Bin 770 hakim ve savcının 'ByLock' kullandığı tespit edildi
Erzurum'da bir otelde, Türkiye'nin yanı sıra Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliğince (AB) finanse edilip Avrupa Konseyince yürütülen "Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Sisteminin Desteklenmesi Ortak Projesi" kapsamında değerlendirme toplantısı düzenlendi.

HSYK Birinci Daire Başkanı Koç, toplantıda yaptığı konuşmada, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru kapsamında verilen ihlal kararlarının toplantıda tahlil edileceğini söyledi.

Toplantı ile katılımcıların temel hak ve özgürlükler noktasında farkındalıklarının artırılmasının amaçlandığını ifade eden Koç, şöyle konuştu: "Terör saldırılarının ve onların arkasındaki güçlerin hain emellerine ulaşmasını engellemek amacıyla bağımsızlığımızı ve özgürlüğümüzü koruyarak, varlığımızı sürdürmek zorundayız. Aramızdaki birtakım farklılıklarımıza rağmen ortak paydamızın güzel örneği olan ve milli duruşu ifade eden terörle mücadele sürecinde demokratik hukuk devletini de korumak zorundayız. Toplumsal barışı hedef alan teröre verilecek en önemli cevap hukuk ve demokrasiyle taçlanan birlik ve beraberliğimizle olacaktır."

"Darbenin önlenmesinde yargının çok büyük payı var"

Koç, terör yoluyla kamu düzeninin bozulması sonucu, devlet ile vatandaşlar arasında var olan bağın kopartılmaya çalışıldığını belirterek, kendilerine düşenin, demokratik hukuk devletinin meşruiyetini güçlendirmek olduğunu ifade etti.

Bireysel başvurunun 2010 tarihinde yapılan referandumla ülkenin hukuk sistemine girdiğini anımsatan Koç, konuşmasına şöyle devam etti: "15 Temmuz'da Silahlı Kuvvetler içerisinde yer almış FETÖ yapılanmasına sahip bir grup yapı tarafından kalkışma gerçekleştirildi. Bu kalkışmaya milletimizin ve devletimizin refleksiyle çok şükür izin verilmemiştir. Tabii bunda da bizim yargı camiamızın, yargımızın çok büyük bir payı olmuştur. Yargı camiamız, gecenin ilk saatlerinde Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere bütün illerimizdeki başsavcılarımız, bu kalkışmayı yapanlara karşı çok ivedilikle soruşturmalar başlatmış, gözaltı kararları vermiş ve tutuklama kararları çıkarmıştır. Bu da Türk yargısının artık geldiği noktanın milletin, demokrasi ve hukukun yanı olduğunu da ortaya koymuştur. Biz de devlet olarak bu kalkışmaya ilk refleksi gösteren bir kurum olmanın mutluluğunu hissediyoruz."

Halil Koç, FETÖ'nün darbe girişiminin bir gün sonrası, 16 Temmuz itibarıyla 2 bin 700 civarında FETÖ'ye mensup hakim ve savcının görevden uzaklaştırılması konusunda karar verildiğine dikkati çekerek, uzaklaştırma sayesinde FETÖ mensubu hakim ve savcıların farklı yollara girme çabalarının önüne geçildiğini aktardı.

"4 bin 100 hakim ve savcı hakkında yasal işlem yapıldı"

Daha sonra yapılan çalışmalarla yine FETÖ'ye mensup kişilerle ilgili işlemlere devam edildiğini anlatan Koç, şunları kaydetti: "Yaklaşık 4 bin 100 civarında hakim savcı hakkında işlem yapılmış 3 bin 800 kişinin görevden ihraç kararı kesinleşmiş bulunmaktadır. Bütün teşkilatımızda bu örgütün haberleşme aracı olarak belirlenmiş olan Bylock kullandığı tespit edilen kişilerle ilgili işlem yapılmıştır. Bin 770 civarında yargı camiamızda Bylock kullanıcısı tespit edilmiştir. Şu ana kadar HSYK olarak hepsi hakkında işlem yapılmıştır. Maalesef basında bazen yanlış haberler çıkıyor. Teşkilatımızda Bylock kullanıcısı olup da işlem yapılmayan hiçbir hakim savcı bulunmamaktadır. HSYK bu konuda farkındalığı yüksek bir kurum olarak görevini sürdürmektedir."



Bireysel başvuru hakkı

Anayasa Mahkemesi Üyesi Kadir Özkaya ise Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda öne çıkan sorunlara değindi.
Hukukun önemine işaret eden Özkaya, şu ifadeleri kullandı: "Bireysel başvuru yolu temel hak ve özgürlüklerin daha iyi korunabilmesi amacıyla geliştirilmiş iç hukuk yollarından birisidir. Bilindiği üzere birçok batı demokrasisinde uzun yıllardır başarıyla uygulanan bu yol, 12 Eylül 2010 yılında yapılan referandumla hukuk sistemimize girmiş, 6216 sayılı kanunla da uygulama esasları belirlenmiştir. Bireysel başvuru, temel hak ve özgürlüklerin korunması, evrensel standartlarla yorumlanması ve her yerde aynı titizlikle uygulanması bağlamında önemli bir anayasal denetim mekanizmasıdır. Uygulandığı tüm ülkelerde hak ve özgürlükler standardının yükseltilmesi noktasında da tüm yargı sisteminin dönüşümünde önemli bir işleve sahip olduğunun gözlemlendiği belirtilmektedir."

Özkaya, bu başvuru yolunun birçok batı demokrasisinde uzun yıllardır başarıyla uygulanan ve bu ülkelerde de anayasa mahkemelerinin görev alanına dahil edilmiş bir uygulama olduğunu hatırlattı.

148 bin 64 kişi bireysel başvuruda bulundu

Bu başvuru yolunun Türkiye'de 23 Eylül 2012'den itibaren işlemeye başladığını anımsatan Özkaya, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bireysel başvuru, ilgili yargı yerlerince verilen ve bireysel başvuruya konu edilen kararların her açıdan yeniden değerlendirilmeye tabi tutulmasını sağlayan ve var olduğu ileri sürülen her türlü bireysel mağduriyetin giderilmesine imkan sağlayan bir hak arama yolu değildir. İstatistikler de bu kanıyı doğrulamaktadır. Toplam bireysel başvuru sayısı 148 bin 674, bugüne kadar karara bağlanan yaklaşık 50 bin başvurudan sadece bin 888'inde başvurucuların temel hak ve özgürlüklerinden en az birinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. İhlal kararlarının yüzde 79'u adil yargılanma hakkına, yüzde 4,7'si kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına, yüzde 3'ü mülkiyet hakkına, yüzde 2,1'i yaşam hakkına, yüzde 2,1'i işkence ve kötü muamele yasağına, yüzde 1,9'u ifade özgürlüğüne, yüzde 7,2'si ise diğer hak ve hürriyetlere ilişkindir."

Bu ihlallerin yaklaşık yüzde 55'inde 5-10 yıl, yüzde 19'unda 10-15 yıl, yüzde 16'sında ise 20 yılın üzerinde yargılama sürelerinin söz konusu olduğunu aktaran Özkaya, sonuçlandırılmış başvurularda verilen toplam ihlal kararlarının, sonuçlandırılmış başvurulara oranının yaklaşık yüzde 4'e tekabül ettiğini belirtti.

Özkaya, "Bu yüzde 4'lük ihlalden uzun yargılamaya ilişkin olanları düştüğümüzde, geriye yüzde 1,1 gibi bir ihlal oranı kalmaktadır. Kanaatimce bu sonucun iki yönü bulunmaktadır. Birincisi temel hak ve özgürlüklerin korunması noktasında derece mahkemelerimizin oldukça başarılı oldukları, diğeri de Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemelerinde temyiz incelemesi yapmadığıdır." değerlendirmesinde bulundu.

"Projenin amacı bireysel başvuru sistemini güçlendirmek"

Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı Michael Ingledow da projenin hedefinin yargıyı destekleyip kurumsal kapasiteleri geliştirerek Türkiye'deki bireysel başvuru sistemini güçlendirmek olduğunu bildirdi.

Proje kapsamında, 3 alanda yaşanan zorluklara ve bu zorlukların giderilmesine yönelik önerilere odaklanılacağını anlatan Ingledow, "Bu alanlar Anayasa Mahkemesinin iş yükü, hakim savcı ve avukatların temel insan hakları konusundaki farkındalıkları ve kendi kararlarında, başvurularında bunlardan faydalanmak konusundaki becerileridir. Üçüncü olarak da yüksek mahkemelerin bireysel başvuru sistemine Anayasa Mahkemesinin bakış açısı ve Türkiye'deki yargı kurumları arasında ortak bir içtihadın geliştirilmesidir." ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından Anayasa Mahkemesi Başraportörü Murat Azaklı, bireysel başvuru hakkında bilgilendirme yaptı.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Sözüer'in de bireysel başvuru hakkındaki genel değerlendirmesinin ardından program oturumlarla basına kapalı devam etti.

Programa, Adalet Akademisi Başkanı Yılmaz Akçil, Barolar Birliği Genel Sekreteri Güneş Gürseler, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Mustafa Çetin, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcısı Ünal Bingül, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Vali Yardımcısı Ayhan Terzi, İl Emniyet Müdürü Mehmet Aslan, Anayasa Mahkemesi üyeleri, cumhuriyet başsavcıları, hakimler, savcılar, baro başkanları ve akademisyenler katıldı.

Star
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mersin 3 yıl önce

Sorun bu değil ki..Sorun By lock vb ya da herhangi bir bağlantısı olmayan hakimler hakkında işlem yapılması ihraç edilmesi hatta tutuklanması.Biran önce böyle durumda olan meslektaslarınızın iadesi ve serbest bırakılması bu vebalin telafisi için işlem başlatmanız gerek..