin yönetiminde tüzel kişilerin önünün açılması, şirket yönetiminin daha geniş bir kitle tarafından daha doğru şekilde işlemler yapılmasına olanak sağlamış ve yönetime ilişkin bu alanda tecrübeli kişilerin şirket yönetimine katılmasının önü açılmıştır.

TTK 359’da yer verilen düzenlemede, yönetim kurulu üyelerinin seçiminin genel kurul kararıyla gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Seçilen yönetim kurulu üyeleri seçilen görev süresi boyunca görevlerini gerçekleştirir. Bazı durumlarda ise yönetim kurulu seçimi tamamlama ile yapılmaktadır ve bu yöntemle yöentim kurulunda yer alan kişiler, seçilerek yönetim kuruluna girmiş kişiler gibi aynı hak sorumluluklara sahip olarak şirketi temsil yetkisine haiz olurlar. Seçilen kişiler bir bütünlük içinde şirketi temsil eder ve kararlar ortaklaşa alınır[9].

Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyesi, görevi sona ermeksizin görevine son verilmek amacıyla azledilebilir. Anonim şirkete ilişkin alınan kararlara uygun davranmadığı sürece genel kurul tarafından azledilebilmesi mümkündür[10]. Azledilen kişinin yerine genel kurul tarafından başka bir gerçek ya da tüzel kişilik atanır ve yönetim kurulunda yerini alır. Azil konusunda dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır ki, azlin haklı nedene dayaranak gerçekleştirilmesidir.

Kimi durumlarda anonim şirketlerde, belirli grupların temsil edilmesi de gereklidir. Bu düzenleme TTK’da ilk defa getirilen bir düzenleme olup[11], bu düzenlemenin şirket tarafından uygulanabilmesi, şirketin esas sözleşmesinde bu hususa ilişkin hükmün açıkça yer alması gerekir[12]. Yer verilen bu düzenlemeyle birlikte temsil edilecek grupların neler olacağı ve ne şekilde, hangi sınırlamalar içerisinde temsil edileceklerine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş olması gerekir.

2. Yönetim Kurulu Temsil Yetkisi ve Kapsamı

Üçüncü kişilere karşı şirket adına hak ve borç altına girerek hukuki işlemlere konu olacak fiilerde bulunmak olarak tanımlanabilecek temsil[13], anonim şirketlerde yönetim kurulunun temsil yetkisine ve temsilin kapsamına bakıldığında TTK 365. maddede düzenlendiği görülmektedir[14]. Yönetim yetkisinin kullanılmasıyla birlikte iç ilişki açısından şirketi yönetme yetkisine sahip, dış ilişki uyarınca şirketi üçüncü kişilere karşı temsil eden yönetim kurulu, gerçekleştirdiği işlemler neticesinde şirketi hak ve borç altına sokan faaliyetler ortaya koyar.

Anonim şirketin tek kişi tarafından temsil edildiği hallerde tek imza, birden fazla kişinin yönetim kurulunda yer aldığı durumlarda ise çift imza uygulaması söz konusu olur[15]. Şirketin temsilinde çift imzanın kimler tarafından kullanılacağına ilişkin bir düzenleme kanunda yer almamakla birlikte, bu hüküm emredici nitelikte bir düzenleme olmadığından dolayı şirket ana sözleşmesinde çift imza düzenlemesinin aksine bir düzenlemeye yer verilmesi de mümkündür[16].

Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin şirketi temsil ederken temsil yetkisinin kapsamına bakıldığında, Yönetim Kurulunun bu yetkisi anonim şirketin faaliyet gösterdiği, işletme konusuna dâhil edilebilecek tüm işlemleri yapma yetkisine haizdir. Yönetim kurulu üyeleri, üçüncü kişişlerle gerçekleştirdiği işlemlerde eğer ki söz konusu gerçekleştirilen işlem, şirketin konusu dışında kalan bir işlem olsa dahi bu işlemler de şirketi bağlayıcı özelliği vardır meğerki üçüncü kişi bu işlemin şirketin faaliyet alanına ilişkin bir işlem olduğunu düşünsün[17]. Kanunda getirilen yeni düzenleme uyarınca ultra vires ilkesi yer almadığı için şirketin işleyişine ilişkin yönetimde temsil etme hakkına haiz kişilerin gerçekleştirebileceği işlemlere yönelik ortaya çıkan sonuçlara ilişkin sınırlandırmaya son verilmiştir[18].

Anonim şirketlerde temsil yetkisi şirketin esas sözleşmesiyle düzenlenebilir. Bu düzenlemeyle birlikte, yönetim kurulunda yer alan üyelerin gerçekleştirdiği işlemlerin şirket açısından bağlayıcılığı olması için gerçekleştirilen işlemin yönetim kurulunun yetkisindeki işlemlerden olmaması, şirketin esas faaliyetine özgü bir işlem olması gerekmektedir[19]. Bu sınırlamaya ilişkin husus kanunda düzenlenmiş[20] olup, şirket temsilcileri tarafından gerçekleştirilen işlemlerin şirketin faaliyet alanı içinde sınırlanması öngörülmüştür.

Yönetim kurulu üyelerinin şirketi temsiline ilişkin birtakım sınırlamalar getirilmesine karşın, sınırlamanın getirilmeyeceği hususlar da mevcuttur. Yönetim kurulu üyeleri tarafından gerçekleştirilen temsil, üçüncü kişilere karşı olduğundan dolayı üçüncü kişilerin menfaatlerine ilişkindir. Bu nedenle, şirketin iç düzenlemeleriyle temsile ilişkin bir sınırlama getirilmiş olsa da, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı böyle bir sınırlamanın gerçekleştirilmesi amacıyla bu sınırlamanın ilan edilmesi söz konusu olmaz[21]. Söz konusu düzenlemenin aksine bir işlem yapıldığında, bu durumda iyi niyetli üçüncü kişilerin sahip olduğu bu hakkın önüne geçilmiş sayılır ve burada dikkat edilmesi gereken nokta üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmadığını belirlemeye yöneliktir[22].

Yönetim Kurulunda yer alan kişilerden kimlere temsil yetkisi verileceğine ilişkin yapılan düzenleme uyarınca[23], temsil yetkisi yönetim kurulu tarafından şirkette yer alan ve belirtilen kişilere devredilmesi de mümkündür ve bu durumda sorumluluk da kapsamı devam eder[24]. Eğer ki bu temsil yetkisi yönetim kurulu tarafından, yönetim kurulu üyesi olmayan bir kişiye verilmişse temsil yetkilisinin getireceği sınırlama yönetim kurulu üyelerinin sahip olduğu yetki sınırlamasına ilişkin olamaz[25].

İKİNCİ BÖLÜM

TEMSİL YETKİSİNDEN DOĞAN SORUMLULUK

II. TEMSİL YETKİSİNDEN DOĞAN SORUMLULUK

1. Temsil Yetkisinden Doğan Sorumluluk

Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyesi olma temsil yetkisine sahip olma hakkı getirilen yeni düzenlemeyle birlikte tüzel kişilere de tanınmıştır. Yer verilen bu düzenleme uyarınca özel kişilerin bu temsil yetkisinden kaynaklanan sorumluluğu bulunduğu gibi tüzel kişilerin de temsil yetkisinden kaynaklanan sorumlulukları mevcuttur[26]. Yönetim kurulu üyelerinin temsilden kaynaklanan sorumluluğuna bakıldığında bu sorumluluğun nedeni şirketin hukuki açıdan temsil etmelerinden kaynaklanmaktadır.

Yönetim kurulunun sahip olduğu bu yetkiyle birlikte gerçekleştirdiği tüm hukuki işlemlerde meydana gelen hak ve borçlardan anonim şirket sorumlu olur ve tüm işlemler onun adına gerçekleştirilmiş sayılır. Bu nedenle de yapılan bu işlemlere karşı yönetim kurulu üyeleri şahsi olarak sorumlu olmaz, yapılan işlemler şirket için bağlayıcıdır[27]. Dahası, yönetim kurulu üyelerinin şirkete ilişkin bir işlem gerçekleştirirken yapmış oldukları haksız fiilerden bile anonim şirketin olduğu düzenlenmiştir[28].

Yönetim Kurulu üyelerinin şirketi temsile ilişkin sorumlulukları TTK’da yer verilen hükümlerin yanı sıra TMK’da yer verilen dürütlük ve iyiniyet kuralları ve TBK’da düzenlenen sözleşmeye aykırılık hükümleri de uygulama alanı bulmaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin şirketi temsilinden sorumluluğuna ilişkin yer verilen düzenlemenin esas amacı, yönetim kurulu tarafından verilen kararların şirketin devamlılığına ilişkin önemli kararlar almasından kaynaklanır. Bu nedenle, hem yönetim hem de temsil yetkisine sahip yönetim kurulunun aldığı kararların şirketi bağlayıcılığı açısından sorumlu tutulmaları esastır[29].

Yönetim kurulunun şirketin temsiline ilişkin eylemlerde bulunduğu zamanlarda sorumluluğun azalması için şiketin görevlerine ilişkin görevler dışında faaliyette bulunmamaları gerekir. Her ne kadar yönetim kurulu üyeleri, şirketi temsil etmelerinden kaynaklı işlemlerde bulunurken sorumluluk anonim şirkete ait de olsa şirketin rücu hakkı bulunmaktadır ve bu durumda işlemi gerçekleştiren yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olacağı söylenebilir[30].

Şirketin işleyişine ve alınan kararlara yönelik eylemlerde bulunan Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğu kanunda düzenlenmiş[31] olup, bu sorumluluk iç ilişkiye dayalı nedenlerden ötürü olabileceği gibi üçüncü kişilere karşı dış ilişkiye yönelik de olması mümkündür. İç ilişkiye dayalı sorumlulukta şirketin içeriğine ve işleyişine yönelik uygun olmayan beyanlarda bulunulması ya da işlemlere aykırı nitelikte bilgi ve belge düzenlenmesi halinde sorumlulukları olmaktadır. Sermayeye ilişkin yanlış beyanda bulunan yönetim kurulu üyelerinin de sorumluluğu bulunmaktadır[32]. Bu duruma ilişkin yanlış beyanda bulunulması halinde, şirketin ya da üçüncü kişilerin görmüş olduğu zararlardan beyanı bulunan kişiler sorumludur.

Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğunu genel kurulun almış olduğu karar neticesinde ya da pay sahiplerinin talebi üzerine sona erer. Aynı şekilde, yönetim kurulu üyesinin/üyelerinin kusursuz olduğu ispatlanırsa, bu durumda da sorumlulukları sona erer. Bunun yanı sıra, yönetim kurulu üyesi / üyeleri tarafından gerçekleştirilen eylem neticesince bir zarar meydana gelmemişse, bu halde de sorumluluğun oluşmayacağı ortadadır[33].

Yönetim kurulu üyesinin/üyelerinin sorumluluğunu sona erdiren durumlardan biri de ibradır. Genel kurul tarafından bu karar verildiğinde sorumlu kişi/kişilerin gerçekleştirmiş oldukları eylemlerden doğan sorumluluğu sona ermektedir[34]. İbranın genel kurulun bilgisine sunulmuş, açıklanmış, belgelendirilmiş ve ortakların anlayacağı şekilde yapılmış olması gerekir, ibra yalnızca genel kurulda ifade edilen hallerle sınırlıdır. Çünkü ibra kararı verildikten sonra geri alınamaz, kararın verilmesiyle birlikte yönetim kurulunun kazanılmış hakkı meydana gelir[35].

Yönetim kurulu üyelerinin birlikte sorumlu tutulması için, devir yetkisini kullanan kişinin gereken özen ve yükümlülüğü göstermemesinden ötürü sorumluluğunun bulunmasından kaynaklanır. Bu da dikkat edilmesi gereken unsur, devir yetkisini kullanan kişinin gereken özeni göstermesi gerekir ki sorumluluktan kurtulabilsin[36]. Bu duruma ilişkin somut olay göz önünde bulundurulmalıdır.

Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin değerlendirilmesi gereken diğer bir unsur ise ultra vires kuralıdır. Eski düzenlemelerde yer alan ultra vires kuralı, TTK’da düzenlenmemiş olup, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin şirketi temsilinde bu kural kaldırılmıştır.

TTK’da kapsam ve sınırlara ilişkin düzenlemede ultra vires ilkesinin olmadığı görülmektedir ve maddenin gerekçesine bakıldığında[37] ise söz konusu sınırlamanın iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülememesinden ve imzaya ilişkin durumlar yer almaktadır[38]. Eksi düzenleme ve yeni düzenlemeye bakıldığında, yeni düzenlemenin şirketin amacı ve işletmenin konusunda giren her türlü işi kapsadığı belirtilmiştir. Yargıtay’ın bu konuya ilişkin kararı[39] isabetli olup, uygulamaya yönelik alınmış bir karardır. Verilen bu karar uyarınca ultra vires ilkesi, davacı şirket ortakları tarafından öne sürülebilecektir.

2. Sorumluluğa İlişkin Şartlar

Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin şirketi temsili esnasında gerçekleştirmiş olduğu hukuki işlem ve eylemler neticesinde doğrudan olmasa da şirketin rücu hakkı bulunması nedeniyle üye / üyelerin sorumlu olduklarından bahsetmek mümkündür. YK üyelerinin sorumlu tutulabilmeleri için kusura dayanan bir eylem gerçekleştirmiş olmaları gerekir ve eylemin, şirketi temsil ettiği sırada meydana gelmelidir[40].

Anonim şirketlerde YK üyeleri kusura dayanarak gerçekleştirdikleri eylemin yanı sıra sözleşmeden doğan sorumlulukları da söz konusu olabilir. Şirket ana sözleşmesi veya kanunun yükümlülüğünü yerine getirmemekten dolayı sorumlu olabilmesi mümkündür. YK’nın bu sorumluluğu hem şirketin iç işleyişine yönelik olabileceği gibi, üçüncü kişilerle gerçekleştirilen işlemlere karşı olması da mümkündür. Ancak bu sözleşmenin ne şekilde olduğu ve şirkete ilişkin tüm sözleşmeleri kapsayıp kapsamadığına dair farklı görüşler de mevcuttur[41].

YK üyelerinin sorumluluğu kapsamında değerlendirilecek başka bir husus da müteselsil sorumluluğa ilişkindir. Bu düzenlemeyle birlikte YK üyeleri arasında tam teselsül olduğu görülür ki, üyeler arasındaki kusurun derecesine dikkat edilmeksizin zararın karşılanması talep edilebilir. Ancak belirtmek gerekir ki, bir kamu tüzel kişisi tarafından YK üyesi atanmışsa, bu durumda bu kişinin müteselsil sorumluluğundan bahsedilmez. Bunun dışındaki tüm durumlar için YK üyeleri arasındaki sorumluluğa ilişkin düzenlemeler emredici niteliktedir ve şirket ana sözleşmesinde yer verilen hükümlerle birlikte müteselsil sorumluluğun kaldırılması istenemez ve söz konusu olmaz[42]. Kanımızca bu düzenlemenin amacı, YK üyelerinin görevlerini yerine getirirken sorumluluktan kaçmayıp gereği şekilde işlemleri yerine getirmesine ilişkin bir hükümdür ve bu nedenle aksinin düzenlenmesinin önüne geçilmiştir.

YK’nın sorumlu tutulabilmesi için kusurun oluşması gerekir. Ortaya çıkan bu kusurun derecesi önemli olmadığı gibi hafif ya da ağır kusur neticesinde ortaya çıkan durumlardan sorumlu tutulurlar. Bu sorumluluktan kurtulmak için sorumsuzluğun kanıtlanması gerekir. YK üyelerinin gerçekleştirdikleri işlemlerden dolayı sorumlu tutulabilmesi için zararın meydana gelmesi gerekir. Bu zarar malvarlığında azalma şeklinde görülebildiği gibi malvarlığının artmasını engelleyici nitelikte de olabilir. Bu zarar üçüncü kişilere yönelik gerçekleştirilmiş olabilir ya da şirketin iç işleyişine yönelik ve malvarlığının artmasını engelleyici nitelikte de olabilir. Zarara uğrayanın pay sahipleri ve şirket alacaklıları olduğu zamanlarda asli zarar söz konusu olur[43].

YK üyelerinin sorumluluğu sözleşme ilişkisine dayanan sorumluluk neticesinde ortaya çıkabileceği gibi ceza hukukuna ilişkin sorumluluğun da oluşması söz konusu olabilir. Buna göre, sözleşmeye aykırı fiiler varsa bunların ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Görevle bağdaşmayan fiiler neticesinde bir meydana gelen bir zarar varsa bunların da haksız fiil kapsamında değerlendirilir. Sözleşmesel sorumluluğun şartlarına ilişkin ibarelere kanunda yer verilerek[44] sözleşmeye aykırı davranılması, zarar ve illiyet bağının bulunması gerekir.

SONUÇ

Türk Ticaret Kanunu’nda getirilen düzenlemeler uyarınca, şirketlerin yapısı ve işleyişine yönelik birtakım değişiklikler de söz konusu olmuştur. Bu değişiklikler, anonim şirketin yapısını ve yönetim kurulunu da kapsamaktadır. Anonim şirketlerin yönetim kurulunda yalnızca özel hukuk kişileri yer alırken, yeni düzenlemeyle birlikte tüzel kişilerin de yer alabileceği kararlaştırılmışıtır. Bu duruma yönelik bulunulan açıklamada ise, şirketlerin yönetim kapasitesinin arttırılması ve yönetimin profesyonellere bırakılması fikri vardır. Bu anlayışla birlikte gerçekleştirilen değişiklikler uyarınca anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin şirketi temsilinden bahsederken tüzel kişilerden de bahsetmek mümkün hale gelmiştir.

Getirilen yeniliklerden biri de yönetim kurulu üyelerinin şirket yönetimine ilişkin hakları, yönetim kurulu olmaksızın üçüncü kişi veya kişilere devrebilmesi sağlanmıştır. Bu devir, hakların tamamına ya da bir kısmına ilişkin olarak gerçekleştirilebilmektedir. Belirtmek gerekir ki bu devir, temsil yetkisini kapsamamaktadır ki kanunda yer alan yeni düzenlemeler de temsil yetkisinin yönetim kurulu üyelerinde kaldığını göstermektedir.

Anonim şirketlerde temsile yetkili kişiler, şirketin amacı ve konusuna ilişkin işlem ve eylemleri gerçekleştirebilme hakkına haizdir. Yönetim kurulu temsilcileri tarafından yapılan tüm işlemler anonim şirket adına yapılır ve bağlayıcılığı vardır. Yönetim kurulu üyelerinin temsil yetkisi sınırlı değildir, şirketin konusuna girmeyen işler ve hukuki işlemleri de kapsamakla birlikte temsil yetkisinin sınırlandırıldığı iddia edilse bile bu iddia iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi söz konusu değildir. Bu durumun istisnası olarak, temsil yetkisinin yalnızca merkeze ya da şubeye ilişkin şekilde kısıtlandığı ya da sınırlandırıldığı ileri sürülürse, bu durumda söz konusu sınırlandırmaların geçerli olacağından bahsedilebilir.

KAYNAKÇA

Altaş, Soner, “Yeni Türk Ticaret Kanununa Göre Anonim Şirket Yönetim Kurulunun Yönetim ve Temsil Yetkisinin Kapsamı ve Devri”, İSMMMO Dergisi, s. 91-107, İstanbul, 2011.

Bahtiyar, Mehmet, “Ortaklıklar Hukuku”, Beta Yayınları, 8. Baskı, İstanbul, 2014.

Dedeağaç, Ender, “Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu ve Sorumluluğu”, Ankara Barosu Dergisi, Ankara, 2013.

Günay, Yavuz Selim, “Anonim Şirketlerin Temsili”, On İki Levha Yayınları, 1. Basım, İstanbul, 2018.

Güney, Selçuk Hakan, “6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Temsil Yetkisi” İstanbul Ticaret Üniversitesi Dış Ticaret Enstitüsü, İstanbul, 2017.

Güney, Necla Akdağ, “6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Anonim Şirket Yönetim Kurulu”, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2012.

Kaplan, İbrahim, “6102 Sayılı YTTK Hükümlerine Göre Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyeleri ve Diğer Üst Yöneticilerin, Şirkete, Ortaklara ve Şirket Alacaklarına Karşı Hukuki Sorumluluğu”, Ankara Üni., Hukuk Fak. Dergisi, S. 65 (4), 3493-3510, Ankara, 2016.

Poroy, Reha & Tekinalp Ünal & Çamoğlu, Ersin “Ortaklıklar Hukuku”, Vedat Kitapçılık, 14. Baskı, İstanbul, 2019.

Pulaşlı, Hasan, “Şirketler Hukuku Genel Esaslar”, Adalet Yayınları, 5. Baskı, Ankara, 2017.

Uysal, Levent, “6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu Tasarısı Kapsamında Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu”, TBB Dergisi, S. 81, s. 1-34, Ankara, 2009.

ELEKTRONİK KAYNAKLAR

http://www.ticaretkanunu.net/ttk-madde-359/

https://www.kazanci.com.tr/

http://www.ticaretkanunu.net/ttk-madde-371/

Anahtar Kelimeler: Anonim Şirket, Yönetim Kurulu, Temsil, Temsil Yetkisi, Şirket Temsili.

Keywords: Incorporated Company, Administrative Board, Representation, Representation, Company Representation.

----------------------------------------------

[1] Türk Ticaret Kanunu Madde 124/2: “Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır.”

[2] Türk Ticaret Kanunu Madde 338: “(1) Anonim şirketin kurulabilmesi için pay sahibi olan bir veya daha fazla kurucunun varlığı şarttır.”

[3] Türk Ticaret Kanunu Madde 329: “(1) Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir.

(2) Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile ve şirkete karşı sorumludur.”

[4] Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, 2014.

[5] Bahtiyar, a.g.e., 2014.

[6] Türk Ticaret Kanunu Madde 359/1: “Anonim şirketin, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu bulunur.”

Türk Ticaret Kanunu’nun 359. maddesinin ilk fıkrasında getirilen bu düzenlemenin gerekçesine bakıldığı zaman şu açıklama yer almaktadır. “Birinci fıkra: (a) Yönetim kurulunun en az üç üyeden oluşacağına ilişkin mevcut hüküm terk edilerek bir üyeli yönetim kuruluna olanak tanınmıştır. Bunun sebebi, bir taraftan, sistemde tek paysahipli anonim şirkete yer verilerek birçok AB ülkesinin aynı kuralı uygulamakta olması dolayısıyla AB hukuku ile uyum sağlanması, diğer taraftan da, küçük anonim şirketler ile ana şirketlerde, daha kolay yönetme yöntemlerinin uygulanmasına olanak tanınmasıdır… Hele Tasarıda öngörüldüğü üzere tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olabildiği bir sistemde önemli bir anlam kazanmaktadır. Tek kişi ile kurul ifadesini çelişki yaratabileceği de düşünülmemelidir. Çünkü buradaki “kurul” kelimesi birden ziyade kişiden çok, “organ”a işaret etmektedir. Modern şirketler hukuku anlayışında kurulun birden çok kişi anlamı gün geçtikçe vurgusunu yitirmektedir. Tek üyeli yönetim kurulu birçok komite ve komisyonla birlikte çalışıp bir yönetim örgütü oluşturabilir… Bu kuralın esneklik ve kolaylık sağlayacağı ve özellikle topluluk oluşturulmasında, kurumsallaşmada ve hatta profesyonelleşme ile bölünmelerde yararlı olacağı düşünülmüştür.” (http://www.ticaretkanunu.net/ttk-madde-359/, E.T. 04.04.2019)

[8] Güney, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Anonim Şirket Yönetim Kurulu, 2012.

“Davalı, şirketin esas sözleşmesinin önceki ve değişik 8. maddesi ancak hissedarların Yönetim Kuruluna seçileceğini öngörmektedir. Anonim Ortaklık'da esas sözleşme ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmalarının zorunlu kılınmasının önünde bir engel yoktur. ( Doç. Dr. Nejla Akdağ Güney, Anonim Şikret Yönetim Kurulu, Sayfa 25 ). Ayrıca 6102 sayılı TTKm.359 tahdidi hüküm niteliğinde değildir. Bir konu tahdidi bir şekilde düzenlenmediği sürece, konu hakkında tamamlayıcı nitelikte esas sözleşme hükümleri kararlaştırılabilir. Bu nedenle yönetim kuruluna seçilecek kişilerde esas sözleşme ile Kanun'un aradığı nitelikler dışında başka nitelikler de aranabilir. Örneğin pay sahibi veya asgari belli bir paya sahip olma gibi. Bu niteliklere ilişkin esas sözleşme hükümleri TTK'nın 359. maddesini tamamlayan sözleşme hükümleri olarak değerlendirilmelidir. Bu düzenlemeler TTK'nın 340. maddesine de aykırılık oluşturmaz.” Yargıtay 11. H.D. 2014/15813 E., 2015/8851 K., 7.7.2015 K. (E.T. 04.04.2019, kazanci.com)

[10] Poroy & Tekinalp & Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku, 2019.

[11] Türk Ticaret Kanunu Madde 360: “(1) Esas sözleşmede öngörülmek şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Bu amaçla, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabilir. Genel kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı gruba ve azlığa mensup adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde üye seçilmesi zorunludur. Bu şekilde tanınacak temsil edilme hakkı, halka açık anonim şirketlerde yönetim kurulu üye sayısının yarısını aşamaz. Bağımsız yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemeler saklıdır.”

[12] Poroy & Tekinalp & Çamoğlu, a.g.e., 2019.

[13] Altaş, Yeni Türk Ticaret Kanununa Göre Anonim Şirket Yönetim Kurulunun Yönetim ve Temsil Yetkisinin Kapsamı ve Devri, 2011.

[14] Türk Ticaret Kanunu Madde 365: “(1) Anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur. Kanundaki istisnai hükümler saklıdır.”

[15] Türk Ticaret Kanunu Madde 370: “(1) Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir.

(2) Yönetim Kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır.”

[16] Poroy & Tekinalp & Çamoğlu, a.g.e., 2019.

[17] Türk Ticaret Kanunu Madde 371: “(1) Temsile yetkili olanlar şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler. Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin rücû hakkı saklıdır.

(2) Temsile yetkili olanların, üçüncü kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi bağlar; meğerki, üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya durumun gereğinden, bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilsin. Şirket esas sözleşmesinin ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı açısından, tek başına yeterli delil değildir.”

[18] Pulaşlı, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, 2017.

[19] Pulaşlı, a.g.e., 2017.

[20] Türk Ticaret Kanunu Madde 371: “(3) Temsil yetkisinin sınırlandırılması, iyiniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez; ancak, temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine özgülendiğine veya birlikte kullanılmasına ilişkin tescil ve ilan edilen sınırlamalar geçerlidir.”

[21] Güney, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Temsil Yetkisi, 2017.

[22] Günay, Anonim Şirketlerin Temsili, 2018.

[23] Türk Ticaret Kanunu Madde 370: “(2) Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır.”

[24] “Ticaret Kanunu'nun 371/1. maddesinde; “Temsile yetkili olanlar şirketin amacına ve işletme konusuna giren her türlü işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket ünvanını kullanabilirler. Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolaysıyla şirketin rücu hakkı saklıdır.” hükmü bulunmaktadır… Davacı ortaklar kurulu kararı ile şubenin müdürü olarak atanmış ve şubeyi idare ve her konuda temsil hususunda yetkili kılınmıştır. Davacının yetki ve sorumluluğu şube işleri ile sınırlıdır. Ancak bu şekilde yapılan yetkilendirme daha ziyade şubenin idari konuları ve yönetimi ile ilgili olup, mali konularda ayrıca yetki verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Dolayısıyla şube müdürünün, kurumun prim borçlarından sorumlu tutulabilmesi için şubeyi hem mali hem de idari konularda temsil ve ilzama yetkili kılınmış olması gerekmektedir… üst düzey yönetici veya yetkilisi ile kanuni temsilci olarak sorumlu olup olmadığı tespit edilmeli, davacının mali konularda yetkisinin olmadığının tespiti halinde bu durumun davacı yönünden haklı sebep kabul edilmesi gerektiği bilinmeli, elde edilecek sonuç değerlendirilmek suretiyle karar verilmelidir.” Yargıtay 10. H.D. 2016/5423 E., 2018/3169 K., 09.04.2018 T. (E.T. 04.04.2019, kazanci.com)

[25] Güney, a.g.e., 2017.

Kaplan, 6102 Sayılı YTTK Hükümlerine Göre Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyeleri ve Diğer Üst Yöneticilerin, Şirkete, Ortaklara ve Şirket Alacaklarına Karşı Hukuki Sorumluluğu, 2016.

Kaplan, a.g.e., 2016.

Türk Ticaret Kanunu Madde 234: “(2) Bir ortağın şirkete ait görevlerini yerine getirirken işlediği haksız fiillerden şirket de doğrudan doğruya sorumludur.”

[29] Kaplan, a.g.e., 2016.

[30] Kaplan, a.g.e., 2016.

[31] Türk Ticaret Kanunu Madde 549: “Şirketin kuruluşu, sermayesinin artırılması ve azaltılması ile birleşme, bölünme, tür değiştirme ve menkul kıymet çıkarma gibi işlemlerle ilgili belgelerin, izahnamelerin, taahhütlerin, beyanların ve garantilerin yanlış, hileli, sahte, gerçeğe aykırı olmasından, gerçeğin saklanmış bulunmasından ve diğer kanuna aykırılıklardan doğan zararlardan, belgeleri düzenleyenler veya beyanları yapanlar ile kusurlarının varlığı hâlinde bunlara katılanlar sorumludur.”

[32] Türk Ticaret Kanunu Madde 550: “Sermaye tamamıyla taahhüt olunmamış veya karşılığı kanun veya esas sözleşme hükümleri gereğince ödenmemişken, taahhüt edilmiş veya ödenmiş gibi gösterenler ile kusurlu olmaları şartıyla, şirket yetkilileri, bu payları üstlenmiş kabul edilirler ve payların karşılıkları ile zararı faiziyle birlikte müteselsilen öderler. (2) Sermaye taahhüdünde bulunanların ödeme yeterliliğinin bulunmadığını bilen ve buna onay verenler, söz konusu borcun ödenmemesinden doğan zarardan sorumludurlar.”

[33] Uysal, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu Tasarısı Kapsamında Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, 2009.

[34] “Asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilleri, zamanaşımı def'inde bulunmuş, alınan ibra kararları sebebiyle sorumluluk davasının açılamayacağını, ibra kararlarının geri alınmasının sözkonusu olmadığını, asıl ve birleşen davada davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir… yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 Sayılı TTK'nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir…” Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/7737 E., 2018/1276 K. 22.2.2018 T. (E.T. 04.04.2019, kazanci.com)

[35] Uysal, a.g.e., 2009.

[36] Dedeağaç, “Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu ve Sorumluluğu”, 2013.

[37] “Birinci fıkra temsile yetkili olan kişilerin yapabilecekleri iş ve işlemlerin şirketin rücû edebilmesi ve edememesi yönünden sınırını göstermektedir. Ultra vires kuralı kalktığı için, artık şirketin hak ehliyetinin sınırını işletme konusu çizmemektedir. Şirketin hak ehliyetinin değil, imza yetkilisine rücû edeceği veya edemeyeceği sınırı, şirketin amacı ve işletme konusu belirler. Esas sözleşmenin konu hükmüne aykırı işlemlerle bu sınırın aşılması halinde şirketin rücu hakkı vardır. Başka bir deyişle, şirketin amacı ve işletme konusu dışında yapılan işlemler de, ikinci fıkrada açıkça belirtildiği üzere, şirketi bağlar, üçüncü kişiye karşı şirket sorumludur; ancak, sınırı aşan temsil yetkisini haiz kişiye karşı şirket rücu talebinde bulunabilir.” (http://www.ticaretkanunu.net/ttk-madde-371/, E.T. 05.04.2019)

[38] Pulaşlı, a.g.e., 2017.

[39] “...mahkemece TTK.’nun 415. ve 416. maddeleri ile yukarıdaki ilkeler gereğince davacının talebi değerlendirilerek öncelikle hisse devrinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi, hisse devrinin gerçekleşmediğinin anlaşılması halinde, dava konusu hisse devir sözleşmesindeki imzanın da davalı S.. M..'e ait olduğu anlaşılmakla tarafları bağlayacağı gözetilerek davacı tarafından ödenen hisse devir bedelinin davalı S.. M..'ten tahsiline karar vermek gerekirken, ultra vires ilkesinin ancak davacı şirket ortakları tarafından şirkete karşı ileri sürülebilmesinin mümkün olduğu göz önünde bulundurulmaksızın anılan bu ilkeye göre davacı şirketin, davalı şirket hisselerinin devrini isteyemeyeceğinden bahisle yazılı şekilde karar tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” Yargıtay 11. H.D. 2014/6567 E., 2014/16638 K., 3.11.2014 T. (E.T. 05.04.2019, kazanci.com)

[40] Dedeağaç, a.g.e., 2013.

[41] Dedeağaç, a.g.e., 2013.

[42] Dedeağaç, a.g.e., 2013.

[43] Kaplan, a.g.e., 2016.

[44] Türk Ticaret Kanunu Madde 553: “Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.

(2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.

(3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.