Bu çalışmamızda geçici iş göremezlik zararının tazminine yönelik Yargıtay uygulaması ile 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni genel şartlar sonrasında bu zarardan dolayı sigortacının sorumluluğuna gidilip gidilmeyeceği hususunu irdeleyeceğiz.

I) Tanımı;

TBK.’nun 54. maddesinde “Bedensel zararlar”, “1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.” olarak açıklanmıştır.

TBK sistematiğinde kazanç kaybı kapsamında değerlendirilen geçici iş göremezlik, kaza geçiren kişinin, kalıcı sakatlık durumu söz konusu olmayıp, bir süre tedavi görmesi, iyileşinceye kadar çalışamaması ve bu yüzden iş ve kazanç kaybına uğramış bulunmasını ifade etmektedir. (1)

Öte yandan Yargıtay, çeşitli kararlarında geçici iş göremezlik için “iyileşme süresi” , “mesleki işten kalma süresi” veya “çalışılamayan süre” kavramlarını da kullanagelmektedir.

II) Geçici iş göremezlik zararının kapsamı;

Geçici iş göremezlik tazminatı, sadece kazadan önce elde edildiği halde kazadaki yaralanma nedeniyle çalışılamayıp elde edilemeyen geliri kapsamaktadır. (2) Bu kapsamda çalışma yoksa kazanç kaybı söz konusu olmayacağından geçici iş göremezlik zararı da doğmayacaktır. Nitekim benzer bir davada Yargıtay, olay tarihi itibariyle herhangi bir maddi geliri olmadığından geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin davasının reddine karar veren yerel mahkeme kararının onanmasına karar vermiştir. (3)

Yargıtay 18 yaşından küçük olup aktif çalışması olmayan çocuk yararına da geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilemeyeceğini içtihat etmektedir. (4)

Hal böyle iken 18 yaşından küçük olup da, gelir getiren bir işte çalışan (aktif çalışması olan) kişinin geçici iş göremezlik zararı talep edebilmesi pekala mümkün olmakla birlikte; böyle bir talepte bulunan kişinin gelir getiren bir işte çalıştığına yönelik ispat yükünün kendi omuzları üzerinde olduğunda duraksama olmamak gerekir. (5)

Kural olarak devlet memurları, geçici iş göremezlik döneminde maaşlarını tam olarak almakta olduklarından kazanç kaybı oluşmayacaktır. Ancak devlet memurunun geçici iş göremez olduğu dönemdeki zararının kapsamının belirlenmesi için mahrum kaldığı ek ödemeleri olup olmadığının araştırılması, ek ödemenin tespiti halinde ise mahrum kalınan ek ödeme tutarında geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. (6)

III) Yeni genel şartlar öncesi geçici iş göremezlik tazminatının hesaplanmasına yönelik Yargıtay uygulaması;

Öncelikle ifade edelim ki, trafik kazası sonucu iş göremezlik nedeniyle ortaya çıkan zararın tayininde zarar görenin elde ettiği gelirinin belirlenmesi, tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Yargıtay da bedensel zararların tazmini davalarında zarar görenin zararının mahkemece resen belirlenmesi gerektiğini, bunun için ise zarar görenin gelir durumunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerekliliğini içtihat etmektedir. (7)

Nitekim gerçek zararın belirlenebilmesi, davacının kaza tarihindeki işinin ve gelir durumunun net ve ispata yarar somut delillerle ortaya konulmasına bağlıdır. Bu meyanda öncelikle davacının kaza tarihine yakın zaman diliminde elde ettiği gelirinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu minvalde olarak Yargıtay, kaza tarihinden yaklaşık bir yıl öncesine ait ücret bordrosu esas alınarak düzenlenen hesap bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını içtihat etmiştir. (8)

Davacının çalışan olması durumunda ise, maruz kaldığı trafik kazası sebebiyle geçici iş göremezlik döneminde çalışıp çalışmadığı ve SGK.'dan maaş alıp almadığı hususunun yöntemince araştırılması gerekmektedir. (9) Bu bakımdan mahkemece yapılan araştırma sonucunda çalışan kişinin maruz kaldığı trafik kaza sonucunda istirahatli olduğu dönemde SGK tarafından kendisine ödeme yapıldığının tespiti halinde, mükerrer ödemeye sebebiyet verilmemesi için yapılan bu ödemeler toplamının hesaplanan tazminattan mahsubu gerekmektedir.

Geçici iş göremezlik tazminatının kapsamının doğru bir şekilde belirlenebilmesi için, davacının gelirinin tespit edilmesi tek başına yetmemekte; ayrıca davacının yaralanması nedeniyle gördüğü tedavilere göre iyileşme süresinin ve maluliyetinin de kesin şekilde tespiti gerekmektedir. Yargıtay, salt devlet hastanesinden alınan rapor ile sonuca gidilmesini isabetsiz bulmakta ve bu durumu bozma sebebi yapmaktadır. Nitekim Yargıtay, iyileşme süresine yönelik raporların Adli Tıp Kurumundan ya da Üniversitelerin Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlıklarından alınması gerektiğini içtihat etmektedir. (10)

Geçici iş göremezlik tespitine yönelik olarak aldırılacak raporların yürürlükte bulunan yönetmeliğe göre aldırılması gerekmektedir. (11)

Mahkemece aldırılan maluliyet raporunda sadece sürekli iş göremezlik oranına yönelik bir tespit olmakla birlikte, geçici iş göremezlik süresine dair bir tespit yok ise, mahkemece davanın reddi cihetine gidilmemeli, öncelikle davacının geçici iş göremezlik süresinin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden rapor aldırılmalıdır. (12)

Geçici iş göremezlik süresine yönelik olarak dava dosyasında birden fazla çelişkili rapor bulunması halinde, öncelikle raporlar arasındaki çelişkiler giderilmelidir. (13)

Yargıtay, geçici iş göremezlik süresi boyunca tam maluliyete göre hesaplama yapılması gerektiğini kabul etmektedir.

Yine Yargıtay uygulamasına göre, dava devam ederken davacının vefat etmesi halinde geçici ve sürekli iş göremezlik zararının ve bakıcı gideri zararının, kaza tarihinden ölüm tarihine kadar belirlenerek davacı murisin mirasçılarının miras payları oranında tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. (14)

Burada ayrıca davacının maddi durumunun olmaması sebebiyle ATK.’ya gidemeyeceğini beyan etmesi karşısında mahkemece davanın reddine karar verilmesinin mümkün olup olmayacağı hususu üzerinde durmak istiyoruz. Yargıtay, böyle bir durumda davanın reddedilmesini bozma sebebi yapmakta, mahkemece mevcut tüm rapor ve belgelerin sağlık raporunu veren hastaneye gönderilerek geçici iş göremezlik durumunun tespit edilmesi ve buna göre davacının geçici iş gücü kaybından kaynaklanan maddi tazminat talepleriyle ilgili sonuca gidilmesini içtihat etmektedir. (15)  

V) Yeni genel şartlar sonrasında geçici iş göremezlik tazminatından trafik sigortacısının sorumlu olup olmayacağı hususu;

Öncelikle yeni genel şartların hangi tarih itibari ile uygulama alanı bulacağını irdelemek gerekir. Buna göre yeni genel şartların C.11. maddesine göre; yeni genel şartlar, genel şartların yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır. Bu durumda kaza tarihi dikkate alınmayacaktır. (16)

01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren trafik sigortası genel şartlarının “Kapsama giren teminat türleri” başlıklı A.5. maddesinin “ Sağlık Giderleri teminatı” başlıklı (b) bendinde “ Sağlık Giderleri Teminatı: Üçüncü kişinin trafik kazası dolayısıyla bedenen eski haline dönmesini teminen protez organ bedelleri de dahil olmak üzere yapılan tüm tedavi giderlerini içeren teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.” düzenlemesi yer almaktadır.

Trafik kazasına dayalı cismani zarar sebebiyle açılan tazminat davalarında, davalı konumunda olan trafik sigortacısı tarafından geçici iş göremezlik zararının Sağlık Giderleri Teminatı” kapsamında olduğundan bahisle Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince sigortacının sorumluluğuna gidilemeyeceği argümanı sıklıkla dile getirilmektedir.

Bu bağlamda genel şartlarda geçici iş göremezlik zararının teminat kapsamı dışında bırakıldığına yönelik daha açık açık ve duru bir düzenleme olmamakla birlikte, Genel Şartların “Kapsama giren teminat türleri” başlıklı A.5. (b) maddesinde yer alan “…trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler…” den kastedilen zarar türünün geçici iş göremezlik zararı olduğu anlaşılmaktadır.

Yeni genel şartlar sonrasında akdedilen bir poliçenin yürürlükte olduğu süre irisinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle zarar gören tarafından açılan davada talep edilen geçici iş göremezlik zararından trafik sigortacının sorumlu olup olmayacağına yönelik yol gösterici mahiyette bir Yargıtay kararı tespit edememiş bulunmaktayız.

Ancak Yargıtay’ın aksine Bölge Adliye Mahkemelerinin bu konuda içtihatlar geliştirmeye başladıkları görülmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. ve 40. Hukuk Daireleri geçici iş göremezlik zararından trafik sigaracısının sorumlu olduğuna yönelik kararlar vermeye başlamışlardır. Bu minvalde anılan daireler, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni genel şartların A.5.b. maddesinde tedavi süresine ilişkin çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri teminatı kapsamında ve bu teminatın da Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu, bu nedenle sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmış ise de; 6111 sayılı yasa ile değişik 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacak tedavi giderleri arasında geçici iş göremezlik tazminatının sayılmadığı, bu durumda, sözü geçen ilgili genel şart hükmünün uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı, geçici iş göremezlik tazminatının da ZMSS teminatları kapsamında kaldığına yönelik tespitte bulunmuşlardır.(17)

Nitekim biz de İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinin anılan dairelerinin geçici iş göremezlik zararından trafik sigortacısının sorumlu olduğuna yönelik içtihatlarının sorumluluk hukukunun ruhuna uygun olduğunu düşünmekteyiz. Nitekim Yargıtay’ın da yeni genel şartlar öncesine yönelik içtihatlarında isabetle vurguladığı üzere, trafik sigortasının trafik kazaları sonucu üçüncü kişilere verilecek zararların güvence altına alınmasını amaçlayan bir sigorta türü olduğu, bu kapsamda trafik kazası neticesi yaralanan ve geçici yada sürekli iş göremez hale gelen kişinin giderlerinin sadece bir sağlık kuruluşunda yapılan tedavi harcamalarından ibaret olmadığı, trafik kazası sonucu beden bütünlüğü zarara uğrayan kişinin tedavi gördüğü süre ile iyileşeceği süre içinde işlerini göremeyeceği ve bu süre içinde normal hayatını sürdüremeyeceğinden bu dönem için de tam iş göremez olarak kabul edilip buna göre tazminat hesabının yapılması gerektiği, geçici iş göremezlik nedeniyle hükmedilecek tazminatın kusurlu sürücü ve işletenin yanında trafik sigorta poliçesini düzenleyen şirketin de sorumluluğu kapsamı içerisinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.

DİPNOTLAR;

1)Çelik Ahmet ÇELİK–“Bedensel Zararlar Nedeniyle Tazminat” (http://www.tazminathukuku.com/dosyalar/378_bedensel-zararlar-nedeniyle-tazminat.pdf)

2)Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 19.09.2019 tarih ve 2016/15584 E. - 2019/8246 K. Sayılı kararı.

3) Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 21.11.2019 tarih ve 2017/4133 E. - 2019/10949 K. Sayılı kararı.

4)Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 22.20.2019 tarih ve 2019/2939 E. - 2019/9776 K. Sayılı kararında özetle Davacı ... kaza tarihinde henüz 17 yaşında olup, gelir getiren bir işte çalıştığının iddia ve ispat edilemediği, dolayısıyla tedavi müddeti boyunca mahrum kaldığı herhangi bir kazancı olmadığından, mahkemece geçici iş göremezlik zararı bulunmadığının gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. içtihadında bulunmuştur. Yine aynı daire 21.10.2019 tarih ve 2017/1003 E. - 2019/9657 K. sayılı diğer bir kararında ise, Davacı Şükran kaza tarihinde 12 yaşında olup kaza tarihindeki yaşı itibariyle kazanç getiren herhangi bir işte çalışması söz konusu olamayacağı ve bu yönden mahrum kalınan bir kazançtan bahsedilemeyeceğinden bu zararın oluştuğunun kabulü doğru değildir. Bu nedenle eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” içtihadında bulunmuştur.

5)Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 07.10.2019 tarih ve 2016/15503 E.- 2019/9041 K. Sayılı kararı ile aynı dairenin 24.09.2019 tarih ve 2016/20454 E.- 2019/8447 K. Sayılı kararı.

6)Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 23.09.2019 tarih ve 2016/19010 E. - 2019/8366 K. Sayılı kararında özetle Davacı ... kaza tarihinde polis memuru olup geçici iş göremezlik döneminde devlet memurlarının maaşlarını tam olarak almaları sebebiyle kazanç kaybı oluşmayacağı göz önüne alınıp, geçici iş göremez olduğu dönemdeki zararının belirlenmesi için mahrum kaldığı ek ödemeleri olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” içtihadında bulunmuştur.

7)Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 03.10.2019 tarih ve 2016/19993 E. - 2019/8923 K. Sayılı kararı.

8)Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 07.10.2019 tarih ve 2016/18891 E. - 2019/8981 K. Sayılı kararında özetle Maddi tazminatın (zararın) hesaplanmasında gelirin doğru olarak belirlenmesi önemli bir yer tutmaktadır. Davacı taraf dava dilekçesi ekinde delil olarak, davacının ... Mağazasında mağaza personeli olarak çalıştığına dair ücret bordrosunu sunmuş, mahkemece hükme esas alınan 02.04.2016 tarihli hesap bilirkişisi raporunda, davacının ... market işyerinde çalıştığı ve 2014/4-5 aylar itibariyle aldığı ücret oranlanmak suretiyle, asgari ücretin 13,92 katı gelir elde ettiğinin kabulü ile hesaplama yapılmıştır. Kaza tarihinin 27.04.2015 tarihi olduğu dikkate alındığında kaza tarihine yakın zaman diliminde davacının elde ettiği gelirinin belirlenmesi gerekmekte olup, kaza tarihinden yaklaşık bir yıl öncesine ait ücret bordrosu esas alınarak düzenlenen hesap bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez. “ içtihadında bulunmuştur.

9)Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 23.09.2019 tarih ve 2016/18418 E. - 2019/8398 K. Sayılı kararında özetle “ Davalılar ... ve ..., davacının geçici iş göremezliğinden SGK.'nın sorumlu olduğunu belirtmiş, mahkemece davacının geçici iş göremezlik döneminde çalışıp çalışmadığı ve SGK.'dan maaş alıp almadığı araştırılmamıştır. Bu itibarla, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden yapılan araştırma yetersizdir.

Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; uzman bilirkişi heyeti raporuyla 9 aylık geçici iş göremezlik süresi tespit edilen davacının, kazadan sonraki 9 aylık süreçte davacının kazadan sonra fiilen çalışıp çalışmadığı ve çalışmaya başladığı tarihin ne olduğu, davacıya kazadan sonraki 9 aylık süreçte maaş ödemesi yapılıp yapılmadığı, kazadan önce aldığı ancak kaza nedeniyle alamadığı maaşı dışında ek ödemeler bulunup bulunmadığı ile miktarının sorulması; anılan hususların tespitinden sonra, gerekirse rapor düzenleyen bilirkişiden ek hesap raporu alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.” içtihadında bulunmuştur.

10)Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 30.09.2029 tarih ve 2016/20125 E. - 2019/8681 K. Sayılı kararı.

11)Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 21.11.2019 tarih ve 2017/4667 E. - 2019/10980 K. Sayılı kararında özetle Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.” içtihadında bulunmuştur.

12)Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 26.09.2019 tarih ve 2016/15859 E. - 2019/8592 K. Sayılı ilamı.

13) Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 22.10.2019 tarih ve 2019/2278 E. - 2019/9780 K. sayılı ilamında özetle Eldeki davada Adli Tıp uzmanı tarafından Sosyal Sigortalar Kurumu Sağlık İşleri Tüzüğü (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği')ne göre düzenlendiği belirtilen 22.05.2013 tarihli raporda davacının sürekli maluliyetinin %15, iyileşme süresinin 8 ay olduğu belirlenmiştir. Adli Tıp 3. İhtisas Kurumu tarafından hazırlanan 31.03.2014 tarihli raporda davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığı iyileşme süresinin 6 ay olduğu, davacı tarafından temyiz dilekçesi ekinde sunulan 18.02.2016 tarihli Konya Numune Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu raporunda ise davacının maluliyeti %3 olarak belirlenmiştir. Yukarıda anılan raporlar arasında açıkça bir çelişki bulduğu gibi Tüzük hükümlerinin, Yönetmelik hükümlerinin esas alındığı açıkça belirlenmemektedir. Yapılacak iş, Adli Tıp Genel Kurulundan kaza tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne uygun, tarafların itirazlarını karşılar nitelikte ve çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınarak usuli kazanılmış haklara da dikkat edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir. “ içtihadında bulunmuştur. (Benzer karar için bakınız: Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 03.10.2019 tarih ve 2016/19896 E. - 2019/8912 K. Sayılı ilamı)

14)Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 16.12.2019 tarih ve 018/11 E. -2019/12010 K. Sayılı kararında özetle “ Açıklanan tüm maddi ve hukuki vakıalar karşısında mahkemece; davanın devamı sırasında ölen davacı ...’nun davada taraf olma ehliyetinin son bulduğu, davacının malvarlığına ilişkin olan tazminat haklarının mirasçılarına geçtiği, ölüm ile kişilik hakları ve vekillik ilişkisi son bulduğundan karar tarihinden önce öldüğü anlaşılan davacı ...’nun yargılama sırasında öldüğü ve mirasçıları davayı takip ettiklerini bildirdikleri halde, mahkemece; murisin tüm tedavi evraklarının getirtilerek ATK'dan murisin geçici iş göremezlik süresi, kalıcı maluliyet oranı ve bakıcı ihtiyacı bulunup bulunmadığı hususunda rapor aldırılması buna göre davacı murisin geçici ve sürekli iş göremezlik zararının ve bakıcı gideri zararının, kaza tarihinden ölüm tarihine kadar belirlenerek davacı murisin mirasçılarının miras payları oranında tazminata hükmedilmesi gerekirken, mirasçılar lehine değil de ölü kişi aleyhine olacak şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.” içtihadında bulunmuştur.(Benzer karar için bakınız: Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 07.10.2019 tarih ve 2016/19178 E. - 2019/9043 K. Sayılı ilamı)

15)Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 05.12.2019 tarih ve 2018/1230 E. - 2019/5867 K. Sayılı kararı.

16)Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 22.10.2019 tarih ve 2017/4180 E. - 2019/9766 K. Sayılı ilamı.

17)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 20.02.2020 tarih ve 2020/452 Esas -2020/301Karar sayılı kararı ile aynı dairenin 30.01.2020 tarih ve 2020/93 Esas – 2020/ 127 Karar sayılı ilamı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesinin 27.12.2019 tarih ve2019/3800 Esas -2019/841 Karar sayılı ilamı ile aynı dairenin 12.12.2019 tarih ve 2019/4038-700 E/K sayılı ilamı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.