1. Tanım ve Terimler

Navlun sözleşmesi, Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 1138-1246 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre navlun sözleşmesi taraflardan birinin (taşıyan) navlun karşılığında deniz yoluyla eşya taşımayı diğer tarafın (taşıtan) navlun ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

Navlun sözleşmesinin konusu deniz yoluyla gerçekleştirilecek eşya taşımasıdır. Dolayısıyla taşıma işlemi bir gemiyle yapılmalıdır bu bağlamda TTK’da düzenlenen gemi tanımı önem arz etmektedir. TTK’nın 931. Maddesinde gemi;

“Tahsis edildiği amaç, suda hareket etmesini gerektiren, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan her araç, kendiliğinden hareket etmesi imkânı bulunmasa da, bu Kanun bakımından “gemi” sayılır.”

Şeklinde tanımlanmıştır.

Taşıma işi için navlun ödenmesi sözleşmenin kurucu unsuru olup taşıma konusu olan eşya, nevi veya feri belirli bir eşya olabileceği gibi eşyanın ticari bir eşya olması veya taşıma konusu yapılan şeyin sözleşmenin kurulduğu sırada mevcut olması şart değildir.

Taşımanın gerçekleştirilebilmesi için eşyanın zilyetliğinin taşıyana devredilmiş olması gerekmektedir. Zilyetliğin devriyle eşya taşıyanın muhafazasına girmiştir. Taşıyan bakım ve muhafaza altındaki eşyaya özen göstermek ve onu ziya etmemekle yükümlüdür.

Taşıyan, deniz yoluyla yük taşımayı taahhüt eden kimsedir. Taşıyan donatan veya başkasına ait gemiyi deniz ticaretinde kullanan kimse olabilir. Ancak bir kimsenin taşıyan olabilmesi için deniz yoluyla eşya taşımayı taahhüt etmiş olması yeterli olup donatan veya gemi işlete müteahhidi olması şart değildir.

Taşıtan, taşıyanla navlun sözleşmesi akdeden veya adına navlun sözleşmesi akdedilen, eşya taşıtan ve taşıma karşılığında navlun ödemeyi üstelenen kimsedir. Taşıtanın yükün maliki olması gerekmez.

Taşıyanın taşıtanla akdettiği navlun sözleşmesi ile üstlendiği taşımanın icrasını kısmen veya tamamen bir başkasına bırakması halinde taşıyanın navlun sözleşmesi akdettiği kimse fiili taşıyandır. Dolayısıyla taşıyanla fiili taşıyan arasında ve taşıtanla taşıyan arasında konusu kısmen veya tamamen aynı olan iki navlun sözleşmesi kurulmuş olur.

Yükleten, navlun sözleşmesine dayanarak malı gemiye getiren veya taşıtana teslim eden kimsedir. Yükletenle taşıtan sıfatı aynı şahısta birleşebilir. Fakat yükletenin taşıtandan başka kimse olması halinde yükleten, taşıtanın bir nevi temsilcisi konumundadır. Yükletene herhangi bir temsilciden farklı olarak bir takım hak ve yetkiler tanınmıştır. Buna göre yük ancak yükletenin muvafakati olduğunda güvertede taşınabilir. Ayrıca yükleten, taşınan eşya için konşimento düzenlenmesini istemeye yetkilidir.

Gönderilen, varma limanında yükü teslim almaya yetkili kimsedir. Gönderilenin bu hakkı konşimentoya, konşimento olmaması halinde navlun sözleşmesinde belirtilen özel hükme dayanmaktadır. Gönderilen taşıtan veya yükleten de olabilir.

2. Türleri

TTK 1138’ e göre navlun sözleşmeleri "yolculuk çarteri" veya "kırkambar" sözleşmesi şeklinde yapılabilmektedir. Ancak yazımızın bu bölümünde terminolojik olarak alt navlun- asıl navlun sözleşmesi ilişkisine de yer verilmiştir.

2.1. Yolculuk Çarteri - Kırkambar Sözleşmesi

Yolculuk çarteri sözleşmesi, taşıyanın navlun karşılığında geminin tamamını veya bir kısmını taşıtana tahsis ederek denizde eşya taşımayı üstlendiği sözleşmedir. Yolculuk çarteri sözleşmesi tek bir sefer için yapılabileceği gibi belirli limanlar arasında birden çok seferi kapsayacak şekilde de yapılabilir. İki türdür; geminin tamamının taşıtanın yükleri için tahsis edilmesi halinde tam yolculuk çarteri, geminin belirli bir kısmının veya belirli bir yerinin tahsis edilmesi halinde ise kısmi yolculuk çarterinden bahsedilebilir.

Kırkambar sözleşmesine göre ise taşıyan ayırt edilmiş belirli bir eşyayı taşımayı üstlenmektedir. Sözleşmede taşınacak eşyanın cins, miktar itibariyle belirlenmiş olması ayırt edilmiş sayılması için yeterlidir. Kırkambar sözleşmesini yolculuk çarteri sözleşmesinden ayıran unsur kırkambar sözleşmelerinde tahsis unsurunun olmamasıdır. Taşıyan yükü geminin güvertesi hariç istediği yerde taşıyabilir

2.2. Alt Navlun - Asıl Navlun Sözleşmesi

Taşıyanın donatan veya gemi işletme müteahhidi olmadığı halde başkasına ait yükü taşımayı taahhüt etmesi durumunda alt navlun sözleşmesinin varlığından bahsedilebilir. Fakat bu kimsenin yükü taşıyabilmesi için donatan veya gemi işletme müteahhidiyle ayrıca bir navlun sözleşmesi yapması gerekir. Bunun sonucunda taşıyan “asıl taşıyan”, ilk taşıtan “alt taşıyan”, ikinci taşıtan da “alt taşıtan” vasıflarını kazanmaktadırlar. (1)

Asıl navlun sözleşmesiyle alt navlun sözleşmesi birbirinden bağımsız olduğu için taşıyanla alt taşıtan arasında bir hukuki ilişki yoktur. Meğerki konşimento alt taşıyan tarafından değil asıl taşıyan tarafından düzenlenmiş olsun. Bu nedenle alt taşıtan navlun sözleşmesinin gereğinin yerine getirilmemesinden dolayı asıl taşıyana başvuramaz. Onun muhatabı alt taşıyandır.

Alt navlun sözleşmesi tam veya kısmi yolculuk çarteri sözleşmesi olarak akdedildiyse, asıl navlun sözleşmesinin de bu şekilde yapılması gerekir. Buna karşılık alt navlun sözleşmesinin kırkambar sözleşmesi olduğu durumlarda asıl navlun sözleşmesi kırkambar veya yolculuk çarteri şeklinde yapılabilir.

3. Sözleşmenin Kurulması

Navlun sözleşmelerinin kurulmasında herhangi bir şekil şartı öngörülmemiştir. Ancak uygulamada navlun sözleşmeleri Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) senetle ispat kuralı da gereğince yazılı şekilde yapılmaktadır. Taraflardan her biri giderini ödemek koşuluyla yolculuk çarteri kaydı verilmesini talep etmek hakkına sahiptir. Yolculuk çarter partisinin dışında ayrıcı yükü temsil etme kabiliyeti olan emtia senedi konşimento da düzenlenmektedir. Bu halde taşıyanla taşıtan arasındaki ilişki navlun sözleşmesi hükümlerine tabiyken taşıyanla konşimento hamili arasındaki ilişki konşimento hükümlerine tabidir.

Kırkambar sözleşmelerinde yolculuk çarterinde olduğu gibi sözleşmenin taraflarını ve koşullarını içeren belge düzenlenmesini talep hakkı tanınmamıştır. Ancak yükleyenin talebi üzerine taşıyan bir konşimento düzenleyip verebilir. Bu konşimento taşıyanla gönderilenin ilişkisini göstermekle birlikte kırkambar sözleşmesinin içeriğini ispat kabiliyetine de sahiptir.

4. Sözleşmenin İfası

Navlun sözleşmesinin ifası için sırasıyla sözleşmede kararlaştırılan geminin yolculuğa hazırlanması, zamanında yükleme limanında hazır bulundurulması, eşyanın yüklenmesi, yolculuğun yapılması, varma limanında eşyanın boşaltılması ve gönderilene teslim edilmesi gerekir. Bu bağlamda detaylandırmak gerekirse;

4.1. Geminin Belirlenmesi

Navlun sözleşmesinde eşyanın taşınacağı gemi belirlenmişse eşyanın bu gemide taşınması gerekir. Her türlü navlun sözleşmesinde taşıyan taşıtanın rızasını almadan yükü başka bir gemiye yükletemez, aksi sözleşmede kararlaştırılabilir. Taşıyan yükü başka bir gemiye yüklerse bundan doğacak zarardan sorumlu olur. Ancak taşıyan eşyanın kararlaştırılan gemiye yükletilse dahi aynı zararın meydana geleceğini ve zararın taşıtana ait olduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulur.

Gemi ikame klozunda seçimlik borç söz konusu olup gemilerden birinin ziyaı halinde borç sona ermez. Taşıyan eşyayı diğer gemiyle taşımak zorundadır. Ancak ikame gemi belirli değil de o hattaki herhangi bir gemi olarak tayin edildi ise borçlunun kusurlu olmadığı bir sebeple asıl edim imkansızlaşırsa borç ilişkisi sona erer, taşıtan başka bir gemiyle borcun ifasını talep edemez. Ancak taşıyan isterse başka bir gemiyle taşımayı yapabilir. Bu durumda taşıyan beyanını ve taşımada kullanacağı gemiyi gecikmeksizin taşıtana bildirmek zorundadır.

4.2. Geminin Yolculuğa Hazırlanması

Taşıyan, her türlü navlun sözleşmesinde kullanılacak gemiyi yapılacak yolculuk için hazırlamak zorundadır. Geminin yolculuğa hazırlanması yüke yola ve denize elverişli hale getirilmesiyle mümkündür. Yüklemenin başında geminin yola, yüke ve denize elverişli halde bulundurulması taşıyanın en önemli borçlarındandır. Denize, yola, yüke elverişli geminin yükleme yerine yaklaştırılması da gemiyi yolculuğa hazırlama borcunun bir gereğidir.

- Denize elverişlilik; TTK 932’ye göre gövde, genel donanım, makine, kazan gibi esas donanımların yolculuğun yapılacağı sudan ileri gelen tehlikelere karşı koyabilecek bir gemi denize elverişli haldedir. Geminin denize elverişliliğine herhangi bir zamanda yapılacak herhangi bir yolculuk değil mevcut yolculuk esas alınır. Yani denize elverişlilik nisbi bir durumdur.

- Yola elverişlilik; TTK 932/2 gereği yola elverişlilik, denize elverişli bir geminin teşkilatı yükleme durumu , yakıtı, kumanyası, gemi adamlarının yeterliliği ve sayısı bakımından yapacağı yolculuğun tehlikelerine karşı koyabilecek nitelikte olmasıdır. Yola elverişlilik de yapılacak belirli bir yolculuk için tespit edilmesi gereken bir durumdur.

- Yüke elverişlilik; soğutma tesisi de dahil olmak üzere geminin eşya taşımada kullanılan kısımlarının, eşyanın kabulüne, taşınmasına ve muhafazasına elverişli olmasıdır. Geminin yüke elverişli olup olmadığı taşınması taahhüt edilen eşyanın niteliğine göre belirlenir.

4.3. Geminin ve Yükün Kararlaştırılan Zamanda Hazır Bulunması

Gemi yükleme limanında hazır olduğu sırada yük de yüklenmek için hazır bulunmalıdır. Aynı şekilde eşya yüklenmek için limanda bulunduğunda geminin de hazır bulunması gerekmektedir. Bu sebeple, geminin yükleme limanında yüklemeye hazır bulunması gereken zamanın sözleşmede belirlenmesi önemlidir. Geminin sözleşmede belirlenen en geç zamanda (kançello tarihi) limanda hazır bulunmaması halinde taşıtanın navlun sözleşmesini sona erdirme hakkı vardır. Taşıtan bu fesih hakkı, ihtara veya süreye bağlı olmaksızın gündeme gelmektedir. Ancak sözleşmede geminin limanda bulunması gereken "kesin tarih" belirlenmemişse taşıtanın gecikme sebebiyle sözleşmeyi feshedebilmesi için taşıyana süre vermesi gerekmektedir.

4.4. Eşyanın Gemiye Yüklenmesi

Gemi yükleme limanına geldiğinde kaptan, navlun sözleşmesi uyarınca taşınacak eşyanın gemiye yüklenmesi için sözleşmede belirlenen limana demirler. Sözleşmede, yükleme yeri limanında veya yerel teamülde aksi öngörülmedikçe eşyanın gemiye kadar taşınma işi ve gideri taşıtana, gemiye yükleme işi ve gideri ise taşıyana aittir.

Navlun sözleşmesine konulan "FIO" kaydıyla yükleme ve boşaltma masraflarını taşıtan üstüne almış olur. "FIOS" klozunda ise yükleme ve boşaltmadan başka istif de taşıtanın sorumluluğuna girer. İşbu terimler, uluslararası ticari akitlerde yer alan teslim şekilleri ve sorumlulukların belirlendiği Incoterms'de yer almaktadır.

Her türlü navlun sözleşmelerinde taşıtan/yükleten gerekli belgeleri hazırlayıp taşıyana vermekle yükümlüdür. Bu belgelerdeki bütün yolsuzluklardan ve bu belgelerin gerçeğe uygun olmayan bilgiler içermelerinden dolayı taşıtan ve yükleten taşıyana ve yükle ilgili diğer kimselere karşı TTK 1145 hükmü gereğince sorumludur. Söz konusu hüküm emredici olup aksi kararlaştırılamaz.

Taşıtan ve yükleten, yükü usulüne uygun olarak yükleme görevini yerine getireceği eşya hakkında taşıyana doğru beyanda bulunmak yükümlüdür. Taşıtan ve yükleten beyanlarının doğru olmamasından doğan zararlardan kusurları olmasa bile taşıyana karşı sorumlu olur; zarar gören diğer üçüncü kişilere karşı ise ancak kusurları varsa sorumlu olur. Taşıtanın veya yükletenin yük hakkındaki beyanları konşimentoda taşıyan için karine oluşturur.

Kaptanın onayıyla hareket etmiş olmaları taşıtan ve yükleteni diğer kişilere karşı sorumlu olmaktan kurtarmadığı gibi eşyaya el konulduğunda navlun ödemekten de kaçınamazlar.

Kaptanın bilgisi olmadan gizlice gemiye eşya yükleyen de bu yüzden ileri gelen zararları TTK 1145 uyarınca tazmin etmekle yükümlüdür.

Kaptan, donatan ve taşıyan tehlikeli eşyanın kusurlu bir şekilde gemiye alınması yüzünden diğer yük sahiplerinin uğradığı zararlardan sorumludur.

TTK 1145-148 arası emredicidir. Navlun sözleşmesi, konşimento veya diğer denizde taşıma senetlerinde taşıtan veya yükletenin bu hükümlerin ihlalinde öngörülen yükümlülüklerinin ihlalinden doğan sorumluluğunu kısmen veya tamamen kaldıran şartlar geçersizdir.

4.5. Güverteye Konacak Eşya

Eşyanın güvertede taşınması yönünde ticari teamül varsa veya sözleşmede bu yönde bir hüküm varsa eşya güvertede taşınabilir. Aksi halde güvertenin deniz tehlikelerine daha açık olması sebebiyle burada taşınması mümkün değildir, eşyanın bu sebeple uğradığı zarardan taşıyan sorumlu olur. Taşıyanın eşyanın güvertede taşınması konusunda yükletenle anlaştığı takdirde bunu konşimento veya deniz yük senedine yazması gerekmektedir. Böyle bir kaydın bulunmaması halinde anlaşmayı taşıyanın ispat etmesi gerekmektedir. Kayıt içermeyen konşimentoyu iyi niyetle iktisap eden gönderilen dahil üçüncü kişilere karşı böyle bir anlaşmayı ileri süremez

Taşınacak yük ferden değil de nevi ve cinsi ile belirlenmişse taşıtan bunun yerine aynı varma limanı için başka bir yükün taşınmasını isteme hakkına sahiptir. Ancak taşıtan bu hakkını taşıyanın durumunu ağırlaştırmamak kaydıyla kullanabilir.

4.6. Yükleme ve Bekleme Süreleri

- Starya Süresi

Yolculuk çarteri sözleşmelerinden taşıyanın taşımayı üstlendiği eşyanın gemiye yüklenmesi için kanunen beklemek zorunda olduğu süreye starya süresi denir. Yükleme süresi kural olarak ücretsiz olmakla beraber taraflar aralarında ücret ödenmesini kararlaştırabilir.

Yükleme süresi yüklemenin belirli bir günde yapılacağı kararlaştırılmışsa kararlaştırılan günde başlar. Kararlaştırılmamışsa yükleme için taşıyan veya yetkili temsilcisinin TTK 1152 hükümlerine uygun şekilde hazırlık bildiriminde bulunması gerekir.

Yükleme süresi, hazırlık bildiriminin muhatabına ulaşmasını izleyen ilk takvim günü ve eğer yüklemeye fiilen başlanmışsa o andan itibaren işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başladığı anda fiilen yüklenmeye başlanmamışsa yükleme yapılamayan sürenin hesaba katılıp katılmayacağı TTK 1156 hükmüne göre belirlenir.

Hazırlık bildirimi taşıtana yapılır. Ancak yolculuk çarteri sözleşmesine veya taşıtanın sonradan verdiği geçerli bir talimata göre taşıtandan başka bir kişiye bildirimde bulunması gerekiyorsa bildirim bu kişiye yapılır. Hazırlık bildiriminin geçerliliği şekle tabi değildir. Ancak hüküm doğurması için muhatabına ulaşması zorunludur. Bildirimin muhatabı bulunamazsa veya bildirimi almaktan kaçınırsa bu durum derhal taşıtana bildirilir.

Yükleme süresi genellikle sözleşme ile ya gün olarak ya da bir günde yüklenecek yük miktarı üzerinden belirlenir. Buna karşılık yükleme süresi gemi ne kadar hızlı yükleyebilirse veya mutad hızla şeklinde belirtilmişse süre sözleşmede belirlenmiş sayılmaz. Starya süresi sözleşme ile belirlenmemişse yüklemenin 24 saatlik kesintisiz çalışma yapılması halinde ihtiyaç duyulacak süre yükleme süresi olarak kabul edilir. Bu süre hesaplanırken durumun hal ve koşulları dikkate alınır.

- Sürastarya Süresi

Taşıyan sözleşmede kararlaştırılmış olması koşuluyla eşyanın yükletilmesi için yükleme süresinden fazla beklemek zorundadır. Fazladan beklenilen bu süreye sürastarya süresi denir. Sürastarya süresi tarafların yüklemeyi kararlaştırılan sürede yapamama ihtimalini göz önüne alarak kararlaştırdıkları ek bekleme süresidir. Kararlaştırılmadığı takdirde taşıyan yükleme süresi sona erdikten sonra beklemek zorunda değildir.

Sürastarya süresi sözleşmeyle belirlenmeyip sadece sürastaryaya veya sürastarya ücretine gönderme yapıldıysa sürastarya süresi 10 gündür.

Kararlaştırılan sürastraya süresi genellikle günlük olarak belirlenir ve kullanılmayan günler için sürastarya ücreti ödenmez

Yükleme limanında doğan sürastarya ücretinin borçlusu taşıtandır. Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıysa yükleme limanında doğa sürastarya ücreti sürastarya süresinin hesabına esas alınan zaman biriminin sonunda muaccel olur.

TTK 1156 starya ve sürastarya sürelerinin nasıl hesaplanacağını ve bir engel sebebiyle yükleme yapılamaması durumunun sürelere etkisini düzenlemiştir. Buna göre;

1. Yükleme süresi takvime göre aralıksız yapılır.

2. Taşıtanın faaliyet alanında gerçekleşen tesadüfi sebeplerle eşyanın gemiye yüklenmesi mümkün olmayan günler de yükleme süresinin hesabında dikkate alınır.

3. Taşıtanın faaliyet alanında gerçekleşen tesadüfi sebepler dolayısıyla yükün gemiye yüklenmesi mümkün olmayan günler ise süre hesabında dikkate alınmaz. Neticede bekleme süresi yükleme yapılamayan gün kadar uzar.

4. Fırtına, buz istilası, seferberlik gibi her iki tarafın da sorumluluk alanında doğmayan tesadüfi sebepler dolayısıyla eşyanın gemiye alınmasının veya teslim edilmesinin mümkün olmadığı günler yükleme süresine eklenir. Ancak bu tür engeller staaya süresi içinde çıkmış olsa bile taşıtan yükleme yapılamayan günler için taşıyana sürastarya ücreti ödemekle yükümlüdür.

5. Taşıyanın veya her iki tarafın faaliyet alanında çıkan bir engel nedeniyle yapılamayan yüklemeye fiilen devam edildiği anda süre durduğu andan itibaren işlemeye başlar. Dolayısıyla taşıyanın veya her iki tarafın da faaliyet alanında meydana gelen engel yüzünden yükleme yapılamayan süre starya süresinin hesabında dikkate alınmaz.

6. Sürastaya süresi işlemeye başladıktan sonra yükleme engeli kimin faaliyet alanında çıkarsa çıksın kesintisiz olarak hesaplanır. İstisnası; yükleme engeline taşıyanın kusuruyla sebebiyet vermesidir.

Bir tarafın faaliyet alanında meydana gelen engel diğer tarafın sebebiyet vermediği bir durumdur. Dolayısıyla faaliyet alanı ilkesi ile sebebiyet verme ilkesinin çatışması halinde sonuç sebebiyet verme ilkesine göre belirlenir. Yani yükleme engeline sebep olan buna katlanır. Kimin faaliyet alanında olduğunun bir önemi yoktur.

Yolculuk çarteri sözleşmesinde FIO veya FIOS şartının öngörülmesi halinde yükleme boşaltma ve istif işlerini üstüne alması sebebiyle sorumluk alanı genişleyeceğinden, tesadüfi bir sebeple yükün gemiye alınmasının mümkün olmadığı hallerde de boş geçen günler yükleme süresinin hesabına alınır yani süre uzatılmaz.

Yolculuk çarteri sözleşmesinde yükleme işleminin kararlaştırılan süreden önce bitmesi halinde kullanılmayan süre için taşıyanın belirli bir meblağ ödemesi kararlaştırılabilir. Taşıyan tarafından ödenecek olan bu pirim hızlandırma pirimi olarak adlandırılır. Sözleşmede açıkça kararlaştırılmadıkça talep edilemez. Pirimin hesaplanmasında yükleme süresinin hesabına ilişkin kurallar uygulanır. Ancak sözleşmedeki bu pirim yükleme ve boşaltma limanındaki idari, mali veya cezai sorumlulukları dolanmak amacıyla konuşmuşsa prim anlaşması geçersizdir.

Taşıyan starya ve kararlaştırılmışsa sürastarya süresinin sonuna kadar beklemek zorundadır. Yükleme süresi ve kararlaştırılmışsa sürastarya sona erdiyse ve henüz yüklemeye başlanılmadıysa (hiç yükleme yapılmadıysa) taşıyan sözleşmeyi feshedilmiş sayabilir veya yüklemenin yapılması için bekleyebilir. Taşıyanın sözleşmenin feshedildiğini kabul edip tazminat talep edebilmesi için beklemekle yükümlü olduğu süre dolduğunda fax, e-mail veya benzeri teknik iletişim araçları da mümkün olmak üzere taşıtana yazılı bildirimde bulunmak zorundadır. Taşıyan süre sonunda feshedilmiş kabul ettiği bildirimini yapmazsa ve yüklemenin yapılmasını beklemeye devam ederse artık fesih tazminatı değil sadece fazla bekleme nedeniyle uğradığı zararı talep edebilir.

Süreler sona erdiğinde yükleme tamamlanmamış olsa bile taşıyan yola çıkabilir. Ancak taşıtan yüklemenin tamamlanması için bekleme talimatını verirse ve taşıyan da bu talimat üzerine beklemeye devam ederse taşıyan beklemek için yaptığı giderleri ve bu yüzden uğradığı zararın tamamını taşıtandan isteyebilir. Sürenin sona ermesiyle taşınması kararlaştırılmış eşyanın tamamı yüklenmiş olmasa bile taşıtan yola çıkılmasını talep ettiğinde taşıyan yola çıkmak zorundadır. Bu durumda;

1. Sözleşmede kararlaştırılan navlunun tamamını (ancak kısmen taşınamayan eşyanın yerine başka bir sözleşme uyarınca eşya taşınmışsa bu eşya için alınacak navlun kısmen yüklenen eşya için ödenecek navlundan düşürülür)

2. Doğmuş sürastarya ücretini

3. Eksik yükleme sebebiyle yapmak zorunda kaldığı giderleri ve uğradığı zararı

4. Alacakları eksik yükleme sebebiyle kısmen veya tamamen teminatsız kalmışsa kendine ek teminat gösterilmesini isteyebilir.

Kırkambar sözleşmelerinde kanunen bir bekleme süresi öngörülmemiştir. Taşıtan taşıyanın veya yetkilendirdiği temsilcisinin çağrısı üzerine gecikmeden eşyayı yüklemek zorundadır.

Taşıtan gecikirse taşıyan eşyanın teslimini beklemekle yükümlü değildir. Yolculuk eşya taşınmadan bile başlasa taşıtan tam navlun ödemek zorundadır. Ancak bu durumda taşıyanın teslim edilmiş olmayan eşya yerine yüklediği eşyanın navlununu taşıtanın ödeyeceği tam navlundan indirilir.

Taşıyanın eşyayı teslim etmekte geciken taşıtandan navlunu talep edebilmesi için bunu yola çıkmadan önce taşıtana yazılı şekilde bildirmelidir. Aksi halde navlunu talep hakkını kaybeder.

4.6. Geminin Yolculuğu ve Boşaltma

Yüklemeden sonra taşıyanın yükü herhangi bir zarara uğratmadan boşaltma limanına taşımak suretiyle navlun sözleşmesinden doğam borcunu yerine getirmesi gerekir. Bu nedenle taşıyan gecikmeksizin yola çıkmak, eşyayı varma limanına teslime kadar bakım ve muhafazası altında tutmak, zorunluluk yoksa rotadan sapmamak ve yükü kararlaştırılan limana götürmekle yükümlüdür.

Yolculuk çarteri sözleşmelerinde, boşaltma için bekleme süresi starya ve kararlaştırılmışsa sürastarya süresinden oluşmakta olup bu süreler TTK 1166 ve devamında düzenlenmektedir. Boşaltma süresi kural olarak ücretsizdir ancak taraflar aralarında aksini kararlaştırabilirler.

Sözleşmede boşaltmanın belirli bir gün yapılacağı kararlaştırılmışsa süre kararlaştırılan gün işlemeye başlar. Taraflar boşaltmanın belirli bir gün yapılacağını kararlaştırmadılarsa taşıyanın veya yetkilendirdiği temsilcisinin hazırlık bildiriminde bulunması gerekir.

Hazırlık bildirimi geminin eşyayı almak için demirleyeceği yere varınca yapılır. Hazırlık bildirimin karşı tarafa ulaşmasını izleyen ilk takvim günü, boşaltamaya fiilen başlamışsa fiilen boşaltmaya başlanmasıyla işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başladığı anda fiilen boşaltmaya başlanmamışsa boşaltma yapılamayan sürenin hesaba katılıp katılmayacağı TTK 1172’ye göre belirlenir.

Sözleşmede sürastaryaya veya ücretine atıf varsa ancak süre belirlenmemişse 10 gündür. Sürastarya süresi starya süresinin bitimiyle herhangi bir bildirime gerek olmaksızın işlemeye başlar. Sürastarya ücretinin miktarı sözleşmede belirlenmemişse taşıyan yaptığı zorunlu ve faydalı giderleri talep edebilir.

Boşaltma limanında doğan sürastaryanın borçlusu taşıtandır, ancak bu borç üçüncü şahıs olan gönderilene sirayet eder. Sürastarya borcu kararlaştırılan sürenin sonunda muaccel olur.

Gönderilen eşyayı almaya hazır olduğunu bildirip de boşaltma süresi ve kararlaştırılmışsa sürastarya süresinde eşyanın tamamını teslim almamışsa taşıyan gönderilene haber verdikten sonra TBK 107-109 hükümlerinde öngörülen “tevdi hakkı” ,” satma hakkı” , “tevdi konusunu geri alma” haklarını kullanabilir.

Gönderilen eşyayı teslim almaktan kaçınır veya hazırlık bildirimi üzerine eşyayı teslim almaya hazır olup olmadığını bildirmezse ya da gönderilen bulunamazsa taşıyan durumu taşıtana haber vermek zorundadır. Bu yükümlülüğünü yerine getirdikten sonra TBK 107-109 haklarını kullanabilir.

Bu hallerde gönderilenin gecikmesi veya tevdi işlemleri sebebiyle boşaltma süresi geçmişse taşıyan sürastarya süresi talep edebilir. Sürastarya süresini aşan beklemelerde de taşıyan tüm zararlarını talep edebilir.

TTK 1167 hükmüne göre sözleşme, boşaltma limanı ve yerel teamülde aksi öngörülmemişse eşyanın gemiden çıkartılması gideri taşıyana geri kalan boşaltma giderlerinin gönderilene ait olduğu öngörülmüştür.

Kırkambar sözleşmesinde ise gönderilen taşıyanın veya yetkilendirdiği temsilcisinin bildirimi üzerine gecikmeden eşyayı almak zorundadır. Gönderilen tanınmıyorsa bildirim yerel teamül üzerine ilanla yapılabilir. TTK 1174 hükmü burada da uygulanır yine bu madde uyarınca taşıtana yapılması gereken bildirim ilan yoluyla da yapılabilir.

(1) http://www.ulgener.com/files/upload/files/articles/turkish/19.Hector.pdf , son erişim tarihi 28.07.2020

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
av 2 hafta önce

alıntı ve kaynak sayısının eksikliği göz önüne çarpsa da kötü olmamış bir makale.