Ceza muhakemesinde amaç maddi gerçeğe ulaşmaktır.[1] Maddi gerçek muhakeme sonucunda verilecek hükümle kendini gösterebilir.[2] Maddi gerçeğe ne derece ve nasıl ulaşıldığı ise hükmün incelenmesiyle anlaşılır.[3]

Ceza mahkemesi tarafından verilen hükümler; beraat, mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı kararı, düşme, görevsizlik ve davanın reddidir (CMK md. 223/I). Ceza mahkemesi sanık hakkında bir suçun işlenip işlenmediği ile ilgili sadece mahkûmiyet veya beraat kararı vermez. Ceza Kanunu’nun kabul ettiği hallerde suç teşkil eden bir fiili işlemiş olsa bile sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilebilir. Ceza muhakemesine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile giren bir hüküm çeşidi olan ceza verilmesine yer olmadığı kararı, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu döneminde ceza tayinine mahal olmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararının gerekçesiydi.[4] Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesi, ceza verilmesine yer olmadığına kararı verilebilecek halleri iki grupta düzenlemektedir. Söz konusu maddenin 3. fıkrasında sanığın kusurunun ortadan kalkması nedeniyle verilen 4. fıkrasında ise, suçu işlediği halde sanığa ceza verilmeyen haller yer almaktadır.[5]

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/3. maddesine göre, sanık hakkında şu hallerde kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir:

a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,

b) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,

c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,

d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/4. maddesine göre ise, işlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen şu hallerde sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir:

a) Etkin pişmanlık,

b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,

c) Karşılıklı hakaret,

d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı.

Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir (CMK md. 230/3). Bunun nedeni kusur yokluğu nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı verildiğinde bu kararın adli sicile kaydedilmemesidir.[6]

Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararının Niteliği

Ceza verilmesine yer olmadığı kararı niteliği itibariyle ceza yargılamasını sona erdiren bir karar olduğundan bu kararın verilmesi ile ceza hâkimi dosyadan elini çekmektedir.[7] Esasa ilişkin ve usûle ilişin nihaî karar ayrımı bakımından ise, ceza verilmesine yer olmadığı kararı esasa ilişkin bir nihaî karardır. Bu nedenle söz konusu karar hüküm niteliğindedir.[8] Çünkü ceza hâkimi, kolektif bir yargılama süreci sonucunda delilleri inceleyerek ve vicdani kanaatine dayanarak uyuşmazlığı esastan çözüp bu kararı vermektedir.

Beraat kararından farklı olarak kanun koyucu ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen hallerde sanığın beraat kararı gibi suçtan tamamen aklanmasını istemez.[9] Örneğin meşru savunma halinde, işlenen suç nedeniyle sanık beraat ederken meşru savunmada sınırın heyecan, korku veya telaş nedeniyle aşılması halinde sanık hakkında beraat kararı değil, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekir. Ceza verilmesine yer olmadığı kararı mahkûmiyet kararından farklıdır. Ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilen hallerde esasen fail suçu işlemiştir ve fakat çeşitli sebepler neticesinde ceza gibi ağır bir yaptırımın uygulanmasının uygun olmadığı düşüncesiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi kabul edilmiştir.[10] Bu tür durumlarda faile ceza değil ancak tehlikeli bir durum meydana geldiğinden güvenlik tedbiri uygulanması gündeme gelebilecektir.

Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararının Sonuçları

Hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilen sanık aslında dava konu suçu işlemiştir. Ancak Kanunda sayılan hallerden bazılarının gerçekleşmesi sonucunda hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasının önüne geçilmiştir. Ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilebilmesi için ya failin kusur yeteneğinin bulunmaması ya da suçu işlediği halde faile ceza verilemeyecek bazı hallerin bulunmasıdır. Bu iki durumdan biri var olduğu takdirde sanık her ne kadar suçu işlemiş ve suçlu bulunmuş olsa dahi özgürlüğünü bağlayıcı bir ceza ile karşı karşıya gelmeyecektir. Bununla birlikte failin işlediği suç aynı zamanda özel hukuk alanında bir haksız fiil teşkil ediyorsa Türk Borçlar Kanunu md. 72’de düzenlenen haksız fiil zamanaşımının ceza verilmesine yer olmadığı kararından etkilenip etkilenmeyeceği araştırılmalıdır. Hükme göre zamanaşımı kural olarak “zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıldır. Bununla beraber tazminat sorumluluğu ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, ceza zamanaşımı uygulanır.” Haksız fiil zamanaşımından uzun olması sebebiyle onun uzamasına neden olan ceza hukukundaki zamanaşımı “dava zamanaşımı”dır.[11]

Haksız fiil zamanaşımının, ceza davası zamanaşımı kadar uzaması için fail hakkında kovuşturma yapılıp cezaya mahkûm edilmesi zorunlu değildir, önemli olan haksız fiilin aynı zamanda cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde olmasıdır.[12] Fail hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı bulunması, failin dava konusu suçu ceza mahkemesi tarafından tespit edilmiş ve fakat kanuni sebeplerden ötürü faile ceza verilmemesi anlamına geldiğinden ceza verilmesine yer olmadığı kararı bakımından haksız fiil zamanaşımının uzaması için gerekli olan cezayı gerektiren bir fiil şartı bulunmaktadır. Dolayısıyla hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı bulunan failin fiili hakkında hukuk mahkemesinden tazminat talep edilmiş ise, uzamış zamanaşımının uygulanması gerekir. Bir başka deyişle ceza verilmesine yer olmadığı kararı mevcut ise, ceza zamanaşımının haksız fiil zamanaşımını uzatması bakımından hukuk hâkimi bu karar ile bağlıdır.[13]

SONUÇ

Ceza muhakemesinde ceza verilmesine yer olmadığı kararı failin suçu işlemiş olmasına rağmen mahkum edilmemesini gerektiren bir durumdur. Ceza verilmesine yer olmadığı kararı, ceza mahkemesi tarafından verilen esasa ilişkin nihaî kararlardandır. Fail kanunda yazılı bazı hallerin gerçekleşmesiyle bir suç işlemiş olmasına rağmen cezalandırılmamakta ancak diğer koşulların bulunması halinde güvenlik tedbirlerine hükmedilebilmektedir.

Ceza verilmesine yer olmadığına dair karara konu fiil karşılığında sanığa ceza verilemezse de failin işlediği fiil hukuk yargılamasında haksız fiil teşkil edebilir. Bu fiil haksız fiil olarak kabul edildiğinde zarar gören bu zararın tazmini için belirli bir sürede dava açmalı ve zamanaşımını kaçırmamalıdır. Zamanaşımı hususunda da her ne kadar faile ceza verilemese de işlenen fiil cezayı gerektiren bir davranış olduğundan zamanaşımının uzadığının kabulü yani ceza zamanaşımının uygulanması gerekmektedir.

--------------------------------

[1] “Ceza yargılamasının amacı hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır…” YCGK, 19.04.1993, 6-79/108, karar için bkz. Bahri, Öztürk, “Yeni CMK’ da Delil Yasakları”, Uğur Alacakaptan’ a Armağan, İstanbul 2008, s. 600; Nur, Centel/Hamide, Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul 2008, s. 5; Kunter, Nurullah/Yenisey, Feridun/Nuhoğlu, Ayşe, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul 2008, s. 25; Yener, Ünver, “Ceza Muhakemesinde İspat, CMK ve Uygulamamız”, CHD Ceza Hukuku Dergisi, Aralık 2006, Sayı 2, s. 105: Vahit, Bıçak, Suç Muhakemesi Hukuku, İstanbul 2010, s. 53; Jean, Pradel, Çağdaş Sistemlerde Karşılaştırmalı Ceza Usulü İSİSC Kollokyumlarının Sentez Raporu, Çeviren: Sulhi, Dönmezer, İstanbul 2000, s. 46

[2] Erkan Şenses, Ceza Muhakemesi Hukukunda Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı, TBB Dergisi 2013 (105), s. 380

[3] Koray, Doğan, “Ceza Muhakemesinde Hüküm”, CHD Ceza Hukuku Dergisi, Ağustos 2008, Sayı 7, s. 171

[4] Öztekin, Tosun, Türk Suç Muhakemesi Hukuku Dersleri Muhakemenin Yürüyüşü, İstanbul 1973, s. 159

[5] Derya Belgin Güneş, Ceza Mahkemesi Tarafından Ceza Verilmesine Yer Olmadığına İlişkin Kararın Hukuk Mahkemesi Kararlarına Tesiri, İstanbul Hukuk Mecmuası, 77 (1), s. 188

[6] Şenses, s. 382

[7] Güneş, s. 189

[8] Bahattin Aras, Hukuk ve Ceza Mahkemesi Kararlarının Birbirine Etkisi (Yetkin 2014), s. 219

[9] Günal Kurşun, Ceza Muhakemesinde Hüküm (Seçkin 2016) s. 137

[10] Adem Sözüer, “Türk Ceza Kanunu’nda Öngörülen Mazeret Sebeplerine İlişkin Soru ve Cevaplar” (2006) 6 HPD s. 230, 231; Aras, s. 227; İsmail Deniz, Ceza Muhakemesinde Hüküm (Seçkin 2014) s. 88

[11] Ahmet M. Kılıçoğlu, “Haksız Fiillerden Sorumlulukta Ceza Hukuku ile Medeni Hukuk İlişkisi” (1973) XXIX/3-4 AÜHFD 214; Özlem Yenerer Çakmut, “§ 21 Türk Borçlar Kanunu m. 72 ve m. 74 Bakımından Ceza Hukukunda Ceza Sorumluluğunun Esası ve Dava Zamanaşımı Kavramlarına Kısa Bir Bakış” (2014) Prof. Dr. İsmet Sungurbey’e Armağan Borçlar Kanunu Genel Hükümler Konferansları II, 35; Tandoğan H, Türk Mes’uliyet Hukuku (Akit Dışı ve Akdî Mes’uliyet) (1. basıdan tıpkı bası, Vedat 2010), s. 360; Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler (21. bs, Yetkin 2017) 857; Nazlı Hilal Çelik, İstanbul Şerhi Türk Borçlar Kanunu C. I - Genel Hükümler (Ed. Rona Serozan, Emre Gökyayla, Faruk Acar, M. Turgut Öz, H. Murat Develioğlu, 2.bs, Vedat 2018) s. 548; O. Gökhan Antalya, Borçlar Hukuku Genel Hükümler C. II (Legal 2017), s. 510

[12] Kılıçoğlu, Haksız Fiil 211; Selçuk, 724; Tandoğan, 362; Kenan Tunçomağ, Türk Borçlar Hukuku, I. Cilt Genel Hükümler (6.bs., Sermet 1976) 526; Kılıçoğlu, Borçlar 630; Eren, 857; Selahattin Sulhi Tekinay ve Sermet Akman ve Haluk Burcuoğlu ve Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler (7. bs., Filiz 1993) 723; Halûk N. Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler (15. bs., Beta 2017) 270; Çelik, 549; Antalya, 512. “…ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte, bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır...” Yargıtay HGK, 16.9.2015, E. 2014/17-116, K. 2015/1771; Aynı yönde 3. HD, 28.5.2014, E. 2014/9540, K. 2014/ 8361; HGK, 22.2.2012, E. 2011/4-640, K. 2012/89; HGK, 6.5.2009, E. 2009/4- 152, K. 2009/155; HGK, 16.4.2008, E. 2008/4-326, K. 2008/325; HGK, 10.10.2001, E. 2001/19-652, K. 2001/705 sayılı kararları

[13] Güneş, s. 211

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Here same 1 ay önce

24 Mayıs ve 3 Haziran arası altı yayın. Ersan şen bile bu kadar seri değil. Kaldı ki Ersan şen cezacı ve sadece ceza yazıyor. Arkadaşın altı yazısının yarısı Halep yarısı Şam.

Avatar
Vedat 1 ay önce

Burayı reklam amaçlı kullanan stajyer her gün intihaller ile dolu makaleler sunuyor. yazık . seviye eyrlerde.

Avatar
Same here 1 ay önce

Benim de dikkatimiçekti. Ya bu arkadaş neymiş böyle. Stajyer ama haftada bir kaç makale. Prof unvanı verelim. İntihal mi bakmadım. İddiayı birisi araştırsın barosuna bildirsin. Artık biraz meslek etiği. Ancak arkadaş bu kadar kayağı eleyip her gün farklı bir hukuk dalında doktrin yapacak kapasitede ise ilk özrü bendileyecem.

Avatar
Hande Nisa 1 ay önce

Okuyup üreten bir hukukçuya yalnızca stajyer olması sebep gösterilerek hiçbir araştırma yapmadan, delil elde etmeden intihalci damgası yapıştırmak ancak kolaya kaçmak olur. Meyve veren ağacı taşlamak yerine tebrik etmesini bilelim.

Misafir Avatar
avukat 1 ay önce @Hande Nisa

bırakalım bu meyve veren ağaç taşlanır teranelerini. neyin ne olduğu belli. makaleler öyle kolay hazırlanmıyor. makale hazırlayan biri bunu çok net bilir. doktrin, mevzuat, içtihat araştırması bile günlerce sürer. ondan sonra onları düzgün bir süzgeçten geçirip makaleye yansıtmak gerekir. bunlar bir günde olmaz. olamaz. ki önceki yazılarında da başkaları tarafından intihal iddiaları oldu. kimse kendini kandırmasın. bu tür makaleleri birkaç günde hazırlayanlar, genelde bu alanda akademik olarak belli bir seviyeye gelmiş ve bir oturuşta kolayca birkaç sayfa yazabilecek şekilde bilgi donanımına, tecrübeye ve içtihat deposuna sahip kişilerdir.

Beğenmedim! (0)