banner628

GİRİŞ

Sözleşme özgürlüğü ilkesi çağdaş hukuk sistemlerinde kabul edilmiştir. Bu ilke ile birlikte sözleşmenin tarafları, sözleşmenin içeriği bakımından hukuki sınırlar içinde istedikleri şekilde hareket edebilmektedir. Fakat sözleşme özgürlüğü ile birlikte sözleşmenin taraflarının eşit şekilde olduğu kabul edilerek ya da eşit olduğu varsayılarak hareket edilmesi gerekir. Bu anlamda sözleşmenin her iki tarafının da sözleşme görüşmeleri sırasında kendi iradelerine dayalı olarak pazarlık yapma imkanına sahiptir ve en adil hükümlere göre tarafların kendi iradeleri ile bulunur. Zaman içinde sözleşme özgürlüğü ilkesi, hukuki sınırların net şekilde çizilmemesi nedeniyle taraflar sözleşme görüşmesi sırasında kendi iradelerine dayalı pazarlık yapma imkanına sahiptir ve en adil hükümlerin belirlenmesi bakımından tarafların kendi iradeleri ile bulunur.

Zamanla sözleşme özgürlüğü ilkesi, hukuki sınırların net şekilde belirlenmemesi nedeniyle birtakım sorunlar meydana gelmeye başlamıştır. Büyük hacimli ticaret potansiyeline sahip şirketler, sağladıkları temel mal ve hizmetleri nedeniyle günlük faaliyetleri bakımından birçok kimse ile iletişim içindedirler. Bu bağlamda önceden hazırlanan ve üzerinde değişiklik yapılmayan sözleşme hükümlerini kullanmaktadırlar. Ekonomik gelişmelerin sonucunda yeni pazarlama ve satış yöntemlerinin meydana gelmesi, soyut nitelikteki düzenleyici düzenlemelerin ekonomik yaşamın ihtiyaçlarını karşılama bakımından yetesiz olması nedeniyle kanunla düzenlenen sözleşmelerin toplumun ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi ve sözleşmenin zayıf tarafının korunması söz konusu olmaya başlamıştır. Bu anlamda 2012’de kabul edilen TBK ile birlikte genel işlem koşullarına yönelik düzenlemelere yer verilerek güçsüz tarafın korunması amaçlanmıştır.

I. GENEL OLARAK GENEL İŞLEM KOŞULLARI

1. Genel İşlem Koşulları Kavram ve Tanımı

Doktrinde genel çalışma koşulları çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Bir tanıma göre, girişimcinin gelecekte kurmayı düşündüğü ve işinin kapsamına giren sözleşmelerin içeriğini tek taraflı olarak belirlemek ve belirlemek anlamına gelir. önceden tek taraflı olarak belirlenen sözleşme koşullarıdır. Üçüncü bir görüşe göre, kamu kayıtları olarak adlandırılan bu kayıtlar, sözleşmenin bir tarafının üçüncü taraflarla yapmayı planladığı aynı türdeki birçok sözleşmenin konusunu oluşturmak için önceden belirlenmiş bir kayıt kümesine atıfta bulunur[1].

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununda yer alan genel işlem koşullarına yer verilmitşir. Öğeler arasında düzenlenmiştir. İlgili birinci maddenin birinci fıkrasında genel çalışma koşullarını tanımlayan bir hüküm bulunmaktadır (TBK m. 20/1). Buna göre: '' Genel çalışma koşulları, önceden ayrı ayrı hazırlanan ve ileride pek çok benzer sözleşmede kullanılmak üzere karşı tarafa sunulan sözleşme hükümleridir. Bu nedenle kanunda yapılan tanıma paralel olarak şu tanımı yapabiliriz: 'Genel işlem şartları, sözleşme kurulmadan önce taraflardan birinin hazırladığı ve diğer tarafa sözleşme süresi boyunca sunulan sözleşme hükümleridir. Sözleşmenin kurulması ve gelecekte birçok benzer sözleşmede kullanılmak üzere değiştirilme ve yaratılma fırsatına izin verilmez[2].

Bununla birlikte, genel işleyiş şartlarının kendi başına bir sözleşme veya bir sözleşme olduğunu belirtmekte fayda vardır.. Genel işlem şartları, gerekli unsurlar sağlandığı ve sözleşmeye dahil edildiği anda yasal sonuçları olan sözleşme maddeleridir. Tarafların irade özgürlüğü temelinde oluşturdukları "tip sözleşme", "toplu sözleşme", "formüler sözleşme" veya "çerçeve sözleşme" kavramlarıyla karıştırılmamalıdır. Genel iş şartları da bu tür sözleşmelerde bulunabilir. Ancak bu kavramlar birbirine tam olarak uymuyor. Standart sözleşme veya ek sözleşme kavramları ile açıklanması amaçlanan sözleşme şartları, kısmen veya tamamen genel işlem şartlarından oluştuğu için genel işlem şartları kavramı ve içindeki şartlar ile daha sınırlıdır. Koşulların tek taraflı olarak belirlendiği ve onay için sunulduğu genel çalışma koşulları kavramı ile daha sınırlıdır[3].

Genel iş koşulları yasal bir değer kazanır ve ancak sözleşmenin içeriğine dahil edildikten sonra anlam kazanır. Önceden, sözleşmeyi oluşturma ihtiyacının temelini oluşturan bir plan veya projeden başka bir şey değildi. Yani söz konusu şartlar ancak sözleşmeye dahil edilip taraflarca kabul edildikten sonra bağlayıcı hale gelir. Çünkü önceden hazırlanan ancak tarafların iradesine uymayan genel işlem şartlarının hiçbir anlamı ve önemi yoktur[4].

2. Genel İşlem Koşullarının Tarihçesi

Türk Borçlar Kanunu hükümleri ile hukukumuzdaki genel işlem, hukuk dünyasında esas kabul edilebilecek görüş, 1976 yılında Alman Genel İşlem Koşulları Kanunun Düzenlenmesi Hakkında Kanun'da yer almaktadır. 2001 yılına kadar yürürlükte kalan bu yasadaki genel işleyiş şartları, düzenlemeler halihazırda Alman Medeni Kanunu'nun madde 305-310'udur. Paragraflar on madde halinde düzenlenmiş olup, genel işlem şartlarına ilişkin maddeler Türk Borçlar Kanununda düzenlenirken, yukarıda belirtilen maddeler gerekçelerde sürekli atıfta bulundukları için dikkate alınmıştır. Bu durumda genel işlem koşullarını içeren sözleşmelere müdahale etme fikri ilk olarak Almanya'da doğmuştur[5].

Genel çalışma koşulları Türk Hukukunda 20. Madde, 5 Nisan 1993 tarihli 93/13 / EWG Direktifi ve Avrupa Konseyi tarafından Avrupa Parlamentosu'na sunulan Avrupa sözleşme hukukunda belirtildiği gibi düzenlenir. 2003 / C 63/01 sayılı eylem planının 4.2 maddesinde genel işlem koşullarına ilişkin ayrıntılı düzenlemeler de dikkate alınmıştır. 818 Sayılı Borçlar Kanununun kaynağı olan İsviçre Borçlar Kanununda genel ticaret koşullarına ilişkin somut bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak uyuşmazlıklar açısından "Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun" kapsamında genel işlem koşulları uygulanabilir[6].

6 Mart 2003 tarihinde o dönem yürürlükte olan 4077 sayılı TKHK'ya "Sözleşmede Haksız Koşullar" başlıklı altıncı madde ile eklenmiş, birincisi için genel işlem şartlarına müdahale imkanı sağlanmıştır. yasamızdaki zaman. Maddede yer alan tanım metninde, "Satıcı veya sağlayıcının, tüketiciyle görüşmeden tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, sözleşmeden doğan tarafların hak ve yükümlülüklerinde dengesizliğe neden olan sözleşme şartları haksızdır." olarak ifade edilmiştir. Haksız terimlerin tanımını "iyi niyet kuralı" ve "tüketici dezavantajı" kavramlarına bağlayan bu tanım, Türk Hukukunda bir başlangıç ​​yaptığı için başarılı sayılabilir. Ancak maddenin yer aldığı kanundan da anlaşılacağı üzere bu uygulama sadece tüketici işlemlerine uygulanabiliyordu ve diğer uyuşmazlıklar için yetersiz kalıyordu[7].

Sadece taraflardan biri tüketici olduğunda değil, her koşulda uygulanabilecek geniş ölçekli bir düzenlemeye ihtiyaç vardı. Yargıtay kararlarında aynı dönemde alınan kararlarda tüketici aleyhine hükümler mevcut genel işlem koşullarında tıpkı kontrol gibi işlemeye başlamıştır. Örneğin Yargıtay'ın bir kararında; 14 Sözleşme standart olarak hazırlanmış ve banka tarafından hazırlanmış, daha sonra boş alanlar doldurulmuş, koyu harflerle düzenlenmemiş, tüketici aleyhine hükümler tüketici ile müzakere edilerek ispat edilememiş, haksız şartlar ve kredi kartı üyeliği Tüketici söz konusu hükümlere göre. Aidatların alınamayacağına hükmetti. Haksız şartlar ve genel işlem koşulları kavramları aynı olmamakla birlikte, sözleşmenin bir standart olarak hazırlanması ve olumsuz hükümlerin müzakere edilmemesi gibi faktörlerin belirlenmesi açısından genel işlem koşullarının kontrol edilmesi açısından esas alınmıştır[8].

3. Diğer Kavramlardan Ayırt Edilmesi

6502 sayılı TKHK m. 5'e göre "haksız durum", "dürüstlük kuralına aykırı olarak, tüketiciyle müzakere edilmeksizin sözleşmede yer alan ve sözleşmeden doğan tarafların hak ve yükümlülüklerinde tüketiciye karşı dengesizliğe neden olan sözleşme şartları" olarak tanımlandı. Haksız Koşullar Yönetmeliği m. 4 / c'ye göre haksız durum, "tüketici ile müzakere edilmeksizin sözleşmeye dahil edilen ve tarafların hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralını ihlal edecek şekilde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarını ifade eder.. Mevzuattaki tanımlardan hareketle haksız şartlar kavramının tüketiciye empoze edilen şartlar olduğu söylenebilir. Bu durumda haksız şartlar, genel işlem koşulları gibi, tüketiciyle görüşülmeden sözleşmede yer alan şartların tamamıdır. Ancak müzakeresiz sözleşmede yer alan bir şartın haksız sayılabilmesi için, tüketiciye karşı menfaat dengesini de dürüstlük kurallarına göre sarsması gerekir[9].

Çoğunlukla haksız şartlara sahip sözleşmeler, bankalar ile tüketiciler arasında kredi sözleşmeleri, sigorta, ulaşım, elektrik, su vb. Hizmetlerin sağlanması gibi alanlarda bu tür sözleşmeler giderek yaygınlaşmaktadır. Bu nedenle, bir sözleşmedeki haksız koşulları kontrol edebilmek için öncelikle o sözleşmenin taraflarından birinin tüketici olması gerekir. Çünkü 6502 TKHK m. 5 uygulama alanı açısından, sadece tüketiciye karşı kullanılan genel işlem koşullarının kontrolüne imkan verirken, tüketici olmayanlar, özellikle tüccarlar arasında kullanılan genel işlem koşullarının kontrolü, düzenleme kapsamı dışında tutulmuştur. Haksız şartların ancak tüketicinin taraf olduğu sözleşmelerde denetlenebilmesi, bunlar ile genel işlem koşulları arasındaki en büyük farkı oluşturmaktadır. Çünkü genel işlem koşullarında TBK m. Bu hükümlerin uygulama alanını 20-25 arasında sınırlayan bir düzenleme bulunmamakla birlikte, haksız şartların kontrol edilebilmesi için, sözleşmenin 6502 sayılı TKHK uyarınca tüketicinin taraf olduğu bir sözleşme olması gerekmektedir. Haksız şartlara ilişkin hükümler, genel işlem şartlarına göre daha spesifik bir uygulama alanına sahiptir ve öncelikle alan içindeki uyuşmazlıklar açısından uygulanacaktır[10].

Genel işlem koşulları kavramından kasıt, işverenin önceden tek taraflı olarak genel ve soyut bir şekilde hazırladığı, tamamen işverenin çalışma sürecinde tek taraflı fiili davranışıyla şekillenen işyeri uygulamalarıdır. Bu kapsamda, genel işlem koşulları ile birlikte ele alınması ve değerlendirilmesi gereken genel iş koşulları türleri, standart / tip iş sözleşmeleri, iç düzenlemeler, işverenin genel vaatleri ve işyeri uygulamaları olarak sınıflandırılabilir. İşletmelerin büyümesinin bir sonucu olarak çalışma koşullarının bireysel bir planda düzenlenmesi imkansız hale geldiğinden, işverenler işçilerle ilişkilerini bir grup veya bir toplulukla ilişki şeklinde düzenlemek zorunda kalmıştır. Yani sanayileşmenin yarattığı kitle ilişkileri, çalışma hayatına tek tip bir yapı kazandırmanın gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda genel iş koşulları ile genel çalışma koşulları arasında işlevleri, unsurları ve varlık nedenleri açısından büyük benzerlikler vardır. Bu durumda genel iş koşulları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda düzenlenen genel işlem koşullarının iş hukukuna yansımasıdır. Nitekim genel iş koşulları, işveren tarafından önceden tek taraflı olarak hazırlanan ve görüşülmeden çalışana sunulan koşullardır[11].

Bu bağlamda, genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemeleri de içeren Türk Borçlar Kanunu'nda kişiler açısından herhangi bir sınırlama bulunmadığından işçilerin de bu düzenlemelerin koruyucu etkisinden yararlanabilecekleri açıktır. Bu nedenle, genel iş koşulları iş hukukundaki genel işlem koşullarının yansıması olarak kabul edilirse, TCO'nun 20. ve 25. maddeleri arasındaki düzenlemelerin genel iş koşulları açısından aynen geçerli olduğu söylenebilir[12].

4. Genel İşlem Koşullaırnın İşlevi ve Sakıncaları

Standart sözleşme türleri genel işlem koşulları ile hazırlanmakta ve böylece her alıcı / talep eden için ayrı bir sözleşme ve farklı hükümler yerine tek bir sözleşme hazırlanmaktadır. Bu nedenle genel çalışma koşulları, tıpkı kanunlar gibi, günlük hayatta taraf olan bireyler açısından genel ve soyut düzenlemeler içermektedir. Ayrıca söz konusu düzenlemeler önceden hazırlanıp tek tip bir formatta basılmakta, sözleşmenin sunulduğu her bir karşı taraf için eşit koşullar sağlanmakta ve ikili uygulamalardan kaçınılmaktadır[13].

Genel işlem koşulları, sözleşmelerin süratle uygulanmasında ve dolayısıyla sözleşme konusu mal veya hizmetlerin karşı tarafa aynı hızda sağlanmasında büyük avantaja sahiptir. Bu açıdan genel işlem koşulları zaman kazandıran bir araç olarak görülebilir ve gün içinde çok sayıda sözleşme yapmak zorunda olan kişi ve kuruluşların tek tercihidir. Dahası, bize göre, genel ticaret koşullarının kabul edilmesinin ve küresel olarak yayılmasının nedeni budur[14].

Genel işlem şartlarının sözleşme içeriğine dahil edilmesi ile ileriye dönük uyuşmazlıklar açısından ortaya çıkabilecek boşluklar ortadan kalkar. Çünkü bu şekilde genel işlem koşullarının "uzmanlaşma işlevi" nden bahsedilebilir. Yani genel işlem koşulları ile birlikte, öngörülemeyen bazı durumların neden olduğu sözleşmelerdeki duraklamaların önüne geçilmektedir[15].

Kullanıcı tarafın genel hüküm ve koşulları kullanması faydalı olmakla birlikte, sözleşmenin karşı tarafı için de sakıncalı olabilir. Öncelikle sözleşmenin kurulması için hayati önem taşıyan müzakere ve müzakere aşamaları genel işlem koşullarını içeren sözleşmelerde yer almamaktadır. Bu nedenle klasik (bireysel) sözleşme türünün modern (tip, standart) sözleşme türünden değiştiği kabul edilmelidir. Genel işlem şartlarını içeren sözleşmelerin tarafları arasında söz konusu uygulamanın şartlarını ve kapsamını belirlemek için görüşme yapılmamaktadır. Bireysel (özel) anlaşma genellikle birbirinin eşdeğerini oluşturan temel eylemlerin (özellikle mal veya hizmetlerin ve fiyatın) belirlenmesi ile sınırlıdır[16].

Genel işlem koşullarına ilişkin hükümler çok geniş, soyut ve kapsam olarak karmaşıktır. Çünkü genel çalışma koşulları, alanında en yetkin kişiler tarafından hazırlanmaktadır. Bu nedenle bu şartlarda kullanıcıya karşı en ufak bir açıklık bırakmamaya özen gösterilir. Yine buradaki hükümler genellikle çok uzun hazırlanır. Örneğin, bankacılık pratiğinde, mevduat hesabı açma sözleşmesi 10-15 sayfalık bir metindir. Sonuç olarak, işadamları ve avukatlar (hatta onlar) dışında çoğu insan baştan sona genel ticaret şartlarını okuyamıyor. Bu kişiler söz konusu metinleri okusalar bile bu hükümlerin anlamını ve önemini kavramakta güçlük çekebilirler. Ayrıca genel işlem koşullarını hazırlayan ve kullanan taraf, kendisini sözleşmenin diğer tarafına göre hukuken üstün bir konuma getirebilir[17].

5. Genel İşlem Koşullarının Unsurları ve Hukuki Niteliği

Doktrinde, genel çalışma koşullarının unsurları incelenirken çeşitli ayrımlar yapılır. Genel işlem koşulları şunlardır: a) Sözleşme şartlarını oluşturmak, b) Sözleşmeyi kurulmadan önce hazırlamak, c) Birden fazla sözleşme ilişkisinde kullanılmak üzere düzenleme yapmak, d) Diğer tarafa dahil olma niyetiyle sunulmak Genel işlem koşullarının kullanıcı açısından sözleşme. Bir başka görüş, genel ticaret koşullarının unsurlarını 5 ayrı başlık altında incelemektedir. Buna göre belirtilen unsurlar; a) Müzakere edilmemesi, b) Sözleşme yapılmadan önce tek taraflı sunulması, c) Genel ve soyut olması, d) Çok sayıda sözleşmede kullanıma hazırlık yapılması, e) sözleşmenin kurulmasıdır[18].

Genel iş şartları, gelecekte pek çok benzer, aynı tür sözleşmelerde kullanılmak üzere hazırlanmalıdır. Ancak bu amaçla hazırlanan genel işlem koşulları, ileride benzer sözleşmelerde fiilen kullanılmamış olabilir. Çünkü bu şartın yerine getirilmesinde esas olan ileride kurulacak birçok sözleşmede bu şartların kullanılması amacıdır. Gerçek kullanım kriteri burada dikkate alınmaz. Yani satıcı veya sağlayıcı bir kez kullanmış olsa bile önceden hazırlanmış şartlara dayalı ise bu durum gerçekleşmektedir. Örneğin, kira sözleşmesi yapan kişi basılı bir kira sözleşmesinden yararlanmışsa, genel işlem koşullarının kullanıldığı kabul edilmelidir. Aslında önemli olan genel işlem koşullarının bu amaçla yazılmış olmasıdır. Çünkü bu hükümlerin organizatör tarafından bir defaya mahsus kullanılması, bu şartların birden fazla kişi için hazırlanmasını etkilemeyecek ve hüküm genel işlem şartlarının kontrolüne tabi olacaktır[19].

Genel işlem koşulları, onları hazırlayan veya teklif eden tarafça çok sayıda çoğaltıldığı ve sözleşmenin kurulması sırasında onlara müzakere fırsatı sunduğu için genel bir işlem koşulu haline gelir. Bu koşulları düzenleyen taraf, diğer tarafa müzakere veya tartışma amacıyla değil, konuşmadan kabul edilmek amacıyla sunar. Örneğin, bir ev satın almak için ipotek kredisi sağlamak için bankaya başvurduğunuzda, banka sadece o kişiyle konut kredisi sözleşmesi yapmak için sözleşme şartlarının düzenlendiği matbu bir form sunacaktır. . Banka, konuyla ilgili uzmanlar tarafından hazırlanan sözleşme metinlerini yaptırmıştır[20].

Standart şartların satıcı veya tedarikçinin kendisi tarafından hazırlanmasına gerek olmadığı unutulmamalıdır. Başkası tarafından hazırlanan genel işlem şartlarına sahip standart sözleşmenin satıcı veya sağlayıcı tarafından kullanılması halinde önceden tek taraflı tespit unsuru gerçekleşir. Genel şartların ayrı bir bölümde belirtilmeksizin sözleşme metninde yer alması, kapsamı az ya da çok, makine ya da el yazısıyla yazılmış, basılı ya da el yazısı ile basılı metne eklenmiş olması farketmez. sözleşme adi veya resmi bir biçimde yapılır. Sonrasında tek taraflı olarak maddeyi değiştirme yetkisi konusunda sözleşme hukukunda hakim olan "pacta sunt servanda" ilkesine göre kural; Değişen koşullara rağmen başlangıçta atanan içerik ile sözleşmenin ifadesidir[21].

Genel işlem koşullarının hukuki niteliğinin belirlenmesi, sözleşmenin içeriğine dahil olmaları ve taraflar arasındaki bağlayıcılığı açısından son derece önemlidir. Ancak doktrinde genel işlem koşullarının hukuki niteliğine ilişkin kesin bir görüş bulunmamaktadır. Çünkü doktrindeki iki ana farklı görüşü incelemek ve konuyla ilgili bazı noktalara değinmekte fayda vardır. Genel işlem şartlarına hukuki yetki veren normlar teorisine göre, genel işlem şartları genel ve soyut hukuk normlarıdır, herkesi bağlar. Genel işlem şartlarında yapılan sözleşmelerde tarafların mutabakatına ve iradelerine gerek yoktur. bu şartların sözleşme ilişkisinde bağlayıcı hale gelmesi için birbirini eşleştirmektir[22].

II. GENEL İŞLEM KOŞULLARININ KAPSAM DENETİMİ

1. Genel Olarak

Genel ticaret düzenlemelerine sahip sözleşmelerin zayıflığını korumak için bir dizi zorunlu hüküm getirilmiştir. Dolayısıyla genel işlem koşullarını düzenleyen bu hükümler, hukuki nitelikleri bakımından zorunlu hukuk kurallarıdır ve amacı, sözleşmenin karşı tarafını korumaktır. Bu nedenle bu kurallara aykırı bir karar alınamaz. Zorunlu hukuk kurallarını kaldırmaya çalışan bir düzenleme devamsızlık veya hükümsüzlük yaptırımlarına tabi olacaktır[23].

Genel işlem koşullarının sözleşme kapsamına girip girmeyeceğinin belirlenmesine "yaptırım denetimi" de denir. Müzakere edilmeyen sözleşme hükümlerinin tamamının veya bir kısmının halihazırda kurulmuş olan sözleşmenin içeriğini oluşturup oluşturmadığının belirlenmesine "yürütme denetimi" denir. Henüz sözleşmenin esasına girmeden önce yaptırım denetimi ihtiyacının nedeni; Öncelikle karşı tarafça varlığı bilinmeyen ve öğrenme fırsatı verilmeden sözleşmeye dahil edilmeye çalışılan genel işlem koşullarının ortadan kaldırılmasıdır[24].

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 21 ve 22. maddeleri uygulama denetimi ile ilgilidir. Söz konusu maddeler, genel işlem koşullarının sözleşme kapsamına alınması için gerekli unsurları açık ve net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu durumda kanunda yer alan bu unsurların aşağıda detaylı olarak anlatılması, kapsam ve içeriklerinin belirlenmesi faydalı olacaktır. TBK 21/1. Madde gereği, karşı tarafın menfaatine aykırı şartların sözleşmede genel işlem şartlarına dahil edilebilmesi için belirli şartlar aranmaktadır. Bu koşullardan biri, sözleşmenin ifası sırasında, kullanıcı tarafın diğer tarafa genel işlem koşullarının varlığını açıkça bildirmesi ve diğer tarafın öğrenmesini sağlamasıdır. Şu andan itibaren bir diğer şart, karşı tarafın bunun farkında olması ve işlemin genel şartlarını kabul etmesidir. Bu şekilde genel şartlar ve koşullar sözleşme içeriğine dahil edilir[25].

Genel iş şartlarını sözleşmeye dahil etmek isteyen kullanıcının diğer tarafa bu şartların varlığını açıkça bildirmesi yeterli değildir. Ayrıca karşı taraf bu koşulların içeriğini öğrenme fırsatı vermelidir. Bu amaçla bu unsuru iki ayrı başlık altında incelemeyi uygun buluyoruz. Karşı tarafı genel ticaret koşulları hakkında açık bir şekilde bilgilendirme gerekliliği, "sonuç üzerinde bir etkiye sahip müzakere" olarak da adlandırılır. Sonuç olarak, etkili müzakere, bu şartların kullanıcısı diğer tarafı bu şartların neden olabileceği yasal sonuçlar hakkında bilgilendirmesi ve gerekli açıklamaları yapmasıdır. Genel işlem şartlarının yürürlüğe girmesini isteyen kullanıcı, bu konuda karşı tarafı açıkça bilgilendirmelidir. Söz konusu bilgiler TBK Art. 21/1 'e göre en geç sözleşmenin imzalandığı tarihte yapılmalıdır[26].

Genel işlem koşulları genellikle basılı bir şekilde hazırlanır. Örneğin taşıma sözleşmelerinde biletin arkasına konulurken işyerinde veya bankalarda bir yere asılarak karşı tarafın bilgisine sunulur. Karşı tarafın bilgisine bir yere asılarak sunulan genel işlem koşullarında ispat güçlüğü yaşanabilir. Çünkü kullanıcının karşı tarafın bir yerde asılı olan genel çalışma koşullarının varlığını öğrendiğini kanıtlaması zordur. Ancak, karşı tarafın sözleşmeyi kurarken bazı eylem ve eylemleri, bu şartları öğrendiğine dair bir varsayım oluşturabilir. Bunun dışında dürüstlük kuralının bir gereği olarak yapılan bazı çıkarımlar da bu koşulların öğrenildiğine dair ispat faaliyetine yardımcı olabilir[27].

Açıkça bilgi verilmesi koşulunun nasıl sağlanacağına dair kanunda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte doktrinde farklı görüşler ileri sürülmüştür. Nitekim bir görüşe göre, sözleşmenin arka yüzünde genel işlem koşulları olduğu fark edilirse, arka sayfadaki şartların artık sözleşmeye dahil edilmiş sayılacağı kabul edilmelidir. diğer taraf sözleşmeyi imzaladığında. Öte yandan, bir başka görüşe göre, genel işleyiş şartlarına sözleşme metninde yer verilmemiştir; Ayrı bir metin olarak veya sözleşmenin arkasına yazılmışsa, sözleşme metninde bu şartlara atıfta bulunan bir hüküm veya bu şartların varlığına dair sözlü bir uyarıya sahip sayılabilmesi için gerekli olması gerekir[28].

Yazılı olarak bulunan genel çalışma koşullarının varlığı hakkında bilgi alınması genellikle basılı metnin bir kopyasının karşı tarafa verilmesi ile gerçekleşir. Kullanıcı, kendisine bırakılan nüshaya karşı tarafın imzasını alır. Uygulamada, diğer taraftan 'elden bir kopya aldım' şeklinde yazılan tarih, ad, soyad ve imzayı içeren bir meşruiyet genellikle alınır. Bu durumun tek başına yeterli olup olmadığı hâkim tarafından re'sen incelenmelidir. ve buna göre karar verilmelidir. Nitekim her somut durumda bu konuda farklı sonuçlara ulaşmak mümkündür. Örneğin rutin bir su abonelik sözleşmesinde meşruiyetin tek başına yeterli olacağı sonucuna varılabilir, ancak imzalanan sözleşmede bankada yüksek mevduat hesabı açmak için yeterli olmadığı sonucuna varılabilir[29].

Genel işlem koşulları hakkında diğer tarafa bilgi veren kullanıcı, diğer tarafa da bu şartların içeriğini öğrenme fırsatı sağlamalıdır. "Öğrenmek için fırsatlar sağlamak" ile kastedilen, aslında genel işlem koşullarını içeren metinleri en azından karşı tarafın hakimiyet alanına ulaştırmaktır. Organizatör açısından bilgi verme yükümlülüğünün ne tür bir yükümlülük olduğunun incelenmesi de bu konuya ışık tutacaktır. Çünkü bilgilendirme yükümlülüğünü birincil edim yükümlülüğü olarak ele alırsak; Anapara ifa yükümlülükleri, borç ilişkisine borç ilişkisinin nesnel bir unsuru olarak karakter kazandıran ve borç ilişkisi kurulurken içeriğine giren ifa yükümlülükleridir. Bu yükümlülük, borç ilişkisinin isimlendirilmesinde, mahiyetinin bulunmasında, sınıflandırılmasında, mevcudiyet ve geçerlilik şartları da dahil olmak üzere tüm hükümlerinin açıklanmasında temel ölçü olarak alınan fiildir. Bu nedenle, sözleşme yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmadıkça, bilgi sağlama yükümlülüğü temel bir edim yükümlülüğü değildir. Yan performans yükümlülükleri açısından inceleme yapılması gerekiyorsa, bu yükümlülükler bir sözleşmenin esas noktası değildir.

2. Genel İşlem Koşullarında Yorum Denetimi

Yorum, kelimenin tam anlamıyla bir metin, olay veya konuşma hakkındadır. Belli bir bakış açısına göre yapılmış bir açıklamadır. Yasal olarak kullanılan yorumlama kavramı, bir belgede bir ifadenin açıklanması ve belirlenmesidir. Bu nedenle yorumlama, kelime anlamı olarak; "Bir anlamı yorumlamak, tanımlayıcı bir anlam vermek", "makalelerin anlamını açıklamak ve belirlemek", "bir eserin özünü ortaya çıkarmak" anlamına gelen bir kavramdır. Yorum, yasal işlemleri, bir müzik parçasını, bir romanı veya şiiri, tarihi bir olayı ve hatta bir kelimeyi anlamlandırır. Onlara anlam ve yaşam vermeyi amaçlayan tüm zihinsel faaliyetler yorumdur[30].

Genel işlem koşullarının hukuki niteliği ile ilgili bölümde, genel işlem koşullarının, yaptırım denetimini geçtikten sonra taraflar için bağlayıcı bir sözleşme haline geldiğini tartıştık. Bu durumda tarafların varsayılan iradeleri dikkate alınarak genel işlem koşullarının yorumlanması eldeki somut sözleşme çerçevesinde yapılır. Açık ve anlaşılır olmayan veya birden fazla anlamı olan hükümler genel işlem koşulları içerisinde tam olarak belirlenmeye çalışılır. Genel işleyiş şartları, yasalar kadar olmasa da genel ve soyut olarak yazılmış metinlerdir. Bunlar hazırlanırken önceden belirlenmiş kişi, kurum veya durumlar dikkate alınmaz. Bu nedenle, genel çalışma koşullarının içeriklerinden dolayı yorumlanması gerekebilir[31].

TBK m. 23, bu terimler net değilse ve birden fazla anlamı varsa veya yeterince anlaşılır değilse, genel ticaret koşullarını yorumlamak mümkündür. Dolayısıyla genel işlem koşulları açısından bir yorumlama faaliyeti gerçekleştirebilmek için iki bağımsız koşul bulunmaktadır. Bu koşulları ayrı başlıklar altında ve detaylı olarak incelemek faydalı olacaktır. Açık ve anlaşılır olmamaktan kasıt, sözleşmedeki genel işlem koşulunun anlamının tam olarak belirlenemeyeceğidir. Kural olarak açık ve anlaşılır olmayan bir hüküm yorumlanmalıdır. Böyle bir hükmün tespiti, somut durum ve şartlar değerlendirilmesi ile mümkün olur. Burada öncelikle karar mantık ve gramer kurallarına göre değerlendirilmelidir[32].

Genel iş şartlarında bir hüküm birden fazla anlama gelebilir. Yani söz konusu hükmün kelimesi, eldeki somut sözleşme açısından bakıldığında birden fazla anlam içermektedir. Örneğin karşı tarafın para borcunu en yakın uzlaşmadaki ödeme noktasında yerine getirmesi şartı varsa en yakın uzlaşma, karşı tarafın sözleşmede belirtildiği yerden veya fiilen ikamet ettiği yerden anlaşılmalıdır. Nitekim burada karşı taraf lehine yorumlama ilkesi geçerlidir. Birden çok anlam, esasen genel çalışma koşullarının içeriğiyle ilgilidir. Çünkü genel işlem koşulları, belirli bir kişi veya durum ne olursa olsun ileride kurulacak birden fazla sözleşmede kullanılmak üzere genel ve soyut olarak hazırlanmaktadır. Yine bu şartlar hazırlanırken taraflar arasındaki somut olay veya sözleşme dikkate alınmaz. Bu nedenle genel işlem koşullarında yer alan hükümlerin birden fazla anlamı olması mümkündür. Bu durumda, söz konusu genel çalışma koşulu yorumlanmalıdır[33].

Genel çalışma koşullarının yorumlanması; Somut sözleşme ilişkisinde tarafların varsayılan iradeleri dikkate alınarak kelimelere verdikleri tam anlamı belirleyebilmektir. Bu nedenle, genel işlem koşullarının yorumlanması sırasında, somut sözleşmenin niteliği ve niteliği ile tarafların varsayımsal iradesi çok önemlidir. Genel iş koşulları bir sözleşmeye dahil edildikten sonra, bunları bir sözleşmeden bağımsız olarak değerlendirmek uygun olmayacaktır. Çünkü küresel kabul yoluyla sözleşmeye dahil olsalar bile artık somut sözleşmenin bir parçasıdırlar. Bu bakımdan genel işlem koşullarının yorumlanmasında somut sözleşme ilişkisinden uzaklaşma ve tarafların hayali iradesinin farklı sonuçları olabilir. Bu, zaman zaman her iki tarafın da menfaatlerine zarar verir. Ayrıca yorumlama faaliyeti sırasında doğru bir yorumlama için bazen kelimelerin veya metinlerin nesnel anlamlarından uzaklaşmak ve bireysel bir yoruma gitmek gerekebilir. Sonuç olarak taraflar, herkes tarafından kabul edilen ve anlaşılan anlamlar dışında genel işlem koşullarında belirtilen kelime veya metinlere atıfta bulunur; Somut olay ve koşulların özelliklerine göre başka bir anlam yüklemiş olabilirler. Dolayısıyla yorum, tarafların iradesini su yüzüne çıkarmaktan ibarettir ve irade ifadelerini değiştirecek nitelikte olmamalıdır[34].

Nitekim yorum, tarafların irade beyanlarını değiştiremez ve hiç istemedikleri bir sonuca götürmez. Sonuç olarak, tarafların eylem ve yükümlülükleri yorum yoluyla genişletilemez veya daraltılamaz. Bu nedenle yorumlama faaliyeti sırasında öncelikle tarafların iradesi esas alınmalı ve hukuk kuralları ile değerlendirilerek sonuca ulaşılmaya çalışılmalıdır. Genel işlem koşullarında yorumlama faaliyetinin bir diğer sınırı ise hukuk düzeni içinde zorunlu hukuk kurallarıdır. Zorunlu hukuk kuralları kamu düzeninde olduğundan ve kural olarak taraflarca aksi kararlaştırılamayacağından, genel işlem şartlarının yorumlanması zorunlu hukuk kurallarına aykırı sonuçlar doğurmaz. Genel ticaret koşullarının yorumlanması sonucunda zorunlu kurallara aykırı sonuçlar elde edilirse öncelikle zorunlu kurallar uygulanacaktır. Bu durumda genel işlem koşulunun tabi olacağı yaptırım, TBK md. 23'e göre yazılmamış sayılmaz; TBK m. 27. maddeye göre kesin hükümsüzlük olacaktır[35].

3. Genel İşlem Koşullarınının İçerik Denetimi

Türk borçlar hukukunun temel ilkesi "sözleşme özgürlüğüdür". Sözleşmenin özgürlüğünü sağlamak için tarafların sözleşmenin içeriğini özgürce belirleyebilmesi gerekir. Nitekim TCK'nın "Sözleşmenin İçeriği" başlıklı 26. maddesinde bu konu, "Taraflar bir sözleşmenin içeriğini kanunun öngördüğü sınırlar dahilinde özgürce belirleyebilirler" şeklinde yazılmıştır. Bu durumda sözleşmenin tarafları, yasanın öngördüğü sınırlar dahilinde sözleşmenin içeriği hakkında söz sahibi olabilecektir. "İçerik özgürlüğü", "sözleşme özgürlüğü" nün en önemli alt başlığını oluşturmaktadır. Ancak TBK'nın 26. maddesinin metninden de anlaşılacağı üzere "içerik özgürlüğü" sınırsız değildir. Bu durumda sözleşmelerin içeriğinde hukuktan kaynaklanan bazı müdahaleler olabilir. İşte tam da bu noktada, sözleşmelerin içeriğini belirleme özgürlüğünün yasal kısıtlamalarından biri olan genel işlem koşullarının içerik kontrolü ele alınacaktır[36].

Nitekim genel işlem koşullarının kısmen veya tamamen sözleşme içeriğinde yer alması, bu sözleşmenin her şart ve koşulda adil bir sözleşme olduğu anlamına gelmez. Başka bir deyişle, uygulama ve yorumlama kontrol kurallarının uygulanması sonucunda sözleşmenin içeriği haline gelen genel işlem koşulları, dürüstlük kurallarına aykırı olarak sözleşme taraflarından birinin menfaatlerini ihlal edebilir veya ağırlaştırabilir. durumu aşırı derecede. Bu durumda hâkim tarafından söz konusu sözleşme kayıtlarının sözleşmenin her iki yönü için de adil bir içeriğe sahip olması için "içerik kontrolü" ile geçersiz sayılacağına karar verilir[37].

Genel işlem koşulları altında içerik kontrolü uyarınca, "Karşı tarafı genel işlem koşulları ve dürüstlük kurallarına aykırı veya ağırlaştıran hüküm konulamaz." Bu durumda, genel işlem koşullarını içeren bir sözleşmede, içeriği kontrol etmek için karşı taraf aleyhine veya ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmalıdır. Ayrıca bu hüküm dürüstlük kurallarına aykırı olmalıdır[38].

TBK'nın 25. maddesinin gerekçesinde ''maddesinde yapılan düzenleme ile doktrinde dürüstlüğe aykırı sayılan bu tür davranışların, genel çalışma koşulları alanında dahi olsa dahi engellenmesi amaçlanmıştır. ahlaksızlık ölçüsünde değildir. ifadeler kullanılır. Genel işlem koşullarını bünyesinde barındıran bir sözleşme, TBK m. 25 anlamı dahilinde içerik kontrolüne tabi olabilmek için öncelikle bu şartların sözleşme içeriğinde yer alması gerekir; yani, etkili olması gerekir. Yani genel çalışma koşulları, TBK m. 21 anlamında, düzenleyici karşı tarafı bu koşulların varlığından açıkça haberdar eder ve içeriğini öğrenme fırsatı sağlar; Karşı taraf bu koşulları kabul ederse, yürürlüğe girecek ve artık içerik kontrolüne tabi olabilir. Zira yukarıda belirtilen şartları sağlamayan ve sözleşme içeriğinde yer almayan genel işlem koşulları elbette içerik olarak denetlenemez. Benzer şekilde, yukarıda ayrıntılı olarak tartışılan uygulama kontrolü, hem yorum kontrolü hem de içerik kontrolü için bir ön koşuldur[39].

Genel iş şartlarının içeriğini kontrol etmek, sözleşmenin tarafları arasında kötüleşen dengenin sürdürülmesinde büyük önem taşımaktadır. Bağlama (yaptırım) ve yorum kontrolünün yeterli olmayacağı kabul edildiğinden ve taraflar arasında adil bir menfaat dengesi sağlamak için genel işlem koşullarının da içerik kontrolü ile denetlenmesi gerekmektedir. İçerik kontrolünde o şartın içeriğinin uygun şekilde oluşturulup oluşturulmadığı kontrol edilir, dürüstlük kuralına aykırı, haksız ve haksız şartlar geçersiz kılınır[40].

4. Genel İşlem Koşullarının İdari Denetimi

Genel işlem şartlarına sahip sözleşmelerde, kullanıcı tarafından kanun koyucu tarafından öngörülen düzenleyici kuralların genel işlem koşulları ile kalıcı olarak devre dışı bırakılması, taraflar arasındaki menfaat dengesinin tüketici aleyhine bozulmasına neden olur. Düzenleyici kuralların temel amacı, tarafların bir anlaşmaya varamadığı veya aksi yönde karar vermediği durumlarda söz konusu sözleşmenin ikincil (ikincil, yan) noktalarını düzenlemektir. Çünkü bu düzenlemeler taraflar arasındaki çıkar dengesini de dikkate alıyor. Ancak, daha güçlü kullanıcının tek taraflı çıkarlarını koruyan genel işlem koşullarında taraf çıkarlarının adil bir şekilde değerlendirildiğini ve sözleşmeye dayalı adaletin sağlandığını iddia etmek zordur. Çünkü genel işleyiş şartları karşı tarafın sözleşme yapma ve sözleşmenin içeriğini özgürce belirleme özgürlüğünü ortadan kaldırır[41].

Kullanıcı, genel işlem koşullarını herhangi bir psikolojik baskı olmaksızın tek taraflı olarak olası tüm durumları ve ilgileri göz önünde bulundurarak hazırlar; kendi lehine karşı hükümler içeren düzenleyici kuralların içeriğini değiştirir. Bu durum yukarıda açıklanan düzenleyici kuralların amacı ile örtüşmemektedir ve taraflar arasındaki dengeleri makul olmayan bir şekilde sarsmaktadır. Genel işlem koşullarını düzenleyen hükümlerin amacı, sözleşmenin zayıf tarafında karşı tarafın menfaatlerini haksız yere ihlal eden koşulların kabul edilmesidir. Bu kapsamda idari denetim, genel işlem şartlarını ortaya koyan sözleşme hükümlerinin ilgili idari makam tarafından ön denetim yapılarak genel işlem şartlarından ve zarara neden olacak sözleşme kayıtlarının çıkarılmasıdır.

Ancak, genel çalışma koşullarının idari kontrolünün istisnai bir denetim olduğu hemen belirtilmelidir. Diğer bir deyişle, tüm genel işlem koşullarının bu açıdan denetlenmesi gerektiğini öngören genel bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda idari kontrol yöntemi sadece belirli alanlarda yapılan özel kanun ve sözleşmeler için geçerlidir. İdari denetimin amacı, genel işlem koşulları hazırlandıktan sonra ancak sözleşmeye konulmadan önce idari makamın denetiminden geçmektir. Bu nedenle idari kontrol, doğası gereği önleyici bir kontroldür. Bu hükümler, bazı idari makamlar tarafından, sözleşmenin karşı tarafı bu sakıncalı hükümleri görmeden önce kaldırılır. Dolayısıyla bu koşullar ancak idari makamın onayından sonra kullanılabilir[42].

İdari denetim sonucunda resmi makamlarca incelenen ve onaylanan sözleşme hükümleri artık imzalanacak sözleşmelerde kullanılabilir; Bu sözleşmelerde onaylanmamış hükümler kullanılamaz. Bu nedenle, idari denetim esas olarak sözleşmenin diğer tarafını korumaya hizmet eder. Ön denetim sonrasında bu denetimi yapan idari makam, karşı taraf aleyhine olabilecek bazı aşırı ve haksız durumları belirleyerek kullanıcıdan bu şartları tamamen düzeltmesini veya kullanmamasını talep edebilir ve bu talebe uymayan kullanıcı, Genel işlem koşullarını olduğu gibi kullanmaktan ve idari para cezalarından yasaklanacaktır[43].

SONUÇ

Genel işlem koşulları, yasal tanımda ileride benzer birçok sözleşmede kullanılmak üzere önceden ayrı ayrı hazırlanarak karşı tarafa sunulan sözleşme hükümleridir. Sözleşme özgürlüğü, sağlıklı bir rekabet ortamına ve sözleşmenin tarafları arasında bir güç dengesinin varlığına bağlıdır. Bu bağlamda genel işlem koşulları, sözleşme özgürlüğü ile çatışabilecek bir yapıya sahip olabilir. Bu durumu önlemeye ve sözleşme tarafları arasında adil bir denge kurmaya çalışan kanun koyucu, çağdaş hukuk sistemlerindeki gelişmelere paralel olarak genel işlem şartlarına ilişkin düzenlemeler oluşturmuştur. Kanun bildiriminde kullanılan genel işlem koşulları aynı zamanda 'şartlar' olarak da kullanılabilir. Ayrıca kanunda geçen 'düzenleyici' terimi, genel işlem koşullarını kullanan taraf olarak anlaşılmalıdır. Çünkü genel işlem koşulları, bu sözleşmeyi kullanan tarafın hazırlaması yerine hazırlanmasıyla da oluşturulabilir. Yine hukukta tek taraflı olarak hazırlandığı anlamını "tek başına" ifadesinden çıkarmak gerekir.

Kanundaki "karşı tarafın menfaatine aykırı" ifadesi hükmü anlaşılmaz kılıyor. İcra denetimi, sözleşme içeriği girilmeden yapılması gereken bir denetim olduğu için; Sözleşmenin içeriğine bakılarak karşı tarafın menfaatine aykırı durumların tespiti görevi gerçekleştirilebilir. Ayrıca, "karşı tarafın menfaatine aykırı olmayan" genel işlem koşullarının bir yaptırım denetimine tabi tutulmadan geçerlilik kazanacağı anlaşılabilir. Kanundaki yazılı olmayan yaptırımın kendine has özellikleri vardır. Ancak, bu yaptırım bize göre kısmi bir nihai geçersizlik yaptırımı olarak anlaşılmalıdır ve sözleşmenin geri kalan hükümlerinin geçerliliğini etkilemez. Çünkü TBK'nın 22. maddesinde bu anlam yer alır, organizatör, yazılı olmayan hükümler yoksa sözleşmeyi başka hükümlerle sonuçlandırmayacağını iddia edemez ibaresi ile bu durum net şekilde dile getirilmiştir.

KAYNAKÇA

AKINCI, Şahin; Borçlar Hukuku Bilgisi, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’na Göre Hazırlanmış 5. Bası, Konya 2011.

AKINTÜRK, Turgut/KARAMAN Derya Ateş; Borçlar Hukuku Genel Hükümler-Özel Borç İlişkileri, İstanbul 2013.

AKİPEK, Jale G./AKINTÜRK, Turgut/KARAMAN, Derya Ateş; Türk Medeni Hukuku, 1. Cilt, Başlangıç Hükümleri-Kişiler Hukuku, İstanbul 2012.

AKMAN, Alpaslan, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda Genel İşlem Şartları, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt 86, sayı2012/5, Eylül- Ekim 2012.

ANTALYA, O. Gökhan; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’na Göre Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, İstanbul 2012.

AYAN, Mehmet; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’na Göre Hazırlanmış 7. Baskı, Konya 2012.

DURAL, Mustafa/SARI, Suat; Türk Özel Hukuku, 1. Cilt, Temel Kavramlar ve Medenî Kanununun Başlangıç Hükümleri, İstanbul 2012.

EREN, Fikret; 6098 sayılı Borçlar Kanunu’na göre hazırlanmış Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 18. Baskı, Ankara 2015.

KARADAĞ, Özgür; Türk Borçlar Kanunu’nda Genel İşlem Koşulları ve Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar, Ankara 2014 .

KARAHASAN, Mustafa Reşit; Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Öğreti-Yargıtay Kararları Ve İlgili Mevzuat, 1.cilt, Ankara 2013.

TUNÇSİPER, Yiğit, Genel İşlem Koşullarının Denetimi, Başkent Üniversitesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2018.

YELMEN, Adem, Türk Borçlar Kanunu’na Göre Genel İşlem Şartları, Ankara, 2014.

YENİOCAK, Umut; Borçlar Kanunu Hükümlerine Göre Genel İşlem Koşullarının Yargısal Denetimi, TBB Dergisi 2013, sayı107, sf. 75-95.

YILMAZ, Ejder; Hukuk Sözlüğü, 10. Baskı, Ankara 2011.

----------------

[1] ANTALYA, O. Gökhan; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’na Göre Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, İstanbul 2012.

[2] ANTALYA, 2012.

[3] DURAL, Mustafa/SARI, Suat; Türk Özel Hukuku, 1. Cilt, Temel Kavramlar ve Medenî Kanununun Başlangıç Hükümleri, İstanbul 2012.

[4] DURAL, SARI, 2012.

[5] KARADAĞ, Özgür; Türk Borçlar Kanunu’nda Genel İşlem Koşulları ve Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar, Ankara 2014.

[6] KARADAĞ, 2014.

[7] TUNÇSİPER, Yiğit, Genel İşlem Koşullarının Denetimi, Başkent Üniversitesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2018.

[8] TUNÇSİPER, 2018.

[9] YILMAZ, Ejder; Hukuk Sözlüğü, 10. Baskı, Ankara 2011.

[10] YILMAZ, 2011.

[11] YILMAZ, 2011.

[12] KARAHASAN, Mustafa Reşit; Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Öğreti-Yargıtay Kararları Ve İlgili Mevzuat, 1.cilt, Ankara 2013.

[13] KARAHASAN, 2013.

[14] EREN, Fikret; 6098 sayılı Borçlar Kanunu’na göre hazırlanmış Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 18.Baskı, Ankara 2015.

[15] EREN, 2015.

[16] AKMAN, Alpaslan, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda Genel İşlem Şartları, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt 86, sayı2012/5, Eylül- Ekim 2012.

[17] AKMAN, 2012.

[18] AKINTÜRK, Turgut/KARAMAN Derya Ateş; Borçlar Hukuku Genel Hükümler-Özel Borç İlişkileri, İstanbul 2013.

[19] AKINTÜRK, KARAMAN, 2013.

[20] AYAN, Mehmet; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’na Göre Hazırlanmış 7. Baskı, Konya 2012.

[21] AYAN, 2012.

[22] AKİPEK, Jale G./AKINTÜRK, Turgut/KARAMAN, Derya Ateş; Türk Medeni Hukuku, 1. Cilt, Başlangıç Hükümleri-Kişiler Hukuku, İstanbul 2012.

[23] KARAHASAN, 2013.

[24] KARAHASAN, 2013.

[25] AKİPEK, G./AKINTÜRK, KARAMAN, 2012.

[26] AYAN, 2012.

[27] AKMAN, 2012.

[28] AYAN, 2012.

[29] YENİOCAK, Umut; Borçlar Kanunu Hükümlerine Göre Genel İşlem Koşullarının Yargısal Denetimi, TBB Dergisi 2013, sayı107, sf. 75-95.

[30] YENİOCAK, 2013.

[31] DURAL, SARI, 2012.

[32] DURAL, SARI, 2012.

[33] AKINCI, Şahin; Borçlar Hukuku Bilgisi, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’na Göre Hazırlanmış 5. Bası, Konya 2011.

[34] AKINCI, 2011.

[35] AKINCI, 2011.

[36] YELMEN Adem, Türk Borçlar Kanunu’na Göre Genel İşlem Şartları, Ankara 2014.

[37] YELMEN, 2014.

[38] ANTALYA, 2012.

[39] ANTALYA, 2012.

[40] EREN, 2015.

[41] EREN, 2015.

[42] YENİOCAK, 2013.

[43] YENİOCAK, 2013.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.