27 Ocak 2020

'Gizli radar' cezası gelirse 15 gün içinde itiraz edin

Hız sınırını aşma cezası geldiğinde, nereye ve nasıl itiraz edebilirsiniz? Hürriyet'ten Oya Armutçu örnek soruları cevapladı;

H.N.: Hızım 90’lardaydı. Bana yüzde 50 fazla hızdan bin 228 TL para cezası, artı 15 ceza puanı yazmışlar. Ne hız sınırı levhası ne de radar uygulaması uyarısı vardı. Nereye ve nasıl itiraz edebilirim?

K.B.: Resimsiz, ‘hız 117’ şeklinde radar cezası geldi. Altta ‘yüzde 10-30 arası hız ihlali’ notu var. İtiraz etsem mahkeme kararı ne olabilir?

İTİRAZDA NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ

İki okuruma yanıtıma gelince: Yargıtay içtihatlarına göre yolda “hız” ve “radar” uyarı levhası olması gerekiyor. İtiraz ederken, dikkat etmeniz gereken noktalar şöyle:

1- Cezanın düzenlendiği yolda hız sınırı kaç kilometre?

2- Hız sınırları levhalandırılarak doğru bir şekilde gösterilmiş mi?

3- Radar uygulaması yapılan yolda bir uyarı levhası var mı?

4- Yapılan ölçümde taşıtın hızı ceza tutanağına yazılmış mı?

5- Tutanaktaki araç bilgileri, tarih ve yer bilgileri doğru mu?

Radar cezası bu kriterlerin dışındaysa itiraz yolunu öneririm. Aksi halde davayı kaybetmeniz halinde cezayla birlikte kurum avukatının vekâlet ücretini ödemeniz gerekebilir.

SÜRÜCÜ HIZ SINIRINA UYMAK ZORUNDA

Ankara Barosu avukatlarından Gökçe Atabek’e de hukuki çerçeveyi ve okurum K.B.’nin “itiraz etsem mahkeme kararı ne olabilir?” sorusunu yönelttim. Atabek bakın ne dedi...

“Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği ile bulunulan bölgeye göre otomobiller için 50, 90, 110 ve 120 kilometre olmak üzere hız sınırı belirlenmiştir. Sürücüler aksine bir karar alınıp işaretlenmemişse, yönetmeliğin 100. maddesindeki hız sınırlarını aşamazlar. Araç seyir halindeyken yapılan hız, radar ve benzeri teknik cihazlarla ölçülebileceği gibi kronometre veya değişik usullerle de tespit edilebilir.

RADAR İŞARETİ KOYMAMAK ‘TUZAK’TIR

Trafik Denetimlerinde ve Trafik Kazalarında Alınacak Önlemlere İlişkin yönergenin ilgili hükümleri karşısında radarla hız denetiminin karayolunun hangi kesiminde ve hangi sürelerde yapılacağı; hususunda yol kullanıcılarının bilgilendirilmesi gerekir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve emsal kararları da kontrol noktalarına gerekli işaret ve levhaların konulması gerektiği yönündedir. Zira kişilerin can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla yapılması gereken trafik denetimlerini, sürücülere ceza vermek amacıyla bilgilendirmesiz kural ihlali yapmalarını beklemek, trafik kurallarının konuluş amacına uygun olmadığı gibi araç sürücülerine ‘tuzak kurulması’ anlamına gelecektir. Bu durum, çağdaş hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmaz ve kabul edilemez.

İtiraz usulü ve sürecin ne şekilde ilerleyeceği mevzuatta düzenlenmiştir. Hız kayıtlarını görmek isteyen sürücü, Dilekçe Kanunu çerçevesinde yazılı müracaatta bulunabilir ve Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesine göre cezanın tebliğinden itibaren 15 gün içinde sulh ceza mahkemesine itirazda bulunabilir. Dilekçe ile müracaat halinde hız ihlaline ilişkin fotoğraf gönderilir.

LEHİNİZE ÇIKABİLİR

Hız sınırlarının, bu konuda yapılan denetlemelerin ve kişilere uygulanan cezaların temel amacının insanların can ve mal güvenliğini korumak olduğu unutulmadan işaretlemelerin yapılması gerektiği açıktır. Aksine uygulamalar hakkında itiraz edilmesi gerektiği, çok yüksek ihtimalle adaletin sağlanarak lehinize karar çıkacağı kanaatindeyim.”

Son bir uyarı:

Trafik cezasını yüzde 25 indirimden faydalanmak için erken ödediyseniz, dilekçenizde IBAN numaranızla birlikte belirtin. Bu tutarın banka hesabınıza iadesini de talep edin.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Av2 11 ay önce

Aracı, sahibinin kullandığı ıspat edilemeyip yalnızca plakaya gelen cezalarda "Suçun ve cezanın bireyselliği" ilkesi ile güzel kararlar alabiliyorduk. Şu an durum nedir?