banner530

Ülkemiz tarih boyunca her zaman jeopolitik açıdan önemli bir konumda olmuştur. İpek yolu gibi önemli ticaret yollarının ana güzergahında bulunmuş ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Günümüzde de bu önemini koruyan Türkiye doğunun Avrupa’ya açılan kapısı konumundadır. Özellikle 1. Dünya savaşından bu yana her zaman savaşın ve krizlerin olduğu bir coğrafya ile olan komşuluğu, birçok açıdan Türkiye’yi olumsuz etkilemektedir. Bu olumsuzlukların büyük bir kısmını, ülkeye yasadışı yollardan giren yabancı göçmenler oluşturmaktadır. Son yıllarda Suriye’de yaşanan iç savaşın tahmin edilenden fazla uzaması ve Irak’ın önemli bir kısmının IŞİD tarafından işgal edilmesi, ülkemize olan yoğun bir göç akımını tetiklemiştir. Suriye ve Irak’tan gelen göç akımının yanı sıra İran üzerinden gelen Afgan mülteciler de doğu sınırımızı aşarak ülkemize giriş yapmakta ve Avrupa’ya geçiş için ülkeyi kullanmaktadırlar. Tüm bu yapılan göçmen trafiği bazı kişiler tarafından ticarete dönüştürülmekte ve TCK m.79 kapsamında göçmen kaçakçılığı suçunun oluşmasına zemin hazırlamaktadır.

Göçmen kaçakçılığı suçu, maddi çıkar elde etmek amacıyla yasal olmayan yollardan ülkeye insan sokma veya ülkeden yurtdışına insan çıkmasına imkan sağlanmasıyla oluşur (TCK m.79). Şu seçimlik hareketler ile bu suçun oluşması mümkündür (TCK m.79/1):

1- Bir yabancının yasadışı yollarla ülkeye sokulması,

2- Ülkeye girmiş ve ülkede kalması yasadışı olan bir yabancının ülkede kalmasına imkan sağlanması,

3- Türkiye vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlanması.

TCK m.79’a göre suçun oluşması için yukarıdaki seçimlik hareketlerden birinin yapılması yeterlidir.

Göçmen kaçakçılığı, hareketin şekli yönünden, icrai bir suçtur. Ancak şartları varsa, ihmali hareketle de işlenebilir. Örneğin, pasaportsuz olarak ülkeye girmek isteyen yabancılara, maddi menfaat sağlamak için müdahale etmeyen gümrük görevlisi, ihmal suretiyle göçmen kaçakçılığı suçunu ika etmiş olur. [i]

a. Bir Yabancıyı Yasal Olmayan Yollardan Ülkeye Sokmak (TCK m.79/1-a)

Bu hareket yönünden suçun konusunu sadece yabancılar oluşturmaktadır. Vatandaşların yasadışı yollardan ülkeye sokulması, Pasaport Kanunu’nun uygulanmasını gerektirir. Bu hareketin oluşabilmesi için ülkeye girişin yasal olmayan bir yoldan yapılması gerekmektedir. Ülkeye giriş yasal mevzuata uygun ise bu hareket oluşmaz. 5682 sayılı Pasaport Kanunu uyarınca ülkeye girişin yasal olabilmesi için belli başlı şartların varlığı gerekir. Söz konusu yasal mevzuata göre ülkeye girişin yasal olabilmesi için, ülkeye girişin daha önceden belirlenen kapılardan yapılması (Pasaport Kanunu m.1), pasaport veya pasaport yerine geçen bir belgenin gösterilmesi (Pasaport Kanunu m.2), giriş vizesinin bulunması (Pasaport Kanunu m.5), ülkeye girenin yasaklı kişilerden olmaması (Pasaport Kanunu m.8) gerekir. Sayılan şartlar sağlanmadan, bir yabancının ülkeye sokulması durumunda TCK m.79 kapsamında göçmen kaçakçılığı suçu oluşur.

b. Yabancının Yasal Olmayan Yollardan Ülkede Kalmasına İmkan Sağlamak (TCK m.79/1-a)

imkan sağlamak, “bir işin olmasına elverişli ortamı hazırlamak” şeklinde tanımlanabilir. Fail tarafından, yabancının ülkede kalabilmesi için maddi bir takım olanaklar sunulmuş olmalıdır. Örneğin, barınacak yer temin etmek, mütemadiyen yiyecek ve içecek getirmek, hatta para yardımında bulunmak gibi. Buna karşılık, yabancıların yasadışı olarak ülkede kalmasının teşvik edilmesi, nasihat edilmesi gibi manevi yardımlar bu hareket kapsamında değerlendirilmemelidir.[ii]

c. Türk Vatandaşı Veya Yabancının Yasal Olmayan Yollardan Yurt Dışına Çıkmasına İmkan Sağlamak (TCK m.79/1-b)

Pasaport Kanunu’na göre ülkeden çıkışın yasal olabilmesi için, çıkışın mevzuatça belirlenen çıkış kapılarından yapılması (Pasaport Kanunu m.1/1) ve pasaport bulundurulması (Pasaport Kanunu m.2/1) gerekir. Bu şartlar yerine getirilmeksizin bir kimsenin yurtdışına çıkmasına imkan sağlanması, TCK m.79 kapsamında göçmen kaçakçılığı suçunun oluşmasına sebebiyet vermektedir.

Suçun Manevi Unsuru: Maddi Menfaat Elde Etme Amacı

Göçmen kaçakçılığı suçunun oluşabilmesi için failin kasten ve “doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla” hareket etmesi gerekmektedir.(TCK m.79/1) Buna göre, herhangi bir maddi beklenti içinde olmadan, tamamen insani nedenlerle, ülkeye yasadışı girmiş olan kişileri barındıran kimse bu suçu işlemiş olmaz. Suçun oluşabilmesi için sanığın karşı taraftan maddi bir beklenti içine girmesi gerekmektedir. Uygulamada bu genellikle bir miktar paradır. Sanık bir miktar para karşılığı madde metninde sayılan seçimlik hareketleri yapmakta ve suçun manevi unsurları oluşmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki suçun manevi unsurunun oluşabilmesi için beklenen maddi menfaatin gerçekleşmiş olması gerekmez. Örneğin bir miktar para karşılığında bir grup göçmeni taşımak için harekete geçip yakalanan sanık parasını almamış olsa bile suç oluşmuş sayılır.

Eğer failin amacı, mağdurdan cinsel yönden yararlanmak gibi maddi menfaat dışında bir amaca yönelikse, bu suç oluşmaz.[iii] Nitekim Yargıtay’ın da bu yönde verdiği kararlar mevcuttur. Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/18827 Esas. 2018/13223 Karar. Sayılı kararında karşılıklı rıza ile cinsel ilişkiyi maddi menfaat kapsamında görmemiştir: “Sanığın, kaçak göçmen ile birlikte yaşadığı, onu eş olarak gördüğü yönündeki savunmasının, kaçak göçmen tarafından da doğrulanması karşısında, göçmen kaçakçılığı suçunun manevi unsuru olan “fiilin doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddî bir yarar elde etme maksadının” somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla, “...sanığın kaçak yolla yurda giren göçmenle tanışıp, ona ev tutması, ihtiyaçlarını karşılaması ve bu süre zarfında onunla cinsel ilişkiye girmesi biçiminde gerçekleşen olayda, dolaylı olarak maddi menfaat elde ettiği...” yönündeki yerinde olmayan gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi, kanuna aykırı olduğundan hükmün bozulmasına.”

Sanık veya sanıkların maddi menfaat elde etmek için suçu işlediklerinin tam anlamıyla yapılacak bir araştırma ile ortaya konulması gerekmektedir. Yapılacak yeterli olmayan araştırma ile ezbere hüküm kurulması Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre bozma nedenidir. Maddi menfaat elde edildiğinin somut deliller ile ortaya konulması gerekmektedir.[iv]

Maddi menfaat elde etme saikinin varlığı değerlendirilirken göçmenlerden dolaylı yoldan elde edilen ekonomik faydalar da dikkate alınmalıdır. Örneğin, ülkede barınmasına imkan sağlayan kişiyi, ücretsiz yahut çok düşük ücretle çalıştırmak gibi.[v]

Sigortasız şekilde göçmen çalıştıran ve çalıştırdığı göçmenlere barınma imkanı sağlayan kişiler hakkında da maddi menfaat amacı oluşur. Yargıtay bu konuda maddi menfaatin oluştuğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesi hükmünü onamıştır. (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/15896 E. 2014/2515 K.)

Maddi yarar elde etme saikinin, kişileri “zorla çalıştırmak” veya “vücut organlarının alınmasını sağlamak” ya da “fuhşa sürüklemek” suretiyle gerçekleştirilmeye çalışılması ve bu amaçla yabancıların ülkeye sokulması durumunda göçmen kaçakçılığı suçundan bahsedilmeyecektir. TCK m.80 kapsamında İnsan Ticareti suçu vücut bulacaktır.

Sonuç olarak göçmen kaçakçılığı suçunun oluşabilmesi için kanunun aradığı ilk şart maddi menfaat maksadıyla hareket edilmesidir. Dosya kapsamında yapılan araştırmada, sanığın amacının ne olduğu somut deliller ile saptanmalı ve amacın maddi menfaat dışında başka bir şey olduğu belirlenir ise, suçun manevi unsurunun oluşmaması nedeniyle, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekmektedir.

Suçun Nitelikli Unsuları: Cezayı Arttıran Neden TCK m.79/2

Türk Ceza Kanununun 79’uncu maddesinin 2’nci fıkrasında, göçmen kaçakçılığı suçunun, mağdurların; hayatı bakımından bir tehlike oluşturması ve onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi halinde verilecek cezanın yarısından üçte ikisine kadar arttırılacağı belirtilmiştir.

Uygulamada hemen hemen bütün yargılamalarda karşımıza Türk Ceza Kanununun 79’uncu maddesinin 2’nci fıkrası çıkmaktadır. Genellikle göçmen kaçakçılığı suçunu işleyen kişiler, göçmenlerden daha fazla maddi menfaat elde edebilmek amacıyla, taşıma işi için kullanılan araçlara kapasitelerinden daha fazla göçmen yerleştirebilmektedir. Bu durumda ilk derece mahkemeleri TCK m.79/2 kapsamında ceza artırımı müessesini sıklıkla uygulamakta ve sanıklar hakkında verilen cezaları en az yarısı oranında arttırmaktadır.

Ceza artırımı müessesesinde önümüze çıkan temel soru “hangi durumlarda mağdurların hayati tehlikesinin” oluştuğudur. Genellikle mahkemeler araçta kapasitesinden fazla göçmenin bulundurulmasını hayati tehlikenin varlığı olarak kabul etmekte ve ceza artırımı yoluna başvurmaktadır. Fakat Yargıtay 28.11.2018 tarihli kararında, ilk derece mahkemesinin, sadece teknenin boyutu ve taşınan göçmen sayısını dikkate alarak yaptığı ceza artırımı kararını bozmuştur. Söz konusu karar gerekçesi şöyledir; “1- 8 metre boyutundaki ahşap teknenin arıza yapması nedeniyle göçmenlerin denizde kalması ve yapılan ihbar üzerine göçmenlerin sahil güvenlik tarafından kurtarılması biçiminde gerçekleşen olayda, hayati tehlikenin varlığına dair göçmenler ile kolluk görevlilerinin bir ifadelerinin bulunmaması, 11/08/2015 tarihli olay yeri tespit tutanağında da, hayati bir tehlikenin varlığına dair bir anlatıma yer verilmemiş olması karşısında, teknenin niteliği, göçmen sayısı, göçmenlerin taşınma biçimleri, gidilmesi planlanan mesafe, hava şartları ile teknede can yeleği ve işaret fişeği gibi kurtarmaya yönelik ekipmanların olup olmadığı gibi hususlar kapsamında, sanığın eyleminin göçmenlerin hayatı bakımından bir tehlike oluşturup oluşturmadığı yönünde teknik bilirkişiden rapor istendikten sonra TCK’nın 79/2-a maddesinin uygulanması gerekip gerekmediği yönünde bir tespit yapılması gerekirken, sadece teknenin boyutu ile taşınan göçmen sayısı dikkate alınarak yukarıdaki kriterlere değinilmeden yapılan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle anılan Kanun maddesi uyarınca sanığın cezasında artırım yapılması, hükmün bozulması nedenidir. (Yargıtay 18. Ceza dairesi, 2016/18391 Esas. 2018/16026 Karar.)”

79’uncu maddenin 2’nci fıkrasının uygulanması açısından Yargıtay’ın değerlendirdiği bir diğer unsur da mağdur beyanlarıdır. Soruşturma mercileri önüne getirilen göçmenlerin ifadelerinin alınması ve bu ifadeler neticesinde, hayati bir tehlikeye veya onur kırıcı bir davranışa maruz kalıp kalmadıklarının göçmenlere sorulması gerekmektedir. Bu şekilde tutulan ifade tutanakları dosya kapsamına alınmalı ve dosyada ceza artırımı yoluna gidilecek ise değerlendirilmelidir. Hayati bir tehlikeye veya onur kırıcı bir davranışa uğramadıklarını belirten göçmenlerin ifadelerinin hükme esas alınmaması Yargıtay tarafından bozma nedeni olarak kabul edilebilmektedir.[vi]

Sonuç olarak TCK m.79/2 müessesesinin uygulanabilmesi için, yargılama merciinin aracın niteliği, göçmen sayısı, göçmenlerin taşınma biçimleri, gidilmesi planlanan mesafe, hava şartları ile tekne kullanılıyor ise teknede can yeleği ve işaret fişeği gibi kurtarmaya yönelik ekipmanların olup olmadığı gibi hususlar kapsamında, sanığın eyleminin göçmenlerin hayatı bakımından bir tehlike oluşturup oluşturmadığı yönünde teknik bilirkişiden rapor istemesi ve bu rapor sonucunda ceza artırımı yoluna gidip gitmeyeceği kararını vermesi gerekmektedir. Sadece göçmen sayısı ve aracın kapasitesi dikkate alınarak yapılacak bir ceza artırımı Yargıtay tarafından bozma nedenidir.

---------------------------------

[i] Hakeri, Hakan, “Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Suçları (TCK201/a ve 201/b)”,KHukA, 1Mart 2004, Yıl:7, s.4; Doğan, s.113.

[ii] Artuk-Gökçen-Yenidünya, “Ceza Hukuku Özel Hükümler” Eylül 2014, Basım 14, s.14

[iii] Tezcan-Erdem-Önok, s.89;Turhan, Faruk, “Yeni Türk Ceza Kanunu’nda Uluslararası Suçlar”, www.ceza-bb.adalet.gov.tr/makale/101.doc; Erişim tarihi: 12 Ağustos 2008, s.9; Doğan, s.134,135; Artuç, Göçmen Kaçakçılığı Suçu, s.59.

[iv]Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2015/33489 E. 2016/18030 K. “sanıkların doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla hareket ettiklerinin delillerle somutlaştırılarak ortaya konulamaması karşısında, sanıkların atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve cezalandırmaya yeterli delillerin nelerden ibaret olduğu açıklanmadan yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması, kanuna aykırıdır.

[v] Artuk-Gökçen-Yenidünya, “Ceza Hukuku Özel Hükümler” Eylül 2014, Basım 14, s.19.

[vi] Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2015/25459 E. 2015/3621 K. / Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/17605 E. 2018/15494 K.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Av. Sedat D. 5 gün önce

Üstad çok ele alınmayan bir konuda ve kalıcı bir başvuru kaynağı olacak bir yazı yazmışsınız. Üretmeye devam. Tebrikler.