Öldürme suçunun canavarca hisle veya eziyet çektirerek işlenmesi hali, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82. Maddesinin birinci fıkrasının b bendinde düzenlenmiştir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82. Maddesi gerekçesinde, maddenin b) bendinde, öldürme suçunun canavarca hisle[1] veya eziyet çektirerek işlenmesi bir nitelikli hâl olarak öngörüldüğü ve Bent kapsamında iki seçimlik harekete yer verildiği ifade edilmiştir.

Kişinin acıma hissi olmaksızın bir başkasını öldürmesi hâlinde canavarca[2] hisle öldürme söz konusudur.

Canavarca hisle öldürmenin temel özelliği, öldürmenin vahşi bir yöntemle gerçekleştirilmesidir.[3]

Örneğin, kişinin yakılarak, uyurken kulağının içine kızgın yağ dökülerek veya vücudu parçalanarak öldürülmesi halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82. Maddesinin birinci fıkrasının b bendi uygulanacaktır.

Bu bentte yer verilen ikinci seçimlik hareket ise, kişiye eziyet çektirilerek öldürülmesidir. Bu durumda, kişi hemen değil, belli bir süreç içinde acı çektirilerek öldürülmektedir.[4]

Örneğin kişiye gözleri çıkarılarak, kulağı ve sair organları kesilerek acı çektirilmekte ve sonuçta öldürülmektedir.[5]

İnsan yaşamının ortadan kaldırılmasından duyulan zevki tatmin etmek, canavarca his olarak kabul edilmektedir.

Failde canavarca his bulunmamakla birlikte suçun işleniş biçimi canavarca ise bu takdirde diğer nitelikli hal olan eziyet çektirme[6] uygulama alanı bulur.[7]

765 sayılı TCK da “canavarca his sevki ile veya iskence ve tazip ile” seklinde ele alınmaktaydı. Bu ağırlatıcı neden 765 sayılı TCK’da 450. maddenin 3 numaralı bendinde[8] iki tane ağırlatıcı neden olarak yer almaktaydı. Bunlardan ilki; canavarca his sevki ile işlenmesi, bir diğeri ise; işkence ve tazip ile işlenmesidir.[9]

Suçun canavarca his sevki ile işlenmesi ile işlenis biçiminin canavarca olması farklı kavramlardır. Failde canavarca bir his bulunmuyor ancak suçun işleniş biçimi canavarca ise, bu durumda işkence ve tazip ağırlatıcı nedeni uygulama alanı bulacaktır.[10]

Yargıtay’a göre canavarca his şevki mevcut olaylarla şu şekilde tanımlanmıştır; “Ne gibi duyguların canavarca olduğunu tanımlamak olanaksızdır, sadece öldürmek için öldürmek, ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürmek, silahını denemek için öldürmek gibi durumlarda canavarca his sevki ile öldürmek vardır.”[11]

Bu durumda suçun canavarca bir his sevki ile işlenip islenmediğinin olaya ve kişilere göre takdiri gerekir. Canavarca his sevki, failin saikinden doğan ağırlatıcı sebep olduğu cihetle kişisel niteliktedir ve şeriklere bilmeleri şartıyla uygulanır, şeriklerin aynı nitelikte bir hissin altında hareket etmeleri aranmaz.

Ayrıca ağırlatıcı sebep mağdurun sıfatından doğmadığından şahısta yanılma ve sapma hallerinde de uygulanır.[12]

765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İşkence ve tazip’in tanımını da yapmamıştır.

İşkenceye Karşı Birleşmiş Milletler Sözlesmesinin 1. maddesine göre “fiziki ve manevi ıstırap veren fiiller” işkence sayılır. Yani işkence manevi de olabilir.

Öğreti ve uygulamada, ölüm sonucunu gerçekleştirmek için zorunlu olmayan ve sırf mağdura acı ve ıstırap vermek için yapılan hareketler işkence sayılmaktadır.

Yargıtay’a göre, işkence ve tazip ile öldürmek, “öldürme eyleminden önce öldürülecek olana karşı azap ve işkence yapmayı hedef tutan, ölümü meydana getirmek bakımından zorunlu olmayan vahşice davranışlarda bulunmaktır.”[13]

Bu nedenle, failde kasten öldürmenin yanında ona eziyet vererek öldürme kastı aranmalıdır ve mağdurun da bu eziyeti hissetmiş olması gerekir.

Bu yüzden ilk hareketten sonra bilincini yitiren mağdurda ve ölümden sonra mağdura yapılan hareketlerde işkenceden söz edilemez.[14]

Kasten adam öldürme neticesinden öte gitmeyen ve acı çektirme amacına dayanmayan fiillerde işkence yoktur.

Bu ağırlatıcı sebep suçun işleniş açısından söz konusu olduğundan şerikler durumu bildikleri halde mevcut ağırlatıcı sebep uygulanacaktır ve kişide yanılma ve sapma hallerinde de bu sebep uygulama alanı bulacaktır.

Ayrıca bu ağırlatıcı sebeple haksız tahrik bir arada bulunabilir.[15]

YARGITAY UYGULAMASI

Çeşitli yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere, sırf öldürmüş olmak için öldürmek, ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürmek, silahı denemek maksadıyla öldürmek gibi haller sadist bir duygu ve düşüncenin eyleme egemen olması bakımından "canavarca his ile" öldürmeye örnek oluştururlar. Benzer biçimde belli toplumsal sınıflara ya da farklı inanç veya mezhep gruplarına duyduğu hınç nedeniyle öldürme, canavarca his şevki ile öldürme suçunu oluşturur.

"Canavarca Bir His"in Tanımı

Yasada “canavarca his” kavramı tanımlanmamıştır. Canavarca his kavramının tanımında şu unsurların gözetilmesi gerekmektedir:

1) “Canavarca his” kavramı psikolojik bir olgudur.

2) Bu olgunun her türlü bulgu ve kanıtla belirlenebilir. Bu bağlamda özellikle failin davranışları, fiili işlemeye iten nedenlerle sonuç arasındaki oransızlık ölçüt olarak dikkate alınabilir. Ancak hiçbir neden olmamasının her zaman bu içgüdünün kanıtı olamayacağı gözetilmelidir.

3) Yasal düzenleme canavarca his halinin varlığında, kullanılan aracı değil, içgüdüyü ağırlaştırıcı neden olarak benimsemiştir. Bu yüzden kullanılan aracın kanıt olması mümkün ise de bu husus kavramın değerlendirilmesinde zorunlu değildir.

4) "Canavarca his şevki"nin toplumun ortak bilincinin, duygusunun ve vicdanının hiçbir zaman onaylamayacağı, alçakça bir güdü/içtepi olacağının gözden uzak tutulmaması gerekeceği ve kaynak yasayla uyumlu olduğu kabul edilen yeni İtalyan Ceza Yasasının yararsızlık, değersizlik, gereksizlik güdüleriyle çakıştığına ilişkin görüşler doğrultusunda eylemin ağırlığı ile eyleme iten neden arasındaki oransızlık, failin tehlikeliliği ve kötülüğünü sergileyen ölçütlerle ortaya konulması gerekeceği ifade edilebilir.[16]

Sonuç olarak; toplum bilinci ve ahlakının geniş tepkisini çeken, amacı itibarı ile tehlikeli ve vahşi kötülük eğilimini sergileyen psikolojik bir güdüyü ifade eden kavram olarak algılanması gerektiği sonucuna varılmalıdır.[17]

Yargıtay, canavarca hisle öldürme suçunun oluşumunu iki halde kabul etmektedir:[18]

Birinci hal: sırf öldürmüş olmak için öldürmedir. Fail bu halde, hiçbir neden olmadan kişiyi öldürmektedir.

İkinci hal: Ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürmedir. Bu halde fail, kişiyi öldürürken keyif almaktadır.

Bu iki halden birinin varlığında fail hakkında canavarca hisle öldürmek suçundan hüküm kurulabilecektir.

Yargıtay, eziyet çektirerek öldürme suçunda ise, ölümü meydana getirme bakımından zorunlu olmayan ve ölüme takaddüm eden vahşice hareketlerin fail tarafından gerçekleştirilmesini suçun oluşumu için aramaktadır.[19]

Çok sayıda darbe ile ölüm neticesinin meydana gelmesi

Yargıtay, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82. Maddesinin birinci fıkrasının b bendinin uygulanmasında darbe sayısını dikkate almamakta, ölüm neticesini almaya yönelik çok sayıdaki yaranın tek başına bu suçun unsurlarını oluşturmayacağını düşünmektedir.[20]

Örneğin; Sanığın eldiven kullanmak suretiyle bıçakla maktüle toplamda 25 kez vurarak öldürdüğü olayda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82. Maddesinin birinci fıkrasının b bendi uygulanamayacaktır.[21]

Yargıtay, yine sanığın kendisine hakaret edilip bıçakla saldırılmasına sinirlenerek art arda gerçekleştirdiği 23 bıçak darbeleriyle maktülü öldürmüş olduğu olayda, canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürme suçunun unsurlarının oluşmadığına hükmetmiştir.[22]

Yargıtay, sanığın maktule yerden aldığı kaya parçalarıyla birçok kez vurarak öldürdüğü olayda da aynı değerlendirmeyi yapmıştır.[23]

Yargıtay, sadece öldürme kastına yönelik çok sayıdaki bıçak darbesi ve taşla vurmanın canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme sucuna kanıt sayılamayacağını bazı kararlarında ifade etmektedir.[24]

Başka bir örnek karar; Maktulü sustalı bıçakla on dört yerinden bıçaklayarak öldürdüğü olayda; sanığın maktulü canavarca bir hisle ve eziyet çektirmek için öldürdüğüne dair yeterli kanıt bulunmadığı ifade edilmiştir.[25]

Yakarak öldürme

Yargıtay; sanığın, içinde para bulunan çantayı almak amacıyla maktulün üzerine benzin dökerek öldürme eylemini gerçekleştirdiği olayda, eylemin 5237 sayılı TCK’nin 82/1-b maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.[26]

Tiner şişesi boşaltarak yakma ve mağdurun bıçakla sırtını kesme

Yargıtay; sanığın, mağdurun üzerine elindeki tiner şişesini boşalttıktan sonra ateşe verdiği ve mağdurun sırtını kestiği olayda, sanık hakkında TCK’nin 82/1-b maddesi uyarınca canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçundan hüküm kurulması gerektiğini ifade etmiştir.[27]

Maktulü ateşe verme ve yaralı halde bırakma

Yargıtay; sanığın maktulü ateşe verdiği ve yandığı sırada yaralı halde maktulü kendi haline bıraktığı olayda, sanıkta ortaya çıkan kastın kullandığı yöntem itibariyle canavarca hisle öldürme suçuna yönelik olduğunu ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 82/1-b maddesinin uygulanması gerektiğine işaret etmiştir.[28]

Haksız tahrik altında işlenen suçlarda

Yargıtay, haksız tahrik varsa ve diğer şartlar açısından müsait ise, canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürme suçunun unsurlarının oluşmayacağı kanaatindedir.

Yargıtay, bir kararında sanığın haksız tahrik altında hareket etmesi, maktuldeki yaraların niteliği, sayısı dikkate alındığında öldürme kastına yönelik olması karşısında canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürme suçunun unsurları oluşmadığına hükmetmiştir.[29]

Vahşi bir kötülük eğilimi sergileyerek, ateş etmek suretiyle öldürmeye tam teşebbüs.

Yargıtay, cep telefonu ile mağdurun annesini arayarak "sana acı duyuracağım bak diyerek telefon açıkken av tüfeği ile uyumakta olan mağdura peş peşe birden fazla ateş ederek silah seslerini ve mağdurun çığlıklarını annesine dinlettiği" mağdurun aldığı bu yaralar sonucu her iki bacağının diz altından kesildiği olayda, sanığın vahşi bir kötülük eğilimi sergilediğini, canavarca his şevki ile suçu işlediğini ifade ederek nitelikli öldürmeden hüküm kurulması gerektiğine işaret etmiştir.[30]

Öldürdükten sonra sırf cesetten ve cezadan kurtulmak amacıyla cesedi parçalama girişimleri

Yargıtay, öldürdükten sonra sırf cesetten ve cezadan kurtulmak amacıyla cesedi parçalama girişimlerinin suçun vasfını değiştirecek mahiyette bir vakıa olmadığını, sırf bu nedenle eylemin canavarca his sevkiyle işlendiğini kabule yeterli bulunmadığını kararlarında ifade etmektedir.[31]

Satanizm çerçevesinde oluşturdukları örgütsel düşünce doğrultusunda öldürme eylemleri

Yargıtay, sanıkların kendilerine göre satanizm çerçevesinde oluşturdukları örgütsel düşünce doğrultusunda maktüleyi öldürdükleri olayda, eylemin "canavarca bir his şevki ile" adam öldürme cürmünü oluşturacağına hükmetmiştir.[32]

Maktulü "şeytana kurban edip ırzına geçmeye" karar verip, uygulama.

Yargıtay; satanistliği benimseyen sanıkların, bir süre önce tanıştıkları öleni, inançları gereği yapacakları ayinde "şeytana kurban edip ırzına geçmeye" karar verip, birlikte gittikleri mezarlıkta şarap içip bekledikleri "şeytanın mesajı geldiğinde, öleni boğmaya başlayan erkek sanıkların ve sanıklardan birinin ölenin bacağına bıçak saplayarak birlikte öldürdükten sonra soyarak bir sanığın onun ırzına geçtiği, diğerlerinin kalkıştığı olayda eylemlerin" toplum bilinç ve ahlakının geniş tepkisini çekmesi, tehlikeli ve vahşi kötülük eğilimini sergilemesi psikolojik güdüyü anlatması" nedeniyle "canavarca" his sevkiyle öldürme olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etmiştir.[33]

Küçük yaştaki sanığın, olay gecesi zorla ırzına geçen maktulü bu olayın doğurduğu şiddetle gazap ve üzüntünün etkisiyle penisini kesip, ardı ardına yaptığı bıçak darbeleriyle öldürmesi.

Bu olayda Yargıtay, sadist bir duygu ve düşüncenin eyleme egemen olmadığını, eylemin kasten öldürme olarak nitelendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.[34]

Öldürme girişimlerinin niteliği

Yargıtay, failin doğal olarak ölüm neticesini meydana getirmek için giriştiği eylemin suçun canavarca his ile işlendiğinin sebep, saik ve delili olarak kabulüne yasal olanak olmadığını kararlarında ifade etmektedir.[35]

Sanığın yaralama biçimi sırf ölene açı çektiren, öldürmek için yapılan zorunlu olmayan hareketler olması

Örneğin; sanık yaşamsal bölgelerde, vuracağı bir veya birkaç darbe ile sonucu alabilecek durumda iken; yaşamsal olan veya bu nitelikte bulunmayan değişik bölgelerine yüzeysel veya derin çok sayıda yaralar açarak ölene işkence veren zaman içinde süren vahşiyane davranış ve icrada bulunmuş ise, eziyet çektirerek öldürme suçu oluşabilir.[36]

İple öldürüleni bağlayarak boğazını kesmek suretiyle öldürme.

Bu tür eylemlerde Yargıtay, sanığın yaşamsal bölgelerde, vuracağı bir veya birkaç darbe ile sonucu alabilecek durumda iken; yaşamsal olan veya bu nitelikte bulunmayan değişik bölgelerine yüzeysel veya derin çok sayıda yaralar açarak ölene işkence veren zaman içinde süren vahşiyane davranış ve icrada bulunduğunu, sanığın bu yaralama biçiminin sırf ölene açı çektiren, öldürmek için yapılan zorunlu olmayan hareketler olduğunu ifade etmektedir.[37]

Vahşiyane hareketlerin olmaması

Yargıtay, Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme olaylarında, vahşiyane davranışların olup olmadığına bakmaktadır. Örneğin, taşla maktülün kafasına vurmak suretiyle kafa kemiklerini kırdığı ve taşın kırık içinde kaldığı olayda, eylemin vahşiyane bir eylem olmadığına hükmetmiştir.[38]

Sırf intikam almak için günahsız üç yaşında maktuleyi boğarak öldürme

Bu olayda Yargıtay, sanığın canavarca bir his içinde eylemi gerçekleştirdiğini kabul etmiştir.[39]

Maktülün anüsüne sert cisim sokulması

Yargıtay, bu tür olaylarda maktulün anüsüne sokulan sert cismin ölüm nedeni olup olmadığı ve ölüme tesir edip etmediğinin araştırılması ve ondan eylemin nitelendirilmesi gerektiğini bazı kararlarında ifade etmektedir.[40]

Failin canavarca bir hisle ve eziyet çektirerek eylemi gerçekleştirme kastının ispatlanması zorunluluğu

Sanıkta adam öldürme kastından başka özel kast niteliğinde olan eziyet çektirerek öldürmek kastının da kesin biçimde kanıtlanması zorunludur. Yargıtay, bazı kararlarında bu hususa işaret etmektedir.[41]

Maktuleyi yalvarmasına rağmen adeta canavarca bir hisse kapılarak müteaddit yerlerinden tahra ve kırklık tabir edilen aletlerle sayılamayacak kadar darbelerle yaralayıp öldürme.

Bu olayda Yargıtay, kırklık ve tahra ile delik deşik ederek vahşiyane şekilde öldürme eyleminin gerçekleştirildiğini ifade etmiştir.[42]

Cenini dahi parçalayan sanığın eylemi

Bu olayda, Yargıtay sanığın canavarca bir hissin tesiri altında hareket ettiğini, sanığın cenini dahi parçaladığını ifade ederek nitelikli halin uygulanmasına hükmetmiştir.[43]

Maktulün boğazını kadın çorabı ile boğduğu ve bıçakla boğazını bedeninden ayırmak suretiyle kestiği olay.

Yargıtay, sanığın maktulün boğazını kadın çorabı ile boğduğu ve bıçakla boğazını bedeninden ayırmak suretiyle kestiği, sağ kolunu bedeninden ayırdığı ve bu şekilde öldürmek için zorunlu olmayan ve ruhundaki canavarca hissi gösteren vahşiyane hareketlerle maktülü öldürdüğü olayda, nitelikli halin uygulanması gerektiğini işaret etmiştir.[44]

Sebepsiz yere öldürme

Yargıtay, nedensiz yere öldürmeyi canavarca his saikiyle öldürme olarak kabul etmektedir.[45]

SONUÇ

Canavarca his ile öldürme suçu, failin saikinden doğan ağırlatıcı bir nedendir ve bu anlamda kişisel niteliktedir. Bu yüzden şeriklerin de aynı saik ile hareket etmesi gerekir.

Bu suçta failin suçun icra şekli olarak dışa yansıyan davranışlarından çok psikolojik bir olgu olarak saik esas alınmalıdır.

Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçunda; suçun icra şekli, failin dış aleme yansıyan kaba, hoyrat ve tiksindirici davranışları bulunabilir. Fakat bu davranışlardan çok suçun psikolojik unsuru olan “saik” değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır.

Canavarca his, failin iç dünyasına, psikolojisine ait bir kavramdır.

Buna karşılık, eziyet çektirmek ise suçun gerçekleştirme biçimine dair, failin dış âleme yansıyan ve mağdurun vücudunda etkisini gösteren davranıştır.[46]

765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 450/3 bendinde yer alan “işkence ve tazip” ile öldürme suçunda da; İşkence ve tazip ile öldürmekten bahsedebilmek için; mağdurun öldürülmesinden önce, öldürme kastını ve amacını aşan, yani ölüm sonucunu almak için zorunlu olmayan vahşice fiil ve hareketlerde bulunulması gerekir.

Bundan başka failde öldürme kastı dışında işkence ve azap çektirmeye dair özel kastın varlığı da şarttır.[47]

Yukarıda ifade ettiğimiz hususlar ışığında eziyet, öldürme suçu için başvurulan bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Burada fail, maktulü, her biri bağımsız olarak öldürme sonucunu doğurmayan fakat maktule acı ve ızdırap veren, insan onuru ile bağdaşmayacak, zamana yayılan eylemlerle öldürmektedir.

Eziyet, mağdur üzerinde zamana yayılan hareketler olması nedeniyle, suçun mağduru, bu zaman aralığında yapılan eylemleri hissetmesi gerekir. Burada mağdurun, eziyet süresinde sağ ve bilincinin açık olması “eziyet” kavramının varlığı için şarttır.[48]

Eziyet çektirerek öldürme, ayrı ayrı canavarca hisle öldürme ve kan gütme saikiyle öldürme suçlarıyla bir arada bulunabilir.

Fakat kan gütme saikiyle öldürme ve canavarca hisle öldürme suçları ile ilgili cezalandırma maddeleri birlikte uygulanamaz. Buradaki saik,[49] kasttan farklıdır ve faile suçu işleme kararı verdiren nedendir. Bu nedenle birlikte uygulama yapılmamalıdır.

Bazı suçlarda, saikin ağırlaştırıcı neden sayılması, failin bu suçu işlemedeki sebebinin ağır bir hukuki ihlal olarak kabul edilmesi anlamına gelmektedir.

Bu yüzden örneğin; failin, hem öç alma hem de zevk için öldürme gibi bir arada bulunması mümkün olmayan iki saike sahip olduğu kabul edilerek uygulama yapılmamalıdır.

(Bu köşe yazısı, sayın Dr. Suat ÇALIŞKAN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

KAYNAKÇA

DÖNMEZER, Sulhi: Kişilere ve Mala Karşı Cürümler, Beta Yayınları, 16. bası, 2001.

ERMAN, Sahir /ÖZEK, Çetin, Kişilere Karsı İşlenen Suçlar (TCK. 448–490), İstanbul, 1994.

EROL, Haydar, Adli Yargı İlk Derece Mahkemelerinde Ceza Yargılaması ve Uygulaması, Yayın Matbaacılık, Ankara, 2006.

HAKERİ, Hakan, Ceza Hukuku Temel Bilgiler, Seçkin Yayınevi, Son Değişiklikleriyle 1.Baskı, Ankara, 2006.

ÖNDER, Ayhan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, İstanbul. 1989.

ÖZBEK, Veli Özer, Yeni Türk Ceza Kanunu’nun Anlamı (TCK İzmir Şerhi 2. Cilt) Ankara 2008.

ÖZGENÇ İzzet, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi (Genel Hükümler), 3. Bası, Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumu Matbaası, Ankara. 2006.

ÖZTÜRK Bahri ve ERDEM, Mustafa Ruhan, Ceza Hukuku (Genel Hükümler ve Özel Hükümler) Kişilere ve Mala Karsı Suçlar, Temel Bilgiler, Turhan Kitabevi, Değişiklikler İşlenmiş 4.Bası, Ankara, 2005.

POLAT, A. Zeki: Öğreti ve Uygulamada Adam Öldürme Suçları, İstanbul, 1999.

SELÇUK, Sami: Karşılaştırmalı Hukuk Açısından Canavarca His Şevkiyle Adam Öldürme, Yargıtay Dergisi, Ekim-1988.

TEZCAN, Durmuş ve ERDEM, Mustafa Ruhan, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Gözden Geçirilmiş 2. Bası, Barıs Yayınları, İzmir, 2002.

TOROSLU, Nevzat, Ceza Hukuku, Seçkin Yayınevi, 7.Baskı, Ankara, 2005.

Y.1.C.D. 27.09.1994, 1994/2431 E., 1994/2977 K.

Y.1.CD, E: 1983/1737, K: 1983/2171, KT: 21.06.1983:

Y.1.CD, E: 1984/2469, K: 1984/2730, KT: 12.06.1984

Y.1.CD, E: 1994/2431, K: 1994/2977, KT: 27.09.1994

Y.1.CD, E: 2001/4274, K: 2002/361, KT: 06.02.2002

Y.1.CD, E: 2003/1911, K: 2003/2232, KT: 07.10.2003

Y.1.CD, E: 2004/2994, K: 2004/4402, KT: 29.12.2004

Y.1.CD, E: 2008/4760, K: 2009/118, KT: 21.01.2009:

Y.1.CD, E: 2009/6255, K:2009/4592, KT: 13.07.2009:

Y.1.CD, E: 2011/400, K: 2011/1222, KT: 03.03.2011:

Y.1.CD, E: 2013/2231, K: 2013/5375, KT: 01.10.2013

Y.1.CD, E: 2013/3684, K: 2013/7046, KT: 27.11.2013:

Y.1.CD, E: 2015/1226, K: 2015/5501, KT: 16.11.2015

Y.1.CD, E: 2015/1332, K: 2015/3789, KT: 10.06.2015.

Y.1.CD, E: 2016/871, K: 2017/2456, T: 21.06.2017

Y.1.CD, E: 2017/433, K: 2017/1334, KT: 19.04.2017

Y.1.CD, E: 2018/1848, K: 2018/2800, KT: 06.06.2018.

Y.1.CD, KT: 22.08.1973, S: 4492/2802.

Y.1.CD,E: 2016/3743, K: 2017/5311, KT: 26.12.2017:

Y.5.CD, E: 1977/265, K: 1977/282, KT: 01.02.1977

Y.5.CD, E: 1980/835, K: 1980/1015, KT: 06.03.1980:

Y.5.CD, E: 1981/480, K: 1981/517, KT: 12.02.1981

Y.5.CD, E: 1987/4461, K: 1987/4437, KT: 15.12.1987

Y.5.CD, E: 1989/882, K: 1989/941, KT: 28.03.1989:

Y.5.CD,E:1986/3451,K: 1986/4151, KT: 18.11.1986

Y1.CD, E: 2010/2749, K: 2010/7581, KT: 29.11.2010

Y1.CD, E: 2015/2039, K: 2015/5975, KT: 07.12.2015:

YCGK, E: 1981/1-169, K: 1981/288, KT: 06.07.1981

YCGK, E: 1987/99, K: 1987/276, KT: 11.05.1987

YCGK, E: 1988/1-235, K: 1988/360, KT: 17.10.1988:

YCGK, E: 2002/1-294, K: 2002/425, KT: 17.12.2002.

YCGK, E: 2002/1-294, K: 2002/425, KT: 17.12.2002:

YCGK, KT: 07.06.1982, S: 1/110-266,

--------------------------------

[1] 765 sayılı Türk Ceza Kanunu bu suçta "hareketi değil, "his/duygu" itibariyle içtepiyi/güdüyü ağırlaştırıcı neden olarak benimsemiştir. Öte yandan, 450. maddenin 3. bendinde, "işkence ve taziple" adam öldürme suçu da ağırlaştırıcı bir neden olarak kabul edilip, ikinci bağımsız bir suç şekli olarak ayrıca düzenlenmiştir. Ancak yasa koyucu "canavarca hisle" öldürmede içtepiyi/güdüyü, işkence ve tazipte ise hareketi esas almıştır. Bkz.; Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E: 2002 / 1-294, K: 2002 / 425, KT: 17.12.2002..

[2] Canavar kelimesi kurt, domuz gibi cana kıyıcı yabani ve yırtıcı hayvanlar için kullanıldığından, bentte suç faili insan için belirtilen ve Yasada tanımlanmayan "canavarca" sözcüğünün daha çok mecazi anlam ifade ettiği kabul edilmelidir. Şurası da belirtilmelidir ki, eylemin canavarca his şevki ile işlenmesi başka şey, işleniş tarzının canavarca olması başka şeydir. Bkz.; Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas: 2002 / 1-294, Karar: 2002 / 425, Karar Tarihi: 17.12.2002.

[3] Canavarca his ile suç işleyen kimsede “ahlak kötülüğü” aşırı derecededir. Bkz.; Toroslu, 2003: 361. İnsan yaşamının ortadan kaldırılmasından duyulan zevki tatmin etmek canavarca his sevki olarak kabul edilmektedir. Bkz.; TEZCAN, Durmuş ve ERDEM, Mustafa Ruhan, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Gözden Geçirilmiş 2. Bası, Barıs Yayınları, İzmir, 2002, s.102. Canavarca his şevki ile öldürmeyi, öldürme amacından daha ileri giden vahşiyane hareketler olarak algılamalıdır.

[4] Öldürme eyleminin bu biçiminde, faildeki ahlaki kötülüğün yoğunluğu ve insanlara özgü duygulardan yoksunluk cezanın ağırlaştırılmasını sonuçlamaktadır. Bkz.; Dönmezer, Sulhi: Kişilere ve Mala Karşı Cürümler, Beta Yayınları, 16. bası, 2001, s.51. Failin adam öldürme eylemi ile onu bu eyleme iten neden arasındaki ölçüsüzlük-oransızlık, eylemin canavarca işlendiğini ortaya koyan en nesnel ölçüttür. (Manzini'ye atfen Sami Selçuk, agm. s.469) Başka deyişle, "canavarca his" ile öldürmeyi, öldürme amacından daha ileri giden vahşiyane hareketler olarak anlamalıdır. Bkz., Dönmezer, s.51)

[5] HAKERİ, Hakan, Ceza Hukuku Temel Bilgiler, Seçkin Yayınevi, Son Değişiklikleriyle 1.Baskı, Ankara, 2006, s. 123.

[6] İşkence ve eziyet çektirerek öldürme, faildeki aşırı tehlikelilik durumuyla bağlantılıdır. Ölüm neticesini gerçekleştirmek bakımından zorunlu olmayan ve sırf mağdura acı ve ıstırap vermek için yapılan hareketler ise eziyet çektirme sayılır. Mağdurun acı ve ıstırabı duymuş olması gerektiği için, ölmüş veya bilincini yitirmiş olan kişi üzerinde gerçekleştirilen hareketler eziyet çektirme sayılmaz. Bkz.; ÖZGENÇ İzzet, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi (Genel Hükümler), 3. Bası, Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumu Matbaası, Ankara. 2006; HAKERİ, Hakan, Ceza Hukuku Temel Bilgiler, Seçkin Yayınevi, Son Değişiklikleriyle 1.Baskı, Ankara.2006; Erol, 2006. EROL, Haydar, Adli Yargı İlk Derece Mahkemelerinde Ceza Yargılaması ve Uygulaması, Yayın Matbaacılık, Ankara.

[7] ÖZTÜRK Bahri ve ERDEM, Mustafa Ruhan, Ceza Hukuku (Genel Hükümler ve Özel Hükümler) Kişilere ve Mala Karsı Suçlar, Temel Bilgiler, Turhan Kitabevi, Değişiklikler İşlenmiş 4.Bası, Ankara, 2005, s. 219.

[8] Türk Ceza Yasasının 450. maddesinin 3. bendi adam öldürme fiilinin, "Canavarca bir his şevki ile...." gerçekleştirilmesini bu suçun nitelikli biçimi olarak düzenlemiştir.

[9] Majno'ya göre; "Bu cürüm şekli, insanın hayvanlığını, vahşiyane hissini ve kan dökme istidadım" göstermeklerdir. Kaynak Yasanın gerekçesinde ise, insanı ürküten yabanıl kötü yürekliliğin, kazanç hırsıyla değil, daha çok kan şehvetiyle suç işleyenlerde olduğu belirtilmiştir. Bkz.; Sami Selçuk, Karşılaştırmalı Hukuk Açısından Canavarca His Şevkiyle Adam Öldürme, Yargıtay Dergisi, Ekim-1988, s.468)

[10] TOROSLU, Nevzat, Ceza Hukuku, Seçkin Yayınevi, 7.Baskı, Ankara, 2005, s. 59.

[11] Y.1.C.D. 27.09.1994, 1994/2431 E., 1994/2977 K.

[12] ERMAN, Sahir /ÖZEK, Çetin, Kişilere Karsı İşlenen Suçlar (TCK. 448–490), İstanbul, 1994, s. 9.

[13] Y.1.C.D., 27.04.1994, 1994/2431 E., 1994/2977 K.

[14] POLAT, A. Zeki: Öğreti ve Uygulamada Adam Öldürme Suçları, İstanbul, 1999, s. 45.

[15] Erman ve Özek, 1994, s. 85; ÖNDER, Ayhan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, İstanbul. 1989, s. 102.

[16] YCGK, E: 2002/1-294, K: 2002/425, KT: 17.12.2002.

[17] Sami Selçuk, Karşılaştırmalı Hukuk Açısından Canavarca His Şevkiyle Adam Öldürme, Yargıtay Dergisi, Ekim-1988, s.481.

[18] Y.1.CD, E: 2018/1848, K: 2018/2800, KT: 06.06.2018.

[19] Y.1.CD, E: 2018/1848, K: 2018/2800, KT: 06.06.2018.

[20] Y.1.CD, E: 2015/1226, K: 2015/5501, KT: 16.11.2015: “….A- Oluşa, kabule ve tüm dosya içeriğine göre, sanıklar K. ve C.'un maktulün ellerini bağladıktan sonra, adli emanete kayıtlı sopa ile vurmak suretiyle maktulü öldürdükleri olayda, ölümün genel beden travmasına bağlı alt çene ve hyoid kemiği kırığıyla birlikte subaraknoidal beyin kanaması sonucu gerçekleştiği, pek çok yara ika edilmesinin tek başına suçun canavarca hisle ya da eziyet çektirerek işlendiğini kabule yeterli bulunmadığı, canavarca hisle öldürme, sırf öldürmüş olmak için öldürme, ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürme olup, eziyet çektirerek öldürme ise, ölümü meydana getirme bakımından zorunlu olmayan ve ölüme takaddüm eder vahşice hareketler olup sanığın öldürme kastının yanında işkence ya da eziyet çektirme kastının da bulunması ayrıca kişinin belli bir süreç içerisinde acı çektirilerek öldürülmesi gerektiği, somut olayda ise sanık C.'un canavarca hisle ya da eziyet çektirerek öldürme amacıyla hareket ettiğini kabule yeterli her türlü kuşkudan uzak yeterli kesin kanıt bulunmadığı gözetilmeyerek sanığın, kasten öldürme suçundan TCK.nun 81. maddesi yerine, yazılı şekilde suçun niteliğinde yanılgıya düşülerek TCK.nun 82/1-b maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi,…”

[21] Y.1.CD, E: 2018/1848, K: 2018/2800, KT: 06.06.2018: “:..Sanığın eldiven kullanmak suretiyle bıçakla maktüle toplamda 25 kez vurarak öldürdüğü olayda; 2-) Canavarca hisle öldürme, sırf öldürmüş olmak için öldürme, ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürme olup, eziyet çektirerek öldürme ise ölümü meydana getirme bakımından zorunlu olmayan ve ölüme takaddüm eden vahşice hareketler olup sanığın öldürme kastının yanında işkence ya da eziyet çektirme kastının da bulunması gerektiği, sanığın canavarca hisle ya da eziyet çektirerek öldürme amacıyla hareket ettiğini kabule yeterli her türlü kuşkudan uzak yeterli kesin kanıt bulunmadığı, ölüm neticesini almaya yönelik çok sayıdaki yaranın tek başına bu suçun unsurlarını oluşturmayacağı anlaşılmakla, suç vasfında yanılgıya düşülerek TCK'nun 81. maddesi gereğince cezalandırılması yerine, yazılı şekilde aynı Yasa'nın 82/1-b bendi gereğince hüküm kurularak ceza tayin edilmesi,…”

[22] Y.1.CD, E: 2015/1332, K: 2015/3789, KT: 10.06.2015: “…..Oluşa, dosya içeriğindeki delillere ve sanık A.'nin aksi sabit olmayan savunmasının içeriğine göre; olay tarihinde sanığın maktülle birlikte bağevinde alkol aldıkları, içkilerinin bitmesi üzerine maktülün sanığa küfür ederek rakı alıp gelmesini söylediği, sanığın da maktülü küfür etmemesi konusunda uyararak bağevinden ayrıldığı, sanığın alkol almaya devam ettiği, parası bitince rakı yerine şarap alarak beğevine geri döndüğü, maktülün sanığa şarap getirmesi nedeniyle yine küfür ettiği, ayrıca aşırı derecede alkollü olan maktülün meyve bıçağı ile sanığa doğru hamle yaparak saldırmasının yarattığı hiddetin etkisinde kalan sanığın, maktülün elinden aldığı bıçakla alın, boyun, göğüs, karın, sol kol, sol el parmakları, sağ omuz, sağ koltuk altı, sağ kol, sağ el, sağ uyluk, sol uyluk ve kalça sol taraftan toplam 23 darbeyle yaralamak suretiyle maktülün ölümüne sebebiyet verdiği olayda; sanığın kendisine hakaret edilip bıçakla saldırılmasına sinirlenerek art arda gerçekleştirdiği bıçak darbeleriyle maktülü öldürmüş olması karşında, canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürme suçunun unsurları oluşmadığı anlaşıldığı halde, TCK'nın 81/1 maddesi yerine vasıfta yanılgıya düşülerek TCK'nın 82/1-b maddesi uyarınca hüküm kurulması,…BOZULMASINA, 10.06.2015 gününde oybirliği ile, karar verildi…” Y1.CD, E: 2010/2749, K: 2010/7581, KT: 29.11.2010:”….Oluşa ve dosya içeriğine göre olay günü alkol ve esrar kullanan sanığın maktulü 26 adedi öldürücü nitelikte olmak üzere toplam 29 bıçak darbesi ile öldürdüğü olayda; pek çok öldürücü nitelikte yara ika edilmesinin tek başına suçun canavarca hisle ya da eziyet çektirerek işlendiğini kabule yeterli bulunmadığı, canavarca hisle öldürme, sırf öldürmüş olmak için öldürme, ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürme olup, eziyet çektirerek öldürme ise ölümü meydana getirme bakımından zorunlu olmayan ve ölüme takaddüm eder vahşice hareketler olup sanığın öldürme kastının yanında işkence ya da eziyet çektirme kastının da bulunması gerektiği, somut olayda sanığın canavarca hisle ya da eziyet çektirerek öldürme amacıyla hareket ettiğini, sırf öldürmek için eylemi gerçekleştirdiğini kabule yeterli kesin kanıt bulunmadığı gözetilmeyerek 5237 sayılı TCK. nun 82/1-b maddesinin uygulanması yasaya aykırı ise de, ceza miktarı değişmediğinden bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK. nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasındaki öldürme suçu ile ilgili bölümdeki <Adem'e karşı>ibaresinden sonra gelen <canavarca hisle> ibaresinin çıkartılmasına, <5237 sayılı TCK. nun 82/1-b-e> ibaresinin de <5237 sayılı TCK. nun 82/1-e> şeklinde değiştirilmesine karar verilmek suretiyle düzeltilen hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,….”

[23] Y.1.CD, E: 2017/433, K: 2017/1334, KT: 19.04.2017: “…Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, maktul ile evli olan sanık ...'ın diğer sanık ... ile yaklaşık 6-7 yıldır ilişkisi bulunduğu, zaman zaman maktulden şiddet gören sanık ...'ın bu hususu sanık ...'e anlattığı, olay tarihinden önceki son bir aylık zaman dilimi içerisinde sanık ...'ın sanık ...'e bir çok kez "eşim bana çok kötü davranıyor, çekilecek hali kalmadı bunu ne yaparsan yap, öldürüyor musun? Bir yere mi atarsın ama sen elini kana bulama, bu işi başka birisine yaptır" demesi üzerine sanık ...'de maktulü öldürme fikri oluştuğu, olay günü de sanık ...'in sanık ... ile bir çok kez görüşerek maktulle ilgili bilgi aldığı ve maktulü arabayla gezme bahanesiyle dışarı çağırdığı, sanığın eylemini gerçekleştirebileceği Tahta Köprü Barajı mevkiine götürdüğü maktule yerden aldığı kaya parçalarıyla birçok kez vurarak öldürdüğü anlaşılan olayda, 1-Canavarca hisle öldürme, sırf öldürmüş olmak için öldürme, ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürme; eziyet çektirerek öldürme ise ölümü meydana getirme bakımından zorunlu olmayan ve ölüme takaddüm eder vahşice hareketler olup sanığın öldürme kastının yanında işkence ya da eziyet çektirme kastının da bulunması gerektiği, somut olayda ise sanık ...'in canavarca hisle ya da eziyet çektirerek öldürme amacıyla hareket ettiğini kabule yeterli her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, sanık ...'in suç işleme kararını önceden verdiği, karar ile fiilin icrası arasında makul sürenin geçtiği, sebat ve ısrarla kararından dönmediği anlaşılmakla, tasarlayarak kasten öldürme suçunun koşullarının bulunduğu gözetilmeksizin, TCK'nun 82/1-a maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde TCK'nun 82/1-b. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi,…”

[24] Y.1.CD, E: 2011/400, K: 2011/1222, KT: 03.03.2011: “….1- Dosya kapsamına göre, aralarında arkadaşlık ilişkisi bulunan sanıklar İ. ve E. ile maktul S.'ın, olay tarihinde olayın meydana geldiği köprü altına giderek birlikte alkol aldıkları, burada sanıklardan E.'nin maktule, M. isimli kızla olan ilişkisini bitirmesini söylediği, maktulün bunu kabul etmediği, bunun üzerine sanık İ.'in 13 bıçak darbesi ve taşla başına vurmak suretiyle maktulü öldürdüğü, diğer sanık E.'nin ise köprü üstüne çıkarak gözcülük yapmak suretiyle yardım eden olarak suça katıldığı olayda, sadece öldürme kastına yönelik çok sayıdaki bıçak darbesi ve taşla vurmanın canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme sucuna kanıt sayılamayacağı, suçun bu saikle işlendiğini gösterir kesin ve inandırıcı delillerin de bulunmadığının görülmesi karşısında, suç tarihide nazara alınarak, sanık İ. hakkında 5237 sayılı TCK.nun 82/1-e, 31/3 maddeleri ile 765 sayılı TCK.nun 448, 55/3 maddeleri arasında, sanık E. hakkında 5237 sayılı TCK.nun 82/1-e, 39/1, 31/3 maddeleri ile 765 sayılı TCK.nun 448, 65/3, 55/3 maddeleri arasında yapılacak karşılaştırma neticesi lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,…”

[25] Y.1.CD, E: 2009/6255, K:2009/4592, KT: 13.07.2009: “…..a) Oluş ve dosya içeriğine göre; maktulle komşu olan sanığın olay tarihinden önce zaman zaman motosikletini maktulün evinin avlusuna park ettiği, maktulün bu duruma ses çıkarmadığı, olay akşamı ise maktulün avlu kapısını kapatarak istirahata çekildiği, gece saat 00.30 sıralarında alkollü bir şekilde eve gelen sanığın, maktule ait avlu kapısını kapalı görünce, öfkelenerek maktulün evine gidip kapısını zorlamak suretiyle açtığı, bu sırada gürültüye uyanan maktulü sustalı bıçakla on dört yerinden bıçaklayarak öldürdüğü olayda; sanığın maktulü canavarca bir hisle ve eziyet çektirmek için öldürdüğüne dair yeterli kanıt bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın kasten adam öldürme suçundan mahkumiyeti yerine, yazılı şekilde canavarca hisle adam öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi,….”

[26] Y.1.CD,E: 2016/3743, K: 2017/5311, KT: 26.12.2017: “….a) Sanık ... hakkında düzenlenen iddianamede; "elindeki benzin bidonunu ölenin üzerine döküp çakmağı çaldığı, elindeki para bulunan çantayı alarak kaçmaya çalıştığı, peşinden takip edilmesine rağmen yakalanamadığı" şeklinde sanığın eyleminin tarif edilmesine ve bu anlatıma göre sanığın yağma amacıyla öldürme eylemini gerçekleştirdiği açıklanmasına rağmen yağma suçundan da hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, b) Sanığın, içinde para bulunan çantayı almak amacıyla maktulün üzerine benzin dökerek öldürme eylemini gerçekleştirmesi karşısında TCK’nın 82/1-b maddesi yanında 82/1-h maddesinin de uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, c) Kabule göre ise; kısa kararda sanığın tasarlayarak canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçundan cezalandırıldığı belirtilmesine rağmen gerekçeli kararda; tasarlamanın unsurlarının gerçekleşmediği açıklanmak suretiyle, kısa karar ile gerekçe arasında çelişki yaratılması, ayrıca kısa kararda temel ceza belirlenirken kabulün aksine uygulama maddesi olarak sadece TCK.nun 82/1. maddesinin gösterilmesi suretiyle hükmün karıştırılması,…” Y1.CD, E: 2015/2039, K: 2015/5975, KT: 07.12.2015: “…Oluşa, kabule ve dosya kapsamına göre maktul ile sanıkların metruk bir binada birlikte yaşadıkları, olay günü kaldıkları binada beraberce maktulun alkol, sanıkların ise kolonya içip tiner çektikleri, herhangi bir tartışma olmaksızın ölen Turan'ın sanıkların ana ve bacısına ısrarla küfür edip bir süre sonra alkol etkisiyle sızdığı, sanıkların birlikte Turan'ın el ve ayaklarını bağlayarak iple boğmaya çalıştıkları, bir süre uğraştıktan sonra ölmediğini görünce maktulun üzerine ve yattığı yere kolonya döküp ateşe verdikleri, maktul Turan'ın yanık ve karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu hayatını kaybettiği olayda; A-Sanıkların eylemlerine uyan TCK'nun 82/1-b maddesi uyarınca canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçundan cezalandırılmaları ile yetinilmesi gerekirken, somut olayda öldürmenin genel tehlike yaratmak suretiyle yakarak işlenmesi halinin gerçekleşmediği gözetilmeden uygulanma koşulları bulunmayan TCK'nun 82/1-c maddesinin tatbikine karar verilmesi,

[27] Y.1.CD, E: 2013/3684, K: 2013/7046, KT: 27.11.2013: ”…b) Olay tarihinde sanığın, mağdurun üzerine elindeki tiner şişesini boşalttıktan sonra ateşe verdiği, daha sonra da 6136 sayılı Yasa kapsamındaki bıçak ile mağdurun sırtını 20 cm. uzunluğunda kestiği, olay yerinden tesadüfen geçmekte olan tanık G.'ın yanmakta olan mağduru söndürdüğü, mağdurun tüm vücudunun % 43'ünü tutan 2. ve 3. derece yanık oluşacak şekilde yaralandığı, mevcut yaralanması sonucu hayati tehlike geçirdiği anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan TCK.nın 82/1-b, 35. maddeleri uyarınca canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçuna teşebbüsten cezalandırılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak eksik ceza tayini, c) Kabule ve uygulamaya göre de; teşebbüs nedeniyle 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı TCK.nın 35. maddesi uyarınca yapılan uygulama sırasında, yasal sınırın üzerinde cezaya hükmedilerek fazla ceza tayini,…”

[28] Y.1.CD, E: 2013/2231, K: 2013/5375, KT: 01.10.2013: “….Dosya içeriğine göre; sanık S. ile maktulün 1976 yılında evlendikleri, beş tane müşterek çocukları olduğu fakat maktulün sanığa karşı şiddet uygulaması ve şiddetli geçimsizlik nedeniyle 2009 yılında boşandıkları ve boşanma kararı kesinleşmesine rağmen, nişanlanan ve evlenen çocukları nedeniyle aynı evde yaşadıkları, çocuklarının bazılarının boşanmadan haberdar olmadığı, maktulün boşanma sonrası da sanığa hakaret ederek şiddet uyguladığı, olay günü; maktulün başka bir kadın ile evlenmek amacıyla nüfus cüzdanını bulamaması ve sanığın sakladığını düşüncesi nedeniyle sanık ile tartıştığı, sanığı tehdit ederek, darp ettiği, aralarındaki kavganın evin dışında bahçede de devam ettiği sırada, orada bulunan pet şişedeki benzini maktulün başından aşağıya döken sanığın, kibriti yakarak maktulü ateşe verdiği, maktulün ateşi söndürmek için sanığa sarıldığı, sanığın maktulü ittirerek uzaklaştırdığı, eve giderek yanan elini ve omzunu suya tuttuğu, bu sırada maktul kendini bahçede bulunan çeşmenin yalağına atarak ateşi söndürdüğü, ancak baş ve boyun bölgesinde ileri derecede yanıklar oluştuğu, yaralı halde yola çıkarak durdurduğu kamyon ile jandarma karakoluna gittiği, oradan hastaneye sevk edilen maktulün baş ve boyun bölgesindeki ağır yanık lezyonlarına bağlı gelişen larinks ödemi tablosu sonucu öldüğü olayda; sanığın maktulü ateşe vermesi ve yanması sırasında yaralı halde maktulü kendi haline bırakması ile ortaya çıkan kastının kullandığı yöntem itibariyle canavarca hisle öldürme suçuna yönelik olduğu anlaşıldığı halde TCK'nın 82/1-b, 29 ve 62 maddeleri uyarınca canavarca his ile adam öldürme suçundan hüküm kurulması yerine, TCK'nın 81. maddesi gereğince karar verilmesi,…..BOZULMASINA 01.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi…”

[29] Y.1.CD, E: 2008/4760, K: 2009/118, KT: 21.01.2009: “….Sanığın üvey halası olan, olumsuz bilinen kişiliğine karşın maktulenin, sanığın ailesi birlikte yaşadığı, kendisine bakma sorumluluğunu yüklenen sanığa ve aile bireylerine gereksiz yere kötü davrandığı, olay günü de sanık ile maktulenin evde yalnız oldukları sırada sanık tarafından bu davranışlarının nedeni sorulduğunda saldırganlık göstererek sandalye ile üzerine yürüyerek koluna vurmasına karşılık sanığın da eline geçirdiği bıçakla maktulenin boğazını kestiği, göğüs kısmından kalbe sirayet edecek şekilde ve sırt kısmında on üç adet derin kesi oluşturacak şekilde yaraladığı ve maktulenin kan kaybı neticesi öldüğü olayda; a) Karşıtı kanıtlanamayan savunmaya göre, aile bireylerine karşı haksızlık oluşturan ve süreklilik gösteren olumsuz davranışlarının nedenini soran sanığa yönelik saldırgan tutum takınarak sandalye ile koluna vuran maktulenin eyleminin sanık açısından haksız tahrik teşkil edeceği düşünülmeden, yazılı gerekçeyle tahrik uygulanması isteminin reddiyle fazla ceza verilmesi; b) Sanığın haksız tahrik altında hareket etmesi, maktuledeki yaraların niteliği, sayısı dikkate alındığında öldürme kastına yönelik olması karşısında canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürme suçunun unsurları oluşmadığı gibi, sanığın işkenceyle öldürme amacına yönelik eylemde bulunduğunu gösteren kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığından, sanığın tahrik altında kasten insan öldürme suçundan TCK nun 81, 29 ve 62. maddeleri uyarınca cezalandırılması yerine, yazılı şekilde karar verilerek fazla ceza tayini; …BOZULMASINA, 21.01.2009 gününde oybirliği ile karar verildi….”

[30] Y.1.CD, E: 2004/2994, K: 2004/4402, KT: 29.12.2004: “…..Sanık Bayram'ın resmi olarak bir başkasıyla evli olduğu halde, mağdurun annesi olan Neval ile bir süre gayri resmi olarak birlikte yaşadıkları, daha sonra sanığın çalışmaması, Neval ve çocuklarına karşı kötü davranıp onları dövmesi üzerine Neval'in sanıktan ayrıldığı, sanığın bunu kabullenemediği, Neval'i telefonlarla tehdit ettiği, olay tarihinde de Neval'in oğlu mağdur Berat'a anneannesinin yanına geldiğini öğrenmesi üzerine önce yanına gelip sen burada mı kalacaksın dediği, mağdurun da burada kalamam demesi üzerine ayrılıp tekrar gece geç vakitlerde elinde silahla mağdurun yatmakta olduğu evin avlusuna geldiği, cep telefonu ile mağdurun annesi Neval'i arayarak "sana acı duyuracağım bak diyerek telefon açıkken av tüfeği ile uyumakta olan mağdura peş peşe birden fazla ateş ederek silah seslerini ve mağdurun çığlıklarını annesi Neval'e dinlettiği" mağdurun aldığı bu yaralar sonucu her iki bacağının diz altından kesildiği anlaşılmakla Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.12.2002 gün 2002/1-294, 425 sayılı kararı ile Yargıtay Birinci Ceza Dairesi'nin 6.2.2002 gün 2001/4274 esas, 2002/361 karar sayılı ilamlarında da belirtildiği gibi "toplumun ortak bilincinin, duygusunun ve vicdanının hiçbir zaman onaylamayacağı, alçakça bir güdü/içtepi ve amaç itibariyle tehlikeli ve vahşi kötülük eğilimi sergileyerek "suç işleyen kişinin canavarca his şevki ile suçu işlediğinin kabul edilmiş olması karşısında; somut olayımızda da sanığın sırf kendisiyle beraber olmak istemeyen Neval'e gözdağı verip acı çektirmek için mağduru raporunda belirtilen şekilde toplumun ortak bilincinin hiçbir zaman onaylamayacağı tarzda vahşi bir kötülük eğilimi sergileyerek, ateş etmek suretiyle öldürmeye tam teşebbüs ettiğinden eylemin "canavarca his şevkiyle adam öldürmeye tam teşebbüs niteliğinde olup" TCK.nun 450/3, 62, 81/1-3. maddeleri uyarınca tecziyesi yerine yazılı şekilde suç vasfında yanılgıya düşülerek hüküm tesisi, ….BOZULMASINA, 29.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi….”

[31] Y.1.CD, E: 2003/1911, K: 2003/2232, KT: 07.10.2003: “…Dava: Hüdaverdi'nin canavarca bir his saikiyle birlikte öldürmekten ve hırsızlıktan sanıklar T. ile Teysir'in yapılan yargılanmaları sonunda; hükümlülüklerine dair… Ancak; a- Pek çok öldürücü vasıfta yara ika edilmesinin, başlı başına suçun canavarca his sevkiyle işlendiğini kabule yeterli bulunmadığı gibi haksız tahrik altında suç işlenmesinde de canavarca his sevkinden söz edilemeyeceği, öldürdükten sonra sırf cesetten ve cezadan kurtulmak amacıyla cesedi parçalama girişimlerinin de suçun vasfını değiştirecek mahiyette bir vakıa olmadığı cihetle, yara çokluğu ve suç kasıtlarındaki yoğunluk teşdid sebebi yapılarak sanıkların adam öldürme suçundan TCK.'nun 64/l. maddesi delaletiyle 448, 51/1, 55/3 ve 59. maddeleri ile tecziyeleri gerekirken yazılı şekilde suç vasfının belirlenmesinde yanılgıya düşülmesi,…”

[32] YCGK, E: 2002/1-294, K: 2002/425, KT: 17.12.2002: “…Canavarca his kavramı, toplum bilinci ve ahlakının geniş tepkisini çeken, amacı itibari ile tehlikeli ve vahşi kötülük eğilimini sergileyen psikolojik bir güdüyü ifade eden kavram olarak algılanmalıdır. "Canavarca his sevki" kavramına bu anlam verildiğinde; çağımızda insan hayatını her şeyin üzerinde tutan evrensel ve toplumsal anlayışa ve ahlaka karşı çıkan, bu yönüyle iğrençliği, ilkelliği ve tehlikeliliği vahim ve aşikar olan "insanı kurban etmek" gibi bir düşüncenin ister bir dini inanış, isterse bir fikri düşünce, yada olaydaki gibi şeytani bir amaçla işlenmiş bulunsun toplumsal açıdan ne denli tehlikeli ve vahşi olduğu izah gerektirmez bir olaydır. Bu nedenlerle sanıkların kendilerine göre satanizm çerçevesinde oluşturdukları örgütsel düşünce doğrultusunda maktüleyi öldürmeleri eylemi TCK.nun 450. maddesinin 3. bendindeki "canavarca bir his şevki ile" adam öldürme cürmünü oluşturacağı hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde açıklığa çıkmaktadır. Buna aykırı olarak sanıkların öldürme fiilini niteliksiz adam öldürme olarak vasıflandırmak bozmayı gerektirmektedir….”

[33] Y.1.CD, E: 2001/4274, K: 2002/361, KT: 06.02.2002: “…..Bir tanrıya bağlı olmama ve "şeytana ve kötülüğe tapma", onları yücelterek kötü ve mel'un olan şeylerin iyiliğe dönüşeceği inancı, isyan, başkaldırma, özgüven ve seksin ön plana çıkartılmak istendiği inanç hareketini yani satanistliği benimseyen sanıkların, bir süre önce tanıştıkları öleni, inançları gereği yapacakları ayinde "şeytana kurban edip ırzına geçmeye" karar verip, birlikte gittikleri mezarlıkta şarap içip bekledikleri "şeytanın mesajı geldiğinde, öleni boğmaya başlayan erkek sanıkların ve sanık Z.'un da ölenin bacağına bıçak saplayarak birlikte öldürdükten sonra soyarak bir sanığın onun ırzına geçtiği, diğerlerinin kalkıştığı olayda eylemlerin" toplum bilinç ve ahlakının geniş tepkisini çekmesi, tehlikeli ve vahşi kötülük eğilimini sergilemesi psikolojik güdüyü anlatması" nedeniyle "canavarca" his sevkiyle öldürme" ve erkek sanıkların da "naaşa hakaret" suçları belli kabul edilmelidir (765 S. K. m. 450, 463)…”

[34] Y.1.CD, E: 1994/2431, K: 1994/2977, KT: 27.09.1994: “…..2- Adam öldürme suçuna ilişkin temyiz itirazlarına gelince; A- Canavarca bir his sevki ile adam öldürmek, sırf öldürmüş olmak için öldürmek, ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürmek, işkence ve tazip ile öldürmek ise, öldürme eyleminde önce öldürülecek olana karşı azap ve işkence yapmayı hedef tutan, ölümü meydana getirmek bakımından zorunlu olmayan vahşice davranışlarda bulunmak olarak tanımlanır. Her iki halde de; sadist bir duygu ve düşüncenin eyleme egemen olduğu belirlenmelidir. Olayımızda ise, küçük yaştaki sanığın olay gecesi zorla ırzına geçen maktülü bu olayın doğurduğu şiddetle gazap ve üzüntünün etkisiyle penisini kesip, ardı ardına yaptığı bıçak darbeleriyle öldürdüğünün açıklıkta anlaşılması karşısında, TCK.nun 448, 51/2, 55/3, 59. maddelerin uygulanması suretiyle cezalandırılmasına karar verilmesinde zorunluluk bulunduğu halde yazılı şekilde hüküm kurulması,…” Y.5.CD, E: 1987/4461, K: 1987/4437, KT: 15.12.1987: “…Dava: H.S…'yi işlediği suçun delillerini yok etmek amacıyla canavarca bir his şevkiyle öldürmekten sanık R.'ın bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda; müebbet ağır hapis cezasıyla hükümlülüğüne ilişkin…1 - Sanığın ırzına geçtiği maktuleyi pek çok bıçak darbesiyle öldürmesinde TCK.nun 450/3. maddesinin öngördüğü anlamda öldürmek kastını ve amacını aşan ölüm neticesini meydana getirmek bakımından zaruri olmayan vahşice fiil ve hareketlerin mevcut bulunmadığı, pek çok bıçak darbesinin bu kastı göstermeye delalet etmeyeceği failin öldürme kastından başka işkence ve azap çektirme maksadıyla özel bir kastla hareket etmiş bulunması da bu durumda sözkonusu olamayacağı cihetle suç vasfında yanılgıya düşülerek sanık hakkında TCK.nun 450/3. maddesinin uygulanması, 2 - Sanığın ırzına geçtiği maktuleyi bu suçun delillerinin ortaya çıkmamasına yönelik bir davranışla öldürdüğü anlaşılamadığı gibi, tüm dosya içeriği bakımından öldürme nedeninin kesin ve açık olarak tespit edilememiş olması sebebiyle sanık hakkında TCK.nun 448, 59. maddeleri gereğince uygulama yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, …BOZULMASINA 15.12.1987 gününde oybirliği ile karar verildi….”

[35] Y.5.CD, E: 1989/882, K: 1989/941, KT: 28.03.1989: “….TCK.nun 450/3. maddesinde yazılı suçun oluşması için, a) İşkence ve tazipten maksat ölüm neticesini meydana getirmek bakımından zorunlu olmayan vahşice fiil ve hareketler, b) Canavarca bir his ile adam öldürmekten maksat ise, öldürülenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürmek olup özetle, sanığın öldürme kastından başka özel kasıt niteliğinde olan eziyet çektirerek öldürmeyi istemiş olması ve bu fiillerin ölüme tekaddüm etmesi gerekeceği cihetle sanığın doğal olarak ölüm neticesini meydana getirmek için giriştiği eylemin suçun canavarsa his ile işlendiğinin sebep, saik ve delili olarak kabulüne yasal olanak bulunmadığından, sanığın kasten adam öldürmekten sorumlu tutularak temel cezanın TCK. 448. maddesiyle tesisi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması suretiyle suç niteliğinin tayininde yanılgıya düşülmesi, …BOZULMASINA, 28.3.1989 tarihinde oybirliği ile karar verildi…”

[36] YCGK, E: 1988/1-235, K: 1988/360, KT: 17.10.1988: “….Ölü muyayene ve otopsi raporuyla belirlenen bu bulgulara göre; sanığın 13 yaşlarındaki ölenle cinsel ilişkide bulunduktan sonra, şikayet edilip cezalandırılabileceği korkusuyla, ırza geçmek suçunun delil ve emarelerini ortadan kaldırmak amacıyla öldürme fiilini ika ettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla eylemi TCY.nın 450/9. maddesine uyar niteliktedir……Öte yandan; sanık sahte pasaportla Almanya'ya kaçmadan önce Türkiye'de ayrı yer ve zamanlarda iki kişiyi öldürmüştür. Bu husus Ankara Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesi'nin 30.12.1983 gün ve 72/81 sayılı, Aydın Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin de 1.12.1982 gün ve 72/186 sayılı kararları ile sabittir. Önceye ait bu saptamalar sanığın olumsuz ruhsal bir yapısı olduğunu göstermiştir. Ölenin küçük yaşta ve zayıf yapıda bir kız çocuğu olduğu, güçlü kuvvetli bulunan sanığa dinenemeyecek bir durumda bulunduğu halde, sanık yaşamsal bölgelerde, vuracağı bir veya birkaç darbe ile sonucu alabilecek durumda iken; yaşamsal olan yada bu nitelikte bulunmayan değişik bölgelerine yüzeysel veya derin çok sayıda yaralar açarak ölene işkence veren zaman içinde süren vahşiyane davranış ve icrada bulunmuştur. Sanığın bu yaralama biçimi sırf ölene açı çektiren, öldürmek için yapılan zorunlu olmayan hareketlerdir. Bu itibarla TCK.nun 450/3. maddesi koşulları da mevcut görülmüş olmakla, Yerel Mahkeme direnme hükmü yerindedir ve onanmasına karar verilmelidir….ONANMASINA, 17.10.1988 gününde oyçokluğuyla karar verildi….”

[37] YCGK, E: 1987/99, K: 1987/276, KT: 11.05.1987: “…Olayımıza baktığımızda, sanıklarla öldürülen arasında kıyasıya bir kavganın başladığı; çok güçlü ve kuvvetli bulanan öldürenle baş edemeyeceklerini anlayan sanıkların diğer sanıklar T. A. ve H. K.'dan ip istedikleri, sanık H. S.'ın bu arada eline geçirdiği keserle öldürülenin başına ve yüzüne vurmaya başladığı ve getirilen iple öldürüleni bağlayarak Çoşkun ile birlikte boğazını kesmek suretiyle öldürdükleri, anlaşılmıştır. Açıklanan şu oluşa ve otopsideki bulgulara göre sanıkların öldürme sonucunun almaktan öteye giden ve işkence tazip sayılacak; sırf öldürülene eza verme ve kendilerini bu suretle tatmin etme yönünden davranışları saptanamadığından hunharca olsa dahi bu tür icranın işkence ve tazip olarak kabulünde isabet yoktur. Bu itabarla sanıklar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Resende temyize tabi bulunan direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir…”

[38] Y.5.CD,E:1986/3451,K: 1986/4151, KT: 18.11.1986: “….10.11.1978 tarihinde sanıklardan Serpil'in kardeşi ve diğer sanık Abdullah'ın yakın akrabası bulunan Mehmet'in içlerinde maktul de dahil olmak üzere bazı kişiler tarafından öldürülmesi, dolayısıyla taraflar arasında kan davasının mevcut bulunduğu, olay günü sabahı maktül, Karaçoban Köyü'nden kendi köyüne gitmek üzere Güvenlik Köyü'nde otobüse binmek istediğinde sanık Serpil'in kardeşi olan Bahattin'in maktulü otobüse bindirmek istemeyip yumrukladığı, bunun üzerine maktulün otobüse binmekten vazgeçip yürüyerek köyün istikametine gitmeye başladığı Bahattin'in otobüsle yoluna devam ettiği. Petrol Ofis durağında Otobüsü durduran Bahattin'in orada bulunan sanık Serpil'le görüştüğü, sanık Serpil'in de aslı fail Abdullah'a keyfiyeti haber verdiği, sanık Serpil'in, Macit'den bir at alıp maktulün önüne doğru hareket ettiği, sanık Abdullah'ın da ekon ot tarlası içinde maktule ateş ettiği, maktulün arıcıların yanına doğru 1 km. kadar kaçtığı, sanık Abdullah'ın onu kovaladığı, sanık Serpil'in atla maktulün önüne geçtiği, arıcılara 150 metre kala sanık Abdullah'ın maktulü yaraladığı, taşla onun kafasına vurmak suretiyle kafa kemiklerini kırdığı ve taşın kırık içinde kaldığı, sanık Serpil'in olay yerinde atla beklediği ve ölümü takiben bu iki sanığın Serpil tarafından getirilen ata binerek kaçtıkları tüm dosya kapsamı ve mevcut delillerle anlaşılmış olmasına göre: B - Olayda öldürme gaye ve niyetinden daha ileri giden ve ölüm neticesini istihsal bakımından zaruri bulunmayan vahşiyane hareketler olmadığı gibi, maktulün hayatını izale maksadı haricinde mühsarına ona fiziki azap ve ızdırap vermek masadını muhtevi hareketleride bahis konusu bulunmaması itibariyle TCK.nun 450/3. maddesinin tatbik yeri bulunmadığı, öldürme suçunun maktulün olay sabahı köyüne gittiğinin öğrenilmesinden kısa bir süre sonra işlenmesi nedeniyle olayda öldürme kararı ile icra arasında yeterli bir süre geçmesine rağmen o karardan vazgeçmeksizin bu kararda sebat ve ısrarla yerine getirme şeklindeki taammüt unsurunun mevcut olmadığı, suçlarının münhasıran kan gütme saikine bağlı olduğu gözönünde tutulark sanıkar hakkında temel cezanın TCK.nun 450/10. maddesi ile tayini gerekli iken ayrıca 450/3 ve 4. maddelerle temel ceza tertibi cihetine gidilmesi, ….BOZULMASINA, 18.11.1986 gününde oybirliği ile karar verildi…”

[39] Y.1.CD, E: 1984/2469, K: 1984/2730, KT: 12.06.1984: “…Üç yaşında olan maktulenin annesi Z.'in sanığın gayriresmi kocası G. ile ilişkisi olmasına kızan sanığın kocası ile ilişki kuran Z.'den sırf intikam almak için günahsız üç yaşında maktuleyi boğarak öldürmesinde canavarca bir his içinde olduğu açıkça ortada olduğu halde sanığın TCK.nun 450/3 yerine 448. madde ile cezalandırılması suretiyle öldürme suçunun niteliğinde hataya düşülmesi, kanuna aykırıdır…”

[40] Y.1.CD, E: 1983/1737, K: 1983/2171, KT: 21.06.1983: ”….A) Fethikabir yapılıp maktulün karın bölgesi açılarak iç organlarda, özellikle bağırsaklarda tahribat olup olmadığı tespit edildikten sonra; Dosya Adli Tıp Meclisi'ne gönderilerek maktulün anüsüne sokulan sert cismin ölüm nedeni olup olmadığı ve ölüme tesir edip etmediği sorulup alınacak mütalaa sonucuna göre suç vasfının tayini gerekli iken, yapılmaksızın sanığın eksik incelemeyle yazılı şekilde tecziyesi;….BOZULMASINA, 21.6.1983 gününde oybirliği ile karar verildi…”

[41] YCGK, E: 1981/1-169, K: 1981/288, KT: 06.07.1981: ”…Sanığın evinde öldürme için mutad araçlara rastlanıldığı hususunda bir iddia ve kanıt mevcut değildir. Maktul sanığın kapısına kocasının evde olmadığı bir zamanı hesaplayarak gece gelmiş, öteden beri tekrarladığı cinsi lişkide bulunma isteğini bildirince onun ahlak dışı istek ve takibinden kurtulamayacağını anlayan sanık iffetini korumak için kocasının motosikletinde kullandığı tenekedeki benzinden bir miktar doldurarak evin avlusu içinde odun koymaya ayrılmış ve evden bağımsız durumdaki odunlukta kendisini bekleyen maktulün yanına gidip benzini fevren üzerine serpmiş kibritle tutuşmuştur. Sanığın eylem ve davranışları bu aşamada kalmıştır. Sanık odunluğun kapısını kapayarak maktulü yanarak ölüme terk etmemiştir. yanmaya başlayan bu nedenle kaçan maktulü fiilen engellememiş etraftan yetişenlerin alevleri söndürmesine mani olmamış, alevler söndürülüp maktul hastahaneye kaldırılıp tedaviye alınmış, doğal olarak ağır dindirici ilaçlar uygulanmış, bir buçuk gün yaşadıktan sonra vefat etmiştir….”

[42] Y.5.CD, E: 1981/480, K: 1981/517, KT: 12.02.1981: “…A) Sanığın komşusu olan 15 - 16 yaşlarında maktulenin başkası ile nişanlanması sebebiyle kendisine verilen beşibirlik ve altın liralarını gasp etmeyi tasarlamaya başlayıp planlar düzenlendiği ve olay günü bu fırsatın doğduğunu görüp maktulenin evde yalnız olduğunu tespit ettikten sonra eve habersizce girip maktuleyi yalvarmasına rağmen adeta canavarca bir hisse kapılarak müteaddit yerlerinden tahra ve kırklık tabir edilen aletlerle sayılamıyacak kadar darbelerle yaralayıp, tamamen öldürdükten sonra altınlarını alıp Osman'ın evinin bahçesine altınları sakladığı ve sanığın maktulenin öldürüldüğünün ortaya çıkması üzerine de olay yerine geldiğinde üzerinde kesik yaralar görülerek kendisinden şüphe edilerek yakalanınca sakladığı, yerden de altınların da bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmış ve sanığın ikrarları olmasa dahi bu öldürme suçunun sanık tarafından işlenmiş olduğu katiyetle anlaşılmış bulunmasına rağmen adeta canavarca bir hissin varlığını dahi gösterecek şekilde ve yalvarmasına ve altınları vermeğe razı olduğunu söylemesine rağmen kırklık ve tahra ile delik deşik ederek vahşiyane şekilde öldürmesinde hiçbir neden sanık lehine TCK.nun 59. maddenin uygulanmasını gerektirmediği halde isabetsiz bazı gerekçelerle sanık hakkında TCK.nun 59. maddenin uygulanması,….BOZULMASINA, depo parasının müdahile geri verilmesine 12.2.1981 günü oybirliği ile karar verildi…”

[43] Y.5.CD, E: 1980/835, K: 1980/1015, KT: 06.03.1980: “…2- Re'sen yapılan incelemede: A) Oluşa göre sanığın canavarca bir hissin tesiri altında maktuleyi öldürdüğü anlaşılmasına rağmen TCK.nun 450/3. maddesi yerine 448. maddenin uygulanması doğru değilse de cenini dahi parçalayan bu sanık hakkında aleyhe temyiz olmadığından vasıftaki bu yanılgı bozma nedeni yapılmamıştır. B) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, cezayı azaltıcı bir sebep bulunmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş,…ONANMASINA, depo parasının geri verilmesine 6.3.1980 gününde oybirliği ile karar verildi….”

[44] Y.5.CD, E: 1977/265, K: 1977/282, KT: 01.02.1977: “….Karar: A - Olay günü her iki sanığın maktulün ırzına geçmek için şehrin Haçdağı mevkiine götürdükleri orada sanık (E)nin maktulün zorla ırzına geçtiği, maktulün zorla ırzına geçilirken diğer sanık (A) nın da olay yerinde bulunduğu ve maktulün bu şekilde zorla ırzına geçilmesine karşılık ben bu sizin yaptıklarınızı abime ve anneme söyliyeceğim demesi üzerine sanıklardan (A)nın işlediği bu suçun cezasından kendisini kurtarmak ve olayın delilini yok etmek için maktulün boğazını kadın çorabı ile boğduğu ve bıçakla boğazını bedeninden ayırmak suretiyle kestiği, sağ kolunu bedeninden ayırdığı ve bu şekilde öldürmek için zorunlu olmayan ve ruhundaki canavarca hissi gösteren vahşiyane hareketlerle maktülü öldürdüğü, sanık (A)nın bu hareketleri yaparak önceden işlemeyi kararlaştırdıkları ırza geçme cürümünün vasfını değiştirdiği esnada ciddi bir müdahale ile engelleme yapmayan ve hatta (E) nin atfına göre maktulü bıçaklamaya iştirak eden ve (E) ile birlikte İstanbul'a kaçarak onunla kader birliği yapan sanık (A)nın öldürme suçuna ceza kanununun 67 ve 64. maddelerinin açık hükmü karşısında asli fail olarak iştirak ettiğinin kabulü yerinde olacak iken bu sanık hakkında 65. maddenin uygulanması,B - Olay takiben sanıkların ortadan kaybolduklarından üzerlerine şüphe topladıkları ve kaçtıkları İstanbul'da zabıta tarafındn yakalanan sanıkların işledikleri suçlarını ikrar etmeleri halinin işledikleri suçun vahşeti karşısında 59. maddenin tatbikini gerektirir takdiri tahfif sebebi olarak kabul edilmesi hak ve nesafete uygun düşmeyeceğinin düşünülmemesi,…BOZULMASINA ve depo parasının geri verilmesine 1.2.1977 günü oyçokluğu ile karar verildi….”

[45] Y.1.CD, E: 2016/871, K: 2017/2456, T: 21.06.2017: “…Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanığın, önceye dayalı bir husumet olmaksızın ve an itibariyle bir nedene dayanmaksızın elindeki balta ile maktule saldırıp, baş, boyun, yüz bölgesi ile omuz ve sırtına vurarak öldürmesi, aşamalardaki savunmalarında sebepsiz yere öldürdüğünü, bir an içinden öldürme istediği geldiğini beyan etmesi karşısında; eylemin canavarca his saikiyle öldürme suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin kasten öldürme suçundan ceza tayin edilmiş olması;…”

[46] Madde gerekçesinde bu husus “kişi hemen değil, belli bir süreç içinde acı çektirilerek öldürülmektedir. Örneğin kişiye gözleri çıkarılarak, kulağı ve sair organları kesilerek acı çektirilmekte ve sonuçta öldürülmektedir” biçiminde açıklanmaya çalışılmıştır.

[47] YCGK, KT: 07.06.1982, S: 1/110-266, Y.1.CD, KT: 22.08.1973, S: 4492/2802.

[48] Özbek, Veli Özer, Yeni Türk Ceza Kanunu’nun Anlamı (TCK İzmir Şerhi 2. Cilt) Ankara 2008, s. 227.

[49] Saik kavramı, ceza hukuku açısından failin eyleme geçmesine etken olan neden veya nedenler olarak tanımlanabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Arzu 2 hafta önce

uzlasmanin genisletilmesi erkene alinsin lutfen kamo davalari bir an once dussun bakanim