Bir ülkede bulunan ve yabancı bir ülkeyi temsil eden büyükelçilik veya konsolosluk binasının; temsil ettiği ülkenin toprak parçasına dahil olduğu sıklıkla söylenir. Basında ve halk arasında düzenli olarak yapılan bu hata, genelde diplomatların kendileri tarafından da deyim yerindeyse hoşa gitmekte ve korunmaktadır.

Peki, bu yanılgının kaynağı nedir? 17. ve 18. yüzyılda Hollandalı iki uluslararası hukuk teorisyeni[1], “diplomatik bir ajanın ayaklarının altında, her zaman temsil ettiği ülkenin toprağından bir parça bulunması gerektiğini” ileri sürmüş, sonrasında bu fikir, günümüzde farklı bir statüye tabi olan konsolosluk ve elçilik binalarına atfedilmiştir. Ancak; konsolosluk binalarının ve elçiliklerin temsil ettikleri ülkenin toprak parçasına dahil oldukları fikri, yasal bir kurgudan ibarettir.

Dokunulmazlık ve ülke dışılık[2] iki farklı kavram olup, birbirleriyle karıştırılmamalıdır. Yabancı bir ülkede görev nedeniyle bulunan diplomasi memurlarının; bulundukları ülkenin kanun ve mahkemelerine tabi bulunmamaları, bu nedenle de bazı dokunulmazlık ve muafiyetlerden yararlanmaları, Devletler Hukukunda yüzyıllardan bu tarafa geçerli örf ve adet kuralları gereğidir[3].

Konsolosluklar ve elçilikler; birbirinden farklı yetki ve görevlerle donatılmış olup, farklı kurallara tabidirler.

Konsolosluklar; bulundukları ülkede, temsil ettikleri vatandaşların iş ve işlemlerini yapmakla görevli, yine temsil ettiği ülkenin ticari amaçlarını koruyan resmi dairelerdir. Konsolosluklar, 24 Nisan 1963 tarihli Konsolosluk İlişkileri Hakkında Viyana Sözleşmesine tabidir.

1963 tarihli Viyana Sözleşmesinin “konsolosluk binalarının dokunulmazlığı” başlıklı 31. maddesi gereğince; yangın veya girilmesini zorunlu kılacak bir felaket olmadığı sürece, konsolosluk binalarının dokunulmazlıkları vardır. Yangın, deprem veya sel gibi bir afet olmadığı sürece, konsolosluk binasının bulunduğu ülkenin Devlet makamları konsolosluk binalarının konsolosluk işleri için kullanılan kısmına girmeleri başkonsolos, konsolos, muavin konsolos veya konsolosluk ajanının iznine tabidir. Bu izin, konsolosluk şefinin tayin ettiği kimse veya temsil edilen Devletin diplomatik temsilcilik şefi tarafından da verilebilir.

Başkonsolosluk ve konsolosluk binası dışında kalan yerler, örneğin başkonsolosun veya konsolosun konsolosluk binası dışında olan konutu, 1963 Viyana Konvansiyonunun 31. maddesinde tanımlanan dokunulmaz yerlerden sayılmaz. Bu nedenle; başkonsolosun veya konsolosun veya bir konsolosluk görevlisinin konsolosluk binası dışında kaldığı konutu veya ikamet ettiği yer, CMK m.116 ila 134’de yer alan arama ve elkoyma hükümlerine tabidir.

Gönderen devlet; 1963 Viyana Konvansiyonunun 31. maddesine göre konsolosluk binasında arama izni verdikten sonra, esas itibariyle kabul eden devletin konsolosluk binasına girip arama yapması için konu ile ilgili yasal hükümlerin gereklerini yerine getirmek dışında başka bir prosedüre ihtiyacı olmayacak, yani iznin verilmesi ve prosedürün tamamlanması ile birlikte “girişe müsaade” adı altında ayrı bir engelin gönderen devlet tarafından kabul eden devletin yetkililerine bir engel olarak koyulması mümkün olmayacaktır. Her ne kadar kabul eden devletin; arama izninin verilmesi ve yasal prosedürün tamamlanması ile ayrıca girişe müsaade verilmeksizin zorla konsolosluk binasına girip arama yetkisi olsa da, uluslararası teamül ve diplomatik ilişkilerde geçerli olan kurallar sonuna kadar tatbik edilmelidir.

Tüm bunlara rağmen kabul eden devletin yetkililerinin içeri alınmadığı durumda, arama ve elkoyma için zor kullanma yetkisine başvurulabilir. Ayrıca kabul eden devlet, tüm bu süreci kendi yasal düzenlemesi ve yetkilileri eliyle yürütmeli, bu konuda gönderen devlet ile gerekli işbirliğini yapıp, arama ve elkoyma ile soruşturma ve kovuşturmanın aşamaları hakkında gönderen devlete bilgi vermelidir.

Dokunulmazlık; binanın sadece konsolosluk işleri için kullanılan kısmı için geçerli olup, park veya bahçe gibi alanları kapsamamaktadır.

Sözleşmenin 41. maddesi gereğince; konsolosluk memurlarının tutuklanmaları veya gözaltına alınmaları, sadece ağır bir suç (ağır cezalık işlerde) halinde, yetkili adli makamın kararı ile mümkündür. Ağır suç hali saklı kalmak şartıyla; kesinleşmiş bir adli yargı kararı olmadığı sürece, konsolosluk memurları hapsedilemez ve kişisel hürriyetleri kısıtlamaya tabi tutulamaz. Buna göre; konsolosların ağır suç hali, yani ağır cezalık suçlar dışında dokunulmazlıkları bulunmaktadır.

Büyükelçilikler ise; diğer ülkelerin başkentinde yalnızca bir tane bulunan, temsil ettiği ülkenin en yetkili diplomatik kurumudur.

Büyükelçilikler ve elçilik binaları, 18 Nisan 1961 tarihli Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi’ne tabidir.

Büyükelçiliklerin misyon binaları; misyon şefinin ikametgahı dahil olmak üzere ve mülkiyete bakılmaksızın, misyonun maksatları için kullanılan binalar veya bina bölmeleri ile bunlarla irtibatlı arazidir[4].

Büyükelçilik binasının, büyükelçilik misyonlarının yerine getirildiği binaların ve misyon şefinin ikamet ettiği binanın dokunulmazlığı mutlaktır. Kabul eden Devlet olarak nitelendirilen elçiliğin bulunduğu ülkenin Devlet yetkilileri; misyon şefinin rızası olmadıkça, bu binalara giremezler. Kabul eden Devletin adli kolluğunun binaya girmesi, arama yapması, misyon şefinin rızasına tabidir. Misyon şefinin açık izni olmadığı sürece, elçilik binasına girilmesi mümkün değildir[5]. Rızanın yazılı veya sözlü olması önem arz etmemekle beraber, iznin yazılı olarak alınması uygulamada kolaylık sağlayacaktır.

Misyon binaları ile içindeki eşyalar ve diğer mallar ve misyonun nakil vasıtaları da arama, el koyma, haciz veya icradan muaftırlar[6].

Büyükelçinin ve elçilik görevlilerinin, başkonsolos ve konsoloslardan farklı olarak şahsi dokunulmazlıkları vardır. Büyükelçi hiçbir şekilde tutuklanamaz veya gözaltına alınamaz[7]. Büyükelçinin özel konutu da, misyon binaları gibi aynı dokunulmazlık ve korumadan yararlanmaktadır[8].

Diplomatik ajan, kabul eden Devletin cezai yargısına tabi değildir. Konsolosluk memurlarının ağır suç halinde bu dokunulmazlık statüleri kalkarken, büyükelçinin dokunulmazlığı mutlaktır, yani ağır suç halinde dahi elçinin dokunulmazlığı devam edecektir.

Özetle; konsolosluklar, vatandaşların iş ve işlemlerini yapmakla yetkili olup, farazi anlamda ülke değildir. Konsolosluk görevlileri ve elçiler; gittikleri yerlerde dokunulmazlığa sahip olmakla beraber, konsolosluk veya elçilik binaları temsil ettikleri ülkenin toprağı sayılmazlar. Buralara sadece özel statü verilmiştir. Elçilerin de aralarında bulunduğu misyon şeflerinin ve elçilik binalarının dokunulmazlığı mutlaktır. Konsoloslarda ise durum farklıdır, ağır ceza halinde dokunulmazlıkları kalkar. Ağır ceza halinde üstleri aranabilir. Ancak konsolosluk veya elçilik binasının aranabilmesi için, konsolosluklarda konsolosluk şefinin, elçiliklerde ise misyon şefinin izni gerekmektedir[9]. Bu izin sözlü olabilir; ancak bu durumda, izin teyide muhtaç olacağından, yazılı olması uygulamada kolaylık sağlayacaktır.

Konsolosluk ve elçilik binalarının; bulundukları ülkenin toprağına dahil olmaları, bulundukları ülkenin kanununa tabi olmaları sonucunu da beraberinde getirmektedir. Elçilik ve konsolosluk binalarının, gönderen ülkenin toprağına dahil olması durumunda, kabul eden ülkenin kanunları uygulanamaz. Mevcut durumda ise, elçilik ve konsolosluk binaları açısından (farazi ülke kavramı kabul edilmediğinden, bulundukları ülkenin kanunlarının uygulanacağı tartışmasızdır. Kişinin yargı dokunulmazlığı ise başka bir konudur.

Başkonsolosluk ve konsolosluk binası için arama izni verildiğinde, artık bu izin binanın tamamını kapsar, yani bir kısmını veya bazı yerlerinin arama tedbirinin kapsamı dışında bırakılması mümkün değildir. Arama sırasında, aramaya konu suçla ilgili olmayan başka bir suçla ilgili delil bulunursa, bu delil de 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.138/1 gereğince muhafaza altına alınacaktır.

.

Prof. Dr. Ersan Şen

Stj. Av. Filiz Demirbüker

.

(Bu köşe yazısı, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.

------------------------------------------

[1] Grotius adıyla bilinen Hugo de Groot ve Cornelius van Bynkerschoeck.

[2] Extra territoiralité.

[3] Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Genel Kısım, Cilt 1, Sulhi Dönmezer, Sahir Erman, 11. Baskı, sahife 283.

[4] 1961 Viyana Sözleşmesi m.1-i.

[5] 1961 Viyana Sözleşmesi m.22/1.

[6] 1961 Viyana Sözleşmesi m.22/3.

[7] 1961 Viyana Sözleşmesi m.29.

[8] 1961 Viyana Sözleşmesi m.30.

[9] Konsolosluk şefi; 1963 tarihli Viyana Sözleşmesinin 9. maddesi gereğince, başkonsolos, konsolos, muavin konsolos veya konsolosluk ajanı olabilir. Misyon şefi ise; 1961 tarihli Viyana Sözleşmesinin 14. maddesi uyarınca, devlet başkanları nezdinde akredite edilen büyükelçiler, devlet başkanları nezdinde akredite edilen murahhaslar, elçiler ve enternonslar veya dışişleri bakanları nezdinde akredite edilen maslahatgüzarlar olabilir.