banner590
banner589

GİRİŞ

Mevduat sözleşmesi, bankanın kendisine tevdi edilen paraları güvenli bir şekilde saklama ve istendiğinde iade etmeyi taahhüt ettiği ve müşterinin ise dilediği miktardaki parayı bankanın kullanımına bırakmayı kabul ettiği bir sözleşmedir.

Ancak, bazen mevduat hesabı üzerinde usulsüz işlemler gerçekleşebilmektedir. Bu usulsüz işlemler, doğrudan bankada banka personeli ile meydana gelebileceği gibi, banka kartları ve kredi kartlarının hukuka aykırı kullanımı veyahut internet bankacılığı üzerinden yetkisiz kişilerin müdahalesiyle de meydana gelebilmektedir. Bu durumda, meydana gelecek zararın kim tarafından ve ne şekilde karşılanacağı, çözülmesi gereken bir problem olarak ortaya çıkmaktadır.

Çalışma kapsamında, öncelikle mevduat sözleşmesinin tanımı yapılmış ve hukuki niteliği incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, usulsüz işlemler ile bankanın, üçüncü kişinin veya mevduat hesabı sahibinin usulsüz işlemlerden sorumlulukları ile buna ilişkin ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar, borçlar hukuku bağlamında incelenmiştir.

I.MEVDUAT SÖZLEŞMESİ TANIMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ

A.Mevduat Kavramı ve Mevduat Sözleşmesi

Mevduat, “mevdu” ya da “mevdua” sözcüğünün çoğulu olup, “tevdi olunan, emanet edilmiş” şeyi ifade etmektedir[1]. Öte yandan, Bankacılık Kanunu[2], 3. maddesinde de mevduat tanımlanmıştır. Bu hükme göre;

“Yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında, istendiğinde ya da belli bir vadede geri ödenmek üzere kabul edilen para” mevduat kabulüdür.

Tanımdan çıkan sonuca göre, mevduatı, banka ile tevdi eden arasında kurulan mevduat sözleşmesinin bir unsuru olarak, tevdi edilen para şeklinde tanımlayabiliriz.

Mevduat sözleşmesinin unsurları ise, mevduat tanımı doğrultusunda, bir miktar paranın varlığı, paranın yetkili kuruluşa yatırılması, paranın saklanmak üzere veya ödünç olarak bırakılması ve para yatırma işleminin herkese açık olması olarak belirlenebilir[3].

B. Mevduat Sözleşmesinin Hukuki Niteliği

Mevduat sözleşmesi, bankanın kendisine tevdi edilen paraları güvenli bir şekilde saklama ve istendiğinde iade etmeyi taahhüt ettiği ve müşterinin ise dilediği miktardaki parayı bankanın kullanımına bırakmayı kabul ettiği bir sözleşmedir. Müşteriye söz konusu sözleşmeyle banka tarafından faiz ödenmektedir. Ancak faiz ödenmesi olmaksızın da mevduat işlemi yapılabilir[4]. Yani faiz ödeme sözleşmenin zorunlu unsuru değildir. Mevduat sözleşmesinin hukuki niteliğine gelecek olursak bu konuda bir görüş birliği bulunmamaktadır. Yargıtay kararlarında ve doktrinde farklı görüşler ortaya konulmuştur. Bu görüşleri karz, usulsüz tevdi, karma ve sui generis sözleşme olarak sıralayabiliriz. Mevduat sözleşmesinin hukuki niteliğinin belirlenmesi, aşağıda üzerinde duracağımız mevduat hesabı üzerinde gerçekleştirilen usulsüz işlemlerin bazı sonuçlarını doğrudan etkileyecektir.

II.MEVDUAT HESABI ÜZERİNDE GERÇEKLEŞTİRİLEN USULSÜZ İŞLEMLERİN SONUÇLARI

A.Genel Olarak

Mevduat sözleşmesinde, bankanın çeşitli özen yükümlülükleri söz konusu olmaktadır. Bankanın kimi özen yükümlülükleri, açıkça kanundan doğmaktadır[5]. Ancak, bunun dışında, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça kararlaştırılmamış olsa da, bankaların güven kuruluşu olması nedeniyle, dürüstlük kuralı gereğince kimi özen yükümlülüklerinin doğacağı kabul edilmelidir. Bankaların bu özen yükümlülükleri, özellikle mevduatın yetkisiz üçüncü kişilere ödenmemesine yönelik olarak gerekli önlemlerin alınması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Yargıtay, bir kararında ek güvenlik önlemlerinin alınıp alınılmaması meselesini davacının inisiyatifine bırakan bankanın, özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini ifade etmiştir[6].

1.Sorumsuzluk Kayıtları

Türkiye’de, bankalar, hükümetçe verilen bir imtiyazla faaliyette bulunan müesseselerdir. Bu nedenle de bankalar, çalıştırdıkları memurların her türlü hafif ve ağır kusurlarından dolayı ilke olarak sorumludurlar[7].Bankaların sorumsuzluk kayıtlarının geçerliliği, Türk Borçlar Kanunu’nun sorumsuzluk anlaşmalarına ilişkin 115.[8] maddesine göre belirlenecektir. Sorumsuzluk anlaşmalarına ilişkin hükmün ilk fıkrasına göre, ağır kusur hâlinde sorumlu olunmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür. Ayrıca, bankalar uzmanlığı gerektiren bir iş yaptıklarından; TBK m.115/3 “uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür” hükmü uyarınca hafif kusurlarından da sorumludur. Bankaların gerçekleştirdikleri faaliyetler uzmanlığı gerektirdiği ve yetkili makamlardan alınan izin[9] ile gerçekleştirildiği için, bu istisnai hükme bankalar da tâbi olacaktır[10]. İnternet ortamında gerçekleştirilen usulsüzlüklerden de banka hafif veya ağır kusurlu olduğu fark etmeksizin sorumludur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 22.06.2006 tarihli kararı internet ortamında gerçekleştirilen usulsüzlüklerden bankanın da sorumlu tutulacağına ilişkindir[11].

2. Havale İşlemi İle İlgili Karşılaşılan Sorunlar

a.Genel Olarak

Havale, bir gerçek veya tüzel kişinin (amir, havale göndericisi), diğer bir gerçek veya tüzel kişiye (lehtar, havale alıcısı) bir miktar para, kıymetli evrak ya da misli şeyler vermeye üçüncü bir kişiyi yetkili kılmasıdır[12].

Havale işleminin amaca uygun şekilde gerçekleştirilebilmesi bakımından, hem havale göndericisine (hesap sahibine) hem de bankaya bazı yükümlülükler düşmektedir . Buna göre, hesap sahibi, havale göndermek istediği kişiye ilişkin bilgileri doğru bir şekilde bankaya bildirmekle yükümlüdür. Yanlış isim veya hesap numarası bildirilmesinden dolayı bankanın sorumlu tutulması mümkün değildir. Ancak, banka da müşterinin talebini özenli bir şekilde almalı ve eksik veya hata varsa uyarıda bulunmalıdır[13]. Buna göre, hesap sahibinin verdiği hesap numarasıyla havale alıcısı olarak gösterdiği kişiye ait bilgiler tutmuyorsa, işlemi yapmadan önce müşterinin uyarılması gerekmektedir. Bu uyarıya rağmen işlemin yapılmak istenmesi halinde, banka talimat doğrultusunda havale işlemini gerçekleştirir ve sorumluluktan kurtulur. Havale işleminin ATM cihazından veya internetten yapıldığı hallerde ise, bütün sorumluluk hesap sahibine kalır. Zira, bu yollarla yapılan işlemlerde, sistem tarafından müşteri uyarılmakta ve buna rağmen işlemin yapılması yönünde onay verilirse, para aktarma işlemi tamamlanmaktadır. Buna karşılık, hesap sahibi tarafından doğru bilgi verildiği halde bankanın yanlış hesaba para aktarması veya yanlış kişiye ödeme yapmasından dolayı hesap sahibini sorumlu tutması mümkün değildir[14].

b.Havale İşleminin Geç Yapılması

Banka, havale edilen tutarı alıcının hesabına geç kaydedecek olursa, gecikme nedeniyle uğranılan zararı da karşılamak zorunda kalacaktır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de bir kararında, yanlış adrese ihbarname göndererek havale tutarının alıcının eline geçmesini engelleyen bankanın alıcı adına vadesiz mevduat hesabı açması ve faiz tahakkuk ettirmesine rağmen, BK.m.105 kapsamında faizle karşılanamayan munzam zarardan dolayı sorumlu olacağı yönünde hüküm tesis etmiştir[15].

c.Havale Edilen Paranın Bloke Edilmesi

Özellikle yurt dışına yapılan havalelerde karşılaşılabilecek bir sorun, havale edilen paranın bloke edilmesi ve havale alıcısına ulaşmasının engellenmesidir. Bu durumda, bankanın özenle davranarak muhabir bankayı seçmesi gerekmektedir. Aksi halde banka kusurlu davranışla havalenin alıcıya ödenememesine sebebiyet vermiş olur ve meydana gelen zararları tazmin etmek zorunda kalır[16].

d.Yanlış Kişiye Ödeme Yapılması

Banka, bazen de havale işlemini gerçekleştirirken, ödemeyi yanlış kişiye yapmaktadır. Bu durumda hem hesap sahibine hem de havale alıcısına karşı sorumludur.

Yanlış kişiye ödeme yapan veya gerçek alıcı yerine başkasının hesabına para aktaran banka ise, adına havale gönderilmediği halde bu parayı kullanan kişiye karşı talepte bulunabilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.10.1992 tarihli kararında da vurgulandığı üzere, mevduat hesabına havale gelmediği halde yanlışlıkla aktarılan tutarı çekerek kullanan hesap sahibi, bankadan kredi kullanmış sayılır. Doktrinde bazı görüşler ise kendisine yanlışlıkla ödeme yapılan kişinin iyiniyetli olup olmamasına göre bir ayrım yapılması ve buna göre, iade edilecek tutarın belirlenmesi gerektiği görüşündedir[17].

3.Mevduat Hesabı Üzerine Çek Keşide Edilmesi

Mevduat hesabının açılmasıyla birlikte, mevduat hesabı sahibinin otomatik ödeme, havale, virman, hesap üzerine çek keşide etme şeklinde işlemler yapması mümkündür. Muhatap banka nezdinde karşılığı bulunan çekin, mevduat hesabının bulunduğu muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edildiğinde çek hamilinin eğer varsa vergi kimlik numarası kontrol edildikten sonra ödeme yapılır. Ancak, bazen mevduat hesabı sahibinin hesabında çekin karşılığı olan para bulunmadığı halde, banka özellikle hatırlı müşterileri için mevduat sahibi lehine kredi açma suretiyle ödemede bulunabilir. Zaten aralarında daha önceden kurulan bir kredi ilişkisi mevcutsa herhangi bir sorun yoktur. Aralarındaki kredi sözleşmesine dayanarak banka ödediği bu çek bedelini çek keşide eden mevduat sahibinden talep edebilir. Ancak, mevduat sahibi ile banka arasında herhangi bir kredi sözleşmesi bulunmamasına rağmen banka hesapta karşılığı olmayan çeki öder ise, bankanın bu davranışı, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarınca açık kredi olarak kabul edilmektedir[18]. Ancak, bunun bir kredi sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceği, vekaletsiz iş görme olarak değerlendirilmesi gerektiği yönünde de görüşler mevcuttur. Bu durumda BK m.78 gereği - “Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir.”- banka iade istemek için yanlışlıkla ödeme yaptığını ispat etmek durumunda olacaktır[19].

B.Banka Kartları ve Kredi Kartları Yoluyla Meydana Gelebilecek Usulsüz İşlemler

Günümüzde kredi, özellikle bireysel kredi bağlamında, mevduat hesabı işlemi ile kredi kullanım işleminin gerçekleştirilmesinde en önemli araç, banka kartı ile kredi kartıdır[20].

Bu gelişmeyle birlikte, banka kartları ve kredi kartları için “Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu[21]” çıkarılmıştır. Bu kanunun 3. maddesinde;

Banka Kartı: Mevduat hesabı veya özel carî hesapların kullanımı dahil bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı sağlayan kart,

Kredi kartı: Nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kart veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarası, olarak tanımlanmıştır.

Bu kartların hukuka aykırı kullanımında; hukuka aykırı kullanım, eğer banka ya da kart sahibi tarafından gerçekleştiriliyorsa sözleşme ilişkisine göre, 3. kişinin müdahalesi söz konusuysa haksız fiil hükümlerine göre değerlendirme yapılacaktır. Kart sahibinin başlıca yükümlülükleri, sorumluluğun başlama tarihinden itibaren, kartı özenle koruma; kaybolma, çalınma veya rıza dışı kartın elden çıkmasını bildirme; alınan kredi ile mal ve hizmet bedellerini ödeme ve benzeri hususlara ilişkin bulunmaktadır[22]. 5464 Sayılı Kanun’un 12. maddesinde[23]; kaybolma, çalınma veya rıza dışı kartın elden çıkması durumunda, bankaya bildirimin yapılmasından önceki yirmidört saat için kart sahibinin belirli bir miktar ile sorumlu olacağı; kart hamilinin ağır ihmali veya kastı olması ya da bildirimin yapılmaması durumunda ise bu sınırın uygulanmayacağı düzenlenmiştir.

Kredi kartı, kart hamilinin bilgisi dışında aile fertlerince ya da yardımcı kişiler tarafından yetki kapsamını aşmak suretiyle tarafından kullanılırsa kart hamilinin sorumluluğu kendi kullanmış gibi devam eder. Kart hamili bu durumda bilgisi olmadığını ileri sürüp sorumluluktan kurtulamaz. Ancak, gasp edilmek suretiyle 3. kişilerce kullanımda kart hamilinin sorumlu olmayacağı kabul edilmektedir. Elbette, kart hamili kart çıkaran kuruluşa bilgi vermekle yükümlüdür. Aksi takdirde yine sorumluluğu gündeme gelecektir[24].

C. İnternet Bankacılığında Karşılaşılan Sorunlar

İnternet bankacılığı işlemlerinde, bir tarafta kendisini hesap sahibi olarak tanıtan (bu kişiye ait bilgi ve şifreyi, varsa elektronik imzayı kullanan) bir kişi, diğer tarafta bankanın otomatik olarak işlem yapmak üzere programlanmış bilgisayarı vardır. Bu açıdan, kimlik tespiti ve teşhis, elektronik ortamda sorulan sorulara cevap yazılması suretiyle yapılır. Bilgisayar programından sorulan soruları cevaplayan herkes, tıpkı hesap sahibi gibi, kabul edilir ve işlem yapmasına izin verilir[25].

İnternet bankacılığı işlemleri bakımından uygulamada ortaya çıkan en önemli sorun, banka hesaplarındaki paraların, müşterilere ait şifre bilgileri kullanılarak üçüncü kişilerce başka hesaplara aktarılmasıdır. Mevduat sözleşmesinin hukuki niteliğine ilişkin olarak; Yargıtay kararlarında ve doktrinde farklı görüşler ortaya konulduğunu ifade etmiştik. Bu görüşleri karz, usulsüz tevdi, karma ve sui generis sözleşme olarak sıralayabiliriz. Sözleşmenin hukuki niteliği usulsüz tevdi olarak kabul edildiğinde; BK. 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.” denilmektedir Yatırılan para bankanın parası olacaktır. Paranın mülkiyeti bankada olduğu ve hasar rizikosunu banka taşıyacağı için üçüncü kişilerin banka sistemlerine girerek müşterinin hesabından para çekmesi durumunda zarar tamamıyla bankanın malvarlığında gerçekleşecektir. Burada bankaya yönelik bir haksız fiil söz konusu olacaktır. Dolayısıyla da bankanın bu olayın meydana gelmesinde bir kusurunun olup olmaması kural olarak önem taşımayacaktır. Mevduat sahibi müşterinin bankaya karşı olan alacağı aynen devam edecektir[26].

Öte yandan, güncel kararlarda daha çok özen ve kusur noktasında bir ayrım yapıldığı görülmektedir[27]. Bu noktada, müterafık kusur kavramının kararlarda sıklıkla kullanıldığını görmekteyiz[28]. Ancak, zararın bankanın nezdinde doğduğundan bahisle, bu kavramın kullanılması eleştirilmektedir.

SONUÇ

Mevduat sözleşmesi, bankanın kendisine tevdi edilen paraları güvenli bir şekilde saklama ve istendiğinde iade etmeyi taahhüt ettiği ve müşterinin ise dilediği miktardaki parayı bankanın kullanımına bırakmayı kabul ettiği bir sözleşme olarak tanımlanmaktadır.

Sözleşmenin hukuki niteliği konusunda, doktrinde bir görüş birliği olmasa da, hukuki nitelendirme, çalışmanın konusu olan “mevduat hesabı üzerinde gerçekleştirilen usulsüz işlemlerin sonuçları”na bazı durumlarda doğrudan etki edecektir.

Banka, özen yükümlülüğü kapsamında usulsüz işlemleri engellemek için her türlü tedbiri almalıdır. Öte yandan, banka hafif kusurundan dahi sorumludur. Bu bağlamda, sorumsuzluk anlaşmaları veya kayıtları, bankaların gerçekleştirdikleri faaliyetler uzmanlığı gerektirdiği ve yetkili makamlardan alınan izin ile gerçekleştirildiği için, kesin olarak hükümsüzdür.

Karşılaşılan diğer bir sorun, havale işlemi yapılırken paranın yanlış kişiye gönderilmesi, geç gönderilmesi, havale edilen paranın bloke edilmesi gibi meselelerdir. Bu durumda da, bankanın özenli davranması gerektiği aksi takdirde sorumlu olacağı söylenecektir. Elbette, internet bankacılığında müşterinin özen sorumluluğu da gündeme gelecektir.

Diğer yandan, mevduat hesabı üzerine çek keşide edilmesi durumunda, çek hesabında para bulunmadığı halde, bankanın bilerek veya bilmeyerek 3. kişilere yaptığı ödemelerin sonuçları üzerinde durulmuştur. Yargıtay uygulaması, bu ilişkiyi açık kredi olarak yorumlasa da, doktrinde farklı görüşler de mevcuttur.

Bir diğer problem ise, usulsüz işlemlerin banka kartı veya kredi kartı yada internet bankacılığı ile gerçekleştirilmesidir. Bu durumda da, yine kusur değerlendirmesi yapılarak zarar tazmin edilmeye çalışılacaktır.

KAYNAKÇA

Aral, Fahrettin/Ayrancı, Hasan :Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 9.Baskı, Ankara, Yetkin Yayıncılık, 2018:

Akgün, Aliye :Mevduat Sözleşmeleri, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2020

Aydemir, Efrail :Hukuksal Uyuşmazlıklar Yönünden Banka Kartları ve Kredi Kartları, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2003

Bilgen, Mahmut :Banka Hukukunda Sözleşmeler, Uyuşmazlıklar ve Hukuki Sorumluluk, Ankara, Adalet Yayınevi, 2011

Çeker, Mustafa :Banka Hukuku Açısından Havale İşlemi ve Karşılaşılan Sorunlar, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.12, S. 1-2, 2008

Çeker, Mustafa :Hukuki Yönüyle Banka Mevduatı, Adana, Karahan Kitabevi, 2004

Devellioğlu, Ferit : Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat,, Ankara, Aydın Kitabevi , 1982

Doğanay, İsmail :Bankalardaki Mevduat Hesabından Kısmen Para Çekilirken veya Hesap Kapatılırken, Bankaların Göstermek Yükümlülüğünde Oldukları Özen Borcu, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C.17, S.4, 1994

Kayar, İsmail :Bankaların Yaptığı Fazla Ödemelerin Hukuki Niteliği ve İadesi Sorunu, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C.19, S.1, 1997

Naneli, Ömer :Türk Hukukunda Mevduat Hesabı Üzerine Çek Keşide Edilmesi, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, , Y.6, S.12, Aralık 2018

Sayın, Serhat :Türk Hukukunda Kredi Kartı ve Kredi Kartının Hukuka Aykırı Kullanılmasından Doğan Hukuki Sorumluluk, İstanbul, Kazancı Hukuk Yayınevi, 2005

Zevkliler, Aydın/Gökyayla, K. Emre :Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 14. Bası, Ankara, Turhan Kitabevi, 2014

---------------------

[1] Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat,, Ankara, Aydın Kitabevi , 1982, s.758.

[2] 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, Kabul Tarihi: 19.10.2005, RG. Tarihi: 1.11.2005, RG. Sayısı: 25983.

[3] Aliye Akgün, Mevduat Sözleşmeleri, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2020, s.26.

[4] Mustafa Çeker, Hukuki Yönüyle Banka Mevduatı, Adana, Karahan Kitabevi, 2004, s.20

[5] Örneğin; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.76/1:

“Bankalar, müşterilerinin, verilen hizmetlerden kaynaklanan her türlü sorularına cevap verecek bir sistem kurmakla ve bu hizmetle ilgili bilgiyi müşterilerine bildirmekle yükümlüdür. Bankalar, kredi sözleşmelerinin onaylı bir örneğini müşterilerine vermek zorundadır. Talepleri hâlinde müşteri ile yapılan diğer işlemlere ilişkin her türlü belgenin bir örneği de müşterilere verilir.”

[6] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 19.01.2010 T. , 2008/9239 E., 2010/504 K..

“…Kaldı ki, internet bankacılığında bankanın ve müşterilerin güvenliğini sağlayacak ek güvenlik önlemlerinin kullanılmasının zorunlu kılınmaması ve davacının insiyatifine bırakılması nedeniyle meydana gelen zarardan dolayı davalı bankanın sorumluluğu ortadan kalkmaz...”

[7] İsmail Doğanay “Bankalardaki Mevduat Hesabından Kısmen Para Çekilirken veya Hesap Kapatılırken, Bankaların Göstermek Yükümlülüğünde Oldukları Özen Borcu” Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C.17, S.4, 1994, s.25

[8] TBK m.115:

“Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

Borçlunun alacaklı ile hizmet sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına ilişkin olarak önceden yaptığı her türlü anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.”

[9]5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 6:

“Bu Kanunun 6 ncı maddesi çerçevesinde kuruluş veya Türkiye'de şube açma izni alan bankaların, Kuruldan ayrıca faaliyet izni alması şarttır.”

[10] Akgün, a.g.e., s.94.

[11]Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 22.06.2006 T., 2005/4748 E. 2006/7341 K.:

“Davacının Suadiye ve Bostancı şubelerindeki hesaplarından dava dışı kişinin Konak-İzmir şubesindeki hesabına 16 ayrı işlemle 20.146.720.234 TL’nin internet şubesi aracılığı ile havale edildiği, 15 dakika içinde 16 ayrı işlemle para havalesi yapılmasını fark eden güvenlik sisteminin davalı bankada bulunmadığı, iki gün sonra sisteme girmeye çalışan davacının kullanıcı şifresinin değiştirilmesi nedeniyle girememesine karşın bankanın herhangi bir kilitleme yapmadığı, objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı bankanın hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu, davacının şifresini koruma yükümlülüğüne uygun davranmadığı ve müterafik kusurlu olduğu savunmasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne…”

[12] Mustafa Çeker “ Banka Hukuku Açısından Havale İşlemi ve Karşılaşılan Sorunlar” Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.12, S. 1-2, 2008, s.63.; Aydın Zevkliler, Emre Gökyayla, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 18.Bası, Ankara, Turhan Kitabevi, 2018, s. 656.

[13] Buna ilişkin; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.04.1998 T., 1998/11-294 E. , 1998/304. K..:

“Davacı bankanın Levent şubesinden davalı tarafından dava dışı Turgay’ın hesabının bulunduğu Kadıköy Şubesine gönderilen Havale Tutarı hesap kapalı olduğu gerekçesiyle davalıya iade edildiği gibi, yine kapalı hesaptan Turgay’a da sehven ödeme yapılmıştır. Bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık olmadığına göre, davalı bankanın sehven Turgay’a yaptığı ödeme kadar davalı borcundan kurtulmuş olmasına rağmen, kendisine iade edilen Havale Tutarı kadar da nedensiz zenginleşmiştir. Bu durumda davacı banka Havale Tutarı kadar davalıdan talep hakkına sahiptir.”

[14] Çeker “ a.g.m.” s.64-65

[15]“Davalı banka, davacı adına gönderilen Almanya’daki kıdem tazminatına ilişkin havaleyi yanlış adrese ihbarname çıkarmak suretiyle, paranın davacının eline geç geçmesine sebebiyet vermiş olmasından dolayı, dairemizin 21.9.1981 gün ve 81/3810-3898 sayılı bozma ilamında da belirtildiği gibi kusurludur. Bankaca her ne kadar davacı adına vadesiz mevduat hesabı açılarak faiz tahakkuk ettirilmiş ise de, davacının parayı zamanında alamamış olmasından dolayı faizi aşan bir zararı tahakkuk ettiği takdirde BK. nun 105. maddesine göre bunun da tazminini isteyebileceğinin kabulü gerekir. Burada davacının zararının neden ibaret olduğunun tespitinde, mahkemece objektif ölçüler içerisinde bir araştırma yapılmasına ihtiyaç bulunduğu gözden ırak tutulmamalıdır. Bu itibarla memleketimizin içinde bulunduğu ekonomik koşullar, enflasyon hızı, fiyat endeksleri, paranın satın alma gücündeki değişiklikler, iskonto hadlerinde meydana gelen fark ve sair faktörler göz önünde tutularak havalenin zamanında ödenmeyip iki seneyi aşkın bir zaman sonra ödenmesi yüzünden davacının uğradığı zararın ne olabileceği konusunda bu işlerden anlar yetenekli bilirkişi veya bilirkişiler aracılığıyla inceleme yaptırılarak hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar vermek gerekirken, davacının mücerret altın satın alacağı yolundaki beyanına dayanılarak yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir”

[16] Çeker “ a.g.m.” s.70.

[17]Bu konuda daha geniş bilgi için bkz; İsmail Kayar “Bankaların Yaptığı Fazla Ödemelerin Hukuki Niteliği ve İadesi Sorunu” Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C.19, S.1, 1997, s.66 vd.

[18] Y.11.HD., 12.06.1989 T., 1988/6391 E., 1989/3604 K.:

“…muhatap bankanın, hesap müsait olmasa dahi keşideci tarafından men edilmedikçe keşideci tarafından imzalanmış bulunan çek bedellerinin lehtar veya hamiline ödeme yetkisi bulunmaktadır. Böyle bir durumda Daire'mizin yerleşmiş içtihatları uyarınca, bankaca çek hesap sahibine açık kredi kullandırılmış olacağından bankanın bu şekilde kullandırdığı para için mevcut krediler için uyguladığı komisyon veya faiz oranı üzerinden hesap sahibi adına borç tahakkuk ettirip ondan talep etmeye yetkili bulunmaktadır.”

[19] Bu konuda detaylı bilgi için bkz; Ömer Naneli “Türk Hukukunda Mevduat Hesabı Üzerine Çek Keşide Edilmesi” Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, , Y.6, S.12, Aralık 2018, s.555 vd.

[20] Efrail Aydemir, Hukuksal Uyuşmazlıklar Yönünden Banka Kartları ve Kredi Kartları, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2003, s.29

[21] 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu, Kabul Tarihi: 23.2.2006, RG. Tarihi: 1.3.2006, RG. Sayısı: 26095

[22] Aydemir, a.g.e., s.177

[23] 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu m.12:

“Kartın ya da 16 ncı maddede belirtilen bilgilerin kaybolması veya çalınması halinde kart hamili, yapacağı bildirimden önceki yirmidört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması veya bildirimin yapılmaması hallerinde bu sınır uygulanmaz.”

[24] Serhat Sayın, Türk Hukukunda Kredi Kartı ve Kredi Kartının Hukuka Aykırı Kullanılmasından Doğan Hukuki Sorumluluk, İstanbul, Kazancı Hukuk Yayınevi, 2005, s.79

[25] Çeker, a.g.m., s.72

[26] Yargıtay 11. HD 2016/2153 E. 2017/4721 K.:

“Dava, banka nezdindeki hesaptan yapılan usulsüz havaleler sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu sebeple de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.”

[27] Yargıtay HGK 2017/2224 E. 2018/1753 K:

“Dosya kapsamından, davacının üç ayrı bankadaki hesaplarına başka bir IP üzerinden aynı anda internet bankacılığı aracılığıyla kötü niyetli girişimlerde bulunulduğu, davalı haricindeki diğer bankaların kötü niyetli girişim sırasında davacıya bilgi vererek hesaplardan paranın çıkışını engelledikleri, davalı bankanın ise kötü niyetli girişimden davacının bildirimi ile haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bu hususlar değerlendirilmeden, davalı bankanın olayın gerçekleştiği tarih itibariyle internet bankacılığı sisteminde, o dönem sektörde kullanılmakta olan tüm gerekli tedbirleri almış olup olmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmiştir.”

[28] Mahmut Bilgen, Banka Hukukunda Sözleşmeler, Uyuşmazlıklar ve Hukuki Sorumluluk, Ankara, Adalet Yayınevi, 2011, s.794


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.