banner613
banner590

28 Haziran 2018

İRAM'dan

ANKARA (AA) - İran Araştırmalar Merkezi (İRAM), "Yeni ABD Yaptırımları Karşısında İran'ın Muhtemel Çıkış Stratejileri" başlıklı panel düzenledi.

İRAM Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen panele, İRAM'ın İç Politika Koordinatörü Dr. Serhan Afacan, Ekonomi Koordinatörü Prof. Dr. Murat Aslan, Dış Politika Koordinatörü İsmail Sarı ve İç Politika Uzmanı Mehmet Koç konuşmacı olarak katıldı.

Panelde ABD'nin nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesinin ardından İran’ı bekleyen riskler ve İran tarafının bu risklere dair ortaya koyduğu önlemler ve ABD'nin atacağı adımlar ele alındı.

- "İran'ı sınırlandıran bir dönem başladı"

İsmail Sarı, İran ile imzalanan nükleer anlaşmanın Tahran yönetiminin nükleer programının yanı sıra İran'ın bölgesel ilişkilerini de etkileyen birçok alanı da kapsadığı için tarihi nitelik taşıdığını belirtti.

ABD Başkanı Barack Obama dönemini "yumuşama dönemi" olarak nitelendiren Sarı, "Bu dönemde İran'ın bölgesel politikalarında hareket serbestisine müsaade edildi ancak Trump'ın gelmesiyle birlikte ABD küresel ve bölgesel politikalarını revize etmeye başladı. Ortadoğu'da İran'ı sınırlandıran bir dönem başladı." diye konuştu.

Sarı, Trump'ın seçilmesiyle birlikte iki ülke arasında soğuk savaş dönemi yaşandığını ifade ederek, "Trump'ın gelmesiyle ABD belirsizlik politikası üzerinden İran'ı türbülansa soktu. Bu belirsizlik dönemi İran'ın anlaşmadan elde edeceği kazanımları sekteye uğrattı. Trump'ın 8 Mayıs'ta anlaşmadan ayrıldığını açıklaması İran'ı türbülanstan krize doğru sürükleyen bir kırılma noktası olarak görülebilir." dedi.

- "ABD, İran'ın nüfuz alanlarını dağıtmak istiyor"

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun İran'a sunduğu talep listesine bakıldığında sadece bu ülkeden istenilenlerin görüldüğünü fakat Washington yönetiminin süreçte nasıl bir yol izleyeceğinin belirsiz olduğunu söyleyen Sarı, "Bu listeden hareket edecek olursak ABD, İran'ın nüfuz alanlarını dağıtmak istiyor. Suriye, Lübnan, Irak ve Yemen'den çekilmesini istiyor. İran'ın, İsrail gibi (ABD) müttefiklerine tehdit unsuru olmasını istemiyor. Nükleer anlaşmanın revize edilerek, Tahran yönetiminin nükleer silaha sahip olma ihtimalini sonsuza kadar engellemek istiyor fakat İran'ın bu talepleri kabul etmesi özellikle düşmanı ön hatlarda durdurmak üzere tasarlanmış kendi güvenlik doktrininin çökmesi anlamına gelecektir." diye konuştu.

Sarı, İran'ın tavrını anlamak için ABD'ye bakılması gerektiğini dile getirerek, "ABD'nin askeri operasyonlardan ziyade ekonomik yaptırımlarla birlikte İran'ın bölgedeki vekillerini hedef alan hibrit tutum sergilemesi öngörülebilir." ifadesini kullandı.

- ABD'nin finansal yaptırımlarının İran'a etkileri

İRAM Ekonomi Koordinatörü Prof. Dr. Aslan ise ABD'nin 1980'den bu yana İran'a yaptırım uyguladığını ancak bu yaptırımlara o dönemde kendisinin de uymadığını, 1985 yılında ABD'nin en çok petrol ithal ettiği ülkenin İran olduğunun ortaya çıktığını hatırlattı.

ABD'nin 2006'ya kadar İran'a uyguladığı yaptırımların istenen başarıyı sağlayamadığını, bu tarihten sonra 4 yıl içinde Birleşmiş Milletler (BM) tarafından nükleer programı nedeniyle İran'a 6 yaptırım kararı çıktığını hatırlatan Aslan, "Bu dönemde alınan kararlar sonrası AB'nin desteği ve bankacılık operasyonlarının da yaptırımlara dahil edilmesiyle 2012'den itibaren İran ekonomisi giderek kötüleşti. Mevcut Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin göreve gelmesiyle imzalanan nükleer anlaşma İran'da tozpembe bir tablo ortaya çıkardı ancak ABD'nin finansal yaptırımlardan geri adım atmaması İran'ın anlaşmadan umduğu kazanımları elde etmesine engel oldu." diye konuştu.

Uygulanan yaptırımların birincil ve ikincil yaptırımlar olarak ikiye ayrıldığını belirten Aslan, ABD vatandaşlarının İran ile ticaretini yasaklayan birincil yaptırımların hiçbir zaman kaldırılmadığını ancak ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesiyle birlikte anlaşma imzalandıktan sonra kaldırılan ve diğer ülkelerin İran ile ticaretini yasaklayan ikincil yaptırımların devreye gireceğini söyledi.

Aslan, ABD'nin İran'la ticaret ve finansal ilişki kuran şirketleri bu ülkeden çıkmaya zorladığını belirterek, "AB ülkelerinin ABD'ye rağmen İran ile ticari ilişkilerini sürdürmesi beklenmiyor. Avrupa ülkelerinin İran ile ticaret hacmi yaklaşık 20 milyar avro ancak Avrupa'nın ABD ile ticaret hacmi 400 milyar avronun üstündedir. Bu nedenle Avrupa ülkelerine bağlı şirketlerin ABD'yi karşısına alarak İran'la ticareti sürdürmesi mümkün görünmüyor." ifadelerini kullandı.

İRAM İç Politika Uzmanı Koç da son günlerde ülkedeki ekonomik kriz nedeniyle ortaya çıkan tepkilerin ve protesto gösterilerinin ülke içinde ve dışında rejimin bekasına yönelik kaygılara neden olduğunu belirtti.

Ülke yönetim sisteminde sorunlar olduğunu ve siyasi çekişmelerin yaşandığını aktaran Koç, "Hükümet aynı zamanda muhalefet konumunda. Kim hesap veriyor, kim hesap soruyor belli değil. Aslında tüm bu tartışmaların bedelini ödeyen halk oluyor." dedi.

- "Hükümetin ekonomideki manevra alanı dar"

Son günlerdeki olayların merkezinde yer alan "Tahran Büyük Çarşısı" esnafının rejime bağlılığıyla bilindiğine dikkati çeken Koç, "Devrim sonrası rejimle entegre olmuş bir yapının son olaylarda rol alması rejim açısından alarm vericidir." ifadelerini kullandı.

Ülkedeki ekonomik krizin ABD'nin yaptırımlarından ziyade ülkedeki siyasi kavgalarla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Mehmet Koç, "İran'da sistem paralel hükümetler ortaya çıkarmış durumda. Devrim Muhafızları Ordusu kendisine bağlı 800'e yakın ekonomik kuruluşa hükmediyor. Doğrudan Hamaney'e bağlı vakıflar da onlarca milyon dolarlık sermayeye sahip. Hükümetin ekonomideki manevra alanı dar." değerlendirmesinde bulundu.

Anahtar Kelimeler:
ABDIranİRAM
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.