Karayolları motorlu araçlar zorunlu malî sorumluluk sigortası (trafik sigortası), motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına ya da bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, işletenin zarar gören üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu zorunlu sigorta limitlerine kadar karşılayan sorumluluk sigortasıdır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 93. maddesinde, zorunlu malî sorumluluk sigortasında sigortacının limitle sorumlu olacağı belirtilmiş ve bu limiti belirleyecek tarife ve talimatların, Hazine Müsteşarlığı’nın bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edileceği açıklanmıştır. Bununla birlikte Yargıtay, kaza nedeniyle araçta oluşan hasarın aracın değerini olumsuz yönde etkilemesi halinde değer kaybının da sigorta kapsamında olduğunu kabul etmiştir.

Kusuru olmaksızın trafik kazasında aracı hasar gören sürücülerin zararları karşı tarafın trafik sigortasından, karşı tarafın sigortası olmaması durumunda ise kasko tarafından karşılanmaktadır. Hasar gören araç yetkili servisi tarafından onarılmakta ve gerekli parçaları ise orijinalleri ile değiştirilmektedir. Ancak sonraki süreçte araçta hasar kaydı olarak araca işlenmektedir. Bir araçta hasar kaydının bulunması aracın ikinci el piyasa değerinin altında satılmasına ve kimi zaman da alıcı dahi bulunamamasına neden olabilmektedir. [i] [iii]

Ayrıca idarenin kusuru sebebiyle araçta hasar meydana gelmesi durumunda da idare hasar bedelinden sorumlu olduğu gibi değer kaybı tazminatından da sorumlu olacağına ilişkin çok sayıda Danıştay kararı da mevcuttur.

Değer kaybı; kazaya karışan ve bu kaza sebebiyle onarım gören araçların, ikinci el piyasa değerlerinde meydana gelen maddi kaybı ifade etmektedir. Piyasa şartlarına göre değerlendirme yapıldığından onarım gören-görmeyen araç arasındaki fiyat farkı da denilebilir. Kaza sonucu hasar gören araç, tamamen tamir edilse dahi, araçta güncel değer kaybı meydana gelebileceği gibi değişen parçaların Orijinal olması durumunda dahi değer kaybının söz konusu olduğu kabul edilmektedir. Bu hususlar emsallerine göre aracın satışını zorlaştıracak ve 2. el piyasa değeri düşen araç, emsallerine göre daha düşük bir bedelle satılmak zorunda kalacaktır.Dolayısıyla hukuk kazaya karışan kusursuz veya daha az kusurlu olan tarafı poliçe limitleri sınırları içerisinde korumuştur.Bununla birlikte ülkemizde trafik kazalarından kaynaklı tazminat davaları akla geldiğinde en son düşünülen değer kaybı tazminatı olduğu da bir gerçektir.

DEĞER KAYBI HESAPLANMASINDA BAZ ALINAN KALEMLER

Sigorta eksperleri değer kaybını tespit ederken pek çok kriteri dikkate alarak değerlendirme yapar ve bir sonuca varır. Bu kriterler ;  aracın 2. el piyasa değeri , hasar geçmişi, vasıtanın kilometresi, üretim yılı, vasıtanın hasar gören parçaları ve bu parçaların araçtaki değeri gibi kalemlerdir.Tüm bu kriterler birlikte değerlendirilerek, araçtaki reel değer kaybı tutarı hesaplanır. Özellikle değineceğimiz husus ise kilometre kriteri olacaktır. Uygulamada km hesaplaması sebebiyle bir çok vatandaş mağdur edilmekte ve almaları gereken değer kaybı tazminatını alamamaktadırlar.

Genel Şartlara 4 ekli olan değer kaybı hesaplama formülü, 1 Haziran2015 tarihinden itibaren ülkemizde uygulanmaya başlamıştır. Genel Şartlara ekli değer kaybının hesaplama formüllerinde, aracın gövdesi, kaynaklı parçalar ve şasesinde yapılan parça değişim ve onarım durumu önem arz etmekte, bu parçalarda onarım bulunması durumunda hasarın ağırlığına göre eksper takdiri formüle eklenmektedir.Onarım gören ve değişen parçaların boya işlem adedi değer kaybı hesaplama formülünde yer almaktadır. Trafik kazasının oluşumunda %100 kusurlu olma durumunda, basit onarım işlemleri ile giderilebilen basit kaparto plastik parça onarımı cam,jant,elektrik,döşeme hasarları olması durumunda değer kaybı talep edilmesi mümkün değildir.Poliçe limitinin hasarı karşılayarak limiti aşması durumunda değer kaybı tazminatı talebinin sigorta şirketine yöneltilmemesi araç sürücü veya işletilene yöneltilmesi gerekmektedir.Değer kaybının tespitinde aracın piyasa rayiç değeri ve kaza esnasında-ki kilometre bilgisi hesaplama formülünde dikkate alınmaktadır. Aracın değer kaybına konu olan hasarlı kaporta parçalarından, aracın eski kazalarında hasar ve onarım görmüş olanlarının değer kaybı hesaplamasına dahil edilmemektedir. Üzerinde durulması gereken ve uygulamada ciddi mağduriyetlere yol açan husus aracın kilometresinin ne kadar olduğudur.Nitekim yukarıda bahsettiğimiz genelgeyle yayımlanan hesaplama formülüne göre değer kaybı hesabının bilirkişi tarafından yapılması durumunda kmsi 165 bin üzeri araçlarda değişen parça ne kadar olursa olsun değer kaybı tazminatı sıfır çıkmaktadır.Hayatın olağan akışına göre bir değerlendirme yapıldığında ülkedeki araçların belki de yarısından fazlasının kilometresi 165 binden yüksek olduğu bununla birlikte özellikle ticari olarak kullanılan otomobil-kamyonet-tır gibi araçların kilometresinin genelde yüksek olduğu görülecektir.Piyasada talep gören kilometresi yüksek araçların kazadan dolayı rayiç bedeli araştırıldığında değer kaybının olduğu aşikardır. Hal böyle iken genelge ile kanun koyucunun belirttiği esaslar göz ardı edilmektedir.Gerek yargı kararlarının gerek kanun koyucunun belirttiği hususlar gerekse de piyasa şartlarına göre değer kaybı verilerine göre hesaplama yapılması gerektiği kanaatindeyiz.

Konuyu daha da somutlaştırırsak henüz 2-3 yaşında ve 200.000 kilometrede olan bir aracın, kaza yapması durumunda değişen veya onarılan parçalarının değerlendirilmeden salt kilometresinin yüksek olması sebebiyle değer kaybının sıfır olduğu sonucuna varılması hakkaniyete aykırı olduğu ve kilometre hususunda olan sınırlandırmanın yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Nitekim 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS Genel Şartları’nın bazı maddelerinin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan davada Danıştay 15. Dairesi’nin 2015-5277 E. sayılı ve 14.10.2016 tarihli kararıyla bazı maddelere ilişkin yürütmenin durdurulması kararı verilmişti. Yürütmenin durdurulması kararı verilen bazı maddeler gibi kilometresi 165.000’den yüksek olan araçların değer kaybının sıfır çıktığı formülünün de gerçek zarar ilkesi ve kanun koyucunun ruhuna aykırıdır. Dolayısıyla aşağıda emsal nitelikte olan yargı kararları incelendiğinde mahkemelerin belirtilen formül yerine alanında uzman bilirkişiler tarafından piyasa şartları araştırması yaparak değer kaybı tazminatını belirlemesi gerekmektedir. [ii]

Hülasa gerek TBK 49 hükümleri gerekse de Yüksek Mahkeme kararları ile birlikte değerlendirme yapıldığında normlar hiyerarşisinde Anayasanın ve kanunların genelgelerden üstün olduğunu, zarar kavramının hayatın olağan akışına göre değerlendirme yapılarak belirlenebilir olduğunu söylememiz gerekmektedir. Nitekim genelge Kanun ve yönetmenliklerin uygulanmasında yol göstermek amacıyla gönderilen yazı veya sirkülerdir. Bilirkişilerin hukuki yorum geliştirme yetkileri de olmadığı için bahse konu değer kaybı tazminatı davaları, davaya bakan hakimin vicdanına kalmış durumdadır.

YARGITAY17. HUKUK DAİRESİE. 2016/1741K. 2016/5631T. 9.5.2016

DEĞER KAYBI (Davacı Aracının Modeli Markası Kaza Tarihindeki Yaşı Kilometresi Gibi Hususlar Gözönünde Bulundurularak Kaza Tarihi İtibariyle Serbest Piyasadaki İkinci El Piyasa Rayiç Değeri İle Aracın Hasarı Onarıldıktan Sonraki Haline Göre İkinci El Piyasa Değeri Arasındaki Fark Hususlarında Rapor Alınması Gerektiği)

BİLİRKİŞİ RAPORU (İtirazın İptali - Hükme Esas Alınan Bilirkişi Raporunda Değer Kaybı Hesaplamasının Doğru Yapılmadığı/Araç Değer Kaybı Konusunda Hesap Yapmaya Ehil İtü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti Gibi Kuruluşlardan Seçilecek Hasar Konularında Uzman Bilirkişi veya Bilirkişi Kurulundan Rapor Alınması Gerektiği)

6100/m.266

ÖZET : Dava, trafik kazası sonucu oluşan araç değer kaybının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafça, iş bu davada araç hasarı talep edilmemiş; ancak kaza sebebiyle araçta oluşan değer kaybı istenmiştir. Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda araç değer kaybı hesaplaması doğru yapılmamıştır. Eksik inceleme ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verilemez. Bu durumda mahkemece, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınması; ya da araç değer kaybı konusunda hesap yapmaya ehil, İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek hasar konularında uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacı aracının eski hasarı bulunduğu yönündeki itirazı da gözetilerek, davacı aracının modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi vs. gibi hususlar gözönünde bulundurularak kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki2. el piyasa rayiç değeri ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki haline göre serbest piyasadaki 2. el piyasa değeri arasındaki fark hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

T.C.YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ

“...Hükme esas alınan bilirkişi raporunda araçtaki değer kaybının tespiti, Dairemizce değer kaybının belirlenmesi hususunda esas alınan, ara-cın kaza tarihindeki hasar görmemiş 2.el piyasa değeri ile kazadan sonraonarılmış haldeki 2.el piyasa değeri arasındaki fark kriterine uyulmaksızın aracın yaşı, hasar durumuve piyasa koşullarına göre genel bir niteleme yapılarak sağlanmıştır.Değer kaybı konusunda genel bir değerlendirme ile değer kaybının tespitolunduğu bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulamaz.Bu durumda mahkemece aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı,yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafıniddiaları, davalıların savunmaları ve tümdosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının yeniden hesaplanması konusunda önceki raporu düzenleyen bilirkişiden ayrıntılı,gerekçeli, denetime elverişli ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hükmü elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ 2012-6466 E.2013-826 K.

Bu durumda mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur ve araç hasarı konularında uzman bilirkişi kurulundan sulh ceza mahkemesi dosyasında dinlenen tanık beyanları, alınan bilirkişi raporları tesbit raporu hükme esas alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek kazanın meydana gelmesinden tarafların kusur durumlarının ve davacı taraf aracında davaya konu kaza sebebiyle oluşan davanın talebine konu hasarın davacı aracının pertinin mi, onarımının mı ekonomik olduğu pertinin uygun olması halinde olay tarihi itibariyle 2.el piyasa rayiç değerinin ve sovtaj değerinin tesbiti hususlarında diğer raporlarında irdelendiği denetime elverişli gerekçeli, ayrıntılı bir rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu biçimde davacı tarafından tek taraflı olarak yaptırılan tesbit sonucu alınan raporu düzenleyen aynı bilirkişiden alınan rapora dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

T.C. YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ

“...Araçta meydana gelen değer kaybı aracın modeli, markası, km si,kullanım tarzı vs.gibi hususlar gözönünde bulundurularak kaza tarihi iti-bariyle serbest piyasadaki 2.el piyasa rayiç değeri (hasarsız hali ile) ilearacın hasarı onarıldıktan sonraki hali ile serbest piyasadaki 2.el piyasadeğeri arasındaki farktır. Değer kaybının bu yöntemle tespiti gerekir. Eksik inceleme ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verilemez.”

TC YARGITAY 4. HUKUK 2002/130 E.

…Tamamen onarılmış olsa bile kazaya uğrayan araba tahribatın izlerini taşıyacağından onarıldıktan sonra mübadele (rayiç) değerinin olaydan önceki mübadele değerinden az olacağının kabulü gerekir. Aracın onarılmış durumdaki değeri, ne kadar iyi onarılmış olursa olsun kural olarak aynı nitelikteki hiç hasara uğramayan araç değerinden düşüktür ve bu da cari değerinden kaybettirmektedir. Zararı tazminle yükümlü olan kimse, tazmin borcunu doğuran eylemin meydana gelmesinden önceki durumu iadeye mecburdur. Bu ilke, zarar, ister haksız eylemden doğsun, isterse sözleşmeye aykırı hareketten meydana gelsin, aynen uygulanır…

TC YARGITAY 19. HUKUK 2001/115 E.

…Dava trafik kazasından doğan tazminat isteği olup mahkemece bilirkişi raporuna dayanılarak davacıya ait araçta değer kaybı olmayacağı benimsenmiştir. Oysa davacının olaydan sonraki mal varlığının değeri olayın meydana gelmemesi halindeki değerinden daha az ise zarar var demektir. Nesnel zararı tayin etmek için kural olarak objektif değeri esas almak gerekir. Bu ise rayiç değeridir. Onarılmış durumdaki aracın değeri ne kadar iyi onarılmış olursa olsun kural olarak aynı nitelikteki hiç hasara uğramayan araç değerinden düşüktür. Zararı tazminle yükümlü olan kimse tazmin borcunu doğuran eylemin meydana gelmesinden önceki durumu iadeye mecburdur. Davacının değer kaybının reddi isteği bu nedenle isabetli değildir.

TC YARGITAY 4. HUKUK 2003/477 E.

…Davacının olaydan sonraki mal varlığı değeri, zarar verici olayın meydana gelmemesi halinde değerinden daha az ise zarar var demektir. Gerçekten bir şeyin tahrip edilmesi veya zarar görmesi halinde nesnel zararı tayin etmek için kural olarak objektif değeri esas almak gerekir. Mahkemece olaydan dolayı araçta meydana gelen değer kaybı bilirkişi aracılığı ile belirlenmeden , bu kalem istek hakkında karar verilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.

Sadece aracın yaşını gözeterek değer kaybı olmayacağını belirten bilirkişi raporuna dayanılıp, bu kalem isteğin reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir…

KAYNAKÇA

[i] Av.Rüveyda Altuntaş Değer Kaybı Tazminatı İstanbul,2020

[ii]İstanbul Barosu Dergisi Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına Bağlı Değer Kaybı Hesaplanmasına Dair Ekte Yer Alan Formül Hakkında Değerlendirme Ve Kısaca Genelgenin Normlar Hiyerarşideki Yeri,Av.Yunus Emre Yavuztürk

[iii]Ahmet Çelik Tazminat Hukuku ZMMS


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.