Toplumsal ilişkilerin, alışkanlıkların değişmesi; teknolojinin tüm alanlara sirayet etmesi klasik kurumlara da yeni bir bakış açısı getirmeyi zorunlu kılmaktadır. Teknolojinin hayatın her alanına nüfus etmesi ile artan internet ve sosyal medya kullanımı, iş şekillerinin bu mecralar üzerinden ilerlemesi ile fiziki eşya ve malvarlığı kavramında da değişikliğe neden olmuştur. Hukuk sisteminin üzerine yorum yapmasının gerekli olduğu bu değişiklerden biri de dijital malvarlıklarının mirasçılara geçişi konusunda izlenecek yöntemlerdir. Dijital malvarlığı ise klasik malvarlığından farklı olarak, maddi değeri bulunan veya bulunmayan, kişilerin elektronik ortamda sahip oldukları, dijital ortamda depolanmış (elektronik ortamda kayıtlı), videolar, fotoğraflar, elektronik postalar, kişisel bloglar, cep telefonu uygulamaları veya sosyal medya hesapları gibi her türlü dijital varlıkların tümüdür.[1](HOPKİNS, 2014,s.63-64)

Türk Hukukunda miras hükümleri uyarınca ölüme bağlı tasarruflarda murisin terekesi mirasçılara kanuni şartları taşıması kaydıyla vasiyetname ya da miras sözleşmesi ile geçmektedir. Tereke ise ölen kişinin devredilebilir, iletilebilir özel hukuk ilişkilerinin tamamı olarak tanımlanabilir. Terekenin mirasçılara geçişi konusunda genel kural malvarlığı haklarının mirasçılara intikalinin mümkün olup şahsa bağlı hakların bu özellikten mahrum kalmasıdır. Dijital terekenin ise malvarlığı haklarından mı yoksa şahsa bağlı haklar mı olduğu konusunda getirilecek yorumla beraber intikali farklılık gösterecektir.

Dijital terekenin intikalinin mümkün olup olmadığı konusunda ilgili terekeye dahil kişisel verilerin hangi açıdan sınıflandırılacağı önem arz etmektedir. Kişisel verilere ilişkin iki ayrı yaklaşımı incelemek yerindedir. Buna göre kişisel verilere ekonomik açıdan yaklaşan görüşler ile insan hakkı açısından yaklaşan görüşler olarak iki grupta toplandığını gösteren bir çalışma mevcuttur.[2](MARAŞLI DİNÇ, 2019,s.277,278) Ekonomik açıdan yaklaşan görüşe göre kişisel veriler mülkiyet hakkı ve fikri mülkiyet hakkına konu oluşturur. Günümüzde sosyal medya hesaplarındaki kişisel veriler yalnızca kişinin özel hayatına ilişkin olmakla kalmayıp aynı zamanda ekonomik bir değer de taşımaktadır. Takipçi sayısına oranla elde edilen reklam gelirleri hiç de göz ardı edilemeyecek boyutta terekeye dahil olabilecek malvarlığı kapsamındadır. Mirasa ilişkin olarak TMK’daKanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar” hükmünde devri mümkün olan kalemler sınırlayıcı bir şekilde sayılmamıştır. Bundan çıkarılacak yorum, söz konusu ekonomik değeri haiz dijital malvarlıklarının intikali TMK kapsamında kısıtlanmamış olduğudur. Angalo Sakson hukuk sisteminde kabul gören bu görüşün bir devamı olarak da Amerika Birleşik Devletleri’nin bazı eyaletlerinde dijital malvarlığının mirasçılara geçişi konusunda bir takım yasal düzenlemeler yapıldığıdır.

Kişisel verilere yönelik bir diğer yaklaşım ise kişisel verilerin insan haklarının ayrılmaz bir parçası olduğu görüşüdür. Bu yaklaşıma göre kişisel veriler sahibinden bağımsız düşünülemeyen, kişilik haklarının ayrılmaz parçası olduğundan bahisle miras yoluyla intikal etmez. Kişiye sıkı sıkıya bağlı hak olarak da nitelendirilebilen kişisel veriler bu özellikleri sebebiyle yalnızca hak sahipleri tarafından kullanılabilen, temsil yoluyla kullanılamayan, başkasına devir edilemeyen ve mirasçılara intikal edilemeyen haklardır. Buna karşın ölmüş kişilere ilişkin veriler kural olarak kişisel veri kabul edilmezler. Ölümle birlikte kişilik hak ve ehliyeti sona erer. Danıştay’ın, kişisel verilerin korunması hakkını tartıştığı bir kararında da belirttiği üzere; kişisel verilerin korunması konusu insan hakları kavramı ve insan haklarının korunması alanında yaşanan gelişmelere paralel bir değişim göstermektedir. Nitekim kişisel verilerin korunması hakkı, özel hayatın gizliliği hakkı başta olmak üzere insan onuru, düşünceyi açıklama özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü gibi insan haklarıyla ilgili birçok hakla yakından ilişkilidir.(AYDIN, 2016,s.14)

Dijital terekeye dahil olan tüm kişisel verilerin her zaman malvarlığı unsuru veya kişilik hakları kategorisine girdiğinin tespiti mümkün olmayabilir. Dijital terekenin önemli bir bölümünü oluşturan sosyal medya hesaplarının içerikleri ele alındığında da bu ayrımı yapmak oldukça güçtür. Sosyal medya hesaplarının kullanım amaçları dikkate alındığında yalnızca kişiler arası iletişim kurmak amacıyla kullanılan hesaplar ile maddi kazanç elde edilen hesaplar ve bunların özelliklerinin tek hesapta toplandığı karma nitelikteki hesaplar ile karşı karşıya kalmaktayız. Özellikle karma nitelikle hesapların yalnızca kişisel kullanım amacının yanı sıra ekonomik gelir elde etme özelliği de barındırmaktadır. Özellikle sosyal medya mecrasında influencer diye bilinen kişilerin hesapları buna örnek gösterilebilir. Kişiler sosyal medya hesaplarını hem diğer kişilerle paylaşımda bulunmak amacıyla kullanıp hem de maddi kazanç sağlayacakları şekilde de markalar ile ücretli işbirlikleri yapmaktadırlar.

Dijital terekenin mirasçılara intikalini kabul eden ve reddeden olmak üzere iki farklı görüş mevcuttur. Dijital terekenin mirasçılara intikalini reddeden görüşe göre dijital terekede yer alan dijital bilgileri bir eşya olarak kabul etmeyip üzerinde mülkiyet kurulamayacağını iddia etmektedir. Eşyanın kanunda bir tanımı olmasa bile doktrinde şöyle bir tanımlamaya sahiptir; hakimiyet altına alınabilen, ekonomik değeri hasıl olan cismani varlık. Buna karşın, bu dijital bilgilerin kağıda dökülmesi veyahut taşınabilir bir belleğe aktarılması ile söz konusu bu eşyaların mülkiyetinin mirasçılara geçebileceğini savunmaktadır.[4](İNCE AKMAN,2018,s.546) Bu cismani eşyalar üzerindeki bilgilerin ise geçişi hakkında herhangi bir yorum getirememektedir. Ölen kişinin dijital platformlarda hizmet sunucusu ile yaptığı sözleşmelerde, sözleşme serbestisi ilkesinin bir sonucu olarak sözleşmenin sona ereceği halleri(ölüm vs) irade serbestisi kapsamında düzenleyebileceklerinden hareket ile bu dijital bilgilerin mirasçılara geçemeyeceğini ileri sürmüştür. Yukarıda da bahsedildiği üzere dijital bilgilerin kişiye sıkı sıkıya bağlı hak kategorisinde yer aldığından bahisle mirasçılara intikal edemeyeceğini belirtmişlerdir. Bu dijital bilgilerin mirasçılara intikali Anayasanın 20. maddesinde yer alan özel hayatın gizliliği ve 22. maddesinde yer alan haberleşme hürriyeti kapsamında düşünülmesi halinde ise anayasaya aykırılık oluşturabilecek uygulamalar içerebilecektir. Özellikle ölen kişiler ile iletişime geçen 3. kişilerin mesajlaşma içerikleri düşünüldüğünde özel hayat ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği suje yalnızca ölen kişi ile sınırlı kalmayacaktır. Anayasa m.17 ise kişilerin maddi ve varlığını korumaktadır. Bir kişinin öldükten sonra sahip olduğu tüm bilgi, belge, mesajlaşma, fotoğraf vs.nin mirasçılara geçeceğini bilmek kişinin serbestçe hareketini kısıtlayıcı bir uygulama olacağından kişinin anayasal hükümle korunan maddi ve manevi varlığını tehdit eden bir unsur olarak yorumlanmıştır.

Dijital terekenin mirasçılara intikali bu kapsamda düşünüldüğünde ise Türk Ceza Kanunun 132 maddesi ile 134. Maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliği ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna vücut verecek uygulamalara da sebep olacaktır. Bilindiği üzere Türk Hukukunda her ne kadar ölüme bağlı tasarruflar ile mirasçılar belirlenmiş olsa bile bunun yanında saklı pay mirasçıları iradi yollarla belirlenemeyen bir mirasçı olarak varlığını sürdürmektedir. Dolayısıyla kişinin mirasçılarına kişisel bilgilerinin öldükten sonra intikal edeceğini bilmesi rahatsızlık uyandırabilir. Mirasçılarını iradesine bağlı seçemediği bir sistemde böylesine mahrem olabilecek bilgilerinin paylaşılacağını bilmesi maddi ve manevi bütünlüğünü tehdit edici bir düzenleme olduğunu göstermektedir.

Bu görüşün tam aksine dijital bilgi ve malvarlığının mirasçılara intikal edebileceğini savunanlar da mevcuttur. Günümüzde ticari işlemlerin büyük bir çoğunluğu çevrimiçi şekilde yürütülüp buna ilişkin veriler dijitalde aktarılmakta ve saklanmaktadır. Özellikler blockchain sisteminde tüm alış verişler sanal hesaplar vasıtası alınıp satılmakta, işletilmektedir. İnterneti ekonomik gelir elde etme saikiyle kullanmayan bir kimsenin bile dijitalde malvarlığı unsuruna katabileceği çok fazla unsur bulunmaktadır. Örneğin kişinin e- ticaret sitesindeki hesaplarında kazanmış olduğu kuponlar, üyelik yaptırmış olduğu Spotify , Netflix , Amazon Primevs gibi çevrimiçi hizmet sağlayan üyelikler vs sayılabilir. Bu görüşe göre yalnız ekonomik değeri hasıl olan dijital malvarlığının mirasçılara geçmesinin yanı sıra kişiye ait dijital bilgilerin de aynı surette geçeceğini savunmaktadır. Buna dayanak olarak da TMK m. 653’e göre aile belgeleri ile aile için özel anı değeri olan eşyanın mirasçılara intikaline izin veriyor olmasıdır. Bu maddeye göre fiziki ortamda tutulmuş ve ölen kişiye ait olan bir günlüğün bile terekeye dahil olabileceğinden hareketle bu görüşü savunanlara göre ölen kişiye ait kişisel bilgilerin dijital ortamda tutulmasının arasında bir fark yoktur. Yukarıda bahsedilen dijital verilerin intikalinin mümkün olduğunu savunan görüşün 3. kişilerin haberleşme içeriklerinin gizliliğinin ihlal edilmesine karşılık olarak bu görüşü savunanlar yine TMK’nın aynı hükmüne atıfta bulunarak cismani bir şekilde, ölen kişiye ait bir mektubun da mirasçılara geçebileceğini belirterek bu sava karşı çıkmışlardır. Aksi görüşe bir diğer karşı çıkış noktası da söz konusu dijital bilgilerin yer aldığı platformlarda hizmet sunucusu ile hizmet alan (ölen kişi) arasındaki sözleşmede yer alan sona erme şartlarının irade serbestisi çerçevesinden bakılmaması gerektiğidir. Bu sözleşmelerin genel işlem şartlarında olduğu ve dolayısıyla hizmet sunucusu aksine yorumlanabileceğinin kabulü gerekir.[5](İNCE AKMAN, 2018, s.546) İşbu sözleşmelerde yer alan hizmet alanın ölmesi halinde verilerin yok edilip, mirasçılarına devredilmeyeceğine dair şartlar genel işlem şartlarından sayılacağından hükümsüz hale gelebilmektedir. Bazı hizmet sunucuların birtakım mesleklerde olduğu gibi sözleşmelerinden kaynaklanan sır saklama yükümlülüklerinin olduklarını iddia etmiş olsa da bu durum kişilerin hayatta oldukları zaman ile kısıtlıdır. Örneğin ölen bir kişinin banka hesaplarında yer alan malvarlığı kişinin ölmesi halinde külli halefiyet gereğince doğrudan mirasçıların mülkiyetine geçer. Ölen kişi ile bankanın arasında var olan sözleşmede kişinin hayatta bulunduğu sırada her ne kadar sır saklama yükümlülüğü olsa bile kişi öldüğü anda bu yükümlülük ortadan kalkarak devir sorunsuz gerçekleşir.

Dijital terekeye dahil olabilecek unsurların üretildiği bu dönemde yakın zamanda terekeye dahil olup olmayacaklarına ilişkin uyuşmazlıklar sıkça mahkemelerin önüne gelecektir. Bu nedenle, yasa koyucunun en kısa sürede hukuk sistemimizde dijital veri, dijital mülkiyet ve bunların mirasçı ile üçüncü kişilere devrine ilişkin yasal düzenlemeyi hazırlaması gerekmektedir. Bu verilerin kişisel sayılıp sayılmayacağı, hangi hallerde devrin mümkün olduğu ise kanunda sarih şekilde belirtilmelidir. Mirasın ne şekilde açılacağı ve/veya ne şekilde bu duruma izin verileceği de yasal düzenlemeye kavuşması gereken bir alandır.

Av. Çağrı Ayhan ŞENEL - Stj. Av. Özge GENÇ

KAYNAKÇA

İNCE AKMAN, Nurten: “Mirasbırakanın Dijital Bilgilerinin Mirasçılara Geçişi (Dijital Tereke)”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:9 Sayı:2 Yıl 2018

MARAŞLI DİNÇ, Yasemin; “Ölümden Sonra Sosyal Medya Hesaplarının Hukuki Akıbeti:Dijital Miras”, TBB Dergisi, 2019

YILMAZ ,Süleyman /ERKAN, Vehbi Umut: “Sosyal Medya Hesaplarının Miras Yoluyla İntikal Edip Edemeyeceği Sorununun Kişisel Verileri Koruma Hukuku Kapsamında İncelenmesi” , İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi – İnÜHFD 11(2): 567-586 (2020)

AYDIN, Akgül: “Kişisel Verilerin Korunmasında Yeni Bir Hak: “Unutulma Hakkı” ve AB Adalet Divanı’nın “Google Kararı” , TBB Dergisi, 2016

------------------

[1] HOPKINS, Patrıckjamie/LIPIN, Ilya Alexander: “Viable Solutions to the Digital Estate Planning Dilemma”, Iowa Law Review Bulletin, 99(61), 2014 s.63-64; PINCH, s.545; CHOUDHARY, Pragya: “Death (?) Online”, s.1, https://www.ijlmh.com/wp-content/uploads/2019/12/Death-_-Online.pdf, (Erişim Tarihi: 29.08.2020); MARAŞLI DİNÇ, s.275; DEMİR, s.166.

[2] MARAŞLI DİNÇ, Yasemin; “Ölümden Sonra Sosyal Medya Hesaplarının Hukuki Akıbeti:Dijital Miras”, TBB Dergisi, 2019

[3] AYDIN, Akgül: “Kişisel Verilerin Korunmasında Yeni Bir Hak: “Unutulma Hakkı” ve AB Adalet Divanı’nın “Google Kararı” , TBB Dergisi, 2016

[4] İNCE AKMAN, Nurten: “Mirasbırakanın Dijital Bilgilerinin Mirasçılara Geçişi (Dijital Tereke)”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:9 Sayı:2 Yıl 2018

[5] İNCE AKMAN, Nurten: “Mirasbırakanın Dijital Bilgilerinin Mirasçılara Geçişi (Dijital Tereke)”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:9 Sayı:2 Yıl 2018


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.