Hukuksuz Olan - Yasal Olmayan İşleme Katılıp Dolandırılan Kişinin, Sonradan Şikâyet ve Tazminat Talep Etme Hakkı
 

Yeşilçam sinemasından bir örnek;

Banker Bilo 

1980 yılında Ertem Eğilmez tarafından çekilen İlyas Salman ve Şener Şen'in başrollerinde olduğu Türk filmidir. Maho (Şener Şen), Köylüsü Bilo'yu (İlyas Salman) ve yöreden birçok kişiyi Almanya'ya götürmek vaadiyle paralarını alır. Ancak onları Almanya'ya değil, İstanbul'a götürmektedir. Kamyon kasasında yapılan yolculuktan sonra Bilo ve İbo (Nizam Ergüden) Almanya'ya değil de İstanbul'a geldiklerini öğrenirler ancak iki arkadaş birbirini kaybeder. Bilo çok namusludur, bu yüzdende her zaman kaybeden taraf olmaktadır. Bilo'nun yolları Maho ile tekrar kesişir, o zaman Maho ile hesaplaşma zamanı gelmiştir.

En sonunda Maho'nun tüm malvarlığı fabrikaları ve eski karısı artık Bilo'nun olmuştur. Bilo artık zengindir ve Bankerdir.

Farklı bir örnek ise günümüz dünyasından;

“Siyah Kâğıtları Solüsyon Sürerek, Özel Bir Makine ile Dolara Dönüştürme İşi”

Afrika ülkeleri üzerinden yapılan bu yöntemde, ülkelerinden döviz çıkarmanın yasak olduğunu söyleyen dolandırıcılar, dövizleri özel bir boyayla boyayarak kâğıt gibi ülkelerinden çıkardıklarını, ardından da özel solüsyonla temizlediklerini söyleyerek dolandırıcılık yapıyor.

Dolandırıcılar iki yöntem kullanıyor: Gözlerine kestirdikleri işadamıyla temasa geçen dolandırıcılar "Ülkemizden döviz çıkarmak yasak. Ancak biz özel bir karışımla paraları siyaha boyayıp kâğıt gibi dışarı çıkardık. Şimdi de bunları özel bir karışımla silip tekrar dolara dönüştüreceğiz" diyor. Sonra döviz gibi kesilmiş siyah kâğıtların arasına, üzeri temizlenebilecek şekilde siyaha boyanmış gerçek dövizler işaretleyerek konuluyor. Bu dövizler işaretli olduğu için dolandırıcı seçerek boyayı temizliyor. İşadamı temizlenen bu doları gidip bozduruyor ve kolayca kanıyor. Dolandırıcılar daha sonra "Solüsyon bitti" diyerek kişiden genellikle 50 bin dolar ile 100 bin dolar arasında para istiyor. Parayı alınca da ortadan kayboluyorlar.

Diğer yöntemde ise dolandırıcılar 100 doları gizli bir yöntem kullanarak 300 dolar haline getirdiklerini iddia ediyor. 100 dolarlık birkaç banknot, silinebilecek şekilde beyaza boyanarak aynı boyutta kesilmiş kâğıtların arasına konuyor. Dolandırıcı işaretli olan beyaz boyalı dolarları alarak boyanmamış olan gerçek 100 doların ön arka yüzüne yerleştiriyor. Daha sonra "özel bir solüsyon" dedikleri tentürdiyotla beyaza boyanan 100 dolarlar temizleniyor. Ortaya 200 dolar daha çıkıyor. Ardından "Solüsyon bitti" denip para isteniyor. Para gelince de vurguncular ortadan kayboluyor.

Özellikle yurtdışına iş yapan firmaların ve temsilcilerinin iletişim adresleri, bazı forumlar üzerinden tespit ediliyor. Daha sonra bu kişilerle telefonla, yüz yüze ya da e-mail ile irtibata geçen dolandırıcılar genellikle parayı kendi ülkelerine döndükten sonra talep ediyor. Para da internet ya da Western Union üzerinden transfer ediliyor. Bu nedenle çoğu zaman dolandırıcıları yakalamak mümkün olmuyor. Türkiye'de yakalananlar ise parayı hemen yurtdışına transfer ettikleri ya da sakladıkları için suçları ispat edilemiyor. Dolandırıcıların çoğu ise Liberya, Kongo, Nijerya, Kamerun, Fildişi gibi ülkelerden.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda, Dolandırıcılık, şu şekilde tanımlanmıştır;

“-…hileli davranışlarla, bir kimseyi “aldatıp” onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamaktır”.

Dolandırıcılık suçunun, “şartları” şunlardır;

1-Hileli Davranış

Dönmezer, sahneye koyma görüşünü savunmaktadır.

Sahneye Koyma Görüşü: Yalanı güçlendirmeye elverişli bir dış unsurun eklenmesidir.

Hile: Hataya düşürücü ve başkasının tasavvuru üzerinde etki meydana getiren her türlü davranıştır.

5237 sayılı TCK’da hilenin, “kandırabilecek nitelikte” olması gibi bir zorunluluğa yer verilmemiştir.

“Hilenin” belirli bir “ağırlığa” ulaşmış olması zorunluluğu aranmamaktadır.

2-Aldatma

Aldatılmadan bahsetmektedir.

3-Haksız yarar

5237 Sayılı TCK, elde edilen yararın, “haksız” olması koşulunu aramamaktadır.

Korunan Hukuki Yarar:

Dolandırıcılık suçunda, korunan hukuki yarar, “malvarlığı” dır.

Mağdur:

Malvarlığı zarara uğrayan gerçek veya tüzel kişidir.

Dolandırıcılık suçunun maddi konusu:

Taşınır mallar, taşınmazlar ve alacak hakkıdır.

Kovuşturma (TCK m.157):

TCK 157. maddede tanımlanan dolandırıcılık suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, Cumhuriyet Savcılığınca “resen” yapılır.

Görevli Mahkeme:

Dolandırıcılık suçundan (TCK m.157) açılan davalara bakma görevi, 5235 SK. m. 12’ye göre, Asliye Ceza Mahkemesine aittir.

Çocuklar hakkında açılacak davalara ise, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 26 uyarınca, Çocuk Mahkemesinde bakılır.   

Dolandırıcılık davalarında, “dava zamanaşımı” süresi;

a) TCK 157. maddede tanımlanan dolandırıcılık suçu, aynı kanunun 66/1-(e) bendi hükmüne göre, 8 yıllık asli dava zamanaşımına tabidir.

b) Fiili işlediği sırada, 12-15 ve 15-18 yaş gruplarında bulunan çocuklar hakkında dava zamanaşımı bakımından 66/2 fıkrası uygulanır.

c) Dava zamanaşımını durduran ve kesen durumların varlığı halinde, dava zamanaşımı süresi, 67. maddeye göre hesaplanır.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu

Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti

Göçmen kaçakçılığı

Madde 79- (1) Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;

a) Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkân sağlayan,

b) Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkân sağlayan,

Kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 22.7.2010 - 6008/6 md.) Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.

(2) (Ek fıkra: 22.7.2010 - 6008/6 md.) Suçun, mağdurların;

a) Hayatı bakımından bir tehlike oluşturması,

b) Onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi,

hâlinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır.

(3) Bu suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek cezalar yarı oranında artırılır.

(4) Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Madde Gerekçesi

MADDE 79.– Maddeye, Türkiye tarafından da onaylanan “Sınır aşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi” ve “Sınır aşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek Kara, Deniz ve Hava Yoluyla Göçmen Kaçakçılığına Karşı Protokol” hükümlerinin gereğini ye­rine getirmek üzere Tasarıda yer verilmiştir.

Maddî menfaat sağlamak üzere, genellikle suç örgütleri marifetiyle göçmenler başka ülkelere kaçırılmakta, yasal olmayan yollarla ülkeye sokulmakta ve bu örgütlerin eline düşen çaresiz insanlar, büyük ve bazen ya­şam ve beden bütünlükleri bakımından onarılamayan zararlara uğrayabil­mektedirler.

Maddenin birinci fıkrası göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturan seçim­lik hareketler tanımlamaktadır. Tanıma göre, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddî menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollarla bir yabancıyı ülkeye sokmak veya ülkede kalmasına imkân sağlamak ya da Türk vatandaşı veya yabancının ülke dışına çıkmasına imkân sağlamak, seçimlik hareketli suç olarak tanımlanmıştır.

Bu itibarla, yasal olarak yurda girmiş olmakla beraber, Türkiye’de sü­rekli olarak oturmalarına yetkili mercilerce karar verilmemiş yabancıların ülkede kalmalarına imkân sağlamak da, bu suçu oluşturacaktır.

Suçun manevî unsuru, fiilin “doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddî bir yarar elde etmek maksadıyla” işlenmesidir. Suçun oluşması için, bu maksadın varlığı gerekli ve yeterlidir; ancak menfaatin elde edilmiş ol­ması gerekmez. Bu unsur, suçu örneğin terör maksadıyla bazı kişileri ülkeye sokmak fiillerinden ayırmak olanağını vermektedir. Kaldı ki, bu suçta asıl mağdurlar, çaresizlik ve yoksullukları nedeniyle kendilerine bir ekmek kapısı açmak için çırpınan insanlardır.

İkinci fıkrada, göçmen kaçakçılığı suçunun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek cezaların yarı oranında artırılması öngörülmüştür.

Maddenin son fıkrasında, bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçeve­sinde işlenmesi hâlinde, tüzel kişi hakkında da bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacağı öngörülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Düzensiz Göçmen Kavramı

Düzensiz göçmen terimi, geldiği ülkede kalmak için yasal hakkı bulunmayan kişiler için kullanılır. Ancak bu, tüm düzensiz göçmenlerin bulundukları ülkede resmi olmayan bir şekilde veya belgeleri olmadan kaldıkları anlamına gelmemektedir. Örneğin, bir ülkeye çalışmak amacıyla insan tacirleri tarafından getirilen kişilere genellikle kaçakçılar tarafından sahte belgeler sağlanmaktadır. Bir göçmenin statüsü birkaç şekilde düzensiz hale gelebilir.

Bu bazen dikkatsizlik nedeniyle yaşanabilirken; bazen keyfi ve adil olmayan nedenlerle de bir kişi düzensiz göçmen durumuna düşebilir. Tek bir yolculuk sırasında dahi, bir göçmen, hükümetlerin yürüttüğü politikalara veya vize düzenlemelerine göre düzensiz göçmen statüsüne girip çıkabilmektedir. Belgesiz göçmen terimi ise bir ülkeye yasal yollarla giriş yapmak veya o ülkede kalmak için gerekli belgelerden yoksun kişiler için kullanılır.

Yeşilçam Sinemasından

“Banker Bilo” örneği;

Yeşilçam sinema filmindeki bu mağdurlar, sanığa verdikleri belli bir miktar para karşılığında, kaçak yollardan başka bir ülkeye giriş yapma konusunda anlaşmakta ve öyle olacağını zannetmekte ve âdete dolandırıcılık suçuna ortak olmaktadırlar, en azından, kaçak yollardan, vize ve pasaport olmadan ve O ülkeden çalışma izni de almaksızın, O ülkeye giriş yapmayı planlamaktadırlar.

Dönmezer’in savunduğu sahneye koyma görüşündeki “Yalanı güçlendirmeye elverişli bir dış unsur” aşağıdaki gibidir;

Sözde Bulgaristan Sınırı

Bulgar Polisi: Sen türko komşi?
Maho: hee, türko komşi

Bulgar Polisi: transit geçmek var

Maho: evet, transit gitmek alamanya

Bulgar Polisi: alamanya, oiyy iyy, kamyonda ne var?

Maho: kamyonda, şey var, karpuz

Bulgar Polisi: karpuz, nedir karpuz?

Maho: e, karpuz canım, turunki, yani, ham, ham, şapır şupur, turunki

Bulgar Polisi: aaa, turunki, e karpuz, karpuz alamanya, pasaport nerde?

Maho: pasaport. işte pasaport

Bulgar Polisi: güzel, pasaport tamam komşi, sen serbest geçiyor.

Maho: sağol dobriç

Bulgar Polisi: dobravaçin komşi

Maho: dobravaçin komşi, gel seni bir öpem, çok yaşa, hay sağolasın

Maho: Bu iş tamam

Sözde Almanya Sınırı

Alman Polisi: ahtung, stop

Maho: e babam durduk işte, gutentag komutan

Alman Polisi: gutentag türko, pasport

Maho: das is mayne pasaport

Alman Polisi: vas is das?

Maho: das is karpuz

Bu sırada maho köpek taklidi yapıp hırlamaya başlar

Alman Polisi: ahtung bono ahtung

Maho: aman ne güzel it böyle

köpek taklidi yapan maho tekrar hırlar

Maho: hoşt, it oğlu it, hoşt, hoşt

köpek taklidi yapan maho, kamyonun çadırla kapatılmış damperine çıkıp havlamaya başlar

Maho: hoşt, it oğlu it! in ulan ordan aşağa! Valla bi şey yok

Alman Polisi: sen tamam türko, geçebilirsin.

Maho: sağolun, ihli bedihel komutan…

Maho: Arkadaşlar, Almanya’ya hoş gelmişsiniz!

Peki, Bu Durumda Ortada Gerçekten Bir Dolandırıcılık Eylemi Var Mıdır?

Evet.

Ortada hileli bir davranış vardır, yalanı güçlendirmeye elverişli bir dış unsur eklenmiştir, mağdurlar, aldatılma kastıyla dolandırılmışlardır, haksız yarar da mevcuttur. Ancak, mağdurlar, bir başka ülkeye kaçak yollardan göçmen olarak gitme konusunda, sanıkla anlaşmışlardır, düzensiz kaçak göçmen olduklarını ve hukuk karşısında da suç işlediklerinin farkındadırlar ve bu bilinçle hareket etmektedirler.

Hukuk Mahkemelerinde Alacak Davası Konusu

Göçmen kaçakçılığı suçu, teşebbüse müsait olmayan bir suç niteliğinde olduğundan, hazırlık hareketleri dahi cezalandırılmaktadır.

Sanık, muhakkak cezalandırılmalıdır, ancak mağdurlar da suç işleme kastıyla hareket etmişlerdir, eylemin farklı bir yönüne iştirak etmişlerdir, ceza mahkemesinde sanık cezalandırılır ve şayet mahkûm olursa, mağdurlar, sanık hakkında, hukuk mahkemelerinde alacak davası açabilecekler midir?

Elbette.

Kaldı ki, bu suçta asıl mağdurlar, çaresizlik ve yoksullukları nedeniyle kendilerine bir ekmek kapısı açmak için çırpınan insanlardır.

Ancak, fiilin hem uluslararası boyutu ve bu işlerin uluslararası göçmen şebekeleri tarafından organize ediliyor olması, ne yazık ki, bu davayı ve sonucunu işlevsiz kılmaktadır.

“Siyah Kâğıtları Solüsyon Sürerek, Özel Bir Makine ile Dolara Dönüştürme İşi” örneğinde ise;

 “Siyah kâğıtları, solüsyon sürerek, özel bir makine ile dolara dönüştürmek” konusunda, katılan ve sanıklar anlaşmışlardır. Mağdur, gerçekten de bu suçun mağduru konumunda mıdır?

Farklı bir suça iştirak etmiş, ancak farklı bir suçun mağduru olmuştur.

Bu iki husus mağdur ve sanık açısından farklı mı değerlendirilmelidir?

Ortada hileli bir davranış vardır, yalanı güçlendirmeye elverişli bir dış unsur eklenmiştir, aldatılma kastı ve haksız yarar da mevcuttur.

Ülkelerinden döviz çıkarmanın yasak olduğunu söyleyen dolandırıcılar, dövizleri özel bir boyayla boyayarak kâğıt gibi ülkelerinden çıkardıklarını, ardından da özel solüsyonla temizlediklerini söylemişlerdir.

Bu durumda mağdur katılan, iştirak ettikleri bu fiilin, O ülkenin kanunlarına göre suç olduğunu öğrenmiş bulunmakta, ya da en azından öyle zannetmektedir. 

Hukuk Mahkemelerinde Alacak Davası Konusu

Bizce bu suçun mağduru olan mağdur katılanlar, yukarıdaki örnekte olduğu gibi, çaresizlik ve yoksullukları nedeniyle, kendilerine bir ekmek kapısı açmak için çırpınan insanlar” değillerdir.

Devlet, dolandırılan bu kişilerin, mal varlıklarına kavuşmaları için, uluslararası boyutta gereken girişimlerde bulunacaktır.

Ancak, fiilin hem uluslararası boyutu ve bu işlerin uluslararası dolandırıcılık şebekeleri tarafından organize ediliyor olması, ne yazık ki, bu davayı ve sonucunu işlevsiz kılmaktadır.

Bu suçun mağdurları (siyah kâğıtları solüsyon sürerek, özel bir makine ile dolara dönüştürme işinden para kazanmayı umanlar) için güzel bir atasözü, kulaklarına küpe olsun :)

"Ava giden avlanır."

Çıkarını, başkalarına zarar vermekte arayan kimse, o zarara kendisi uğrar.

Avukat Ersen UYAR

Kaynakça

https://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:oMTU6NxjDEoJ:https://tr.wikipedia.org/wiki/Banker_Bilo+&cd=9&hl=tr&ct=clnk&gl=tr

http://www.madde14.org/index.php?title=D%C3%BCzensiz_G%C3%B6%C3%A7men

http://www.milliyet.com.tr/2-milyon-liralik-vurgun/gundem/detay/1799425/default.htm

TDK Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ord.Prof.Dr. 1 ay önce

Wauw! Very Very Fantastik

Avatar
Osman 4 hafta önce

göçmen kaçakçılığı suçunda yasa dışı yollardan ülkeden çıkmaya çalışan kişiler suçun mağduru konumundadır. yasalarımıza göre herhangi bir suç işlememektedir. bu sebeple ava giden avlanır örneğine uymamıştır. ama diğer tespitinize katılıyorum. kısa yoldan para kazanmaya çalışan çoğu kişi dolandırılmaktadır.

Avatar
Av. Ersen Uyar 4 hafta önce @Osman

Osman bey, "ava giden avlanır" derken, Siyah Kâğıtları Solüsyon Sürerek, Özel Bir Makine ile Dolara Dönüştürme İşi” nden para kazanmayı umanlar için kullanmış olduğum bir atasözü. Bu atasözünü, göçmenler için kullanmadım. Yanlış anlaşılmanın önüne geçmek için, sayın editörden bu cümlenin arasına parantez açıp, yanlış anlaşılmayı düzeltmeyi talep edeceğim.

Beğenmedim! (1)
Avatar
saffet 1 ay önce

DOLANDIRICILIK ÖYLE OLAYI BU NE OLUR
AYIN 26 sında HASTANE 94 yaşındaki babama VEKALET VEREMEZ DİYOR ayın 28 de ise kişiler babamın tüm malvarlığı için noterden vekalet alıyor ve satıyorlar umreye gidip kabenin örtüsünü değiştirip 5 kuruş bırakmadıkları için savcılık KYOK veriyor sebebi toplumu kabeye alıştırmak müslümanlığa teşvik diye el alıştırma diye düşünüyorum