banner640

Bir yargı kararının dayanaklarını gösteren gerekçe, insanın bilme isteğinden kaynaklanmaktadır. Gerekçenin, karar vereni daha dikkatli olmak zorunda bırakması, yargı kararlarının denetlenebilmesi ile kararların taraflar ve kamuoyu tarafından benimsenmesini sağlaması ve hukuk bilimini geliştirmesi gibi kendisini vazgeçilmez kılan yararları bulunmaktadır. Hukuka uygunluk denetiminin yapılabilmesi için, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş ve hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren bir gerekçelendirmenin bulunması zorunludur.

Günümüzde gerekçe, temel bir hak olarak kabul edilmekte ve “gerekçeli karar hakkı” olarak adil yargılanma hakkının temel bir unsurunu oluşturmaktadır. Söz konusu hak, AİHM içtihatlarında AİHS’in 6. maddesi kapsamında korunduğu gibi Türk Anayasası ve kanun metinleri ile yüksek mahkemelerin kararlarında da yer bulmaktadır. Temyiz mahkemeleri olarak görev yapan Yargıtay ve Danıştay da, bazı eksikliklerle birlikte, genel olarak gerekçeli karar hakkına önem vermekte ve bu hakka uygunluğu sağlamaya çalışmaktadırlar. Öte yandan, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun açılması ile yargı kararlarının gerekçelendirilmesi zorunluluğuna, iç hukukumuzda önemli bir yeni korunak daha sağlanmıştır. Nitekim, AYM de, konuya ilişkin olarak AİHM içtihatları ile uyumlu içtihatlar oluşturmaya başlamıştır.

Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanmanın temel unsurlarından biri olup, hukuk devletinin ve hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereğidir. Gerekçe, doyurucu olmalı, kararın neden, nasıl, hangi hukukî gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermelidir. Zira mahkemenin keyfilikten uzak şekilde, hukuka ve kanuna uygun karar verip vermediği ancak gerekçeden anlaşılabilir.

GEREKÇELİ KARAR HAKKININ YASAL DAYANAĞI

Anayasası'nın 141. maddesi “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” hükmünü bulunur.

HMK’nın 27. maddesinde ise dinlenilme hakkı kapsamında, “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi” düzenlenmektedir.

HMK’nın 297/1-c bendine göre; “Tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda gösterilmelidir”. şeklindedir.

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler hükümde bulunacaktır. Öte yandan, HMK 298. maddenin 2. fıkrası, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını, 3. fıkrası ise, hükümde, gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilmesini öngörmektedir.

CMK 34. maddesinin 1. fıkrası, “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.” şeklindedir.

CMK 230. Maddesinde ise, ceza yargılamalarının sonunda verilen hükümlerin gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar düzenlenmiştir. Buna göre, bir mahkumiyet hükmünün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin, delillerin tartışma ve değerlendirmesinin, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin, bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin, ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin ve bunun nitelendirmesinin yer alması gerekmektedir. Ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesinin ve yine aynı Kanunun ilgili maddelerine göre cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesinin, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanakların da gerekçede yer alması gerekmektedir. Beraat hükmünün gerekçesinde, CMK’nın 223. maddesinin 2. Fıkrasında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekmektedir. Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde ise, aynı maddenin 3. ve 4. fıkralarında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığı gösterilecektir. Ayrıca, belirtilenler dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi halinde bunun nedenlerinin gerekçede gösterilmesi gerekmektedir.

CMK’nın 289. maddesinin 1. fıkrasının g bendinde, hükmün 230. Madde gereğince gerekçeyi içermemesi mutlak bozma nedeni olarak düzenlenmiştir.

GEREKÇELİ KARAR NELER İÇERMELİDİR?

Gerekçe; hükümle sebep sonuç ilişkisinin kurulmasını sağlayacak yeterlilikte, açık, anlaşılabilir ve tatmin edici olmalı ve ayrıca hüküm kurulurken neden, nasıl, hangi yasal gerekçeleri ve hangi kanıtların değerlendirildiğini içermelidir. Adil bir yargılanmadan söz edebilmek için, mahkemenin davanın esasına ilişkin olan iddiaları ve bunlara ilişkin delilleri değerlendirmesi ve iddia ve dava edilen hususta bir karar vermesi, verdiği kararın verilmesini haklı gösteren makul gerekçelerini göstermesi zorunludur. Mahkemelerin kararlarını verirken bağımsız ve serbest olsalar dahi kararlarının hangi temellere dayandığını yeterli açıklıkta belirtme yükümlülüğü altında olduklarının altı çizilmelidir.

HMK Gerekçeli Kararının İçeriği;

Hukuk mahkemelerinde yargılama sonunda hükmü veren hakim, toplu mahkemelerde başkan veya başkanın seçmiş olduğu hükme katılan bir hakim tarafından gerekçeli karar yazılır. Hukuk mahkemelerinin vereceği kararının içeriğinde ise şunlar bulunur:

1. Kararı veren mahkeme, hakim ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları,

2. Taraflar ve davaya katılanlara ilişkin TC kimlik numarası ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri,

3. İki tarafa ait iddia ve savunmalara ilişkin özet,

4. İki tarafın anlaştığı ve anlaşmadığı durumlar,

5. Çekişmeli vakıalara ilişkin deliller,

6. Toplanan delillerin değerlendirilmesi,

7. Delillerin reddedilme ya da kabul edilme sebepleri,

8. Mahkeme tarafından sabit görülen vakıalarda çıkarılan sonuçlar,

9. Hukuki sebep,

10. Hüküm sonucu ve hükme ilişkin kanun yolu açıksa kanun yolunun ne olduğu ve süresi,

11. Mahkemenin vermiş olduğu kararın tarihi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/6688 E. 2015/20758 K. Sayılı ilamında "Mahkeme kararlarında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, (delillerin) ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur. Yerel mahkemenin hangi delillerle sonuca ulaştığını değil, dayanılan delillerde yer alan hangi vakıanın kabul edildiğini Yargıtay denetimine elverişli şekilde gerekçeli olarak açıklaması zorunludur." şeklinde gerekçeli kararın unsurlarını açıklamıştır.

CMK Gerekçeli Kararın İçeriği;

Ceza yargılamasında gerekçeli kararın kim tarafından yazılacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak uygulamada davaya bakan hakim tarafından yazılır. Ceza mahkemelerinin vereceği kararının içeriğinde ise şunlar bulunur:

1. Hükmün ‘Türk Milleti Adına’ verildiği,

2. Hükmü veren mahkemenin adı ile mahkeme heyetinin, mağdur, katılan, sanık ve müdafii ve vekillerinin adı,

3. Mahkeme beraat kararı vermemiş ise, suçun nerede işlendiği, işlendiği tarih, tutukluluk durumu ve süresi,

4. Tarafların öne sürdüğü iddia ve savunmalarla ilgili görüşler,

5. Yargılama süresi boyunca elde edilen ispat araçlarının ele alınması,

6. Toplanan delillerden kabul edilmiş ve reddedilmiş olan deliller,

7. Hukuka aykırı elde edilen delillerin ayrıca belirtilmesi,

8. Mahkemenin ulaştığı kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bu fiilin nitelendirilmesi,

9. Türk Ceza Kanunu’na göre cezanın belirlenmesi,

10. Mahkemenin uygulayacağı güvenlik tedbirlerinin belirtilmesi

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, 13.02.2020 tarihli, 2016/1414 E., 2020/101 K. sayılı kararı, hükümde nelerin belirtilmesi gerektiği ve gerekçe hususunda detaylı açıklamalar içermektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, ilgili maddeleri saydıktan sonra hükmün; başlık, sorun, gerekçe ve sonuç bölümlerinden oluşması gerektiğini belirtmiştir. Bu kararda, gerekçe bölümü üzerinde ayrıca durulması gerektiğinden bahsederek şu ifadelere yer vermiştir; “CMK m.230 uyarınca, hükmün gerekçe bölümünde, suç oluşturduğu kabul edilen fiilin gösterilmesi, nitelendirilmesi ve sonuç (hüküm) bölümünde yer alan uygulamaların dayanaklarının gösterilmesi zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya muhtevasına uygun açıklamasıdır. Bu nedenle, gerekçe bölümünde hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgelerin belirtilmesi ve bunun dayanaklarının gösterilmesi, bu dayanakların da geçerli, yeterli ve kanuni olması gerekmektedir. Kanuni, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime imkan sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır”

GEREKÇELİ KARARIN YAZILMASI VE KESİNLEŞME SÜRECİ

Gerekçeli kararın ne zaman yazılacağı davanın hangi mahkemenin görev alanına girdiğine göre değişmektedir. Ceza mahkemelerinde görülen davalarda, hükmün verildiği tarihten itibaren 15 gün içerisinde gerekçeli kararın hazırlanması gerekir. Hukuk mahkemelerinin görev alanına giren davalarda ise gerekçeli kararın hazırlanma süresi bir aydır. İdare ile vergi mahkemelerinde de yine bu süre bir ay olarak belirlenmiştir.

Gerekçeli kararın kesinleşmesi iki şekilde olmaktadır. Birincisi, gerekçeli karara karşı kanunda tanımlanan sürede kanun yoluna başvurulmaması halinde karar kesinleşir. İkincisi ise gerekçeli karara karşı kanun yoluna başvurulması ve istinaf ve temyiz incelemesi yapan  mahkemelerin de hükmü hukuka uygun bularak onaması halinde karar kesinleşir.

GEREKÇELİ KARARLA KISA KARARIN ÇELİŞMESİ

Mahkemede taraflara tefhim edilen kısa kararın daha sonradan yazılacak olan gerekçeli karar ile çelişmemesi gerekir. Ancak böyle bir durum gerçekleşmiş ise bu durumda dikkate alınacak olan tefhim edilen kısa karar olacaktır. Çelişki barındıran gerekçeli karar ise yok hükmünde sayılacaktır. Ceza davalarında ise sanığın lehine veya aleyhine olması fark etmeksizin kısa karar ile gerekçeli karar arasında bir çelişki olması durumunda infaz işlemleri için kısa karar dikkate alınacaktır.

Hukuk mahkemelerindeki yargılamalarda gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki olması halinde, gerekçeli karar yok hükmünde kabul edilmektedir:

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi  2010/8804 E., 2012/16626 K. 10.05.2012 Tarihli ilamında "Kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi 10/4 1992 gün ve 7-4 sayılı kararla Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Kurulu kararı gereği bozma nedenidir. Kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılarak hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir." demiştir.

Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olması halinde, ceza mahkemesi kararlarının infazı kısa karara göre yapılmalıdır:

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2011/2–339 E., 2012/103 K. Sayılı ilamında ise " Gerekçeli karar, duruşma tutanağının devamı niteliğinde bulunup, onun hükümlerine tabidir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 27.03.1995 gün ve 53–82, 09.05.1994 gün ve 119–145 ile 02.03.2004 gün ve 29–63 sayılı kararlarında da bu husus açıkça vurgulanmıştır. Bu konu öğretide de değerlendirilmiş, “hüküm fıkrasının tutanağa geçirilip okunmasından sonra gerekçenin hazırlandığı hallerde, hükmün duruşma tutanağından bağımsız biçimde tekrar yazılması, başlık kısmının yasaya uygun olarak düzenlenmesi ve duruşmada hazır bulunanların adlarına yer verilmesi gerektiği” belirtilmiştir. Bu durum karşısında hükmün esasını oluşturan kararın, duruşmada tefhim edilerek hukuken geçerlilik kazanan kısa karar olduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Duruşmada tefhim olunan kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki, hükmün infazında karışıklığa neden olabilecek bir hukuka aykırılıktır.

Sonuç olarak gerekçeli karar hakkı, adil yargılanma hakkının bir parçası olup yargı kararlarının her türlü şüpheden uzak, açık, net ve anlaşılır olmasını sağlamaktadır. Tüm kararlar somut, hukuki ve fiili gerekçelerle yazılmalıdır. Anayasanın 141 ve CMK’nın 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşı oy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 1412 sayılı Kanunun 308/7 ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır. Ayrıca CMK 230. maddesi uyarınca, hükmün gerekçesinde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, Ceza Kanununda öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkûmiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesi zorunludur.

Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Bu nedenle, gerekçede hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgelerin belirtilmesi ve bunun dayanaklarının gösterilmesi, bu dayanakların da, geçerli, yeterli ve yasal olması gerekmektedir. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmakta olup, bu ilkelere uyulmadan sanığa atılı suçun ne olduğu ve sübut delilleri irdelenmeksizin delil tartışılması içermeyen kararla gerekçesiz olarak yazılı şekilde hükmün kurulması kanuna aykırılık oluşturur. Özellikle son dönemlerde, hem ceza hem hukuk yargılamalarında verilen kararların gerekçelerinin matbu, kanun maddelerinin içeriğine birebir yer verilerek oluşturulması, basma kalıp ifadeler kullanılması gerekçeli karar hakkının tam olarak yargı camiası tarafından özümsenemediğinin göstergesidir. Gerekçesiz veya eksiz gerekçe ile oluşturulan idari ve adli yargı  kararlar neticesinde ortaya çıkan telafisi güç ve imkansız durumlar; kişilerin mülkiyet, yaşam, özgürlük ve güvenlik hakkına en ağır müdahale niteliğinde olduğundan, dosya ile ilgisiz, yetersiz ve soyut gerekçeler ile karar verilmesinden kaçınılmalıdır.

Kaynakça:

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/6688 E. 2015/20758 K. Sayılı ilamı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, 13.02.2020 tarihli, 2016/1414 E., 2020/101 K. sayılı ilamı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 10.05.2012 Tarihli 2010/8804 E., 2012/16626 K. sayılı ilamı

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2011/2–339 E., 2012/103 K. sayılı ilamı

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.