banner628

TANIKLIK: Kişinin beş duyu organıyla daha öncesinden  yaşanmış bir olayı mahkeme huzurunda anlatmasıdır. Yargıtay’ın benimsediği görüşe göre kolluk veya Savcılık önünde verilen beyanlar tanık beyanı değildir, yalnızca mahkeme huzurunda verilen beyan tanık beyanı niteliğindedir.

TCK 6. Maddesinde “ Kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi,” denilmektedir. Buna göre; tanığın mahkeme huzurunda gerçekleştirmiş olduğu iş kamusal faaliyet kapsamında değerlendirildiğinden, tanık aynı zamanda kamu görevlisidir.

ÖZEL DURUMLAR:

CMK madde 236’da “ Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır” denilmektedir. Dolayısıyla mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanmalıdır.

Akıl hastası dahi tanık olarak dinlenebilir. Bu durumda tanık beyanının delil değeri tanığın durumuna göre değerlendirilir.

TANIKLARIN ÇAĞRILMASI:

CMK’nın 43. Maddesi” (1) Tanıklar çağrı kâğıdı ile çağrılır. Çağrı kâğıdında gelmemenin sonuçları bildirilir. Tutuklu işlerde tanıklar için zorla getirme kararı verilebilir. Karar yazısında bu yoldan getirilmenin nedenleri gösterilir ve bunlara çağrı kâğıdı ile gelen tanıklar hakkındaki işlem uygulanır.

(2) Bu çağrı telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.

(3) Mahkeme, duruşmanın devamı sırasında hemen dinlenilmesi gerekli görülen tanıkların belirteceği gün ve saatte hazır bulundurulmasını görevlilere yazılı olarak emredebilir.

(4) Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık yapmayı istemesi halinde beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı olarak gönderebilir.

(5) Bu Madde hükümleri, kişinin ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesi halinde uygulanabilir.” diyerek tanıkların çağrılma usulünü ayrıntılı bir şekilde açıklamıştır.

Buna göre; tanıklar çağrı kâğıdı ile çağrılır. Tutuklu işlerde tanığa çağrı kâğıdı gönderilmeden tanık hakkında zorla getirme kararı verilebilir. Tutuklu bir iş söz konusu değilse davetiye çıkartılmadan tanık hakkında ne mahkemenin ne de savcılığın zorla getirme kararı verme gibi bir yetkisi vardır.

Telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle yapılan çağrılarda, çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar uygulanmaz.

Mahkeme duruşmanın devamı sırasında da dahi tanığın hazır bulundurulmasını görevlilere yazılı olarak emredebilir. Sık rastlanmayan bu duruma kamuoyunda Ergenekon ve Balyoz davalarında tanıklar duruşma esnasında yazılı emirle görevlilerce hazır bulundurulmuşlardır. Fakat bu emre sadece kovuşturma aşamasında başvurulabilir.

ÇAĞRIYA UYMAYAN TANIKLAR:

CMK’nın 44. Maddesi “(1) Usulüne uygun olarak çağrılıp da mazeretini bildirmeksizin gelmeyen tanıklar zorla getirilir ve gelmemelerinin sebep olduğu giderler takdir edilerek, kamu alacaklarının tahsili usulüne göre ödettirilir. Zorla getirilen tanık evvelce gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse aleyhine hükmedilen giderler kaldırılır.

(2) Fiilî hizmette bulunan askerler hakkındaki zorla getirme kararı askerî makamlar aracılığıyla infaz olunur.” diyerek çağrıya uymayan tanıklar hakkında uygulanacak yaptırımların neler olduğunu ifade etmiştir.

TANIKLIKTAN ÇEKİNME:

CMK’nın 45. Maddesi “ (1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilir: a) Şüpheli veya sanığın nişanlısı.

b) Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi.

c) Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu.

d) Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları.

e) Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlar.

(2) Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanlar, kanunî temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak dinlenebilirler. Kanunî temsilci şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin çekinmeleri konusunda karar veremez.

(3) Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken de her zaman tanıklıktan çekinebilirler.” demektedir.

Buna göre; tanık hem kovuşturma hem de soruşturma aşamasında tanıklıktan çekinebilir. Tanık CMK madde 51’de geçen “45 inci Madde gereğince tanıklıktan çekinebileceklere yemin verip vermemek hâkim veya mahkemenin takdirine bağlıdır. Ancak, tanık yemin etmekten çekinebilir. Bu hususun kendisine bildirilmesi gereklidir.” şeklindeki ifadeye  göre yemin etmekten çekinebilir.

Taraflar arasındaki evlenme niyetinin varlığına ilişkin olgulara göre nişanlılığın varlığı anlaşılabilir.

YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2013/1-251 K. 2013/454 12.11.2013 tarihli kararında “Tanık, kendisine karşı yürütülmeyen bir ceza soruşturmasında, olay hakkında beş duyusu ile edindiği algılamaları ifadesiyle açığa vuran kişidir. Herkes tanık olma ehliyetine sahip olduğundan çocuklar ve akıl hastalarının da tanıklığına başvurabilecektir. Ancak tanığın anlatımlarına itibar edilip edilmeyeceği yargılama makamının takdirindedir. Ceza muhakemesinde, tanık dinlemeye yetkili makam soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde ise, mahkeme, naip hakim veya istinabe olunan hakimdir.

Tanıklık, kamu hukukundan doğan toplumsal bir ödevdir. Bu nedenle tanığın, hukuka uygun olarak yapılan davet üzerine adli makamlar önüne gelmek, bildiklerini doğru olarak anlatmak ve yemin etme ödevi bulunmaktadır. Bununla birlikte ceza muhakemesinde tanığa bazı haklar da tanınmıştır. Tanığın; tanıklıktan çekinme, kendisi ve yakınları aleyhine açıklamada bulunmaktan çekinme, haklarını öğrenme, korunma, tazminat ve masraflarını isteme hakkı vardır.

Tanığı dinleyecek olan makam tarafından önce tanığın kimliği ve güvenirliği belirlenmelidir. Bu amaca yönelik olarak tanığın adı, soyadı, yaşı, işi, yerleşim yeri, işyeri, geçici olarak oturduğu yerin adresi, varsa telefon numaraları, şüpheli, sanık veya mağdurla olan ilişkisine dair sorular yöneltilecektir. Bu şekilde tanığın kimliği, olayın tarafları ile olan ilişkisi ve güvenirliğine ilişkin bilgiler alındıktan sonra tanığa hakları hatırlatılmalı, bu hatırlatma yapıldıktan sonra da tanıklık görevinin önemi ve uyması gereken kurallar anlatılmalıdır.

Tanık, şüpheli ve sanıkla aralarındaki yakınlık nedeniyle tanıklıktan çekinebileceğine ilişkin olan CMK'nun 45. maddesine göre, şüpheli ve sanığın nişanlısı, evlilik bağı kalmasa bile eşi, kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu, üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları, aralarında evlatlık bağı bulunanlar tanıklıktan çekinebilecektir

Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanlar, kanuni temsilcilerinin rızasıyla, tanık olarak dinlenebilecek, kanuni temsilci, şüpheli veya sanık ise bu kişilerin çekinmesi konusunda karar veremeyecektir. Bu durumda kimin tanığın tanıklıktan çekinme hakkı konusunda karar vereceği kanunda gösterilmemiştir. Ancak yaş küçüklüğü durumunda çocuğun anne ve babasından birisi şüpheli ve sanık ise diğerinin rızasıyla çocuk tanık olarak dinlenebilir.

Tanıklıktan çekinme hakları olan kimselere, bu hakları dinlemeye başlamadan önce hatırlatılmalı, bu hakları kullanıp kullanmayacakları hususu sorulup, keyfiyet tutanağa yazılmalıdır. Tanıklıktan çekinme hakkı bulunan bir kimsenin bu hakkının kendisine hatırlatılması zorunlu olduğundan, bu hak hatırlatılmadan dinlenilmesi halinde beyanlarının delil olarak değerlendirilmesi de artık mümkün değildir.”şeklinde karar vererek tanıklık hususunu ayrıntılı bir şekilde açıklamıştır.

MESLEK VE SÜREKLİ UĞRAŞILARI SEBEBİYLE TANIKLIKTAN ÇEKİNME:

CMK’nın 46. Maddesi (1) Meslekleri ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinebilecekler ile çekinme konu ve koşulları şunlardır:

a) Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi sebebiyle öğrendikleri bilgiler.

b) Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensuplarının, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ve bunların yakınları hakkında öğrendikleri bilgiler.

c) Malî işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin bu sıfatları dolayısıyla hizmet verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgiler.

(2) Yukarıdaki fıkranın (a) bendinde belirtilenler dışında kalan kişiler, ilgilinin rızasının varlığı halinde, tanıklıktan çekinemez.” demektedir.

Meslek ve sürekli uğraşıları sebebiyle  tanıklıktan çekinme hakkı her meslek ve olay açısından ayrı  değerlendirilmelidir. Örneğin; bir gazeteci mesleğini icra ettiği sırada bir suçun işlendiğine tanıklık ettiyse artık tanıklıktan çekinemez. Ancak gazetecinin haber kaynağını açıklama gibi bir zorunluluğu yoktur.

DEVLET SIRRI NİTELİĞİNDEKİ BİLGİLERLE İLGİLİ TANIKLIK:

CMK’nın 47. Maddesi(1) Bir suç olgusuna ilişkin bilgiler, Devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz. Açıklanması, Devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek; anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikteki bilgiler, Devlet sırrı sayılır.

(2) Tanıklık konusu bilgilerin Devlet sırrı niteliğini taşıması halinde; tanık, sadece mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından zâbıt kâtibi dahi olmaksızın dinlenir. Hâkim veya mahkeme başkanı, daha sonra, bu tanık açıklamalarından, sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgileri tutanağa kaydettirir.

(3) Bu Madde hükmü, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarla ilgili olarak uygulanır.

(4) Cumhurbaşkanının tanıklığı söz konusu olduğunda sırrın niteliğini ve mahkemeye bildirilmesi hususunu kendisi takdir eder.” demektedir.

KENDİSİ VEYA YAKINLARI ALEYHİNE TANIKLIKTAN ÇEKİNME:

CMK’nın 48. MaddesiTanık, kendisini veya 45 inci Maddenin birinci fıkrasında gösterilen kişileri ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap vermekten çekinebileceği önceden bildirilir.”

Bu maddenin getiriliş amacı tanığın kendisini ve yakınlarını ceza takibinden korumak için yalan söylemesinin önüne geçmektir. Bu hakkın öncesinden tanığa bildirilmesi gerekir.

Bu hususla ilgili olarak Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 2013/3777 E. 2014/19509 K. 02/06/2014 tarihinde “Sanıkların aracı satın aldıklarını bildirdikleri, başka dosyada sanık olarak yargılanan şahsın tanık sıfatıyla dinlenmesi sırasında, tanığın CMK'nın 45 ve 46. maddeleri anlamında tanıklığa engel bir halinin bulunmadığı, sadece anılan Yasa'nın 48. maddesi uyarınca, "kendisini ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebileceği" hususunda ihtarda bulunulması gerekirken, tanığa çekinme hakkının bulunduğu bildirilip, tanığında tanıklık yapmayacağını bildirmesi üzerine, çekinme hakkını kullandığı gerekçesiyle beyanının alınmaması isabetsizdir. “şeklinde karar vermiştir.

TANIKLIKTAN ÇEKİNME SEBEBİNİN BİLDİRİLMESİ:

CMK’nın 49. Maddesi “Mahkeme başkanı veya hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli görüldüğünde 45, 46 ve 48 inci Maddelerde gösterilen hâllerde tanık, tanıklıktan çekinmesinin dayanağını oluşturan olguları bildirir ve bu hususta gerektiğinde kendisine yemin verdirilir.” demektedir.

Tanıktan, çekinmesinin dayanağını oluşturan olguları bildirmesini talep etme hakkı yalnızca mahkeme başkanı veya hakim veya Cumhuriyet savcısına tanınmıştır.

TANIKLIKTA YEMİN:

1-) Yeminsiz dinlenen tanıklar:

CMK’nın 50. Maddesi “Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir

a) Dinlenme sırasında on beş yaşını doldurmamış olanlar.

b) Ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve önemini kavrayamayanlar.

c) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.” diyerek hangi şahısların yemin verilmeden dinlendiği saymıştır.

Tanık yasal olarak yemin verilmemesi gereken şahıslardan olup, yemin verilerek dinlenmişse bu durumda uygulamada tanığın bu şekilde verdiği beyanı yeminsiz tanığın beyanı niteliğindedir. Bu durumda tanığın tekrardan dinlenilmesi talep edilmelidir.

CMK madde 51’e göre: CMK madde 45’te tanıklıktan çekinme hakkı olanlara yemin verip verdirmemek mahkemenin takdirindedir. Bu durumdaki tanığa yemin etmekten çekinme hakkı olduğu hatırlatılmalıdır.

Tanık, yemin verilmeden dinlenmişse yeminsiz dinlenme nedenleri tutanağa geçmelidir.

2-) Tanıklara yemin verilmesi:

CMK’nın 54. Maddesi (1) Tanıklar, tanıklıktan önce ayrı ayrı yemin ederler. Gerektiğinde veya bir kimsenin tanık sıfatıyla dinlenilmesinin uygun olup olmadığında tereddüt varsa yemin, tanıklığından sonraya bırakılabilir. (2) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcıları da tanıklara yemin verirler” demektedir.

Tanığa yeminin önemi anlatılmalıdır. Soruşturma ve kovuşturma aşamasında tanıklar yeminle dinlenir. Kolluğun tanığa yemin verme yetkisi yoktur.

Tanığı yeminsiz dinlemek bozma sebebi olmasına rağmen, bu şekilde dinlenen tanığın beyanı esasa etkili değilse Yargıtay salt bu şekilde yeminsiz dinlenen tanığın beyanına dayanarak bozma kararı vermemektedir.

3-) Yeminin biçimi:

CMK’nın 55. Maddesi “(1) Tanığa verilecek yemin, tanıklıktan önce "Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." ve 54 üncü maddeye göre tanıklıktan sonra verilmesi hâlinde "Bildiğimi dosdoğru söylediğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." biçiminde olur. (2) Yemin edilirken herkes ayağa kalkar.”

CMK’nın 56. Maddesi(1) Tanık, yüksek sesle tekrar ederek veya okuyarak yemin eder. (2) Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler yemin biçimini yazarak ve imzalarını koyarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler işaretlerinden anlayan bir tercüman aracılığıyla ve işaretle yemin ederler” diyerek yeminin ne şekilde verileceğini açıklamıştır.

Tanığın yüksek sesle yemin cümlesini okuması gerekmektedir. Uygulamada hakimin yemin cümlesini okuyup tanığın da “yemin ediyorum” şeklinde onay vermesi usule aykırıdır.

4-) Tanığa görevinin önemini anlatma:

CMK’nın 53. Maddesi “(1) Tanığa; a) Dinlenmeden önce, gerçeği söylemesinin önemi, b) Gerçeği söylememesi halinde yalan tanıklık suçundan dolayı cezalandırılacağı, c) Doğruyu söyleyeceği hususunda yemin edeceği, d) Duruşmada mahkeme başkanı veya hâkimin açık izni olmadan mahkeme salonunu terk edemeyeceği, Anlatılır” demektedir.

Buna göre; hakim tanığa, yemin edeceğini, yalan tanıklık yaptığı durumda cezalandırılacağı ve gerçeği anlatmasının dava açısından önemini anlatmalıdır. Hakimin bu konuda takdir hakkı yoktur. Yargıtay tanığın dinlenmeden önce “ tanıklık görevinin önemi anlatıldı” şeklindeki ifadenin tutanağa geçirilmesini yeterli görmektedir.

5-) Tanığın dinlenmesi:

CMK’nın 52. Maddesi “(1) Her tanık, ayrı ayrı ve sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenir. (2) Tanıklar, kovuşturma evresine kadar ancak gecikmesinde sakınca bulunan veya kimliğin belirlenmesine ilişkin hâllerde birbirleri ile ve şüpheli ile yüzleştirilebilirler. (3) Tanıkların dinlenmesi sırasındaki görüntü veya sesler kayda alınabilir. Ancak; a) Mağdur çocukların, b) Duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin, Tanıklığında bu kayıt zorunludur. (4) Üçüncü fıkra hükmünün uygulanması suretiyle elde edilen ses ve görüntü kayıtları, sadece ceza muhakemesinde kullanılır.” demektedir.

Tanık sözü kesilmeden dinlenmelidir. Hakim gerektiği yerde tanığa soru sorabilir. Bu durumda hakimin tanığa soru sormasına “doğrudan sorgu” denilmektedir.

CMK madde 212/1’e göre tanık bir olayı hatırlamadığını ifade ederse sadece olayı hatırlatmaya yarayacak ölçüde önceki beyanı ona okunur.

CMK madde 212/2’ye göre tanığın önceki beyanı ile mahkeme huzurunda ki beyanı arasında çelişki varsa önceki beyanları okunmalıdır. Çelişki ortadan kalktığında hangi anlatımın neden hükme bağlandığı açıklanmalıdır.

CMK madde 210/1’e göre bir olayın delili tek bir tanığın açıklamalarından ibaret ise o tanığın duruşmada dinlenmesi zorunludur. Önceki açıklamalarının okunması dinleme yerine geçmez.

6-) Hazır edilen tanığın mahkemece dinlenmesi zorunluluğu:

CMK’nın 178. Maddesi (1) Mahkeme başkanı veya hâkim, sanığın veya katılanın gösterdiği tanık veya uzman kişinin çağrılması hakkındaki dilekçeyi reddettiğinde, sanık veya katılan o kişileri mahkemeye getirebilir. Bu kişiler duruşmada dinlenir. (Ek cümle: 3/10/2016-KHK-676/4 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/4 md.) Ancak, davayı uzatmak amacıyla yapılan talepler reddedilir” demektedir.

Dolayısıyla davayı uzatmak amacıyla yapılmadığı sürece, mahkeme hazır edilen tanığı dinlemelidir.

7-) Devlet sırrı niteliğindeki bilgilerle ilgili tanıklık:

CMK’nın 47. Maddesi (1) Bir suç olgusuna ilişkin bilgiler, Devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz. Açıklanması, Devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek; anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikteki bilgiler, Devlet sırrı sayılır. (2) Tanıklık konusu bilgilerin Devlet sırrı niteliğini taşıması halinde; tanık, sadece mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından zâbıt kâtibi dahi olmaksızın dinlenir. Hâkim veya mahkeme başkanı, daha sonra, bu tanık açıklamalarından, sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgileri tutanağa kaydettirir. (3) Bu madde hükmü, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarla ilgili olarak uygulanır. (4) Cumhurbaşkanının tanıklığı söz konusu olduğunda sırrın niteliğini ve mahkemeye bildirilmesi hususunu kendisi takdir eder” demektedir.

Devlet sırrı niteliği taşıyan bilgilerin anlatılması durumunda, sadece hakim veya heyet zabıt katibi olmadan tanığı dinler ve sadece suçla ilgili kısımları tutanağa yazarlar.

8-) Tanığın tekrar dinlenmesi:

CMK’nın 57. Maddesi (1) Yemin ile dinlenen tanığın aynı soruşturma veya kovuşturma evresinde tekrar dinlenmesi gerektiğinde, yeniden yemin verilmeyip önceki yemini hatırlatılmakla yetinilebilir” demektedir.

Yeminle dinlenen tanığın tekrar dinlenmesi gerektiğinde, yeniden yemin verilmeyip önceki yemini hatırlatılmakla yetinilir. Bu durum aynı soruşturma veya kovuşturma aşaması için geçerlidir. Tanık aynı oturumda tekrar dinlenecekse yemini hatırlatılmaz.

-Keşifte duruşmadaki yemini hatırlatılabilir.

-Yargıtay’ın temyiz incelemesi sonucunda yerel mahkemenin kararının bozulmasından sonra yapılan yargılamada önceki yemini hatırlatılabilir.

-Yargılamanın yenilenmesi halinde ise mutlaka yemin yaptırılmalıdır.

-Yeminin hatırlatılmaması bozma nedenidir.

9-) Tanığa ilk önce sorulacak sorular ve tanığın korunması:

CMK’nın 58. Maddesi (1) Tanığa, ilk önce adı, soyadı, yaşı, işi ve yerleşim yeri, işyerinin veya geçici olarak oturduğu yerin adresi, varsa telefon numaraları sorulur. Gerekirse tanıklığına ne dereceye kadar güvenilebileceği hakkında hâkimi aydınlatacak durumlara, özellikle şüpheli, sanık veya mağdur ile ilişkilerine dair sorular yöneltilir. (2) Tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa; kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemler alınır. Kimliği saklı tutulan tanık, tanıklık ettiği olayları hangi sebep ve vesile ile öğrenmiş olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Kimliğinin saklı tutulması için, tanığa ait kişisel bilgiler, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından muhafaza edilir. (3) Hazır bulunanların huzurunda dinlenmesi, tanık için ağır bir tehlike teşkil edecek ve bu tehlike başka türlü önlenemeyecekse ya da maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından tehlike oluşturacaksa; hâkim, hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan da tanığı dinleyebilir. Tanığın dinlenmesi sırasında ses ve görüntülü aktarma yapılır. Soru sorma hakkı saklıdır. (4) Tanıklık görevinin yapılmasından sonra, kişinin kimliğinin saklı tutulması veya güvenliğinin sağlanması hususunda alınacak önlemler, ilgili kanunda düzenlenir. (5) İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri, ancak bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.” demektedir.

-Tanığa öncelikle kişisel bilgileri sorulur.

-Şüpheli, mağdur veya sanıkla ilişkisine dair sorular sorulur.

-Tanığın kimliği, sakınca doğuracaksa saklı tutulabilir. Bu tanık tanıklık edeceği olayı hangi vesileyle öğrenmiş olduğunu açıklamalıdır. Bu hüküm örgütsel suçlarda uygulanır.

-Hakim madde metninde geçen durumların varlığı halinde hazır bulunma hakkına sahip olanlar olmadan tanığı dinleyebilir. Fakat savunma makamının soru sorma hakkı saklıdır. Bu hüküm de örgütsel suçlarda uygulanır.

10-) Tanığa söylenecek şeyler ve sorulacak sorular:

CMK’nın 59. Maddesi (1) Tanık, dinlenmeden önce hakkında tanıklık yapacağı olayla ilgili olarak mahkeme başkanı veya hâkim tarafından, kendisine bilgi verilir; hazır olan sanık, tanığa gösterilir. Sanık hazır değilse kimliği açıklanır. Tanıktan, tanıklık edeceği konulara ilişkin bildiklerini söylemesi istenir ve tanıklık ederken sözü kesilmez. (2) Tanıklık edilen konuları aydınlatmak, tamamlamak ve bilgilerinin dayandığı durumları gereğince değerlendirebilmek için tanığa ayrıca soru yöneltilebilir.” demektedir.

Tanık tanıklık yapacağı husus hakkında bilgilendirilir. Hazır olan tanık sanığa gösterilir. Sanık hazır değilse kimliği açıklanır. Tanığın anlattığı olaylar ile ilgili tanığa soru sorulmasına “ çapraz sorgu” denilmektedir.

Madde gerekçesine göre polisin ifade alması sırasında soruşturmanın konusu hakkında tanığa bilgi verilmeyebilir.

Yargıtay davanın konusunun tanığa anlatılmamasını veya sanığın gösterilmemesini bozma nedeni yapmamaktadır.

11-) Tanıklıktan veya yeminden sebepsiz yere çekinme:

CMK’nın 60. Maddesi “(1) Yasal bir sebep olmaksızın tanıklıktan veya yeminden çekinen tanık hakkında, bundan doğan giderlere hükmedilmekle beraber, yemininin veya tanıklığının gerçekleştirilmesi için dava hakkında hüküm verilinceye kadar ve her hâlde üç ayı geçmemek üzere disiplin hapsi verilebilir. Kişi, tanıklığa ilişkin yükümlülüğüne uygun davranması halinde, derhâl serbest bırakılır. (2) Bu tedbirleri almaya naip hâkim ve istinabe olunan mahkeme ile soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi yetkilidir. (3) Davanın görüldüğü sırada bu tedbirler alındıktan ve yukarıdaki süreler suçun türüne göre tümüyle uygulandıktan sonra o dava veya aynı işe ilişkin diğer davada tekrar edilmez. (4) Disiplin hapsi kararına itiraz edilebilir.” demektedir.

Yasal nedenler olmadan çekinen kişiye giderler yükletilir. Dava bitinceye kadar herhalde üç ayı geçmeyecek şekilde disiplin hapsi uygulanır. Bu tedbirleri almaya naip hakim, istinabe olunan mahkeme ile soruşturma evresinde sulh ceza hakimi yetkilidir.

12-) Tanığa verilecek  Tazminat ve giderler:

CMK’nın 61. Maddesi “(1) Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrılan tanığa, her yıl Adalet Bakanlığınca hazırlanan tarifeye göre kaybettiği zaman ile orantılı bir tazminat verilir. Tanık hazır olmak için seyahat etmek zorunda kalmışsa, yol giderleriyle tanıklığa çağrıldığı yerdeki ikamet ve beslenme giderleri de karşılanır. (2) Birinci fıkra hükmüne istinaden ödenmesi gereken tazminat ve giderler, hiçbir vergi, resim ve harç alınmaksızın, ödenir.” demektedir.

Tanığa yol, beslenme, ikamet ve kaybettiği zaman ile orantılı bir tazminat ödenir. Sanık tarafından hazır edilen tanığa madde metninde geçen giderler ödenmez.

GİZLİ TANIK

CMK'nın 58. Maddesi "(3) Hazır bulunanların huzurunda dinlenmesi, tanık için ağır bir tehlike teşkil edecek ve bu tehlike başka türlü önlenemeyecekse ya da maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından tehlike oluşturacaksa; hâkim, hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan da tanığı dinleyebilir. Tanığın dinlenmesi sırasında ses ve görüntülü aktarma yapılır. Soru sorma hakkı saklıdır. (4) Tanıklık görevinin yapılmasından sonra, kişinin kimliğinin saklı tutulması veya güvenliğinin sağlanması hususunda alınacak önlemler, ilgili kanunda düzenlenir.(5) İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri, ancak bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak uygulanabilir."  demektedir.

Dinlenen tanığın kim olduğunun sanık tarafından öğrenilmesi tanığın kendisi ve yakınları için “ ağır ve ciddi bir tehlike” oluşturuyorsa; tanık, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında “gizli tanık” olarak dinlenebilir.

Bir tanığın gizli tanık olarak dinlenip dinlenmeyeceği hususu hukuki bir değerlendirme gerekmektedir. Dolayısıyla gizli tanığı dinlemeye soruşturma aşamasında savcılık, kovuşturma aşamasında ise mahkeme yetkilidir. Kolluğun gizli tanığı dinlemeye yetkisi yoktur.

1-) Gizli tanığın dinlenmesi:

CMK madde 58/3’e göre hazır bulunma hakkına sahip olanlar bulunmadan dinlenir. Uygulamada birkaç yöntem bulunmaktadır.

Soruşturma aşamasında gizli tanık dinlenirken, Cumhuriyet savcısı ve tutanağı yazacak olan katip dışında kimse hazır bulunma yetkisine sahip değildir.

Kovuşturma aşamasında gizli tanık hazır bulunma hakkına sahip olanlar bulunmadan dinlense de bu kişilerin soru sorma hakkı engellenemez.

Gizli tanığın dinlenmesi konusunda iki sistem uygulanmaktadır:

- Birinci yöntemde; gizli tanık, duruşma devam ederken duruşma salonunun dışında bir yerde hazır bulundurulur. Gizli tanığın kimliği saklı tutulur, görüntüsü gizlenir ve sesi değiştirilerek duruşma salonuna aktarılır. Taraflar ve avukatları, gizli tanık mahkeme tarafından dinlendikten sonra soru sorma hakkını kullanabilirler. Sistemin dezavantajları; gizli tanığın etki altında olup olmadığının bilinmemesi, dinlendiği sırada yönlendirilip yönlendirilmediğinin denetlenememesidir.

- İkinci yöntemde; duruşmada hazır bulunma yetkisine sahip olan müşteki, katılan veya sanık hazır bulunmadan, sadece taraf avukatlarının hazır bulunduğu bir ortamda tanığın kapalı duruşmada dinlenmesidir. Bu yöntemde taraf avukatları, tanığı bizzat görmekte, tanık beyanını denetleme ve doğrudan soru sorma imkanını elde etmektedir. Bu yöntem, son dönemlerde çok az uygulanmaktadır.( Av. Baran Doğan, Cmk’de Tanıklık)

2-) 5726 sayılı Tanık Koruma Kanununda Gizli Tanık:

5726 sayılı Tanık Koruma Kanununa göre tanık koruma tedbirlerine başvurmak için belli şartların varlığı gereklidir. Bunlar;

-Konunda belirtilen suçlardan soruşturma veya kovuşturma bulunması,

-Tedbir uygulanacak kişinin tanık veya tanığın yakınlarından biri olması,

-Yaşam, beden bütünlüğü veya malvarlığına yönelik ağır ve ciddi bir tehlike olmalı,

-Tedbirin ölçülü olması ve

-Yetkili mercilerin kararının bulunması gerekir.

3-) Gizli Tanıklık Kurumuna Başvuru şartları:

CMK madde 58/5 göre ancak örgütlü suçlarda tanığın kimliği gizlenebilir. Uygulamada 5726 sayılı Tanık Koruma Kanununa göre koruma altına alınması gereken tanıklar gizli tanık olmaktadır. 5726 Sayılı Tanık Koruma Kanunu  madde 3’ göre bunlar;

- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ve ceza hükmü içeren özel kanunlarda yer alan ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve alt sınırı on yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar için tanıklar, tanık koruma tedbiri kapsamına alınabilir.

- Adi Örgütlerde Kriter (TCK 220 çerçevesinde suç işlemek için kurulan örgütler): Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen alt sınırı iki yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar için tanıklar tanık koruma tedbiri kapsamına alınabilir.

- Siyasi Örgütlerde Kriter (TCK 314): Siyasi örgütlerle ilgili suçlarda (örgüt üyeliği, propaganda vs.) suç ve ceza miktarı sınırlaması olmadan her tanık, koşulları varsa gizli tanık olarak dinlenebilir.( Av. Baran Doğan, CMK’de tanıklık.)

Bir diğer şart ise tanığın kimliğinin açığa çıkması durumunda kendisi ve yakınları için ağır ve ciddi bir tehlikenin varlığı şarttır.

Bu koşullara paralel olarak  Anayasa Mahkemesisin 2014/13176 Başvuru Numaralı 17/07/2018 Karar Tarihli 14 Eylül 2018 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan kararında "62.Bu durumda ilk olarak tanığın kimliğini gizlemek için makul gerekçelerin olup olmadığının ve ikinci olarak gizli tanık ifadesinin verilecek hükmün dayandığı tek veya belirleyici temel olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Gizli tanık beyanının mahkeme kararının dayandığı belirleyici delil olduğu bu şekilde tespit edildikten sonra üçüncü olarak savunma tarafına dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği de belirlenmelidir. Hükmün büyük ölçüde veya yalnızca gizli tanığın ifadesine dayanması durumunda yargılama detaylı incelemelere tabi tutulmalıdır. Eğer sanık veya müdafii tarafından güvenilirliğinin ve doğruluğunun saptanması amacıyla sorgulanmamış tanık delili, mahkeme kararının dayandığı esas veya belirleyici delil ise ve dengeleyici güvenceler sağlayan bir usul öngörülmemiş ise adil yargılanma hakkının ihlali söz konusu olabilecektir (Baran Karadağ, §§ 68, 72).

65.Mahkûmiyet kararında belirleyici delil olan gizli tanığın beyanları soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından, kovuşturma aşamasında ise Mahkeme tarafından alınmıştır (bkz. §§ 14, 21). Gizli tanık, celse arasında ve başvurucuya haber verilmeksizin Mahkemece dinlenmiştir (bkz. § 21). Başvurucu, gizli tanığın beyanlarının tespiti sırasında hazır bulunmadığından ses bağlantısı yoluyla da olsa onu sorgulayamamış; sorulan sorulara verdiği cevaplar hakkında kişisel izlenim edinme fırsatı elde edememiştir. Bu yüzden tanığın gösterdiği reaksiyonlar konusunda Mahkemenin dikkati çekilememiştir. Diğer bir ifadeyle savunma tarafı böylece sorgulama yoluyla gizli tanığın güvenilirliğini test edememiştir.

68.Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir." Şeklindeki kararıyla gizli tanık hususu ile ilgili ayrıntılı açıklamalarda bulunmuştur.

KAYNAKÇA

1-) Prof. Dr. Adem Sözüer, Ceza Muhakemesi Hukuku Konu Anlatımı kitabı

2-) Av. Baran Doğan, CMK’de Tanıklık Blog Yazısı

3-) CMK

4-) Yargıtay Kararları

5-) Anayasa Mahkemesi Kararlar

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.