banner649

Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re'sen serbest bırakabilmesi ile ilgili olarak, uygulamada bazen sorunlar yaşanabilmektedir.[1]

Özellikle Cumhuriyet savcısının, tutuklamanın artık gereksiz olduğu düşüncesi ile şüpheliyi re'sen serbest bırakması halinde, bu sorunların daha da karmaşık bir hal aldığı görülmektedir.

Bu nedenle Cumhuriyet savcıları genel olarak bu re’sen tahliye yetkisini kullanmamaktadırlar.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103. Maddesinin birinci fıkrasına göre; Cumhuriyet savcısı, şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden talep edebilmektedir.

Hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve müdafii de aynı talepte bulunabilme haklarına sahiptirler. (CMK 103/1)[2]

Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı, adli kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re'sen serbest bırakabilecektir. (CMK 103/2)

Bundan başka kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde de şüpheli serbest kalacaktır. (CMK 103/2)

(5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103. maddesinde değişiklik yapan 5353 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12. Maddesi ile 5271 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü (son) cümlesi değiştirilmiştir.

Bu değişiklikle, tutuklama kararının geri alınmasının istenmesi halinde, sulh ceza hâkimi; Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya müdafiin yazılı görüşünü aldıktan sonra, dosya üzerinden karar verebilecektir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103. maddesinin birinci fıkrasında, soruşturma aşamasında hakkında Cumhuriyet savcısının istemi ile tutuklama kararı verilmiş olan şüpheli hakkındaki bu kararın adlî kontrol tedbirine çevrilmesi imkânı yaratılmıştır.

Cumhuriyet savcısı veya şüpheli ve avukatı sulh ceza hâkiminden tutuklamanın adlî kontrole çevrilmesini talep edebileceklerdir. Böyle bir talep hâlinde hâkim adı geçenleri dinleyecek ve kararı verecektir.

Belirtmek gerekir ki, bu usul tutuklamanın adlî kontrolle çevrilmesinde uygulanacaktır. Yoksa 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103. maddesinin ikinci fıkrasına göre Cumhuriyet savcısı soruşturma aşamasında adlî kontrole veya tutuklamaya gerek kalmadığı kanısına varacak olursa şüpheliyi kendisi serbest bırakabilecektir. Ayrıca bu hususta hâkim kararına gerek bulunamamaktadır.

Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararını verdiğinde ise zaten şüpheli kendiliğinden serbest kalacaktır.

YARGITAY UYGULAMASI

Yargıtay, yasal düzenlemeler ile soruşturma aşamasında tutuklanan şüphelinin tutuklanmasının gereksiz olduğuna karar veren Cumhuriyet Savcısının şüpheliyi kendiliğinden serbest bırakma yetkisi bulunduğunu ve hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen şüphelinin serbest kalacağı hüküm altına alındığını, şüpheli için daha fazla sınırlandırıcı bir tedbir olan tutukluluk durumunun sonlandırılmasına karar verme yetkisi tanınmış olan Cumhuriyet Savcısının, nitelik olarak daha az sınırlandırıcı bir düzenleme olan adli kontrol altına alınmış şüpheli hakkındaki bu tedbiri kaldırma yetkisinin olduğunu, kıyasa olanak tanıyan ceza yargılaması hukukunun ışığında böyle bir yetkinin kullanılmasının mümkün olduğunu bir kararında dile getirmiştir.[3]

Yargıtay bu kararında özetle, Cumhuriyet Savcısının, nitelik olarak daha az sınırlandırıcı bir düzenleme olan adli kontrol altına alınmış şüpheli hakkındaki bu tedbiri kaldırma yetkisinin olduğunu dile getirmektedir.[4]

Yargıtay bir kararında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103/2. maddesinde olduğu gibi müdahale edilen hakkın önemine göre koruma tedbirini sonlandırma kararını/yetkisini istisnai olarak Cumhuriyet savcısına devretmiş görünse de, şirkete kayyım atanması tedbirinde böyle bir istisnayı benimsemediğini dile getirmiştir.[5]

Yargıtay, 103/2. maddesine göre, Cumhuriyet Savcısının şüphelileri serbest bırakma yetkisinin varlığında, bu yetkinin tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varıldığı hallerde ve ancak objektif sınırlar içerisinde kullanılması gerektiğini ifade etmektedir.[6]

Cumhuriyet savcısının bu yetkisini şartları oluşmadan ve özel saiklerle kullanması halinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103/2. maddesinde kendisine tanınan bu yetkiyi, amacına aykırı bir şekilde kullanarak görevinin gereklerine aykırı davrandığı söylenebilecektir.

(Bu köşe yazısı, sayın Dr. Suat ÇALIŞKAN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

----------------------------------

[1] Bu konuda yaşanan sorunlarla ilgili olarak bkz.; ATTİLA AŞUT, Savcıların tutukluyu salıverme yetkisi var mı?, https://www.birgun.net/haber/savcilarin-tutukluyu-saliverme-yetkisi-var-mi-264007, ET: 06.11.2019.

[2] (MÜLGA CÜMLE RGT: 01.06.2005 RG NO: 25832 KANUN NO: 5353/12)

[3] Y.6.CD, E: 2007/ 12460, K: 2008 / 17473,KT: 20.10.2008.

[4] Y.6.CD, E: 2007/ 12460, K: 2008 / 17473,KT: 20.10.2008.

[5] Y.16.CD, E: 2018/5333, K: 2018/5602, T: 31.12.2018

[6] YCGK, E: 2007/4-220, K: 2008/145, KT: 27.05.2008.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.