banner649

29 Ocak 2018

İSTANBUL (AA) - Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, "Filistin ve Kudüs'ü işgal edenlerin ve dünyayı savaş ve kargaşaya sürükleyenlerin, hukuk, insaf, vicdan, demokrasi, insan hakları gibi değerlerin hiçbirini umursamadığı ve dikkate almadığı artık kesinleşmiştir. Bu noktada yegane çözüm, ümmetin bir araya gelerek zulme ve işgale engel olmasıdır." dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nca Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Konferans Salonu'nda düzenlenen ve dünyanın çeşitli bölgelerinden Müslüman ilim adamlarının katıldığı "Vahyin Kutsadığı Şehir: Kudüs" toplantısının açılışında konuşan Prof. Dr. Erbaş, Kudüs'ün insanlığın en köklü mirasına ve tarihi serüvenine tanıklık eden evrensel bir değeri, dinlerin, dillerin, kültürlerin, medeniyetlerin merkezi olmuş yeryüzünün en kadim şehirlerinden birisi olduğunu söyledi.

Kudüs'ün Hazreti Ömer tarafından Bizans'ın elinden alındıktan sonra şehirdeki herkese mutlak din hürriyeti ve güven içinde yaşayacaklarına dair yazılı eman verilerek barışın şehri yapıldığını dile getiren Erbaş, şöyle konuştu:

"Müslümanlar tarafından idare edilirken emniyetin, sulh ve merhametin en güzel örneklerini, farklı din, dil, ırk ve mezheplerin bir arada uyum içerisinde yaşamasının en nadide tablolarını insanlığa takdim eden Kudüs, ne yazık ki Birinci Dünya Savaşı'nın ardından İslam coğrafyasının işgal edilmesiyle bu ideal vasfını kaybetmeye başlamıştır. Sömürgeleştirilen Filistin topraklarında, tarihi mekanlar tarumar edilerek şehrin kadim değerlerle bağları kopartılmaya çalışılmış, yerli halkın tüm imkanlarına el konulmuş, çeşitli baskı ve uygulamalarla halk, şehri terk etmeye zorlanmıştır.

Bu bilinçli istila politikalarıyla dünyanın değişik ülkelerinden, zaman zaman zorlama ve şantajlarla Yahudiler, Filistin topraklarına taşınmaya başlamıştır. Böylece küçük alanlarda başlayan toprak istilası, her geçen gün Yahudi nüfusun arttığı planlı bir işgale dönüşmüştür. Filistin topraklarının işgaliyle başlayan süreçte Müslümanlar; baskı, zulüm, işkence ve hatta katliama maruz kalmış, her türlü hak ve özgürlükten mahrum bırakılmış, tüm imkanları talan edilerek gasp edilmiştir. Neticede İslam coğrafyasının merkezinde bir avuç azınlık olarak inşa edilen işgalci bir topluluk, başta ABD olmak üzere bir takım güç merkezlerinin de desteği ile uluslararası hukuku, ahlakı, diğer inançların kutsallarını hiçe sayan pervasız ve şımarık tavırlarıyla Orta Doğu'da barış ve huzurun önünde en büyük engel haline gelmiştir."

- "Müslümanlar olarak hep beraber ciddi ve köklü bir muhasebe ve öz eleştiri yapmak zorundayız"

Prof. Dr. Erbaş, Kudüs meselesi ele alındığında aynı zamanda İslam coğrafyasının genel durumu ve temel sorunlarının da konuşulması gerektiğini çünkü Kudüs'ü işgal edenlerin, İslam toplumlarını dağınık ve zayıf gördüklerinden dolayı kendilerinde bu cesareti bulduklarını aktardı.

İslam toplumlarında yaşanan sorunların farklı, girift, birbirini tetikleyen, çok etkenli ve değişken sebepleri olduğunu belirten Erbaş, sorunları anlamak için özellikle son iki asırlık süreçte yaşananların iyi analiz edilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti:

"Birinci Dünya Savaşı'nın ardından ümmet coğrafyasının siyasal, kültürel, ekonomik, askeri açıdan müdahalelere ve istilalara maruz kaldığını hepimiz biliyoruz. Ancak bütün bunların ötesinde özellikle son asır boyunca İslam coğrafyasının inanç dünyasına, medeniyet değerlerine, ümmetin ortak zeminine, vahdet bilincine ve öz güvenine yönelik ciddi müdahalelerin varlığına şahit oluyoruz. Irk ve mezhep eksenli kavgaların, dini kavram ve sloganları kullanarak İslam'ın en mukaddes değer ve kavramlarını istismar eden terör örgütlerinin, vekalet savaşları ve taşeron fitne topluluklarının, küresel müdahalelerle, ırkçı emperyalizmin işgalci ve sömürgeci politikalarıyla olan ilişkisi inkar edilemez. Ancak bu durum, sorunlarımızı tamamen harici unsurlara indirgeyerek, sorumluluklarımızı ve hatalarımızı görmezden gelmeye mazeret olamaz.

Kabul edelim ki, bizim ümmet olarak bu noktada maalesef çok ciddi hatalarımız, zaaf ve ihmallerimiz bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki, işgal ve sömürüden daha kötü olan, sömürülmeye müsait hale gelmektir. Bu itibarla, bugün Müslümanlar olarak hep beraber ciddi ve köklü bir muhasebe ve öz eleştiri yapmak zorundayız. Coğrafyamızın nasıl küresel aktörlerin güç gösterisi alanı haline geldiğini, bu terör örgütlerinin hangi boşluktan yararlanıp ortaya çıktığını, şiddeti ve tefrikayı besleyen unsurları ve ümmeti zayıflatan faktörleri kapsamlı olarak düşünmek zorundayız. Ne yazık ki asıl sebepleri fark edemediğimizde, doğru ve sahih bilgi zeminini kaybettiğimizde, bilgiyi üretmeyi ve geliştirmeyi ihmal ettiğimizde; sağlıklı düşünmeyi, sorunları tespit etmeyi ve çözüm üretme imkanını da kaybediyoruz."

Kudüs'ün geçmişten günümüze her müminin kalbinde özel bir yere sahip olduğunu söyleyen Erbaş, "Bundan dolayıdır ki en samimi sözler Kudüs için söylenmiş, şiirler yazılmış, ağıtlar yakılmıştır. Ancak bugün artık slogan atmak ve ağıt yakmakla yetinmemiz mümkün değildir. Dolayısıyla çözüme dair, somut, kalıcı ve gerçekçi adımlar atmak zorundayız." dedi.

- "FETÖ gibi yapılar yanlış bir din ve peygamber tasavvurunun neticesidir"

İslam ülkelerinin kendi aralarındaki yapay çekişme ve gerginlikleri terk etmek ve sorunlarını hiçbir emperyalist gücü devreye sokmadan bizzat kendilerinin konuşmak zorunda olduklarını vurgulayan Erbaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Zira Müslümanların bir araya gelip, içtenlik ve samimiyetle konuştuklarında çözemeyecekleri hiçbir mesele yoktur. Küresel oluşumların etkili olduğu bir dönemde İslam dünyası; eğitim, aile, gençlik, çevre, gıda ekonomi, teknoloji, gibi konularda ve bütün alanlarda iş birliği ve ortak çalışmalar yapmalıdır. Bugün Müslümanların en büyük sorunu, birbirleriyle gerekli olan dayanışmadan oldukça uzak olmalarıdır. Bunun için ümmetin birlik ve beraberliğine dair çalışmalar yapılmalıdır. Bütün dünya çok iyi biliyor ki İslam coğrafyası, imkanlarını ve potansiyelini birleştirdiğinde fiziki zenginlikler, enerji potansiyeli, genç ve dinamik nüfusu, stratejik konumu gibi açılardan dünyanın en büyük gücünü oluşturacaktır. Güçlü ve müreffeh bir İslam dünyası, aynı zamanda bütün insanlığın huzur ve güvenini de temin edecek; hak, hukuk, adalet, emniyet arayan insanlığın vicdanı ve umudu olacaktır.

Filistin ve Kudüs'ü işgal edenlerin ve dünyayı savaş ve kargaşaya sürükleyenlerin ise hukuk, insaf, vicdan, demokrasi, insan hakları gibi değerlerin hiçbirini umursamadığı ve dikkate almadığı artık kesinleşmiştir. Bu noktada yegane çözüm, ümmetin bir araya gelerek zulme ve işgale engel olmasıdır. Biliyoruz ki, vahdetin önündeki engellerden biri olan ırk ve mezhep kavgaları, bu coğrafyaya başkaları tarafından bırakılmış ölümcül bir virüstür. Bu meyanda, referansını dinden aldığını iddia ederek toplumda bozgunculuk yapan DEAŞ, Boko Haram, FETÖ, Eş-Şebab gibi taşeron yapılar, Sevgili Peygamberimizin tebliğ ettiği üstün ahlak ilkelerinden uzaklaşmanın, yanlış bir din ve peygamber tasavvurunun neticesidir. Bütün bunların farkında olarak etnik kavgalara, dinin mukaddes kavramlarını istismar eden terör örgütlerine destek veren tavır, tutum ve anlayışlarla mücadele etmek zorundayız."

Erbaş, bugün yapılması gerekenin bilgi, hikmet ve tefekkürle yeniden öze dönüp ortak proje ve çalışmalarla beraberliği ve kardeşliği geliştirip güçlendirmek olduğunu bildirdi.

İnsanlığın ortak değerlerini temsil eden Kudüs için tüm insanlığı harekete geçirecek bir eylem ve söylem planı hazırlanması gerektiğine işaret eden Erbaş, "Çünkü Kudüs'ü savunmak bir insanlık borcudur. Zira Kudüs, Müslümanların ve insanlığın önünde bir vicdan, hukuk ve ahlak sınavıdır. Kudüs'ün esaretini meşrulaştıracak her söylem; vicdana, tarih ve kültüre, varoluşa karşı işlenmiş bir insanlık suçudur. Sonuç olarak açıkça ifade etmeliyim ki Kudüs, ilelebet Filistin'in başkentidir ve öyle kalacaktır. Bu vesileyle, her türlü işgal ve zulme rağmen yıllardır Mescid-i Aksa'nın muhafızlığını yapan Filistinli mazlum Müslümanların yanında olduğumuzu ve onlara her türlü desteği sunmaya devam edeceğimizi ifade ediyorum. Ayrıca Müslümanların yoğun bir şekilde Kudüs ve Mescid-i Aksa ziyaretlerinde bulunmalarını, Kudüs'te de fazla görünür olmalarını tavsiye ediyorum." ifadelerini kullandı.

- "Kudüs Müslümanlarındır ve Filistin'in başkentidir"

Filistin Evkaf ve Din İşleri Bakanı Yusuf İd'is Şeyh ise Kudüs'ün tarihinden bahsederek işgal altındaki topraklarda İsrail'in yaptığı zulümlere değindi.

Kudüs konusunda yaptığı çalışmalar dolayısıyla Türkiye'ye teşekkür eden Şeyh, "Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Filistin'le ilgili yaptıkları için teşekkür ediyorum. Türkiye Filistin için uluslararası arenada siyasi olduğu kadar diğer alanlarda da birçok karar aldı. Umreyi Mescid-i Aksa'dan başlatarak inanç turizmine de büyük katkı sağladı. Siyonist İsrail hiçbir Müslüman'ın Mescid-i Aksa'yı ziyaret etmesini istemiyor. Ola ki Müslümanlar vazgeçerse onların Mescid-i Aksa ve Kudüs'ü işgali daha da kolaylaşır. Sizlerden Kudüs'e gitmenizi ve Mescid-i Aksa'da namaz kılmanızı istiyorum. Mescid-i Aksa'ya sahip çıkmak her Müslüman'ın görevidir. Oraya gittiğinizde lütfen İsrail şirketlerini değil Filistinli şirketleri tercih edin. Sadece ekonomik olarak değil, özellikle verdikleri yanlış bilgiler için bunu istiyorum. Kudüs Müslümanlarındır ve Filistin'in başkentidir." şeklinde konuştu.

Azerbaycan Kafkas Müslümanları Dini İdare Başkanı Allahşükür Paşazade de Türkiye'nin amansız terörün hedefinde olduğunu ve terör tehdidine karşı verdiği mücadeleyi desteklediklerini söyledi.

Vatanına, milletine ihanet eden, insan hayatını gasbeden FETÖ mensuplarının Türk Devleti'nin ve halkının karşısında cevabını aldığını belirten Paşazade, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın zengin devlet tecrübesi sayesinde, Türkiye'nin daha büyük başarılara, hayırlara vesile olacak kararlara imza atacağını ifade etti.


banner626
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.