banner613
banner590

15 Kasım 2017

2018 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda

TBMM (AA) - İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Üç kere kızımın etrafından DHKP-C'li teröristler alındı. Ama neyimi kaybedersem kaybedeyim, bu örgüt tarihinin en acı tecrübelerini yaşayacak. Ben evden çıkarken, her sabah ya oğlumun ya da kızımın öldürüleceğini düşünerek ve kendimi buna alıştırarak çıkıyorum." dedi.

Soylu, Bakanlığının 2018 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Komisyonda olumlu ve olumsuz eleştiriler yapanlara teşekkür eden Soylu, gözden kaçan 6-7 noktayı not aldıklarını, bunları bundan sonraki karar mekanizmalarına dahil edeceklerini söyledi.

Türkiye'nin 20. yüzyılın kodlarından, dayattığı kavramlardan, tanımlamalardan kurtulması gerektiğinin altını çizen Soylu, 20. yüzyıla saplanıp kalınması durumunda, fırsat pencerelerinin açıldığı süreçlerin yönetilmesinde aciz kalınacağını ifade etti.

Yaklaşık 14 aydır İçişleri Bakanlığı yaptığını hatırlatan Soylu, "Benim görevim, milletin talebiyle, devletin ortaya koymuş olduğu süreçle, benim hükümetimin ortaya koymuş olduğu programı yürütebilme kabiliyetini taşıyabilmektir. Etrafımız ateş çemberi. Biz dünyanın en pahalı coğrafyasında, arazisinde oturuyoruz, bu sürekli devam edecek." diye konuştu.

Bu coğrafyanın enerjiden, modern ipek yoluna kadar Türkiye açısından çok önemli fırsatlar ve riskler taşıdığına dikkati çeken Soylu, şöyle konuştu:

"Avrupa daha düne kadar bizi kendi Ortadoğu sınırını koruyacak bir ülke olarak nitelendirdi. Amerika bizi bir karakol olarak nitelendirdi. Bir şeyi unuttular, sadece karadan insanlar gelmiyor, denizden de gelebileceğini, gemilerle, kayıklarla, filikalarla yüzbinlerce insanın kendi ülkelerini istila edebileceğini, yaptıkları haksızlıklarla bir gün karşı karşıya kalabileceklerini, kendi milli gelirlerine yönelik Afganistan'dan oraya kadar bir süreç oluşturabileceklerini unuttular. Şimdi 'yandım Allah' diye Türkiye'ye yanaşıyorlar. İşimizin kolay olduğunu söylemiyorum. Almanya FETÖ'yü, PKK'yı, DHKP-C'yi besliyor. Bunların hepsinin acısını bizler çekiyoruz. Mağaralarda ele geçirdiğimiz silahların hangi ülke menşeli olduğunu ifade etmek istiyorum, dost, düşman falan yok. Bütün ülkeler, Türkiye'nin yönetilemez bir noktaya gelebilmesi için..."

- "Bir empati kuralım"

Eleşkirt'te bugün 5 teröristin etkisiz hale getirildiğini belirten Soylu, ilk aldığı kurşunla bir askerin şehit olduğunu söyledi. Soylu, "Bu kesin bir kuraldır, bir mağaraya giren ilk kişi şehit olacaktır. Şehit olmama ihtimali çok düşüktür. Bunların hepsi bir film mi, bir senaryo mu?" dedi.

İstibdattan bahsedenler olduğunu hatırlatan Soylu, şöyle devam etti:

"Bir empati kuralım. Ben 6-7 Ekim gününden üç gün önce Güneydoğu'daydım. Birçok arkadaşım, hatta milletvekili arkadaşım beni aradılar. 'Ne görüyorsun?' dediler. 'Garip bir barut kokusu hissediyorum' dedim. Bir patlama olacak, ne olduğunu bilmiyorum. Ama burada insanlar ürkütülmüş, korkutulmuş, insanlar ses çıkaramıyorlar. Burada bir şey var. Bir karine değil, tecrübe. Şimdi bütün bu süreç içerisinde Kandil orada duracak, Diyarbakır'da Kürt kardeşim hürriyeti, özgürlüğü, kendi karar vermesi konusunda irade belirleyecek öyle mi? Ben aklımı peynir ekmekle falan yemedim, kimse şaşırmasın. Bunun hepsini biliyoruz. Geçen hafta gittik Hakurk, Avaşin Basyan, Haftanin kampı öteki tarafta, sınırlarımızın hemen ötesinde duracak, biz sınırlarımızın dışına çıktığımız zaman eleştiri ortaya konacak. Gördük. Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesiyle çıktığımız yer neresi? Cerablus, El-Bab. Biz orada ne yapıyoruz? Bizim orada da jandarmamız, polisimiz, kaymakamımız var. Öyle güçlü geleneklerimiz, medeniyet anlayışımız var ki gittik hiç kimseyi rahatsız etmeden sadece onlara yol göstericiliğin nasıl olduğunu ortaya koyduk."

- "Hesabını bize sorarlar"

Soylu, Güneydoğu'da yaşayan insanların 40 yıldır PKK terörüyle mücadele ettiğini anımsatarak, 13-14 yaşındaki çocukların, kızların dağa çıkarıldığına dikkati çekti. En son ele geçirdikleri dijital belgede binin üzerinde fotoğraf olduğunu anlatan Soylu, "O kızları bir görmenizi isterim. Burada özgürlükten, hürriyetten, işkenceden, her şeyden bahsediyoruz, bunlar bizim ülkemizin kızları. Başka bir ülkenin kızları değil." diye konuştu.

Akıllarını hiçbir yere esaret vermediklerini vurgulayan Soylu, şunları kaydetti:

"Bir iradeyle tartışıyoruz, konuşuyoruz ve gereğini de yerine getiriyoruz. Ama 50-100 yıl sonra bunun hesabını bize sorarlar, biz bugün yapmazsak. Hangi güvenlikçi politikalardan bahsediyorsunuz? Ne güvenlikçi politika yapıyormuşuz biz? Yüksekova'da gezdiğim esnaf, güvenlikçi politikamızdan negatif ne etkileniyor? Üç kere Çukurca'ya gittim. Tam tersi, eğer onların demokratik haklarını, özgürlüklerini teminat altına almazsak, 'hastaneden yararlanamıyoruz, öğretmen gelmedi, hiçbir şey yapmadınız' diyor. Güneydoğu'da şu anda öğretmen eksiğinin olduğu yer yok neredeyse. Peki biz bunu nasıl sağladık? 'Hiçbir sosyal politika ortaya koymadınız' deniliyor. Biz bunu nasıl gerçekleştirebilme şansına sahip olabilirdik?

15 Temmuz'u o Amerika'daki, Pensilvanya'daki alçak, hain mi yaptı zannediyorsunuz? Öyle mi? Eğer öyle zannediyorsak oturmayalım burada. Kandil'e o ülkenin mensupları gidiyorlar, üç gün duruyorlar, beni yanlış anlamayın ama HDP'nin politikaları değişiyor. Ben bunu takip etmekle yükümlüyüm. Ne olduğunu görmüyor muyuz, anlamıyor muyuz? Bu konuda kararlılığımız açık ve nettir."

- "Espri yapılacak mesele mi?"

Milletvekilleri arasında namaz kıldığı için çeşitli sebeplerle mahkemelere çıkarılanlar, etnik kökenlerinden ve anlayışlarından dolayı ötekileştirilenler olduğunu dile getiren Soylu, bu travmaların hepsini ortadan kaldırmaları gerektiğini söyledi.

Silahlı terör örgütleriyle mücadeleye değinen Soylu, "Ben ayda, uzayda yaşamıyorum. Önümdeki bilgileri, gelen hadiseleri görüyorum. Nuriye Gülmen meselesinde bunu defalarca anlatmaya çalıştım. Beni her türlü suçladınız. Üç kere kızımın etrafından DHKP-C'li teröristler alındı. Ama neyimi kaybedersem kaybedeyim, bu örgüt tarihinin en acı tecrübelerini yaşayacak. Ben evden çıkarken, her sabah ya oğlumun ya da kızımın öldürüleceğini düşünerek ve kendimi buna alıştırarak çıkıyorum. Bunu çok net söylüyorum." diye konuştu.

Bu sırada, CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan'ın "Koruması var." demesi üzerine Soylu, "Koruması var, yok hiç önemli değil. Koruması olanları görüyoruz." karşılığını verdi. Arslan'ın, "Çok kuvvetli korumanız." ifadesini kullanması üzerine Soylu, "Yazıklar olsun. Bu espri yapılacak bir mesele mi?" dedi.

Arslan'ın "Espri değil de koruma ordusu var. Yazıklar olacak diye bir şey yok." demesi üzerine Soylu, "Benim gittiğim yere koruma vereyim, siz gidin bakalım. Güneydoğu'nun dağlarına, ilçelerine, beldelerine, insanlarına oradaki arkadaşlar bilirler nasıl gittiğimi, geldiğimi." karşılığını verdi.

Bu sırada bazı AK Partili milletvekilleri de Arslan'a tepki gösterdi.

İçişleri Bakanı Soylu da "Biz kumda oyun oynarken gelmedik. Biz ilkokula giderken, evimiz İstanbul'da üç katlıydı, bodrum katı vardı. Ailemizin siyasetçi olması sebebiyle her akşam 'bodrum katına bomba koydular mı?' diye eve çıkardık. Biz bunların hepsine alışığız. Hiç önemli değil, gelen Allah'tandır." sözlerini sarf etti.

Nuriye Gülmen'in, 2012'de Kütahya'da bir olaydan dolayı cezaevine girdiğini ve daha sonra tahliye edildiğini anlatan Soylu, şunları söyledi:

"DHKP-C'de çok önemli bir şey vardır, hapisten çıktıktan sonra gidip bir özgeçmiş sunmak denilen bir hadise söz konusudur. Şu anda 12 tane davası var, bir tanesi Yargıtay'da. Hani diyorlar ya 'Bunun hiçbir şeyi yok' diye. Aynısı Semih Özakça için geçerli, dört tane davası var. Yine son duruşmalarda tanıklar çıktı, ifadeler verdiler. DHKP-C'nin üst düzey yöneticileri. Ben bir şey yapmaya çalışıyorum, bir şey anlatmaya çalışıyorum. CHP'yi ve birtakım arkadaşlarımızı buradan geri çekmeye çalışıyoruz. Burada bir terör örgütü mensubiyeti var. Bırakın hukuk davasını yürütsün. Biz de bekliyoruz hukuk davasının ne olcağını. Bırakın komisyon kendi kararını versin, ortaya koysun. Eskişehir'de o DHKP-C'nin yöneticilerinden şu anda ifade verenlerin nasıl beraber bomba yaptıklarını, orada eyleme katıldıklarını net bir şekilde anlatıyor. Tarih belli. Burada ifadem şu; biz siyaseti bu ambargodan kurtarmalıyız."

Süleyman Soylu, toplantı ve gösteri yürüyüşleriyle alakalı son 4-5 aydır meşru taleplere izin verdiklerini dile getirdi. CHP'nin yürüyüşlerini hatırlatan Soylu, "Hangi OHAL'den bahsediyoruz? OHAL'i uyguladığımız yer net, açıktır. OHAL'i uyguladığımız yer teröristedir. OHAL'i uyguladığımız yer demokrasiyi istismar eden, onu küçültmeye çalışan marjinal gruplardır." dedi.

- "TBMM için teknik hazırlıklar yapılıyor"

Soylu, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun "TBMM'nin önünde kadınlara müdahale edildi." demesi üzerine, "Burası TBMM. Buranın içerisine girip girmeme hadisesi, demokrasiyle ilgili bir hadise değildir." karşılığını verdi.

"Yarın öbür gün burada bir şey olur da 'TBMM'yi muhafaza edemiyor, bu adam Türkiye'yi nasıl muhafaza edecek, nasıl İçişleri Bakanlığı yapacak' diye en azından kendi ürküntümden ve endişemden dolayı burada 10 defa toplantı yaptık ve bir takım kararlar aldık." diyen Soylu, bu kararların uygulanmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti.

Gelecek günler için birtakım teknik hazırlıklar yapıldığını belirten Soylu, bakanların iki, grubu olan siyasi partilerin genel başkanlarının ise istedikleri kadar araçla TBMM'ye gelebileceklerini söyledi.

İçişleri Bakanı Soylu, "Önümüzde önemli bir süreç var ve bu süreci hep birlikte, fay hatlarımızı tetiklemeye çalışanlara müsaade etmeden, demokratik bir süreçte geliştirebilirsek ve yönetebilirsek biz başarılı oluruz. AK Parti bu demokrasiyi yükseltme ve geliştirme anlayışından hiçbir gün vazgeçmemiştir. Bugün var olmasının sebebi budur. Bugünkü siyasi partiler tesadüfi burada değildir. Millet bir oyun hesabını yapar." diye konuştu.

- "Benim görevim araştırmak"

AK Parti'nin gerek terörle mücadelede gerekse demokrasinin yükseltilmesinde çizgisini net bir şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Soylu, "Bazen zamanın ruhu öyle mecburiyetler ortaya koyar ki onu yapmak durumundasınız. Biz hepsini biliyoruz." dedi.

Bazı milletvekillerinin "Şu adamları polis öldürdü, katletti" ifadelerini kullandığını aktaran Soylu, katletmenin, bilerek bir kişinin öldürülmesi anlamına geldiğini söyledi.

Güneydoğu'da ve Doğu'da ne kadar böyle mesele olduysa ya kendisinin ya AK Parti'den bir kişinin ya da valinin gittiğini belirten Soylu, şunları kaydetti:

"Eksik olmaz mı? Kaza olmaz mı? Teknik bir arızadan dolayı gerçekleşemez mi? Veya kasıt da olabilir. Benim görevim bunu araştırmak. Ben bunu bugüne kadar kendi bakanlığım dönemimde hangi mesele olursa olsun hiçbirini boşa düşürmeden idari ve ondan sonra üzerime düşmüşse adli tahkikata yönlendirme konusunda... Ben adli tahkikat açtırma yetkisine sahip değilim ancak müracaat ederim meseleyi gördükten sonra. Şunu net bir şekilde söylemem lazım; bu kadar büyük terörle mücadele veriyoruz, DHKP-C, PKK, DEAŞ'la, işin uyuşturucu, göç bölümüyle yürümeyen mücadele yok. 15 Temmuz, FETÖ bir ülke için yaşanmaması gereken bir süreçtir. Ama bu yaşandı. İfade etmeliyim ki 23-24 bin civarında emniyet amirimiz vardı, şu anda zannediyorum 8-9 bin civarında. Bu kadar basit. Bütün buna rağmen bu süreçleri yürüyoruz. Aynı şey jandarmamız için geçerli."

- "Demokrasiden, hukukun üstünlüğünden ayrılmayız"

Bütün bunları yaparken hukuka uyduklarının altını çizen Soylu, "Niye işkence yapalım ki? İşkencenin meşruiyeti nerededir? Nasıl yapılabilir işkence? Kim 'işkence yapılabilsin' diye bir şey söyler? Biz sonucu almak isteriz. Konuşur, konuşmaz. İşin başka türlü noktasında hukuken gider, eğer ceza alacaksa hapishaneye girer. Türkiye'de işkenceye sıfır tolerans söz konusudur. Yukarıdan aşağıya bütün herkes, bakanından bekçisine kadar bu noktada hemfikirdir." dedi.

Eksik ve aksaklıkların olabileceğini ifade eden Soylu, Türkiye'nin demokrasiden, hukukun üstünlüğünden ayrılmayacağını söyledi.

(Sürecek)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.