Askeri Yasak Bölgelere Girme Suçu 5237 Sayılı kanunun 332. maddesinde düzenlenmiş olup (1) Devletin askerî yararı gereği girilmesi yasaklanmış olan yerlere, gizlice veya hile ile girenlere iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. 

(2) Fiil, savaş zamanında işlenirse faile üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. şeklinde düzenlenmiştir.

Türk Ceza Kanunu 332. maddesinde yer alan düzenleme, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 135. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında yer alan suç tipine unsurları korumak suretiyle aynen yer verilmiştir. Demek ki yeni hükümde suç tipi ve kapsamı aynı olmak üzere farklı ifadelerle düzenlenmiştir.

KORUNAN HUKUKİ DEĞER

Bu suçun koruduğu hukuksal menfaatler; devletin güvenliği, devletin iç ve siyasal yararları ve milli savunmaya ilişkin menfaatlerdir. Diğer bir ifade ile askeri yasak bölgelere girme suçu ile devletin güvenliği ve askeri yararı gereği, girilmesi yasaklanan yerleri ve bu yerlerde bulunan bilgi, belge veya buna benzer devlet yararına ilişkin her türlü materyali korumak amacı taşıdığını söyleyebiliriz. [1]

SUÇUN FAİLİ

Suçun faili vatandaş veya yabancı herkes olabilir. Kanun koyucu bu konuda herhangi bir ayrım yapmamıştır. Kanun, belirli nitelikte kişilerin işleyebileceğini belirtmek istediğinde bunu açıkça yapmaktadır, dolayısıyla herhangi bir kişi, hangi sıfatla olursa olsun normun uygulanma alanına girmiş olmaktadır. Fail Türk ise; devlet memuru veya memur sıfatı bulunmayan bir kimse olabilir.

SUÇUN MAĞDURU

Kural olarak suçun mağduru toplumu oluşturan bireylerdir. Herkes bu suçun mağduru olabilecektir. Ancak mağdur, kanun gereği olarak, askeri yasak bölgeyi korumakla görevli askeri idaredir. [2]

SUÇUN MADDİ UNSURU

Suçun maddi unsurunun tespit edilebilmesi için öncelikle askeri yasak bölge deyiminden ne anlaşılması gerektiğinin belirlenmesi gerekir. Askeri yasak bölgeler, 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununun ikinci maddesinde sayılmıştır.

Buna göre; Askeri yasak bölgeler:

Madde 2 – Cumhurbaşkanı kararı ile askeri yasak bölgeler kurulabilir veya kaldırılabilir. Askeri yasak bölgeler 1 inci ve 2 nci derece askeri yasak bölge olmak üzere ikiye ayrılır. Birbirleriyle ilgili ve yakın askeri tesisler ve bölgeler için gerektiğinde ayrı ayrı yasak bölge tayin edilmeyip bu tesis ve bölgeler için müşterek ve bir bütün olarak askeri yasak bölge tesis edilebilir veya bu şekilde birleştirilmiş olanlar ayrılabilir. şeklinde düzenlenmiştir.

Maddeye göre askeri yasak bölgeler ibaresinden kara, deniz ve hava anlaşılmaktadır.

Kanun koyucu belirtilen bu yerlere gizlice veya hile ile girmeyi suçun maddi unsuru yani tipikliği olarak belirlemiştir yani kanunda sayılan yerlere girme ile suç gerçekleşecektir, fakat bu gizlice veya hile ile gerçekleşmelidir. Girme eylemine örnek olarak yasak bölgeye kaçan koyunun peşinden giden çobanın eylemi suçu oluşturmayacaktır. Çünkü burada maksat bu yönde değildir. Eğer bir kimse yasak bölgeye sahte izin belgesi kullanarak girerse burada hileli hareketi gerçekleştiğinden dolayı suçun vücut bulması gündeme gelecektir.

Bu suç tehlike suçudur, icrai hareket ile işlenir, ani suçtur. Devletin askeri yararı gereği yasaklanmış olan yere gizlice veya hile ile girildiği anda suç işlenmiş olur aysak yerde kalmak şart değildir.

SUÇUN MANEVİ UNSUR

Suçun manevi unsuru konusunda tartışma vardır. Şöyle ki, suçun manevi unsurunun genel kast olduğunu savunanlar karşısında, genel kast yanında “gizlilik içinde veya hile kullanarak, askerî güvenlik ve gizliliği ihlal etme” özel kastının da olması gerektiğini savunanlar bulunmaktadır. Suç taksirle işlenemez.

Maddi unsur “gizlice ve hile ile girmek” olup, kanun koyucu özel kast aramamıştır. Gizlice ve hile ile bu yerlere giren kişinin eyleminin devlet güvenliğini ve askeri yararlarını ihlal edeceğini kabul etmiştir. Kanaatimizce, suçun oluşumu için genel kast yeterli olup, bunun yanında özel kast aranmamalıdır.

HUKUKA UYGUNLUK NEDENİ

Söz konusu suç bakımından herhangi hukuka uygunluk nedeni bulunmamaktadır, çünkü maddi ve manevi unsuru oluşturan eylem gizlilik ve hiledir. Bu eylemlerin olduğu yerde bir iznin olmadığı aşikardır bu sebeple eylemler hukuka uygun hale getirecek bir durum söz konusu değildir. Fakat fiilde hata mümkündür. Örneğin fail gizlice veya hile ile girdiği yerin askeri yasak bölge olduğunu bilmiyor ise bu durumda fail hatadan yararlanır.

SUÇUN NİTELİKLİ HALİ

TCK 332/2. fıkrasında belirtildiği üzere fail fiili savaş zamanında işlerse kendisine yıldan 8 yıla hapis cezası verileceği düzenlenmiştir.

SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ BİÇİMLERİ

Teşebbüs, Daha önce de belirtildiği üzere suç neticesi hareketine bitişik olduğundan eğer icra hareketleri parçalara bölünebiliyorsa teşebbüs olur aksi takdirde devletin askeri yararı gereği girilmesi yasaklı bölgelere gizlice veya hile ile girildiğinde suç tamamlanmış olacaktır.

İştirak; Suç, bir kişi tarafından gerçekleştirilebileceği gibi birden çok kişi tarafından da gerçekleştirilebilir. Suç, iştirak açısından özellik arz etmez. Tipik fiili birlikte gerçekleştirenler veya suçun işlenmesinde başkasını araç olarak kullananlar TCK’nın 37. maddesi uyarınca fail olarak cezalandırılacaklardır. Aynı şekilde, suçun işlenmesine azmettirme biçiminde iştirak edenler de TCK’nın 38. maddesi uyarınca suçun cezası ile cezalandırılacaktır. Buna karşın, suça yardım etme şeklinde iştirak de söz konusu olabilir. Bu durumda TCK’nın 39. madde hükümleri göz önüne alınarak cezalandırma yoluna gidilecektir. İştirakten söz edilebilmesi için tamamlanmış veya teşebbüs aşamasında kalmış bir suçun mevcut olması gerekir. [3]

İçtima Bu suçun icrasında, fail çeşitli menfaatlerle bir hareketle, niteliği farklı belgeler üzerinde suç işlese bile suç birdir, kanunun aynı maddesi tek hareketle ihlâl edilmiştir. Örneğin, özünde devlet sırrı olan belgeler ile devletin idari sırlarını içeren belgelerin tek hareketle birlikte çalınması durumunda, failin tek suçtan cezalandırılması yoluna gidilir.

Fail, suçu işlemek için kanunun diğer bir maddesini ihlal etmiş ve bu fiil bu suça ithal edilemezse gerçek içtima yapılması gerekir. Tabii söz konusu fiil, ilk fiilin maddi unsuru veya ağırlaştırıcı sebebi olmamalıdır.

Örneğin, belgeleri yok etmek için belgelerle birlikte arşiv binasının da yakılması durumunda gerçek içtima hükümleri uygulanacaktır. Diğer bir örnek ise, sahtecilik yapmak seçimlik hareketi için verilebilir. Kanun, bu suçun oluşumu için üzerinde sahtecilik yapılan belgenin kullanılmasını şart koşmamıştır. Özünde devlet sırrı içeren bir belge üzerinde sahtecilik yapan fail, bunu yanında belgenin kullanılması suretiyle bir başka suç da işlemiş ise TCK 326. maddede düzenli suç yanında işlediği diğer suçtan da cezalandırılması gerekir.

Zincirleme suç hükümlerinin şartları gerçekleştiğinde uygulama durumu söz konusudur. Bilindiği üzere zincirleme suç, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı suçun birden fazla işlenmesi durumudur. Bu durumda tek suç var sayılır, ceza kanunun öngördüğü oranda artırılır.252 Failin, birden çok sayfadan oluşan özünde devlet sırrı niteliğindeki askerî harekat planını ele geçirmek maksadıyla değişik zamanlarda bu planlanın sayfalarını teker teker çalması fiilinde TCK 43. madde 1. fıkradaki zincirleme suç hükümleri uygulanacak ve faile bir cezaya hükmedilecek ancak ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılacaktır. [4]

SORUŞTURMA USULÜ, MÜEYYİDE VE ZAMANAŞIMI

Suçun soruşturulması ve kovuşturulması re’sen yapılır. TCK’ nun 13.maddesi gereğince evrensellik ilkesi kabul edildiğinden, bu suçun yurt dışında işlenmesi halinde, vatandaş veya yabancı tarafından işlenmiş olmasına bakılmaksızın, failin Türkiye’de bulunması da gerekmeksizin Cumhuriyet Savcısı tarafından suç işleyen kişi veya kişiler hakkında re’sen kovuşturma açılarak yargılama yapılır.

Askeri yasak bölgelere girme suçunun yaptırımı bakımından TCK’nın 332. maddesinin ilk fıkrasında iki yıldan beş yıla kadar ikinci fıkrada ise üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülmüştür.

Dava zamanaşımı bakımından TCK madde 332/1 deki suç için TCK 66/1-e bendi uyarınca zamanaşımı süresi 8 yıl iken TCK madde 332/2 için dava zamanaşımı süresi TCK 66/1- d bendi uyarınca onbeş yıldır.

(Bu köşe yazısı, Avukat Maşallah MARAL tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

KAYNAKÇA

1. Dr. Mehmet YAYLA, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, Seçkin yayınevi, Ankara, 2012, s.146

2. Zeki HAFIZOĞULLARI-Özgür KÜÇÜKTAŞDEMİR, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Ankara, 2015, s.150

3. Mehmet YAYLA, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, Ankara, 2012, s.156

4. Mehmet YAYLA, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, Ankara, 2012, s.156

------------------------------------------------

[1] Sarıgüzel Hacı, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk Suçları, Adalet Yayınları, Ankara, 2016, s.276

[2] Hafızoğulları Zeki - Küçüktaşdemir Özgür, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, Başkent Hukuk Fakültesi Dergisi, Ankara, 2015, s.150

[3] YAYLA Mehmet, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, Ankara, 2012, s.156

[4] YAYLA Mehmet, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, Ankara, 2012, s.156


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.